try - Türkçe İngilizce Sözlük

try

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

try — Definition

Anlamı ve Tanımı:
denemek, çabalamak
Okunuş (IPA):
(AmE /traɪ/ – BrE /traɪ/)
Terim Türü:
Fiil: try (tries – tried – trying)
Bir şeyi başarma amacıyla girişimde bulunma. Eski Fransızca trier kökünden evrilmiştir. Öğrenme ve problem çözme süreçlerinde deneyim kapısını açar.
Eş Anlamlılar:
attempt, endeavor
Zıt Anlamlılar:
abandon, desist

"try" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 49 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
try i. deneme
This French cheese is well worth a try.
Bu Fransız peynirini denemeye değer.

More Sentences
try f. denemek
The alarms went off as he tried the main door.
Ana kapıyı deneyince alarmlar çalmaya başladı.

More Sentences
Genel
try i. kalkışma
Tom didn't even try to kiss Mary.
Tom, Mary'yi öpmeye bile kalkışmadı.

More Sentences
try i. (ragbide) geçiş
In rugby, a try is equal to 4 points.
Ragbide bir geçiş 4 puana eşittir.

More Sentences
try f. gayret etmek
We have tried to work on the basis of consensus with all political groups in producing this report.
Bu raporu hazırlarken tüm siyasi gruplarla uzlaşı temelinde çalışmaya gayret ettik.

More Sentences
try f. teşebbüs etmek
As far as I know, Tom has never tried to commit suicide.
Bildiğim kadarıyla, Tom intihara teşebbüs etmedi.

More Sentences
try f. yeltenmek
Tom never tried doing that again.
Tom bunu yapmaya bir daha asla yeltenmedi.

More Sentences
try f. kalkışmak
He tried to stab me in the back.
Beni sırtımdan bıçaklamaya kalkıştı.

More Sentences
try f. tecrübe etmek
John and Emma decided to try rural life for some time.
John ve Emma bir süreliğine kırsal yaşamı tecrübe etmeye karar verdiler.

More Sentences
try f. yapmaya çalışmak
The Commission has tried to give me explanations during the debate, but they are not convincing.
Komisyon tartışma sırasında bana açıklamalar yapmaya çalıştı, ancak bunlar ikna edici değil.

More Sentences
try f. yargılamak
She was tried for robbing a local store.
Yerel bir mağazayı soymaktan yargılanmıştı.

More Sentences
try f. deney yapmak
Let's try a small experiment.
Küçük bir deney yapalım.

More Sentences
try f. sınamak
Don't try the patience of God!
Tanrı'nın sabrını sınama!

More Sentences
try f. yoklamak
We can try the school; she must be there.
Okulu bir yoklayabiliriz, oradadır herhalde.

More Sentences
try f. çalışmak
He tried to control the car but crashed into the tree.
Araca hakim olmaya çalıştıysa da, ağaca çarptı.

More Sentences
try f. kalkmak
And put these weapons away before someone tries to use one on me.
Ve biri üzerimde kullanmaya kalkmadan önce şu silahları da kaldır.

More Sentences
try f. deneme yapmak
We had three tries and failed each time.
Üç deneme yaptık ve her seferinde kaybettik.

More Sentences
try f. uğraşmak
Legislators cannot keep up with this technology even if they try to.
Yasa koyucular ne kadar uğraşsalar da bu teknolojiye ayak uyduramazlar.

More Sentences
try f. çabalamak
I know all the Presidents try desperately to stop it.
Bütün Başkanların bunu durdurmak için umutsuzca çabaladığını biliyorum.

More Sentences
try f. denemek
The alarms went off as he tried the main door.
Ana kapıyı deneyince alarmlar çalmaya başladı.

More Sentences
Hukuk
try f. yargılamak
She was tried for robbing a local store.
Yerel bir mağazayı soymaktan yargılanmıştı.

More Sentences
Teknik
try f. denemek
The alarms went off as he tried the main door.
Ana kapıyı deneyince alarmlar çalmaya başladı.

More Sentences
try f. uğraşmak
Legislators cannot keep up with this technology even if they try to.
Yasa koyucular ne kadar uğraşsalar da bu teknolojiye ayak uyduramazlar.

More Sentences
Genel
try i. çalışma
try i. çaba
try i. uğraşma
try i. girişim
try f. sabır vb taşırmak
try f. araştırmak
try f. tatmak
try f. eritmek
try f. yormak
try f. girişmek
try f. deneyimlemek
try f. -e soyunmak
try f. (bir işe) soyunmak
try f. dava görmek
try f. (kapı, pencere) kilitli olup olmadığına bakmak için açmayı denemek
try f. tahrik etmek
try f. kur yapmak
Ticaret/Ekonomi
try i. çalışma
Hukuk
try f. muhakeme etmek
try f. yargı yoluyla incelemede bulunmak
Teknik
try f. yağ eritmek
try f. arıtmak
Spor
try i. (ragbide) topu rakibin kale çizgisine geçirme
Futbol
try i. amerikan futbolunda gol attıktan sonra tekrar gol atmaya çalışma
Kısaltma
try i. (uluslararası sistemde) türk lirası
Eski Kullanım
try f. test veya düello yoluyla hakikati belirlemek

"try" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
try-on i. prova
try-out i. deneme
try-on i. blöf
try-out i. sınama
try and miter square i. marangoz gönyesi
try [obsolete] i. tetkik
try [obsolete] i. test
try [obsolete] i. deney
try one's luck f. şansını denemek
try hard f. gayret etmek
try persuade f. bağlama çekmek
try out f. düzeltmek
try to explain f. açıklamaya çalışmak
have a try f. denemek
try for f. elde etmeye çalışmak
try hard f. çok çalışmak
try one's fortune f. şansını denemek
try to get used to f. alışmaya çalışmak
try to find f. aramaya çalışmak
try hard f. özenmek
try harder f. çırpınıp durmak
try on f. üzerinde denemek
try and pick up birds f. kız tavlamak
try hard f. gayret sarf etmek
try hard f. uğraşmak
try to find f. aramak
try and pick up f. tavlamak
try hard f. didinmek
try every cunning way f. allem etmek kullem etmek
try to get f. elde etmeye çalışmak
try someone's patience f. birinin sabrını tüketmek
try something on f. prova etmek
try out f. tasfiye etmek
try to explain away a matter f. ağız yapmak
try one's hand at f. bir şeyi yapmayı denemek
try on f. giyip denemek
try hard f. asılmak
try out f. denemek
try to become familiar f. alışmaya çalışmak
try to become familiar with f. alışmaya çalışmak
give it a try f. denemek
try one's wings f. öğrendiklerini denemek
try hard remembering something f. zihnini kurcalamak
try to make (something) clear f. açıklamaya çalışmak
try to take one's attention on f. dikkatini çekmeye çalışmak
try to find a solution f. çare bulmaya çalışmak
try to draw one's attention f. dikkatini çekmeye çalışmak
try out f. deneme yapmak
try to find an answer f. çare bulmaya çalışmak
try to find a remedy f. çare bulmaya çalışmak
try to pull one's attention f. dikkatini çekmeye çalışmak
try out f. deneyden geçirmek
try to reach an agreement f. anlaşmaya çalışmak
try to get along with (someone) f. anlaşmaya çalışmak
try to remember f. hatırlamaya çalışmak
try to overcome f. atlatmaya çalışmak
try to recover f. atlatmaya çalışmak
try to make ends meet f. geçim derdine düşmek
try to succeed f. başarmaya çalışmak
try to find a solution f. çıkar yol aramak
try to find a solution f. yol aramak
try to alter f. değiştirmeye çalışmak
try to change f. değiştirmeye çalışmak
try to destroy the secular order f. laik düzeni yıkmaya çalışmak
try one's patience f. sabrını zorlamak
try one's patience f. sabrını denemek
try one's patience f. sabrını taşırmak
try one's patience f. sabrının sınırlarını zorlamak
try a shoe f. ayakkabı denemek
try one's hand at f. -e el atmak
try one's hand at f. -i denemek
try on f. elbise denemek
try on f. ayakkabı denemek
try on f. (giysi) prova etmek
try for f. elde etmek
try on f. denemek
have a try f. bir kere denemek
try to reach f. ulaşmaya çalışmak
try one's hand f. denemek
try one's hand f. şansını denemek
try to survive f. hayatta kalmaya çalışmak
try to sleep f. uyumaya çalışmak
try to reach each other f. birbirine ulaşmaya çalışmak
try to reach each other f. birbirlerine ulaşmaya çalışmak
try to tell f. anlatmaya çalışmak
try on clothes f. kıyafet denemek
try on clothes f. giysi denemek
try hard to forget f. unutmak için mücadele vermek
try hard to forget f. unutmak için çaba harcamak
try one's best f. elinden geleni yapmak
try to understand f. anlamaya çalışmak
try so hard f. çok uğraşmak
try to speak f. konuşmaya çalışmak
try something new f. yeni bir şeyler denemek
try to stay calm f. sükunetini korumaya çalışmak
try to stay calm f. sakin kalmaya çalışmak
try to control one’s life f. birinin hayatını kontrol altına almaya çalışmak
try to make some money f. biraz para kazanmaya çalışmak
try to poison someone f. birini zehirlemeye çalışmak
try something for the first time f. bir şeyi ilk kez denemek
try to be funny f. komik olmaya çalışmak
try much f. çok denemek
try to solve a problem f. bir sorunu çözmeye çalışmak
try to solve a problem f. bir problemi çözmeye çalışmak
try something on for size f. (üzerine olup olmadığını görmek için) giysi denemek
try something f. bir şeyi denemek
try to do something f. bir şeyler yapmaya çalışmak
try to think of ways to f. ...manın yollarını aramak
try to sell f. satmaya çalışmak
try to sell f. (hikaye vb) yutturmaya çalışmak
try hard f. çalışıp çabalamak
try to sound f. gibi görünmeye çalışmak
try to get a deal on something f. ucuza kapatmaya çalışmak
try to find f. bulmaya çalışmak
have (someone) try (something) f. denetmek
try to convince f. ikna etmeye çalışmak
try to persuade f. ikna etmeye çalışmak
try to find out f. bulmaya/anlamaya çalışmak
try to abduct someone f. birini kaçırmaya çalışmak
try a case f. davayı görmek
try to adapt f. adapte olmaya çalışmak
try it on f. üstünde denemek
try it on f. üzerinde denemek
try to commit suicide f. intihara teşebbüs etmek
try to work a few things out f. birkaç şeyi halletmeye çalışmak
try conclusions f. deney yapmak
try conclusions f. deneme yapmak
try [obsolete] f. arındırmak
try [obsolete] f. rafine etmek
try the cuisine f. mutfağı denemek
worth a try s. denemeye değer
free to try s. denemesi bedava
Öbek Fiiller
try someone back again f. telefonda yeniden geri aramak
try something on with someone f. yeni bir şey ile ilgili birinin görüşlerine başvurmak
try out for f. (spor/müzik vb) seçmelere katılmak
try on f. kalkışmak
try on f. teşebbüs etmek
try on [uk] f. birini zekasıyla alt etmek için (bir şeyi) kullanmak
try on [uk] f. (birine bir şeyi) dayatmaya çalışmak
try out [us] f. (spor takımı, müsabaka için) seçmelere katılmak
try back f. tekrar denemek
try something out on someone f. birinin bir şey hakkındaki görüşünü/geribildirimini almak
try something out on someone f. bir şeyi birinin üstünde denemek
try something out on someone f. birinin bir şey karşısındaki tepkisini görmek/ölçmek
try (something) out on (one) f. (bir şeyi birinin) üstünde denemek
try something out on someone f. bir şeyi birinin üstünde test etmek
try (something) out on (one) f. (birinin) bir şey hakkındaki görüşünü/geribildirimini almak
try (something) out on (one) f. (bir şeyi birinin) üstünde test etmek
try out on f. üstünde denemek
try out on f. karşısındaki tepkisini görmek/ölçmek