fark - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

fark



Bedeutungen von dem Begriff "fark" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fark difference n.
General
fark disparity n.
fark variation n.
fark divergence n.
fark distinctness n.
fark matter n.
fark diversity n.
fark undertaking n.
fark dissimilitude n.
fark odds n.
fark cachet n.
fark contradistinction n.
fark differentiation n.
fark distinction n.
fark division n.
fark odd n.
fark contrast n.
fark gap n.
fark discrepancy n.
fark difference n.
fark discrimination n.
fark majority n.
fark residual n.
Trade/Economic
fark spread
Computer
fark variance
Food Engineering
fark gradient
Math
fark difference
Linguistics
fark difference
Football
fark goal difference

Bedeutungen, die der Begriff "fark" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 420 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fark gözetmek discriminate v.
fark etmek discern v.
fark etmek notice v.
fark etmek distinguish v.
fark gözetme discrimination n.
General
fark etmek differentiate v.
arada dağlar kadar fark olmak be far apart v.
fark etmek distinguish v.
fark gözetmek differentiate between v.
fark yaratmak create the difference v.
fark atmak slam v.
fark etmek recognize v.
fark gözetmek differentiate v.
fark etmek change v.
fark gözetmek treat differently v.
fark etmek spot v.
fark etmek notice v.
fark etmek discern v.
fark etmek matter v.
fark etmek realize v.
fark etmek make out v.
birdenbire fark etmek catch v.
fark etmek espy v.
fark etmek note v.
fark gözetmek practice favoritism v.
fark yaratmak make difference v.
fark ödemek pay the difference v.
fark yaratmamak make no difference v.
fark ödemek pay the difference (in price) v.
fark gözetmek differentiate (between) v.
fark yemek be outscored v.
fark yemek be outpointed v.
fark yemek score under v.
aralarında dağlar kadar fark olmak be poles apart v.
fark gözetmek show favouritism to v.
fark gözetmemek identify v.
fark etmek pick out v.
fark yaratmak make a difference v.
dönemden döneme fark göstermek vary from period to period v.
büyük fark atmak outscore v.
büyük fark atmak slam v.
büyük fark atmak outpoint v.
fark getirmek make different v.
fark getirmek make difference v.
(kazazedeler için kullanılır) bir uçak tarafından fark edilmek be spotted by a plane v.
yenilik alanında fark atmak out-innovate v.
fark atmak outdo v.
fark etmek realise v.
fark etmek recognise v.
anlamaya/fark etmeye başlamak come to realize v.
başlarda anlamadığı/göremediği bir şeyi anlamak/fark etmek come to realize v.
gidermek (fark vb) settle v.
fark etmek get v.
fark edilmemek escape detection v.
birdenbire fark etmek catch sight of v.
fark etmek agnise v.
fark etmiş olmak agnise v.
fark etmek agnize v.
fark etmiş olmak agnize v.
ince fark shade n.
fark etme perception n.
ince fark nuance n.
kuşaklar arasındaki fark generation gap n.
hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark slippage n.
fark giderici vergi compensatory levy n.
gerçek bir fark a positive difference n.
alış ve satış fiyatları arasındaki fark markup n.
birikmiş fark accumulated difference n.
ince fark subtlety n.
fark giderici tazminat compensatory indemnity n.
uzaklardan kolaylıkla fark edilen (topografik özellik/yüksek bina vb) landmark n.
ince fark a fine distinction n.
yeterince fark gözetmeyen sweeping n.
fark gözetme distinction n.
şahsi fark individual difference n.
güneş ile ay yılı arasındaki 11 günlük fark epact n.
belirgin bir fark a marked difference n.
fark gözetme segregation n.
çok az fark a minor difference n.
temel fark main difference n.
çok az fark a slight difference n.
küçük fark minor difference n.
küçük fark nuance n.
aradaki fark distinction between n.
aradaki fark gap between n.
bir fark yok same difference n.
istatistiksel olarak anlamlı fark statistically significant difference n.
büyük fark big difference n.
alış ve satış fiyatları arasındaki fark mark-up n.
temel fark essential difference n.
ayırt edici/fark yaratan beceri distinctive skill n.
kişinin kullandığı veya giydiği, yeni veya farklı olarak kabul edilen ve başkalarının o kişiyi fark etmesi için tasarlanmış her türlü şey fashion statement n.
fark gözeten discriminative adj.
fark gözeten discriminating adj.
önemsiz (fark/derece vb) nominal adj.
fark edilebilir distinguished adj.
fark gözeten discriminatory adj.
fark edilebilir distinguishable adj.
fark edilebilir noticeable adj.
fark gözetmeyen indiscriminate adj.
fark edilir appreciable adj.
fark edilmez inconspicuous adj.
fark edilen perceived adj.
fark gösteren differential adj.
fark edilmeyen inconspicuous adj.
fark edilebilir discernible adj.
fark edilebilir perceptible adj.
fark gözetmeyen nondiscriminating adj.
fark edilmeyen unobtrusive adj.
fark edilmemiş unnoticed adj.
fark edilmeyen unnoticeable adj.
fark edilmeyen discreet adj.
renginden ötürü fark edilen technicolor adj.
renginden ötürü fark edilen technicolour adj.
renginden ötürü fark edilen technicoloured adj.
fark edilir şekilde recognizably adj.
fark edilebilir catchable adj.
fark gözetmeden without distinction adv.
fark edilmez bir biçimde unnoticeably adv.
fark gözetmeksizin promiscuously adv.
fark gözetmeksizin indiscriminatingly adv.
fark edilir biçimde distinguishably adv.
fark edilmeden without being seen adv.
fark edilmeden without getting noticed adv.
fark gözetmeden indiscriminately adv.
fark etmeden without noticing adv.
fark ettirmeden without being noticed adv.
fark edilmeden without being noticed adv.
fark etmeksizin without noticing adv.
Phrasals
hata yaptığını fark etmek catch oneself on v.
bir tehlikeyi fark etmek wake up to
fark etmemek zone out
bir şeyi (birine) fark ettirmeden uzaklaştırmak/götürmek spirit off
bir şeyi (birine) fark ettirmeden uzaklaştırmak/götürmek spirit away
fark edilir kılmak point up something
fark edilmeden geçip gitmek pass someone by
Phrases
fark edilmeden without attracting any attention
pek bir şey fark ettirmez ama not that it matters but
aralarında fark yoktur there is no difference between them
hemen fark edeceğin bir şey something you notice right away
fark ettiyseniz in case you have noticed
fark ettiysen in case you have noticed
belirgin bir fark yok no significant difference
fark etmeksizin regardless of
Colloquial
fark edilmemek be lost on
arada dağlar kadar fark olmak they're chalk and cheese
arada dağlar kadar fark var they're chalk and cheese
fark etmez! ain't particular
fark ettirmeden on the sly
düşmanın fark etmesine yol açan (şey) a dead giveaway
yaşasın fark(lılık)lar! vive la différence
fark ettiysen in case you have noticed
fark etmediysen in case you haven't noticed
ne fark eder whatevs
benim için fark etmez It really doesn't matter to me
benim için fark etmez don't bother me none
benim için fark etmez I ain't particular
Idioms
büyük fark a far cry n.
fark yemek take a beating
fark atmak beat the pants off
aralarında dağlar kadar fark olan poles apart
dağlar kadar fark olmak be as different as chalk and cheese
fark etmez does not count
fark edilmek come to somebody's attention
fark etmek pick up on something
fark yaratmak make all the difference
büyük bir fark yaratmak make a world of difference
fark yaratmak make a difference in
... sız olduğunu fark etmek find oneself without
kolaylıkla fark etmek tell it a mile off
(biri için) önemi olmak/fark etmek make a difference to someone
bir şeyin iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek recognize something for what it is
bir şeyin iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek recognize one for what one is
bir şeyi yapabilmek için önünün açık olduğunu görmek/fark etmek see your way clear to doing something
kimsenin fark etmeyeceği şekilde davranmak fade into the woodwork
kimsenin fark etmeyeceği şekilde davranmak blend into the woodwork
varlığını maskeleyen bir ortamda görünür kalarak fark edilmez olmak hide in plain sight
göz önünde fark edilmemek hide in plain sight
Speaking
aralarında fark yoktur there is nothing to choose between them
fark etmez it doesn't make any difference.
fark etmez it's all one to me
fark etmez it makes no odds
arada dağlar kadar fark var there is a world of difference
arada dağlar kadar fark olmak there is a world of difference
arada dağlar kadar fark olmak there’s a world of difference
arada dağlar kadar fark var there’s a world of difference
ne fark eder what's the odds
ne fark eder so what
fark etmez that makes no difference
-se ne fark eder what though
benim için fark etmez it's no skin off my back teeth
benim için fark etmez it's no skin off my nose
benim için fark etmez it's no skin off my teeth
benim için fark etmez it's no skin off my back
benim için fark etmez! I couldn't care less
(öyle ya da böyle) benim için fark etmez it makes me no nevermind
(öyle ya da böyle) benim için fark etmez it don't make me no nevermind
(öyle ya da böyle) benim için fark etmez it makes me no difference
ne fark eder ki? what difference does it make?
(öyle ya da böyle) benim için fark etmez it makes no difference to me
onlarla aramızdaki tek fark the only difference between us and them
pek bir şey fark ettirmiyor aslında it doesn't really matter much
sanırım artık fark etmez i guess it doesn't matter
fark eder mi? does it make any difference?
fark ettim i noticed
ne fark eder ki? what would it matter?
fark etmemiş miydin? didn't you notice?
ne fark ederdi ki? would it make a difference?
her şeyi fark ederim i notice everything
benim için fark etmez it's all the same to me
benim için fark etmez it's all one to me
... olduğunu fark ettim it occurred to me that
ne fark eder it doesn't matter
aralarında dağlar kadar fark var they're as different as chalk and cheese
ne fark eder ki? what's the point?
bir şey fark etmez it makes no difference
bence fark etmez i don't think it matters
fark ettin mi bilmiyorum ama i don't know if you noticed
farların açık olduğunu fark ettim I noticed the headlights on
ne fark eder? what does it matter?
fark etmeksizin no matter
Slang
fark edilen bir potansiyeli olan kişi comer
ne fark eder ki what the bloody hell's the difference
fark etmek clock (brit)
Trade/Economic
eskiden madeni paranın madeni değeri ile nominal değeri arasındaki fark sonraları bankaların sattıkları dövizler karşılığı aldıkları ücretler agiotage n.
bankaların borç verme eğilimini ölçmede kullanılan, üç ay vadeli devlet tahvili ile eurodolar arasındaki fark ted spread n.
aktuaryal varsayımla gerçekleşen arasındaki fark düzeltmeleri experience adjustments
pazarlama satış dağıtım giderleri fark hesabı marketing, sales and distribution expenses difference account
bir varlığın gelecek fiyatı ile spot fiyatı arasındaki fark basis
bir borcun nominal değeri ile peşin değeri arasındaki fark debt discount
fark hesapları variance accounts
ülkenin dışarıya ihraç ettiği mal ve hizmetler toplamı ile dışarıdan ithal ettiği mal ve hizmetlerin değeri arasındaki fark balance on goods and services
fark gözetme segregation
maliyet üzerindeki fark markup on cost
malın veya ekonomik varlığın alış ve satış fiyatları arasındaki fark price spread
fıçının kapasitesi ile sıvı arasındaki fark wantage
fıçının kapasitesi ile sıvı arasındaki fark outage
bütçelenen satış tutarı ile fiili satış tutarı arasındaki fark turnover variance
olumsuz fark unfavorable variance
aktif ile pasif arasındaki pozitif fark surplus
toplam borç ve alacaklar arasındaki fark net worth
kaydi ve fiziki stok arasındaki fark inventory difference
fiziki sayım ile kayıtlar arası fark stock difference
vergilendirilebilir geçici fark taxable temporary difference
olumlu fark favorable balance
geçici fark temporary difference
bir yıl içinde dış dünyadan ülkeye giren veya ülkeden dış dünyaya giden kısa ve uzun vadeli tüm sermaye akımları arasındaki fark balance on the capital account
tahvilin nominal değeri ile itfa değeri arasındaki fark maturity premium
kaydı ve fiziki stok arasındaki fark stock difference
fark giderici vergi countervailing duty
bir tahvilin nominal değeri ile itfa edileceği değer arasındaki fark maturity premium
yatay fark horizontal spread
ödemeler bilançosunda hizmet ihraç ve ithali arasındaki fark balance on invisibles
eldekiyük miktarı ile konşimentoda gösterilen miktar arasındaki fark over short and damaged
iki ülkede faiz oranları arasındaki fark interest agio
malın aracıya maliyeti ile aracının satış fiyatı arasındaki fark markup
finansman giderleri fark hesabı financial expenses difference account
fark ödemeleri deficiency payments
maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark margin
bir ülkenin mal ihracatı ile mal ithalatı arasındaki fark balance of trade
dağıtılmamış olumlu fark unallocated surplus
indirilebilir geçici fark deductible temporary difference
spot değişme kuru ile gelecekteki kur arasındaki fark exchange agio
parasal fark giderici miktar monetary compensation amount
eskiden madeni paranın madeni değeri ile nominal değeri arasındaki fark sonraları bankaların sattıkları dövizler karşılığı aldıkları ücretler agio
iki fiyat arasındaki fark spread
gerçek ve standart maliyet arasındaki fark cost variance
fark gözetmeme nondiscrimination
hizmet üretim maliyeti fark hesapları cost of production of services difference account
paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki fark seignorage
paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki fark seigneurage
olumlu fark favorable variance
olumlu fark favourable variance
gelir dağılımındaki fark difference in income distribution
gelir dağılımındaki fark income disparity
gerçek değerle hesap edilen değer arasındaki fark incorporates
ödeme ile tahsilat arasındaki fark over and short difference
bariz fark a marked difference
fark gözetme discrimination
en yüksek ücret ile en düşük ücret arasındaki fark rate range
ücretler arasındaki fark rate range
fark fonksiyonu discrepancy function
kambiyo alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark spread
paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki fark seigniorage
fark sözleşmesi contract for differences
fark faturası supplementary invoice (for rate difference)
bir mal satılırken kusurunu satıcının belirtmesi yerine alıcının fark etmesi yoksa satışın kesinleştiği kuralı let the buyer beware
bir mal satılırken kusurunu satıcının belirtmesi yerine alıcının fark etmesi yoksa satışın kesinleştiği kuralı buyer beware
makul ve fark gözetmeme koşulları frand (fair reasonable and non-discriminating) terms
fark analizi gap analysis
fark gözetmeme non-discrimination
malın aracıya maliyeti ile aracının satış fiyatı arasındaki fark mark-up
sabit fark consistent difference
Law
fark giderici vergi compensatory levy
bir arazi taksimatında fazla alan tarafın az alan tarafa yaptığı fark ödemesi owelty of partition
ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasındaki fark scanner fraud
(özgeçmiş araştırması yapmadan işe alıp sonradan işe alınan çalışanın ozgeçmişinin sabıkalı olduğu fark edilince işe alınan kişiyi işten çıkaran işverene karşı açılan) dava/ yasal şikayet negligent hiring
Politics
gelir ve giderler arasındaki olumsuz fark deficit
fark gözetme segregation
daha önceden istihbarat teşlikatı tarafından fark edilmemiş ajan veya terörist cleanskin
Technical
açısal fark angular difference
fark basıncı differential pressure
fark değişiklik increments
giriş ve çıkış basınçtan arasındaki fark pressure drop
fark sargısı differential winding
fark sıcaklığı differential temperature
fark basınç manometresi differential pressure gauge
fark detektörü difference detector
fark frekansı difference frequency
fark basıncı kontrolu differential pressure control
ortak fark common difference
fark kuvvetlendirici difference amplifier
astigmatik fark astigmatic difference
fark mini akım ölçeri difference galvanometer
psikrometrik fark wet bulb depression
fark basıncı kontrolü differential pressure control
fark ölçevi difference metric
fark ölçüm yöntemi differential method of measurement
fark miniakımölçeri difference galvanometer
fark edilebilir minimum sinyal minimum discernible signal
fark basınç şalteri pressure differential cut-out
fark edilmez imperceptible
fark edilir sensible
fark etmek discern
uçuşta esas baş ile yol arasında rüzgarın neden olduğu fark drift
bakışımlı fark symmetric difference
müsaade edilen hata veya fark derecesi tolerance
mantıksal fark logical difference
uzaysal fark yöntemi spatial difference technique
fark taramalı kalorimetri differential scanning calorimetry
fark edilemez indistinguishable
fark basınç reglaj valfi differential pressure regulating valve
fark basınç regülatörü differential-pressure regulator
fan fark basıncı differential fan pressure
fark basınç rölesi differential pressure relay
fark basınç transdüseri differential pressure transducer
fark basınç transmitteri differential pressure transmitter
fark metodu difference method
fark edilebilir ikaz/uyarı yüzeyi detectable warning surface
fark durağan süreç difference stationary process
uyum-fark analizi fit-gap analysis
Computer
bakışımlı fark symetric difference
fark ölçüm yöntemi differential method of measurement
fark miniakımölçeri difference galvanometer
fark denklemi difference equation
fark yükselteci differential amplifier
fark ölçevi difference metric
ancak algılanabilen fark just discernible difference
mantıksal fark logical difference
en büyük fark maximum change
Informatics
fark yükselteci differential amplifier
fark işaretleşmesi differential signaling
fark yedeklemesi differential backup
açısal fark angular difference
vurum fark kod kiplenimi differential pulse code modulation
fark fazı differential phase
fark kodlaması differential encoding
uyarlanır vurum fark kod kiplenimi adaptive differential pulse code modulation
fark kazancı differential gain
mantıksal fark logical difference
bakışımlı fark symmetric difference
tablo hücreleri arasındaki fark tabular difference
Electric
fark detektörü difference detector
fark frekansı difference frequency
fark yükselteci differential amplifier
fark kuvvetlendirici difference amplifier
fark sargısı differential winding
Automotive
ön ve arka tekerlekler arasındaki fark difference between front and rear wheels
diferansiyel fark differential
Aeronautic
kademeli nicel fark ölçeği graduated increment scale
Marine
geriye doğru fark sistemi backward difference scheme
geminin baş ve kıç tarafındaki su arasındaki fark trim
fromm fark yöntemi fromm’s difference method
tek taraflı fark one-sided difference
geminin baş ve kıç su çekimleri arasındaki fark trim
Medical
fark yoluyla tartım weighing by difference
zamanında fark edilmemek go unrecognized
Psychology
tukey dürüstçe anlamlı fark testi tukey's honestly significant difference test
binoküler fark binocular disparity
standart fark standard difference
fark psikolojisi differential psychology
retinal fark retinal disparity
ancak farkedilebilir fark just-noticeable difference
Food Engineering
en küçük önemli fark deneyi least significant difference test
Math
ortak fark common difference
fark denklemi difference equation
sonlu fark finite difference
simetrik fark symmetric difference
bakışımlı fark symmetric difference
ileri yönde fark forward difference
geri yönde fark backward difference
Statistics
ortalama fark mean difference
fark metodu difference method
ardışık fark istatistiği successive difference statistic
patlayıcı stokastik fark denklemi explosive stochastic difference equation
dörtlü fark tetrad difference
diferansiyel fark denklemi differential-difference equation
ortalama ardışık fark mean successive difference
ortalama kare ardışık fark mean square successive difference
logaritmik fark lods
galton ferdi fark problemi galton's individual difference problem
düzeltilmiş ortalama kare ardışık fark modified mean square successive difference
mutlak fark absolute difference
fark işaret testi difference sign test
ortalama doğrusal ardışık fark mean linear successive difference
en az anlamlı fark sınaması least significant difference test
dairesel ortalama fark circular mean difference
spearman'ın sıralar arası fark korelasyonu spearman's rank-order correlation
Physics
fark basıncı differential pressure
Biochemistry
fark basıncı differential pressure
Geography
normalleştirilmiş fark bitki örtüsü indeksi normalized difference vegetation index (ndvi)
Geology
fark gerilme deviator stress
Military
mevki fark giderme katsayısı reduction coefficient
Sport
fark atmak outpoint
fark atmak outscore
Boxing
boksta küçük, direkt vuruş (sağ sol fark etmez, garda göre değişir) jab
Archaic
fark eden recognizant adj.
British Slang
fark etmek clap eyes on
fark etmek clock
fark etmek cotton on