empty - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

empty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "empty" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 35 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
empty v. boşaltmak
empty adj. boş
General
empty v. tahliye etmek
empty v. dökülmek
empty v. boşalmak
empty v. boşaltmak
empty v. akıtmak
empty v. dökmek
empty v. içini çıkarmak
empty v. içini boşaltmak
empty n. boşalma
empty n. boş kap
empty adj. havadan
empty adj. kimsesiz
empty adj. mahrum
empty adj. fos
empty adj. içeriksiz
empty adj. boşuna
empty adj. yoksun
empty adj.
empty adj. önemsiz
empty adj. anlamsız
empty adj. beyhude
empty adj. kof
empty adj. değersiz
empty adj. kuru
empty adj. bilgisiz
empty adj. nafile
empty adj. yararsız
empty adj. verimsiz
empty adj. boş
empty adj. bomboş
empty adj. karnı aç
Trade/Economic
empty v. boşaltmak
Computer
empty expr. boşalt

Bedeutungen, die der Begriff "empty" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 247 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
be empty v. boş olmak
empty out v. boşaltmak
make empty v. boşaltmak
become empty v. boşalmak
feel empty v. kendini boşlukta hissetmek
be left empty handed v. avucunu yalamak
empty the bowels v. abdest bozmak
go home empty handed v. hava almak
take empty dishes and glasses away v. (masanın) boşlarını almak
take empty dishes and glasses away v. boşları almak
be left empty-handed v. ağzını havaya açmak
go home empty-handed v. ayazda kalmak
left empty-handed v. ağzını havaya açmak
return empty-handed v. eli boş dönmek
empty the house v. evi boşaltmak
feel empty v. boşluk hissetmek
come up empty handed v. eli boş dönmek
empty the building v. binayı boşaltmak
empty into something v. (nehir vb) bir şeye dökmek/dökülmek
empty something out v. bir şeyi boşaltmak
empty into the sea v. (nehir) denize dökülmek
empty into something v. (nehir vb) bir yere dökülmek
empty something in v. bir şeyi bir şeye dökmek/boşlatmak
empty something into something v. bir şeyi bir şeye dökmek/boşlatmak
drink on an empty stomach v. aç karına içmek
drink on an empty stomach v. aç karnına içmek
feel empty v. boşlukta olmak
leave empty v. boş bırakmak
empty the bags v. çantaları boşaltmak
empty the dishwasher v. bulaşık makinesini boşaltmak
travel on an empty stomach v. boş mide ile seyahat etmek
empty the trash v. çöpü boşaltmak
empty talk n. fasarya
empty promises n. boş vaatler
empty words n. balon
empty street n. boş sokak
empty promises n. boş umutlar
empty medium n. boş ortam
empty string n. boş dizgi
empty talk n. kuru gürültü
empty talk n. boş konuşma
empty word n. boş söz
empty talk n. laf
empty seed n. boş tohum
empty words n. boş laf
empty stage n. çıplak sahne
a glass of half empty n. yarım bardak
empty seat n. boş koltuk
empty land n. boş arsa
half empty seed n. yarı dolu tohum
empty headed man n. boş adam
empty band n. boş bant
empty nester n. çocuklarının belli bir yaştan sonra evi terk ettiği aile
empty throne n. hükümdarsız taht
empty throne n. boş taht
empty tummy n. boş mide
empty throne n. sahipsiz taht
empty talk n. boş laf
empty talk n. palavra
empty words n. palavra
empty stomach n. boş mide
empty mind n. boş zihin
empty promises n. içi boş vaatler
empty words n. boş laflar
empty words n. boş sözler
empty talk n. boş sözler
empty talk n. boş laflar
empty paper sack n. boş kağıt torba
an empty stage n. boş bir sahne
empty life n. boş hayat
empty nest syndrome n. boş yuva sendromu
empty rhetoric n. safsata
empty rhetoric n. manasız lakırdı
empty rhetoric n. boş konuşma/söylem
empty rhetoric n. boş laf
empty tank n. boş depo
empty room n. boş oda
empty bottles n. boş şişeler
empty vessel n. boş kap
empty signifier n. anlamı belirlenmemiş sözcük
empty signifier n. belirli bir anlamı olmayan terim
empty signifier n. farklı sözcüklerle farklı anlamlar kazanan terim
empty shell n. içi boş kabuk
empty shell n. boş kabuk
empty headed adj. kuş beyinli
quite empty adj. bomboş
absolutely empty adj. tamtakır
empty handed adj. eli boş
completely empty adj. tamtakır
completely empty adj. tamtakır kuru bakır
empty table adj. boş masa
empty-headed adj. kuş beyinli
empty of adj. -den yoksun
empty-headed adj. boş kafalı
empty-handed adj. eli boş
half empty adj. yarı boş
empty-headed adj. uçarı
empty-headed adj. hoppa
empty-headed adj. sersem
empty-headed adj. sulu (kimse)
empty-headed adj. boş kafa
half empty adj. yarıya kadar boş
half empty adj. yarı yarıya boş
on an empty stomach adv. aç karnına
empty-handedly adv. eli boş bir şekilde
before meals on an empty stomach adv. yemeklerden önce aç karnına
Phrases
with an empty stomach adv. aç açına
Proverb
empty vessels make the most noise boş fıçı çok langırdar
empty vessels make the most sound boş teneke çok tıngırdar
empty vessels make the most noise boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make most noise boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make the most noise boş teneke çok tıngırdar
empty vessels make most sound boş teneke çok tıngırdar
empty vessels make the most sound boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make most sound boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make most noise boş teneke çok tıngırdar
an empty sack cannot stand upright boş çuval dik durmaz
it's the empty can that makes the most noise boş teneke çok ses çıkarır
Colloquial
empty one’s wallet v. cüzdanında ne varsa almak
empty one’s wallet v. cüzdanını boşaltmak
empty promise n. boş vaat
dull and empty adj. donuk ve boş
dull and empty adj. sıkıcı ve boş
empty your pockets expr. ceplerinizi boşaltın
empty your pockets expr. ceplerini boşalt
empty out the register expr. kasayı boşalt
Idioms
empty the tank v. tüm enerjisini vermek
empty the tank v. çaba sarf etmek
empty someone out v. birisini kusturmak
see the glass half empty v. bardağın boş tarafını görmek
see the glass as half empty v. bardağın boş tarafını görmek
come up empty v. eli boş dönmek
go away empty-handed v. eli boş dönmek
come away empty-handed v. eli boş dönmek
see the glass half empty v. olaya bir de kötü tarafından bakmak
see the glass half empty v. olaya bir de tersinden görmek
see the glass as half empty v. olaya bir de tersinden görmek
see the glass as half empty v. olaya bir de kötü tarafından bakmak
a glass half empty person n. her şeye kötü tarafından bakan karamsar insan
empty can rattles the most expr. boş teneke çok ses çıkarır
empty can rattles the most expr. boş teneke çok tıngırdar
empty words will not fill an empty stomach expr. lafla peynir gemisi yürümez
be running on empty sıfırı tüketmek
be running on empty yeni fikirler vb. bulamamak
go away empty-handed sonuç alamamak
the poor have empty pockets but full hearts zenginin cebi fakirin gönlü zengin olur
Speaking
I don't want to show up empty-handed expr. elim boş gelmek istemedim
don't show up empty-handed expr. elin boş gelme
two to three times a day, before meals, on an empty stomach expr. günde iki veya üç kez/defa/kere yemeklerden önce aç karnına
mark's wallet was empty expr. markın cüzdanı boştu
it's been empty for three years expr. orası üç yıldır boş duruyor
Slang
put (someone) off with empty promises v. altmışaltıya bağlamak
empty threat n. boş tehdit
empty threat n. içi boş tehdit
Politics
empty chair policy n. boş koltuk politikası
Industry
stowage plan occupied and empty locations stoklama planı dolu ve boş yerler
Tourism
price on full-empty bases n. boş-dolu garantili fiyat
Technical
empty peg-trays v. masura yerleşimine ara vermek
empty reel n. avara kasnağı
empty matrix n. boş dizey
empty weight n. boş ağırlık
empty paper sack n. boş kağıt torba
empty magnification n. boşa büyütme
empty set n. boş küme
empty battery n. boş akü
empty space indicator n. boşluk göstergesi
empty enclosure n. boş mahfaza
empty-load changeover lever n. boş-dolu değiştirme tertibatı
sampling empty sacks for testing n. deney için boş torbalardan numune alma
empty sections n. kutu profiller
empty load box operating rods yük değiştirme tertibatı bağlantı çubuğu
empty load changeover box yük değiştirme kutusu
empty sack made from thermoplastic flexible film termoplastik esnek filmden yapılmış boş torba
Computer
empty-white n. boş -beyaz
empty string n. boş dizgi
empty set n. boş küme
empty paragraphs n. boş paragraflar
empty cluster n. boş küme
empty list n. boş liste
empty favorites n. boş sık kullanılanlar
empty medium n. boş ortam
empty recycle bin n. boş geri dönüşüm kutusu
empty frame n. boş çerçeve
empty elements n. boş elemanlar
empty formula n. boş formül
empty rows n. boş satırlar
empty web n. boş web
empty band n. boş bant
empty columns n. boş sütunlar
non empty adj. boş olmayan
not empty adj. boş değil
adf empty expr. adf boş
adf is empty expr. adf boş
this folder is empty expr. bu klasör boş
create empty expr. boş yarat
move to empty column expr. boş sütuna taşı
empty recycle bin expr. geri dönüşüm kutusu'nu boşalt
ink empty expr. mürekkep boş
empty catalog expr. kataloğu boşalt
list is empty expr. liste boş
mini windows subdirectory empty expr. mini windows altdizini boş
folder is empty expr. klasör boş
table is empty tablo boş
toner bin empty toner selesi boş
toner empty toner boş
tray empty tepsi boş
xml empty tag xml boş etiket
black cartridge empty siyah kartuş boş
empty fields satırları yazdırma
Informatics
non-empty set n. boş olmayan küme
Telecom
empty band n. boş bant
empty slot ring n. halka şeklinde boş yuva
Automotive
running on empty n. boş depoyla yol alma
Railway
empty container forklift n. boş konteyner mobil vinci
Aeronautic
empty leg n. boş uçuş
empty visual field n. görünebilen boş saha
empty weight dry n. kuru boş ağırlık
empty field myopia n. miyopluk dışı saha
Marine
empty container n. boş konteyner
Medical
empty follicle syndrome n. boş folikül sendromu
Psychology
empty nest n. boş yuva
empty nest syndrome n. çocukların evi terk etmesi sendromu
Math
empty matrix n. boş matris
empty set n. boş küme
empty matrix n. boş dizey
Statistics
empty cell test n. boş hücre sınaması
david's empty cell test n. david boş hücre sınaması
wilks empty cell test wilks'in boş hücre sınaması
Chemistry
empty field myopia n. boş alan miyopluğu
Marine Biology
empty-gutted adj. boş-mideli
Botanic
empty seed n. boş tohum
empty seed sağır tohum
Agriculture
empty cow n. gebe olmayan inek
half empty seed yarı dolu tohum
Breeding
empty cow n. gebe olmayan inek
Tobacco
empty pocket sensor n. boş cep sensörü
Social Sciences
empty signifier n. boş imleyen
Literature
empty-center focalization n. boş merkezli odaklanma
Linguistics
empty signifier n. boş işaretleyen
empty signifier n. boş imleyen
empty position n. boş alan
empty morph n. boş biçimbirimcik
empty word n. boş sözcük
empty slot n. boş alan
Military
empty case n. boş kovan
gun empty n. boş silah
Hunting
empty case n. boş kovan