fark - Türkisch Englisch Wörterbuch

fark

Bedeutungen von dem Begriff "fark" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fark difference n.
There is a big difference in the ages of the bride and groom.
Gelin ve damadın arasında büyük bir yaş farkı var.

More Sentences
General
fark differentiation n.
What is the differentiation in use between them?
Aralarındaki kullanım farkı nedir?

More Sentences
fark gap n.
The prosperity gap between the north and south of the Mediterranean is not diminishing.
Akdeniz'in kuzeyi ile güneyi arasındaki refah farkı azalmıyor.

More Sentences
fark distinction n.
The distinction between the two standards is significant.
İki standart arasındaki fark önemlidir.

More Sentences
fark difference n.
There is a big difference in the ages of the bride and groom.
Gelin ve damadın arasında büyük bir yaş farkı var.

More Sentences
fark margin n.
She won the presidency by a razor-thin margin.
Çok az bir farkla başkanlığı kazandı.

More Sentences
Trade/Economic
fark spread n.
At the end of the match, there was a two-point spread between Liverpool and Manchester United.
Maç sonunda Liverpool ile Manchester United arasında iki puanlık bir fark vardı.

More Sentences
Computer
fark variance n.
Considering the price variance of both, I recommend this product to you.
Her ikisinin de fiyat farkını göz önünde bulundurarak size bu ürünü tavsiye ediyorum.

More Sentences
Math
fark difference n.
There is a big difference in the ages of the bride and groom.
Gelin ve damadın arasında büyük bir yaş farkı var.

More Sentences
Linguistics
fark difference n.
There is a big difference in the ages of the bride and groom.
Gelin ve damadın arasında büyük bir yaş farkı var.

More Sentences
General
fark matter n.
fark cachet n.
fark contradistinction n.
fark variation n.
fark distinctness n.
fark dissimilitude n.
fark division n.
fark undertaking n.
fark disparity n.
fark divergence n.
fark discrepancy n.
fark odds n.
fark odd n.
fark contrast n.
fark diversity n.
fark discrimination n.
fark majority n.
fark residual n.
fark dividing line n.
fark devergence [obsolete] n.
fark distincture [obsolete] n.
fark differ [obsolete] n.
fark shed [obsolete] n.
Colloquial
fark diff (difference) abrev.
Food Engineering
fark gradient n.
Football
fark goal difference n.
Archaic
fark differency n.

Bedeutungen, die der Begriff "fark" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fark gözetme discrimination n.
fark gözetmek discriminate v.
fark etmek realize v.
fark etmek notice v.
fark etmek realise v.
fark etmek distinguish v.
fark etmek discern v.
General
fark giderici tazminat compensatory indemnity n.
hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark slippage n.
şahsi fark individual difference n.
ince fark subtlety n.
güneş ile ay yılı arasındaki 11 günlük fark epact n.
kuşaklar arasındaki fark generation gap n.
fark giderici vergi compensatory levy n.
uzaklardan kolaylıkla fark edilen (topografik özellik/yüksek bina vb) landmark n.
alış ve satış fiyatları arasındaki fark markup n.
ince fark a fine distinction n.
gerçek bir fark a positive difference n.
fark gözetme distinction n.
birikmiş fark accumulated difference n.
fark etme perception n.
yeterince fark gözetmeyen sweeping n.
ince fark shade n.
ince fark nuance n.
belirgin bir fark a marked difference n.
fark gözetme segregation n.
çok az fark a minor difference n.
temel fark main difference n.
çok az fark a slight difference n.
küçük fark minor difference n.
küçük fark nuance n.
aradaki fark distinction between n.
aradaki fark gap between n.
bir fark yok same difference n.
istatistiksel olarak anlamlı fark statistically significant difference n.
büyük fark big difference n.
alış ve satış fiyatları arasındaki fark mark-up n.
temel fark essential difference n.
kişinin kullandığı veya giydiği, yeni veya farklı olarak kabul edilen ve başkalarının o kişiyi fark etmesi için tasarlanmış her türlü şey fashion statement n.
fark edilmeden buluşulan yer backroom n.
anlam, fikir veya tutumdaki ince fark refinement n.
anlam, fikir veya tutumdaki ince fark refinedness n.
çok az fark nose n.
fark eden kimse noticer n.
fark etme notice n.
fark eden kimse remarker n.
fark eden kimse remarker n.
dışarıdan fark edilir olma translucency n.
dışarıdan fark edilir olma translucence n.
fark edilmeme unnoticeableness n.
fark edilemez olma unnoticeableness n.
açık ara fark landslide n.
fark edilme espial n.
çok az fark wafer-thin n.
satılan malın maliyeti ile net satış arasındaki fark margent n.
fark yaratan miktar veya derece margent n.
teminat olarak gösterilen kredi tutarı ile piyasa değeri arasındaki fark margent n.
fark etme mark n.
çok küçük fark hairline n.
fiilin bir gerçekliği ifade edip etmediğini ayırt etmeye yarayan biçimsel fark mood n.
fark yaratmadan oluşturulan şey retread n.
arada fark olmadığı halde yapılan ayrım distinction without a difference n.
fark gözetme despecification n.
önemli fark great divide n.
önemli fark odds [uk] n.
(değerde, yönde) fark offset n.
yanlışı kasten fark etmeme connivence n.
fark gözetme disjudication n.
fark edilebilirlik distinguishment [obsolete] n.
fark eden kimse distinguisher n.
fark edilebilirlik distinguishableness n.
yükseklikler arası fark drop n.
(kadında) göğüs ile kalça ölçüsü arasındaki fark drop n.
(erkekte) göğüs ile bel ölçüsü arasındaki fark drop n.
fark edilmeyen artış increment n.
fark edilebilir ve genellikle kompleks bir yapıdaki bir şeyin kendine özgü özellikleri contour n.
fark edilebilir ve genellikle kompleks bir yapıdaki bir şeyin kendine özgü düzeni contour n.
fark edilmeyen şey inscrutable n.
fark edilebilir olma discernability n.
fark edilebilirlik discernibleness n.
fark edilen kimse flash n.
kendini fark etme self-observation n.
fark yaratan changemaker n.
başkasının ihtiyacını fark etme prevenancy [obsolete] n.
planlanan ve gerçek üretim arasındaki fark slippage n.
teori ve pratik arasındaki fark slippage n.
planlanan ve elde edilen sonuç arasındaki fark slippage n.
çok az bir fark ile kazanılan yarışma squeaker n.
küçük bir fark ile kazanılan yarışma squeaker n.
fark edilebilen fiziksel madde substance n.
fark yaratmayan uyarlama retread n.
fark etmek remark v.
fark etmek differentiate v.
fark etmek change v.
fark etmek catch v.
fark etmek detect v.
fark etmek distinguish v.
fark atmak slam v.
fark etmek catch sight v.
fark etmek discern v.
fark gözetmek treat differently v.
fark etmek recognize v.
arada dağlar kadar fark olmak be far apart v.
fark etmek notice v.
fark etmek spot v.
fark yaratmak create the difference v.
fark etmek discover v.
fark gözetmek differentiate v.
birdenbire fark etmek catch sight of v.
fark gözetmek differentiate between v.
fark etmek matter v.
fark etmek make out v.
fark etmek espy v.
birdenbire fark etmek catch v.
fark etmek note v.
fark gözetmek practice favoritism v.
fark yaratmak make difference v.
fark ödemek pay the difference v.
fark yaratmamak make no difference v.
fark ödemek pay the difference (in price) v.
fark edilmek be realized v.
fark gözetmek differentiate (between) v.
fark yemek score under v.
fark yemek be outscored v.
fark yemek be outpointed v.
aralarında dağlar kadar fark olmak be poles apart v.
fark gözetmek show favouritism to v.
fark gözetmemek identify v.
fark etmek pick out v.
fark yaratmak make a difference v.
dönemden döneme fark göstermek vary from period to period v.
büyük fark atmak outpoint v.
büyük fark atmak outscore v.
büyük fark atmak slam v.
fark getirmek make different v.
fark getirmek make difference v.
hayatı fark etmek realize the life v.
hatayı fark etmek realize the mistake v.
(kazazedeler için kullanılır) bir uçak tarafından fark edilmek be spotted by a plane v.
yenilik alanında fark atmak out-innovate v.
fark atmak outdo v.
fark etmek recognise v.
gidermek (fark vb) settle v.
fark etmek get v.
fark edilmemek escape detection v.
fark etmek agnise v.
fark etmiş olmak agnise v.
fark etmek agnize v.
fark etmiş olmak agnize v.
fark etmek register v.