| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | steal f. | aşırmak | ||
|
The rival company stole our new concept before we released it. Rakip şirket yeni konseptimizi biz piyasaya sürmeden önce aşırmıştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | steal f. | hırsızlık yapmak | ||
|
They caught him stealing. Onu hırsızlık yaparken yakaladılar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | steal f. | çalmak | ||
|
John stole the ball and scored a goal. John topu çaldı ve bir gol attı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | steal i. | çalma | ||
|
You have no grounds for accusing Jill of stealing the stock certificates. Jill'i hisse senetlerini çalmakla suçlayacak hiçbir dayanağın yok. More Sentences |
||||
| Genel | steal i. | kelepir | ||
|
This is a real steal. Bu gerçek bir kelepir. More Sentences |
||||
| Genel | steal i. | hırsızlık | ||
|
It's a steal. Bu bir hırsızlık. More Sentences |
||||
| Genel | steal f. | çaktırmadan yapmak | ||
|
She stole out of the school without being noticed. Çaktırmadan okuldan kaçtı. More Sentences |
||||
| Genel | steal f. | yürütmek | ||
|
Someone stole my umbrella. Birisi şemsiyemi yürütmüş. More Sentences |
||||
| Genel | steal f. | hırsızlık yapmak | ||
|
They caught him stealing. Onu hırsızlık yaparken yakaladılar. More Sentences |
||||
| Genel | steal f. | çalmak | ||
|
John stole the ball and scored a goal. John topu çaldı ve bir gol attı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | steal f. | hırsızlık yapmak | ||
|
They caught him stealing. Onu hırsızlık yaparken yakaladılar. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | steal f. | çalmak | ||
|
John stole the ball and scored a goal. John topu çaldı ve bir gol attı. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | steal f. | kapmak | ||
|
The player stole the base at the 30th minute of the game. Oyuncu oyunun 30. dakikasında kaleyi kaptı. More Sentences |
||||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | steal i. | top çalma | ||
|
The team doesn't have any steals in the second half. Takımın ikinci yarıda hiç top çalması yok. More Sentences |
||||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | steal i. | kale kapma | ||
|
He made a video with the clips of the best double steals. En iyi çifte kale kapma kliplerinden oluşan bir video hazırladı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | steal i. | konuşma dili | ||
| Genel | steal i. | çalıntı eşya | ||
| Genel | steal i. | hileli siyasi kampanya | ||
| Genel | steal i. | aldatıcı politik hamle | ||
| Genel | steal f. | gizlice koymak | ||
| Genel | steal f. | iyi etmek | ||
| Genel | steal f. | kaparozlamak | ||
| Genel | steal f. | süzülmek | ||
| Genel | steal f. | hırsızlık etmek | ||
| Genel | steal f. | kaçırmak | ||
| Genel | steal f. | kaldırmak | ||
| Genel | steal f. | uğrulamak | ||
| Genel | steal f. | zula etmek | ||
| Genel | steal f. | çarpmak | ||
| Genel | steal f. | hırsızlama yapmak | ||
| Genel | steal f. | tırtıklamak | ||
| Genel | steal f. | para veya eşya çalmak | ||
| Genel | steal f. | gizlice veya dikkati çekmeden yapmak | ||
| Genel | steal f. | kaçmak | ||
| Genel | steal f. | öpüvermek | ||
| Genel | steal f. | sıvışmak | ||
| Genel | steal f. | (kaşla göz arasında) öpücük çalmak | ||
| Genel | steal f. | gizlice ayrılmak | ||
| Genel | steal f. | çaktırmadan çıkıp gitmek | ||
| Genel | steal f. | intihal yapmak | ||
| Genel | steal f. | (fikir) aşırmak | ||
| Genel | steal f. | eser hırsızlığı yapmak | ||
| Genel | steal f. | eser hırsızlığı yapmak | ||
| Genel | steal f. | (birinin) zamanını çalmak | ||
| Genel | steal f. | ayartmak | ||
| Genel | steal f. | aklını çelmek | ||
| Genel | steal f. | kandırmak | ||
| Genel | steal f. | afırmak | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | steal f. | stole - stolen | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | steal f. | hacılamak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | steal i. | veri tabanı uygulamalarının kalıcı hafızaya kaydedilmesine imkan veren sistem politikası | ||
| Spor | ||||
| Spor | steal i. | (körling) çekiç atış hakkı olmaksızın sayı kazanma | ||
| Spor | steal f. | (kale koşucusu) atış yapmadan bir diğer kaleye geçmek | ||
| Spor | steal f. | (kale koşucusu) çalma koşusu yapmak | ||
| Spor | steal f. | (kale koşucusu) atış yapmadan kale kapmak | ||
| Spor | steal f. | (krikette) fırsatçılık yaparak sayı almak | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | steal i. | rakipten top çalma | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | steal i. | top kaparak kaleye doğru ilerleme hareketi | ||
| Beysbol | steal i. | kale kapma hamlesi | ||
| Beysbol | steal f. | (rakibin işaretini) zamanında yakalayıp doğru yorumlamak | ||
| Beysbol | steal f. | kale kapmak | ||
| Kuşbilim | ||||
| Kuşbilim | steal f. | (tavuk) uygun olmayan yere yuva yapmak | ||
| Kuşbilim | steal f. | (tavuk) başka tavuğun yuvasını çalmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | steal f. | cebellezi etmek | ||
| Argo | steal f. | dızlamak | ||