crowd - Türkçe İngilizce Sözlük

crowd

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

crowd — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kalabalık, toplanmak
Okunuş (IPA):
(AmE /kraʊd/ – BrE /kraʊd/)
Terim Türü:
İsim: crowd (crowds); Fiil: crowd (crowds – crowded – crowding)
Bir araya gelmiş insan topluluğunu veya toplanma eylemini tanımlar. Eski İngilizce crūdan (“itmek, sıkıştırmak”) fiilinden gelişmiştir ve modern dilde yoğunluk fikrini güçlü biçimde taşır.
Eş Anlamlılar:
throng, gather
Zıt Anlamlılar:
disperse, solitude

"crowd" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 45 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
crowd i. kalabalık
A crowd of his fans was waiting for him in front of the hotel.
Hayranlarından oluşan bir kalabalık, otelin önünde onu bekliyordu.

More Sentences
Genel
crowd i. sürü
This extremely vague wording would open the asylum door to a whole crowd of new immigrants.
Bu son derece muğlak ifade, sığınma kapısını bir sürü yeni göçmene açacaktır.

More Sentences
crowd i. topluluk
You don't look like one of the crowd, are you new to the team?
Sen topluluktan biri değilsin gibi, takımda yeni misin?

More Sentences
crowd i. kalabalık
A crowd of his fans was waiting for him in front of the hotel.
Hayranlarından oluşan bir kalabalık, otelin önünde onu bekliyordu.

More Sentences
crowd f. bıktırmak
The opponent law firm crowded us with their demands.
Rakip hukuk firması talepleriyle bizi bıktırdı.

More Sentences
crowd f. doluşmak
As soon as the election's result was announced, people started crowding in the squares.
Seçim sonucu açıklanır açıklanmaz insanlar meydanlara doluşmaya başladı.

More Sentences
crowd f. üşüşmek
What she told me crowded my mind for hours!
Bana söyledikleri saatlerce zihnime üşüştü durdu!

More Sentences
crowd f. doldurmak
Shoppers crowded the streets.
Alışverişçiler sokakları doldurdu.

More Sentences
crowd f. sıkıştırmak
The boy in the subway crowded me until I warned him!
Metrodaki oğlan onu ikaz edinceye kadar beni sıkıştırdı!

More Sentences
crowd f. ile dolu olmak
The fields crowd the plains in my homeland.
Benim memleketimde ovalar tarlalar ile doludur.

More Sentences
Psikoloji
crowd i. kalabalık
A crowd of his fans was waiting for him in front of the hotel.
Hayranlarından oluşan bir kalabalık, otelin önünde onu bekliyordu.

More Sentences
Genel
crowd i. alay
crowd i. izdiham
crowd i. insan kalabalığı
crowd i. arkadaş grubu
crowd i. güruh
crowd i. cemaat
crowd i. yığın
crowd i. ayaktakımı
crowd i. çokluk
crowd i. ahali
crowd i. toplaşma
crowd f. birikmek
crowd f. doluşmak (bir yere)
crowd f. toplanmak
crowd f. ısrar etmek
crowd f. kalabalık etmek
crowd f. zorlamak
crowd f. engellemek
crowd f. ezmek
crowd f. basmak
crowd f. itmek
crowd f. harekete zorlamak
crowd f. acele ettirmek
crowd f. arttırmak
crowd f. neredeyse geçmek
crowd f. geçmeye ramak kalmak
crowd f. şansa bel bağlamak
Teknik
crowd i. ekskavatör kepçesinin ileri hareketi
crowd i. itme mekanizması
Denizcilik
crowd f. maksimum hız için yelkenleri fazla doldurmak
crowd f. yelken uçurmak
Beysbol
crowd f. topu atarken plakaya yakın durmak
Müzik
crowd i. yaylı bir tür müzik aleti
crowd i. keltlere özgü eski bir müzik aleti

"crowd" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
crowd consciousness i. kalabalık şuuru
crowd of people i. kitle
the crowd i. halk
the crowd i. çoğunluk
money gathered up from a crowd i. parsa
crowd behaviour i. kalabalık davranışı
great crowd i. mahşer
a large crowd of reporters i. medya ordusu
a seething crowd i. karınca gibi kaynaşan bir kalabalık
useless crowd i. kuru kalabalık
crowd of idle onlookers i. kuru kalabalık
a large crowd of faces i. insan kalabalığı
enthusiastic crowd i. coşkulu kalabalık
angry crowd i. sinirli kalabalık
angry crowd i. öfkeli kalabalık
fan-crowd i. hayran kalabalığı
the breaking up of the crowd i. kalabalığın dağılması
excited crowd i. heyecanlı kalabalık
wisdom of the crowd i. kalabalığın bilgeliği
crowd management i. kalabalık yönetimi
crowd surfing i. sahneden seyircilerin üzerine atlayan şarkıcının izleyicilerin başlarının üstünde birbirlerine iletilerek ilerletilmesi
tremendous/huge crowd i. mahşeri kalabalık
massive crowd i. mahşeri kalabalık
crowd funding i. kitlesel fon
crowd funding i. kitlesel fonlama
crowd puller i. geniş kitlelere hitap eden ürün
crowd-pleaser i. kalabalıkların gözdesi
crowd puller i. kitlelerin ilgisini çeken kimse
crowd-pleaser i. büyük beğeni toplayan şey
crowd control i. insan kalabalıklarını kontrol edip yönlendirme
crowd-pleaser i. herkesin kalbinde yer eden kimse
crowd together f. yığılmak
crowd together f. üşüşmek
hold a crowd back f. kalabalığı zaptetmek
crowd out f. dışarıya itelemek
crowd out f. yer bırakmamak
go with the crowd f. grubun isteğine uymak
crowd together f. birlikte içeriye dolmak
play to the crowd f. tribünlere oynamak
crowd together f. yığışmak
crowd out f. sıkıştırarak çıkarmak
go along with the crowd f. cemaate uymak
fire into the crowd f. kalabalığa ateş etmek
fire into the crowd f. kalabalığa ateş açmak
go with the crowd f. çoğunluğa uymak
crowd into f. -e doluşmak
mingle with the crowd f. kalabalığa karışmak
go with the crowd f. çoğunluğun görüşüne katılmak
mingle freely with the crowd f. halkın arasına karışmak
fight one's way through the crowd f. kalabalığı yararak ilerlemek
crowd to gather f. kalabalık toplanmak
fight one's way through the crowd f. itiş kakış ilerlemek
disperse the crowd f. kalabalığı dağıtmak
join the crowd f. kalabalığa katılmak
follow with the crowd f. çoğunluğun görüşüne katılmak
fight one's way through the crowd f. kalabalıkta zorlukla hareket etmek
break up the crowd f. kalabalığı dağıtmak
blend in with the crowd f. kalabalığın içine karışmak
blend in with the crowd f. kalabalığa karışmak
blend into the crowd f. kalabalığa karışmak
blend into the crowd f. kalabalığın içine karışmak
go into the crowd f. kalabalığa karışmak
get into the crowd f. kalabalığın içine karışmak
dive into the crowd f. kalabalığın içine dalmak
dive into the crowd f. kalabalığın içine karışmak
get into the crowd f. kalabalığa karışmak
go into the crowd f. kalabalığın içine karışmak
dive into the crowd f. kalabalığa dalmak
dive into the crowd f. kalabalığa karışmak
fit in with the crowd f. ortama ayak uydurmak
disband the crowd f. kalabalığı dağıtmak
attract the crowd f. kitleyi cezbetmek
calm down the angry crowd f. öfkeli kalabalığı sakinleştirmek
keep the crowd from gathering f. kalabalığın toplanmasını önlemek
plough into a crowd f. kalabalığın arasına dalmak (araçla)
address the crowd of supporters f. destekçilerden oluşan kalabalığa hitap etmek
crowd together f. kalabalıklar halinde toplaşmak
crowd (in) [obsolete] f. içeri tıkmak
crowd [dialect] [uk] f. dalavere yapmak
crowd [dialect] [uk] f. dolandırmak
crowd [dialect] [uk] f. dolandırmak
crowd [dialect] [uk] f. dalavere yapmak
crowd-pulling s. kalabalığın ilgisini çeken
crowd-pulling s. ilgi çekici
crowd-pleasing s. toplumun ilgisini çeken
crowd-pleasing s. kalabalığı/toplumu memnun eden
crowd-pleasing s. kalabalıkları memnun eden
crowd-pleasing s. kalabalıkları çeken/ilgisini çeken
crowd-sourced s. kitle kaynaklı
far from the madding crowd zf. çılgın kalabalıktan uzakta
far from the crowd zf. kalabalıktan uzak
Öbek Fiiller
crowd around someone f. çevresine doluşmak/uçuşmak/akın etmek
crowd out f. yayınlanmasını engellemek
crowd with (someone or something) f. aşırı derecede doldurmak
crowd with (someone or something) f. ağzına kadar doldurmak
crowd with (someone or something) f. tıka basa doldurmak
crowd something with someone or something f. ağzına kadar doldurmak
crowd something with someone or something f. tıka basa doldurmak
crowd something with someone or something f. aşırı derecede doldurmak
crowd (one) f. (birini) sıkıştırmak
crowd into (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) izdiham yaratmak
crowd out of f. '-den dışarıya itelemek
crowd around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) çevresine doluşmak/üşüşmek/akın etmek
crowd into (something or some place) f. (bir şeye/yere) doluşmak
crowd someone or something in something f. birini/bir şeyi bir şeye ite kaka sokmak
crowd up f. üşüşmek
crowd someone or something together f. birilerini/bir şeyleri sığıştırmak
crowd up f. bir araya yığmak
crowd through f. kalabalığı yararak ilerlemek
crowd through (something) f. (bir şeyden) kalabalıkta zar zor geçmek
crowd through f. izdiham içerisinde zar zor ilerlemek
crowd into some place f. bir yere doluşmak
crowd in some place f. bir yere doluşmak
crowd (someone or something) out of (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) dışarıya itelemek
crowd in some place f. bir yere zar zor sığışmak
crowd in some place f. bir yere doluşmak
crowd in some place f. bir yere tıkışmak
crowd in some place f. bir yere hınca hınç doluşmak
crowd (one) f. (biri) üzerinde baskı oluşturmak
crowd (someone or something) out of (something) f. (birine/bir şeye bir şeyde) yer bırakmamak
crowd into some place f. bir yerde izdiham yaratmak
crowd someone or something in f. birini/bir şeyi bir şeye tıka basa doluşturmak
crowd in (on someone or something) f. (birinin/bir şeyin) başına üşüşmek
crowd someone or something in f. birini/bir şeyi bir yere sığdırmak
crowd (one) f. (birini) kuşatmak
crowd into (something or some place) f. (bir şeye/yere) tıkışmak
crowd someone or something in something f. birini/bir şeyi bir yere sığdırmak
crowd up f. sürü gibi bir araya getirmek
crowd in (on someone or something) f. (birinin/bir şeyin) etrafında kalabalık yapmak/oluşturmak
crowd into (something or some place) f. (bir şeye/yere) sığıştırmak
crowd up f. kalabalık halde toplamak
crowd around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) etrafına/etrafında toplanmak
crowd someone or something into something f. birini/bir şeyi bir şeye sığıştırmak
crowd around f. çevresine doluşmak/üşüşmek/akın etmek
crowd around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) çevresine/çevresinde toplanmak
crowd in f. sığıştırmak
crowd in some place f. bir yere tıkışmak
crowd out of f. -den sıkıştırarak çıkarmak
crowd someone or something into something f. birini/bir şeyi bir şeye tıka basa doluşturmak
crowd into (something or some place) f. (bir şeye/yere) sığdırmak
crowd in some place f. bir yere sığışmak
crowd in some place f. bir yere zar zor sığışmak
crowd (someone or something) out of (something) f. (birini/bir şeyi) itip (bir şeyden) dışarı atmak
crowd (one) f. (birini) rahatsız etmek
crowd someone or something together f. birilerini/bir şeyleri bir araya yığmak
crowd up f. bir araya toplanıp kalabalık yaratmak
crowd someone or something in f. birini/bir şeyi bir şeye sığıştırmak
crowd through f. itiş kakış ilerlemek
crowd into (something or some place) f. (bir şeye/yere) doluşturmak
crowd (one) f. (birine) rahat vermemek