deeming - Türkçe İngilizce Sözlük

deeming

deeming — Definition

Anlamı ve Tanımı:
addetmek, saymak, değerlendirmek
Okunuş (IPA):
(AmE /diːm/ – BrE /diːm/)
Terim Türü:
Fiil: deem (deems – deemed – deeming)
Bir şeyi belirli bir şekilde kabul etmek veya kanaate varmak anlamında kullanılan fiildir; resmî ve ölçülü bir tonu vardır. Eski İngilizcedeki dēman (“hükmetmek, yargılamak”) kökünden gelmektedir; modern kullanımda “deem it necessary” gibi kalıplarla değerlendirme diline resmiyet katar.
Eş Anlamlılar:
consider, regard
Zıt Anlamlılar:
disregard, dismiss

"deeming" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 16 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deem f. görmek
Accordingly, the Commission will take all measures which it deems necessary.
Bu doğrultuda, Komisyon gerekli gördüğü tüm tedbirleri alacaktır.

More Sentences
deem f. düşünmek
It emphasises a number of points deemed crucial at grass roots level.
Taban düzeyinde çok önemli olduğu düşünülen bir dizi noktayı vurgulamaktadır.

More Sentences
deem f. kabul etmek
These operate outside Community waters and are deemed the most advanced in the world.
Bunlar Topluluk suları dışında faaliyet göstermekte ve dünyanın en gelişmişleri olarak kabul edilmektedir.

More Sentences
deem f. saymak
deem f. zannetmek
deem f. addetmek
deem f. inanmak
deem f. dikkate almak
deem f. varsaymak
deem f. kıyas etmek
deem f. tutmak
deem f. farz etmek
deem f. sanmak
deem f. hükmetmek
deem f. bulmak
deem f. değerlendirmek

"deeming" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deem suitable f. uygun görmek
deem suitable f. uygun bulmak
deem proper f. reva görmek
deem necessary f. lüzum görmek
deem likely f. ihtimal vermek
deem (someone/something) worthless f. değersiz görmek
deem someone responsible f. sorumlu tutmak
deem something significant f. önemli saymak
deem something significant f. önemli görmek
deem something significant f. önemli bulmak
deem reasonable f. mantıklı saymak
deem something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
deem void f. hükümsüz addetmek
deem invalid f. hükümsüz addetmek
not deem someone worthy of f. layık görmemek
deem (someone something) suitable of f. layık görmek
deem (someone something) suitable of f. layık bulmak
deem (someone something) worthy of f. layık bulmak
deem necessary f. gerekli saymak
deem necessary f. gerekli addetmek
deem compatible f. uyumlu bulmak
deem compatible f. uyumlu görmek
deem someone worthy of f. layık görmek
if i deem necessary zf. gerekli gördüğüm takdirde
Konuşma Dili
deem that it is nec­essary f. gerekli saymak
deem it to be necessary f. gerekli saymak
Deyim
deem it necessary f. gerekli olduğuna karar vermek
deem it necessary f. gerekli saymak
deem it necessary f. gerekli görmek
Konuşma
if you deem appropriate expr. eğer uygun görürseniz
if you deem appropriate expr. eğer uygun görürsen
Hukuk
as the court may deem just and proper expr. mahkemenin adil ve uygun göreceği üzere