dims - Türkçe İngilizce Sözlük

dims

dims — Definition

Anlamı ve Tanımı:
loş, sönük, aptal (kaba)
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪm/ – BrE /dɪm/)
Terim Türü:
Sıfat: dim; Fiil: dim (dims – dimmed – dimming)
Işığın zayıf olduğu loşluğu veya parlaklığın azlığını niteleyen sözcüktür; argo olarak “pek zeki olmayan” anlamı da taşıyabilir. Kökeni Eski İngilizce dim biçimidir; modern kullanımda dim hem fiziksel ışığı hem de mecazî olarak “dim memory” gibi bulanık/soluk hatırlamayı ifade ederek algı metaforunu genişletir.
Eş Anlamlılar:
faint, dull
Zıt Anlamlılar:
bright, vivid

"dims" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 58 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dim f. karartmak
I dimmed the lights.
Işıkları kararttım.

More Sentences
dim s. sönük
The light is too dim, do you want me to get you another lightbulb?
Işık çok sönük, sana başka bir ampul getirmemi ister misin?

More Sentences
dim s. loş
The rear camera of the P Smart 2019 shows its better side in dim environments.
P Smart 2019'un arka kamerası loş ortamlarda daha iyi tarafını gösteriyor.

More Sentences
dim f. loşlaştırmak
Genel
dim f. azalmak
Hopes for the return of the ships are dimming day by day.
Gemilerin dönüşü için umutlar gün geçtikçe azalıyor.

More Sentences
dim f. sönmek
The light dimmed momentarily.
Işık bir anlığına söndü.

More Sentences
dim f. söndürmek
Dim the lights and wait for our star to start singing.
Işıkları söndürün ve starımızın şarkıya girmesini bekleyin.

More Sentences
dim s. sönük
The light is too dim, do you want me to get you another lightbulb?
Işık çok sönük, sana başka bir ampul getirmemi ister misin?

More Sentences
dim s. loş
The rear camera of the P Smart 2019 shows its better side in dim environments.
P Smart 2019'un arka kamerası loş ortamlarda daha iyi tarafını gösteriyor.

More Sentences
dim s. az gören (göz)
My grandmother has dim eyes, I have to stay and help her!
Büyükannemin gözleri az görüyor, kalıp ona yardım etmeliyim!

More Sentences
dim s. az
That project has a dim chance of success.
Bu projenin başarı şansı çok az.

More Sentences
dim s. belirli belirsiz
I can see the dim outline of the train station in the distance.
Uzakta tren istasyonunun belirli belirsiz hatlarını görebiliyorum.

More Sentences
dim s. aptal
Just like I told you before, he is a dim boy.
Sana daha önce de söylediğim gibi, o aptal bir çocuk.

More Sentences
İngiliz Argosu
dim i. aptal
Just like I told you before, he is a dim boy.
Sana daha önce de söylediğim gibi, o aptal bir çocuk.

More Sentences
Genel
dim i. loşluk
dim f. kararmak
dim f. donuklaştırmak
dim f. sönükleşmek
dim f. loşlaşmak
dim f. bulandırmak
dim f. azaltmak
dim f. bulanmak
dim f. sönükleştirmek
dim f. belirsizleşmek
dim f. selektör yapmak
dim f. gölgelemek
dim s. müphem
dim s. anlayışsız
dim s. belirsiz
dim s. kalın kafalı
dim s. donuk
dim s. bulanık
dim s. soluk
dim s. belli belirsiz
dim s. olumsuz sonucu olan
dim s. belirsiz sonucu olan
dim s. şüpheci davranan
dim s. karamsar
dim s. hevessiz
dim s. gönülsüz
dim N. aptal (kaba)
Konuşma Dili
dim i. akşam
dim i. gece
Teknik
dim s. mat
dim s. parlak olmayan
Bilgisayar
dim s. soluk
dim expr. karart
Aydınlatma
dim i. karanlık
Otomotiv
dim i. park ışığı
dim i. park lambası
dim i. kısa huzmeli far
dim i. kısa far
dim f. kısa huzmeli farları yakmak
Argo
dim s. sıkıcı
dim s. donuk
İngiliz Argosu
dim i. mankafa
dim i. salak
dim s. geri zekalı

"dims" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 112 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dim mak i. ölüm dokunuşu
dim-out i. savaş zamanında kenti hava saldırılarına karşı korumak için geceleri ışıkların kısıtlı kullanılması
dim-out i. geceleri ışıkların kısıtlı kullanılması sonucu oluşan loşluk
dim-out i. karartma
make dim f. loşlaştırmak
make dim f. donuklaştırmak
become dim f. donuklamak
dim out f. karartmak
dim down f. kararmak
dim down f. sönmek
dim down f. loşlaşmak
dim witted s. beyinsiz
anti dim s. ışığı önleyen
anti dim s. ışığı kesen
dim-witted s. alık
dim-witted s. ahmak
dim-witted s. salak
dim-witted s. beyinsiz
dim-lit s. loş ışıklı
dim-sighted s. çok az gören
dim-sighted s. görüşü çok az olan
dim-wittedly zf. aptalca
in the dim light zf. loş ışıkta
Öbek Fiiller
dim out f. sönmek
dim out f. loşlaşmak
go dim f. loşlaşmak
dim out f. kararmak
go dim f. kararmak
go dim f. sönmek
dim up f. ışığı artırmak
dim something up f. aydınlatmak
dim up f. ışıkları çoğaltmak
dim something up f. ışığı artırmak
dim something up f. kısık olan ışıkları açmak
dim up f. kısık olan ışıkları açmak
dim up f. aydınlatmak
dim something up f. ışıkları çoğaltmak
dim something down f. loşlaştırmak
dim something down f. ışıkları kısmak
dim out f. karartma uygulayarak gizlemek
dim out f. ışıkları söndürerek karartmak
Konuşma Dili
dim-wit i. salak
dim-wit i. budala
dim-wit i. alık
dim-wit i. aptal
dim bulb i. geri zekalı
dim bulb i. horoz/kaz kafalı
dim bulb i. ahmak
dim bulb i. aklı kıt
dim bulb i. horoz/yarım akıllı
dim bulb i. gerzek
dim bulb i. kuş beyinli
dim bulb i. salak
dim bulb i. aptal
a dim memory i. silik bir anı
a dim memory i. belli belirsiz bir anı
dim-sighted s. anlayışsız
Deyim
the dim and distant past [brit] i. fi tarihi
the dim and distant past [brit] i. çok eski zaman
the dim and distant past [brit] i. nuh zamanı
the (dim and) distant past i. nuh zamanı
the (dim and) distant past i. fi tarihi
the (dim and) distant past i. çok eski zaman
the (dim and) distant past i. uzak geçmiş
take a dim view of f. doğru bulmamak
take a dim view of f. olumsuz bakmak
take a dim view of f. soğuk bakmak (bir şeyi yapmaya vb)
take a dim view f. iyi gözle bakmamak
take a dim view (of someone or something) f. (birini/bir şeyi) onaylamamak
take a dim view (of someone or something) f. (birini/bir şeyi) tasvip etmemek
take a dim view (of someone or something) f. (birine/bir şeye) olumsuz bakmak
take a dim view (of someone or something) f. (birinden/bir şeyden) hoşlanmamak
take a dim view (of someone or something) f. (birini/bir şeyi) uygun bulmamak/görmemek
take a dim view (of someone or something) f. (birini/bir şeyi) beğenmemek
take a dim view (of someone or something) f. (birini/bir şeyi) doğru bulmamak
take a dim view (of someone or something) f. (birine/bir şeye) iyi gözle bakmamak
Teknik
auto dim i. otomatik görüntü karartma
auto dim interval i. karartma için bekleme süresi
auto dim i. otomatik karartmalı
anti dim i. camlan buhara karşı koruyan sıvı
auto-dim interval i. otomatik karartma arası
dim letters i. hatalı dekor kesme
Bilgisayar
auto-dim i. otomatik karartma
auto-dim i. otomatik görüntü karartma
auto-dim interval i. karartma için bekleme süresi
auto-dim interval i. otomatik karartma aralığı
don't dim expr. karartma
don't dim after expr. sonrasında donuklaştırma
Bilişim
auto-dim i. özdevimli görüntü karartma
auto-dim interval i. karartma için bekleme süresi
Telekom
dim control i. ışık ayarı
dim-and-burst i. kısma ve patlama
Otomotiv
dim light i. küçük far
Medikal
inability to see clearly in dim light i. tavuk karası
inability to see clearly in dim light i. gece körlüğü
Mutfak
dim sum i. çin mantısı
Fizik
dim matter i. düşük parlaklığı nedeniyle doğrudan gözlemlenmesi zor olan varsayımsal madde
Coğrafya
simmer dim [scotland] i. orkney ve shetland takımadalarında yaz ortasında görülüp gece boyu devam eden alacakaranlık
Argo
dim bulb i. akıl yoksunu tip
dim bulb i. ruhsuz tip
dim bulb i. anlamaz tip
dim bulb i. kalın kafa
dim bulb i. mankafa
dim bulb i. zekasız
dim bulb i. renksiz tip
dim bulb i. akılsız tip
dim bulb i. aklı kıt tip
dim bulb i. beyinsiz tip
dim bulb i. sönük tip
dim bulb i. kalın kafalı
dim bulb i. sıkıcı tip
Star Wars
dim-u monastery i. dim-u manastırı