kritik - Türkçe İngilizce Sözlük

kritik

"kritik" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kritik critical s.
The unemployment rate has dropped, but the situation is still critical.
İşsizlik oranı düştü, ancak durum hala kritik.

More Sentences
Genel
kritik crucial s.
The crucial factors must be safety and limiting noise levels, not competitiveness.
Kritik faktörler rekabetçilik değil, güvenlik ve gürültü seviyelerinin sınırlandırılması olmalıdır.

More Sentences
kritik critical s.
The unemployment rate has dropped, but the situation is still critical.
İşsizlik oranı düştü, ancak durum hala kritik.

More Sentences
kritik fatal s.
He tried opening the software but encountered a fatal error.
Yazılımı açmayı denedi ama kritik bir hatayla karşılaştı.

More Sentences
Teknik
kritik critical s.
The unemployment rate has dropped, but the situation is still critical.
İşsizlik oranı düştü, ancak durum hala kritik.

More Sentences
Bilgisayar
kritik critical s.
The unemployment rate has dropped, but the situation is still critical.
İşsizlik oranı düştü, ancak durum hala kritik.

More Sentences
Genel
kritik critic i.
kritik tight i.
kritik climacteric i.
kritik review i.
kritik criticism i.
kritik write-up i.
kritik reviewal i.
kritik critique s.
kritik acute s.
kritik high s.
kritik climacteric s.
kritik climacterical s.
kritik crossover s.
kritik scarifying s.
kritik pressing s.
kritik pivotal s.
kritik fateful s.
Konuşma Dili
kritik crunch s.
Jeoloji
kritik crytic s.
Eski Kullanım
kritik decretory s.

"kritik" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kritik olmayan uncritical s.
Genel
kritik an moment of truth i.
metinsel kritik textual criticism i.
kritik olma durumu criticality i.
kritik an crux i.
kritik çalışmalar critical studies i.
kritik zaman crunch time i.
kritik olma durumu supercriticality i.
kritik yol analizi critical path analysis i.
kritik sistem kıstasları critical system criteria i.
tarih ve kritik history and criticism i.
kritik olay tekniği critical incident technique i.
kritik alan critical area i.
kritik teknolojiler listesi critical technologies list i.
kritik dönem climacteric i.
kritik durum baskısı critical incident stress i.
kritik teori critical theory i.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture i.
kritik nokta peril point i.
kritik nokta crucial point i.
kritik ve yorum criticism and interpretation i.
kritik gözden geçirme critical review i.
kritik önem critical importance i.
kritik ivme critical acceleration i.
dramda kritik dönüm noktası peripeteia i.
kritik alt deney critical sub-test i.
kritik çevre critical environment i.
kritik durum emergency i.
kritik yaklaşım critical approach i.
kritik görev critical mission i.
kritik görev mission critical i.
kritik görev hizmetleri mission critical services i.
kritik karar executive decision i.
kritik karar critical decision i.
kritik yol critical path i.
kritik kaza critical accident i.
kritik evre critical stage i.
kritik dönem critical period i.
kritik evre critical period i.
kritik evre sensitive period i.
kritik bir toplantı a critical meeting i.
kritik dönemeç critical juncture i.
en kritik nokta the most critical point i.
kritik ihtiyaç critical need i.
kritik an nick i.
kritik dönem tide i.
kritik görev critical task i.
kritik görev crucial task i.
kritik nokta knife edge i.
kritik an bit [scotland] i.
kritik an crossroads i.
kritik nokta juncture i.
kritik nokta crossroads i.
kritik an juncture i.
kritik vuruş whack i.
kritik faktör bottom line i.
(görevde) zorlu, sıkıntılı veya kritik evre hump i.
(sanatçı, kritik veya akademisyenler arasında) karşılıklı övgü logrolling i.
kritik öneme sahip olma overbearingness i.
kritik nokta conjunct i.
gergin ve kritik durum clutch i.
kritik nokta pinch i.
istenmeyen sonuçların yaşanabileceği kritik nokta cliff i.
kritik dönem climacter [obsolete] i.
kritik hata feet of clay i.
kritik an corner i.
kritik zaman pudding time i.
kritik durum crunch i.
zıt elementler arasında biriken kritik basınç noktası crunch i.
kişinin kendi çıkarı için sömürebileceği hassas ve kritik mesele pressure point i.
hiçbir manipülasyona uğramadan kritik ve finansal başarıya ulaşmış film, dizi veya şarkı bona fide hit i.
kritik noktayı atlatmak turn the corner f.
kritik seviyeye ulaşmak reach a critical threshold f.
kritik etmek make critical f.
kritik etmek make something critical f.
kritik etmek criticize f.
kritik seviyenin altında seyretmek be below the critical level f.
kritik seviyenin altına düşmek fall below the critical level f.
kritik bir rol oynamak play a crucial role f.
kritik bir rol oynamak play a critical role f.
kritik etmek criticise f.
kritik yapmak criticize f.
kritik yapmak evaluate (film) f.
kritik bir noktaya getirmek culminate f.
kritik öneme sahip of the essence s.
kritik olmayan noncritical s.
kritik öneme sahip critical s.
kritik standart veya prosedürlere ters düşen noncritical s.
aşırı kritik ultracritical s.
kritik durumda olan money s.
kritik durum içeren money s.
kritik durumda güvenilir olan money s.
durumu kritik olan dangerous [dialect] s.
kritik öneme sahip overbearing s.
kritik olmayan doglike s.
kritik olmayan incurious s.
kritik sıcaklığın üzerinde olan supercritical s.
(sıcaklık) kritik sıcaklığı geçen supercritical s.
kritik noktada in the air zf.
kritik biçimde crucially zf.
İfadeler
kritik bir anda in a critical moment expr.
olay/işler kritik bir hale geldiğinde when the band begins to play expr.
durum kritik bir hal aldığında when the balloon goes up expr.
kritik an geldiğinde/gelmeden before the balloon goes up expr.
durum kritik bir hal aldığında/almadan before the balloon goes up expr.
kritik an geldiğinde when the balloon goes up expr.
Konuşma Dili
kritik bitiş noktası wire i.
kritik noktaya gelmek come to the boil f.
kritik bir noktada in the firing line expr.
kritik zaman/an it's crunch time expr.
Deyim
kritik an the moment of truth i.
kritik hamle demolition job [brit] i.
kritik hamle a demolition job [brit] i.
kritik zaman nut-cutting time i.
kritik an high noon i.
kritik eşik a tipping point i.
kritik eşik the tipping point i.
kritik nokta boiling point i.
kritik konu/sorun/mesele the burning question i.
kritik nokta heart of the matter i.
kritik nokta crux of the matter i.
kritik nokta fork in the road i.
kritik durumda olma two strikes against i.
kritik noktayı atlatmak turn the corner f.
kritik bir noktaya gelmek/erişmek come to a boil f.
kritik bir noktaya getirmek bring to a head f.
kritik noktaya gelmek reach (a) boiling point f.
kritik zamanlarda when the chips are down expr.
kritik safhayı atlatmış out of the woods expr.
olay/işler kritik bir hale gelmeden önce before the balloon goes up expr.
kritik bir noktada at a crossroads expr.
kritik bir noktada at the crossroads expr.
daha da kritik olan more to the point expr.
Ticaret/Ekonomi
kritik kitle critical mass i.
kritik nokta analizi profit volume analysis i.
kritik durum değerlendirmesi critical incident evaluation i.
tehlikeli analiz ve kritik kontrol noktaları hazard analysis & critical control points i.
kritik işçi yaşam sigortası key-employee life insurance i.
kritik bölge critical region i.
kritik değer critical value i.
kritik oran critical ratio i.
kritik saha critical area i.
tarafsız kritik bölge unbiassed critical region i.
kritik nokta breakeven point i.
kritik kusur critical flaw i.
Siyasal
kritik faaliyet critical activity i.
Kurum/Kuruluş
tehlike analizi ve kritik kontrol noktası hazard analysis and critical control point i.
Turizm
kritik yoğunluk kavramı critical mass concept i.
Teknik
kritik bölge critical range i.
kritik boşluk oranı critical void ratio i.