tough - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

tough

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"tough" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
tough s. zorlu
tough s. zor
tough s. çetin
General
tough i. kabadayı
tough i. suç batağı
tough i. külhanbeyi
tough s. güçlü
tough s. sert (kösele vb)
tough s. sağlam
tough s. abanoz gibi
tough s. dirençli
tough s. kuvvetli
tough s. bıçkın
tough s. sert
tough s. kart
tough s. müsamaha etmeyen
tough s. ödün vermeyen
tough s. tok
tough s. dayanıklı
tough s. katı
tough s. demir gibi
tough s. direşken
tough s. zor
tough s. haşin
tough s. saldırgan (kimse)
tough s. belalı
tough s. güç
tough s. kart (et)
tough s. adadiyoz
tough s. canı pek
tough zf. pişkince
Slang
tough şehir eşkıyası
tough maganda
Technical
tough tok (metal)
tough uzayabilir
tough sert
tough güçlü

"tough" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 154 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
become tough f. sertleşmek
General
ask a tough question f. zor bir soru sormak
ask a tough question f. zor bir sual sormak
become tough f. kartlaşmak
get tough with the class f. (öğrencilere/sınıfa karşı) sert olmak
get tough with the class f. (öğrencilere/sınıfa) sert davranmak
go through difficulties/tough times/hardship f. zorlukları atlatmak
go through difficulties/tough times/hardship f. badire atlatmak
make tough f. sertleştirmek
play the tough f. kabadayılık taslamak
play the tough guy f. sert çocuğu oynamak
rock as tough on a spring f. yaylanmak
take a tough stance f. taviz vermemek
take a tough stance f. dik durmak
tough decision i. zor karar
tough guy i. kabadayı
tough guy i. taş fırın erkeği
tough job i. zor iş
tough life i. zor hayat
tough luck i. kötü talih
tough luck i. kör talih
tough negotiator i. sert müzakereci
tough person i. zor insan
tough question i. zor soru
tough question i. zor/karmaşık mesele
tough row to hoe i. çetin ceviz
tough situation i. zor durum
tough stalk i. dayanıklı sap
tough times i. zor zamanlar
as tough as s. kadar sert
as tough as a leather s. kayış gibi
as tough as nails s. çok güçlü ve kararlı (kimse)
get-tough s. sert
get-tough s. saldırgan
tough as nails s. çok güçlü (kimse)
tough minded s. inatçı
tough-looking s. sert görünümlü
tough-minded s. duygusuz
Proverb
when the going gets tough, the tough get going işler zorlaştığında güçlü olan sıyrılır geçer
Colloquial
a tough age zor bir yaş
a tough cookie çetin ceviz
a tough nut to crack zorlu rakip
today was a tough day bugün zor bir gündü
tough grader notu kıt hoca
tough grader sıfırcı hoca
tough grader notu kıt öğretmen
Idioms
a hard/tough nut çetin ceviz
a hard/tough nut to crack çetin ceviz
a hard/tough row to hoe zor/güç durum
a hard/tough row to hoe üstesinden gelinmesi zor durum
a tough cookie güçlü ve mücadeleci kimse
a tough nut to crack çetin ceviz
a tough row to hoe üstesinden gelinmesi zor durum
act tough on someone birisine sert davranmak
as tough as an old boot kayış gibi (et)
as tough as an old boot çok güçlü
as tough as an old boot çok sert
as tough as nails taş yürekli
as tough as old boots (kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert
as tough as old shoe leather çok sert
as tough as old shoe leather çok güçlü
as tough as old shoe leather kayış gibi (et)
as tough as shoe leather (kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert
be a tough act to follow elde edilmesi/tekrarlanması zor bir başarı elde etmek
be as tough as nails sapasağlam olmak
be as tough as nails çok güçlü olmak
be as tough as old boots sapasağlam olmak
be as tough as old boots çok güçlü olmak
be in a tough spot zor durumda olmak
be tough on someone birisine sert davranmak
get tough on someone birisine sert davranmak
get tough with someone birine sert davranmak
get tough with someone birilerine karşı sert olmak
hang tough (bir şeyden) taviz vermemek
hang tough bir adım geri atmamak
hang tough on something bir konuda inatçı olmak
hang tough on something dediğim dedik demek
hang tough on something dediğinde ısrarcı olmak
have a tough time of it zor bir dönem yaşamak/geçirmek
in a tough bind güç/zor durumda
in a tough spot zor durumda
in a tough spot darda
play tough şakası olmamak
play tough şaka yapmamak
play tough sert oynamak
talk tough sert konuşmak
tough break talihsizlik
tough break şansız olay
tough break şanssızlık
tough call zor karar
tough cheddar! layığını bulmuş!
tough cheddar! oh olsun!
tough cheddar! müstahaktır!
tough cheese! oh olsun!
tough cheese! layığını bulmuş!
tough cheese! müstahaktır!
tough cookie çetin ceviz
tough cookie zor insan
tough cookie zor biri
tough cookie inatçı ve kararlı kimse
tough crowd zor kalabalık
tough crowd memnun edilmesi güç olan kitle
tough customer zor müşteri
tough going ilerlemesi güç/zor
tough it out dişini sıkmak
tough it out zorluklara göğüs germek
tough it out göğüs germek
tough love (bir şeyi) kalbi parçalanarak/bağrına taş basarak (onun iyiliği için yapma)
tough nut to crack çetin ceviz
tough row to hoe zor görev
tough row to hoe çetin ceviz
tough sledding zorlu bir dönem
tough sledding zorlu bir süreç
tough sledding zor bir dönem
tough sledding zor zamanlar
tough sledding zor günler
Speaking
if the going gets tough işler zorlaşırsa
if the going gets tough işler zorlaşınca
that's a tough one bu zor işte
that's tough pek yazık
that's tough geçmiş olsun
things have been tough işler zorlaştı
when the going gets tough işler güçleşince
when the going gets tough işler zorlaştığında
when the going gets tough işler zorlaşınca
when things get tough işler zorlaşınca
Slang
tough cookies şansına küs
tough guy sert çocuk
tough luck şansına küs
tough shit şansına küs
tough shit bu kadar da olmaz
tough titties şansına küs
tough titty şansına küs
Trade/Economic
tough competition yoğun rekabet
tough competition aşırı rekabet
tough competition environment aşırı rekabet ortamı
tough customer zor müşteri
tough customer zorlu müşteri
Law
tough-on-crime suça müsamaha göstermeyen
Technical
electrolytic tough pitch copper elektrolitik tok bakır
tough alloy tok alaşım
tough alumina katışıklı parça alumina
tough metal tok metal
tough pitch copper çekintisiz tok bakır
tough pitch copper tok oturmuş bakır
tough pivoting applications yatağı zorlayan dönüş uygulamaları
tough steel tok çelik
Psychology
tough-minded sert akıllı
Food Engineering
tough meat sert et
Geography
fault tough horst
Sport
tough training sıkı bir antrenman
British Slang
tough nut çetin ceviz
tough shit! şansa bak!
tough titty! şansa bak!