drain - Türkisch Englisch Wörterbuch

drain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

drain — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /dreɪn/ – BrE /dreɪn/)
Wortart:
İsim: drain (drains); Fiil: drain (drains – drained – draining)
Synonyme:
empty, deplete
Antonyme:
fill, replenish

Bedeutungen von dem Begriff "drain" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 115 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
drain n. pis su borusu
drain v. suyunu boşaltmak
drain v. tahliye etmek
drain v. suyunu çekmek
drain v. akıtmak
General
drain n. yük
Has this drain on the EU’s funds come to an end?
AB fonları üzerindeki bu yük sona erdi mi?

More Sentences
drain n. kanalizasyon
Last month the Quaestors told us that the reason for this smell then was that an animal had died in one of the drains.
Geçen ay Quaestors bize bu kokunun nedeninin kanalizasyonlardan birinde bir hayvanın ölmesi olduğunu söyledi.

More Sentences
drain n. kanal
Tom knew how to properly dispose of motor oil and never dumped it down the storm drain.
Tom motor yağının nasıl düzgün bir şekilde atılacağını biliyordu ve asla yağmur suyu kanalına dökmezdi.

More Sentences
drain n. oluk
He's on the roof cleaning the drains.
Çatıya çıkmış olukları temizliyor.

More Sentences
drain n. gider
I hate it when hair clogs the drain.
Kılların gideri tıkamasından nefret ediyorum.

More Sentences
drain n. mazgal
We saved a kitten that had been stuck in the drain outside.
Dışarıdaki mazgalda sıkışan bir kedi yavrusunu kurtardık.

More Sentences
drain n. lavabo gideri
I hate when people leave hair in the drain.
İnsanların lavabo giderinde saç bırakmasına ayar oluyorum.

More Sentences
drain v. tüketmek
The long flight to Korea completely drained me.
Uzun süren Kore uçuşu beni tamamen tüketti.

More Sentences
drain v. akmak
The oil drains out of the oil pan at the very bottom of your engine.
Yağ, motorunuzun en altındaki yağ karterinden dışarı akar.

More Sentences
drain v. kurutmak
And in the south of Iraq, he has drained the historic Iraqi marshlands.
O, Irak'ın güneyinde ise tarihi Irak bataklıklarını kuruttu.

More Sentences
drain v. boşaltmak
Several techniques are used to drain the blood beneath the nail.
Tırnağın altındaki kanı boşaltmak için çeşitli teknikler kullanılır.

More Sentences
drain v. (suyu) boşaltmak
She drained and cleaned the tub before leaving.
Ayrılmadan önce küveti boşaltarak temizledi.

More Sentences
drain v. eritmek
Studying medicine drained all my savings.
Tıp fakültesinde okumak tüm birikimlerimi eritti.

More Sentences
Automotive
drain v. boşaltmak
Several techniques are used to drain the blood beneath the nail.
Tırnağın altındaki kanı boşaltmak için çeşitli teknikler kullanılır.

More Sentences
Gastronomy
drain n. gider
I hate it when hair clogs the drain.
Kılların gideri tıkamasından nefret ediyorum.

More Sentences
General
drain n. suyunu çekme
drain n. boru
drain n. atık
drain n. pissu borusu
drain n. akıtaç
drain n. keriz
drain n. mecra
drain n. dışa akma
drain n. masraf
drain n. dren
drain n. lağım
drain n. hendek
drain n. su yolu
drain n. pis su borusu
drain n. suyunu akıtma
drain n. dışa boşalma
drain n. akıt
drain n. boşaltma
drain n. akaç
drain n. tahliye etme
drain n. suyolu
drain n. akak
drain n. boşuna zaman ve para harcatan şey
drain v. drene etmek
drain v. tefcir etmek
drain v. pansuman yapmak
drain v. dikmek
drain v. akıtmak
drain v. bitirmek
drain v. drenaj yapmak
drain v. suyunu çekmek
drain v. süzülmek
drain v. süzmek
drain v. yarayı temizlemek
drain v. akaçlamak
drain v. yarasını temizlemek
drain v. kurumak
drain v. güçten düşürmek
drain v. güçsüzleştirmek
drain v. zaafa uğratmak
drain v. bataklığı kurutmak
drain v. güçsüzleşmek
drain v. güçsüzleştirmek
drain v. içip bitirmek
drain v. kurumak
drain v. suyunu tamamen çekmek
drain v. suyu süzülmek
drain v. tükenmek
drain v. (lağım veya hendekle) suyu akıtmak
drain v. (bir şeyi) kademeli olarak ortadan kaldırmak
drain v. (bir şeyin) neslini aşama aşama tüketmek
drain v. (içeceği) son damlasına kadar içmek
drain v. (bardaktaki içeceği) içip bitirmek
drain v. (gölü, bataklığı) tamamen kurutmak
drain N. tahliye kanalı
Technical
drain n. atık su borusu
drain n. boşaltma borusu
drain n. boşaltma
drain n. pissu borusu
drain n. pis su borusu
drain n. sıvı tahliyesi
drain n. tahliye etme
drain v. filtre etmek (motor)
drain v. suyunu boşaltmak
drain v. tahliye etmek
drain v. yavaş yavaş boşaltmak
drain v. yavaş yavaş egzoz etmek (sıvı)
drain v. sıvı boşaltmak
Computer
drain n. akaç
drain expr. boşalt
Electric
drain n. (alan etkili transistörde) çıkış terminali
Automotive
drain n. boşaltma borusu
drain n. boşalım
drain n. deşarj
Aeronautic
drain n. ark
drain v. sıvıyı boşaltmak
Marine
drain v. suyu atmak
Medical
drain n. sıvı veya iltihabı kolay akıtmak için yerleştirilen alet
drain v. yaradan iltihabı çekmek
Food Engineering
drain v. akıtmak
drain v. süzmek
drain v. sızmak
Gastronomy
drain n. içki
drain v. suyunu akıtmak
drain v. süzgeçten geçirmek
Agriculture
drain n. ark
drain n. dren
Tobacco
drain n. tahrik makarası
Sport
drain v. (golf topunu) deliğe sokmak
drain v. (basketbol topunu) potaya sokmak
drain v. (tilt oyununda top) alttaki açıklıktan düşüp gitmek
Basketball
drain v. orta mesafeli şutu gömmek
Ottoman Turkish
drain n. mecra
Slang
drain n. işeme
drain n. küçük abdest

Bedeutungen, die der Begriff "drain" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
drain pipe n. akaç
drain on the purse n. masraf
drain cock n. boşaltma musluğu
gully drain n. oluk
drain pipe n. boşaltma borusu
drain pipe n. pis su borusu
pipe drain n. künk
drain valve n. boşaltma musluğu
a drain on the resources n. bütçeye yük olan şey
gully drain n. suyolu
storm drain n. rögar
drain water n. atık su
drain elbow n. tahliye dirseği
gully drain n. çukur
storm drain n. yağmur ana mecrası
brain drain n. beyin göçü
gully drain n. kanalizasyon
gully drain n. su yolu
drain opener n. lavabo aç
drain cleaner n. lavabo aç
drain cleaner n. lavabo açacağı
drain opener n. lavabo açacağı
drain hose n. su boşaltma hortumu
time drain n. zaman alan (faaliyet)
time drain n. zaman kaybı
drain opener n. lavabo açıcı
kitchen drain n. mutfak gideri
drain pipe n. gider borusu
drain cover n. kanalizasyon kapağı
drain away v. akıtmak
drain off v. akıtmak
drain away v. boşaltmak
pour down the drain v. çarçur etmek
drain off v. akmak
drain down v. boşaltmak
drain off v. boşalmak
go down the drain v. boşa gitmek
drain away v. akmak
drain out v. kulağı akmak
go down the drain v. ziyan olmak
drain out v. suyunu boşaltmak (kayık vb'nin)
drain off v. boşaltmak
drain away v. boşalmak
drain away v. tükenmek
drain somebody v. birini tüketmek
efforts to go down the drain v. emekleri boşa gitmek
drain the pasta v. makarna süzmek
drain the pasta v. makarnayı süzmek
laugh like a drain v. kahkahalarla gülmek
drain the reservoir v. rezervuarın suyunu çekmek
drain the reservoir v. rezervuarı boşaltmak
drain someone's energy v. birinin enerjisini düşürmek
drain swamp v. bataklık kurutmak
brain-drain v. beyin göçü yapmak
brain-drain v. beyin göçü çekmek
the drain is blocked expr. su gideri tıkanmış
Phrasals
drain out v. akarak boşalmak
drain from something v. bir şeyden akmak
drain someone or something of something v. birinin bir şeyini sömürmek/akıtmak (motivasyon, enerji)
drain something of something v. bir şeyi boşaltmak
drain something of something v. bir şeyin içini boşaltmak
drain someone or something of something v. birinin bir şeyini çekmek/almak/boşaltmak
drain something of something v. bir şeyin içindekini dökerek onu boşaltmak
drain someone or something of something v. birinin/bir şeyin bir şeyini tüketmek
drain from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) tahliye etmek
drain from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) dışarı akıtmak
drain from v. -den akmak
drain (something) out of (something) v. (bir şeyi bir şeyden) tahliye etmek
drain from (something) v. (bir şeyden) akmak
drain something off something v. bir şeyden bir şeyi boşaltmak
drain (something) off to (do something) v. (bir şey yapmak) için (bir şeyi) boşaltmak
drain from (something) v. (bir şeyden) akıp gitmek
drain from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) boşaltmak
drain (something) out of (something) v. (bir şeyi bir şeyden) akıtmak
drain (something) out of (something) v. (bir şeyi bir şeyden) boşaltmak
drain something off something v. bir şeyden bir şeyi dışarı akıtmak
drain something from someone or something v. birinden/bir şeyden bir şeyi boşaltmak
drain of v. -in bir şeyini tüketmek
drain out of v. -den dışarı akıtmak
drain something away v. bir şeyi dışarı akıtmak
drain (something) off to (do something) v. (bir şey yapmak) için (bir şeyi) akıtmak
drain of v. -i boşaltmak
drain out of v. -den boşaltmak
drain something off something v. bir şeyden bir şeyi tahliye etmek
drain of v. -in içini boşaltmak
drain something away v. bir şeyi tahliye etmek
drain something from someone or something v. birinden/bir şeyden bir şeyi tahliye etmek
drain out of v. -den tahliye etmek
drain of v. -in içindekini dökerek onu boşaltmak
drain (something) off to (do something) v. (bir şey yapmak) için (bir şeyi) tahliye etmek
drain of v. -i çekmek/almak/boşaltmak
drain something away v. bir şeyi boşaltmak
drain something from someone or something v. birinden/bir şeyden bir şeyi akıtmak
drain of v. -i sömürmek/akıtmak (motivasyon, enerji)
Phrases
drain the cup v. son damlasına kadar içmek
Proverb
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
Colloquial
a brain drain n. beyin göçü
Idioms
brain drain n. beyin göçü
the brain drain n. beyin göçü
a brain drain n. beyin göçü
brain-drain n. beyin göçü
money down the drain n. sokağa atılmış para
money down the drain n. fuzuli harcanmış para
money down the drain n. boşa harcanmış para
money down the drain n. boşa gitmiş para
money down the drain n. çarçur edilmiş para
money down the drain n. ziyan olmuş para
money down the drain n. heba olmuş para
go down the drain v. güme gitmek
go down the drain v. heba olmak
laugh like a drain v. kahkahalarla gülmek
pour money down the drain rathole v. parayı sokağa atmak
throw money down the drain v. parasını sokağa atmak
pour money down the drain v. parasını sokağa atmak
pour down the drain v. dibine darı ekmek
laugh like a drain v. makaraları koyuvermek
go down the drain v. başarısızlığa uğramak
go down the drain v. boşa gitmek
pour money down the drain v. parayı heba etmek/boşa harcamak
circle the drain v. kaçınılmaz sona adım adım yaklaşmak
circle the drain v. adım adım tükenmek
be circling (the drain) v. hayatının sonuna yaklaşmak
be circling (the drain) v. ölmek üzere olmak
be circling (the drain) v. ölüm döşeğinde olmak
be circling (the drain) v. ölümü yaklaşmak
be circling (the drain) v. bir ayağı çukurda olmak
down the drain expr. heba olan
down the drain expr. boşa giden
Trade/Economic
brain drain n. beyin göçü
gold drain n. altın rezervinin erimesi
brain drain tax n. beyin göçü vergisi
brain drain n. beyin göçü
Law
brain drain n. beyin göçü
right of drain n. bir başkasının arazisinden geçen borularla su taşıma hakkı veren irtifak hakkı
Technical
main drain n. ana akaç
drain spacing n. dren aralığı
oil drain n. yağ drenajı
lateral drain n. yan dren
chimney drain n. baca dreni
drain tank n. boşaltma tankı
drain pipe n. boşlatma borusu
air drain cock n. hava boşaltma musluğu
drain system n. boşaltma sistemi
drain back n. geri akış
drain gravel n. dren çakılı