slick - Türkisch Englisch Wörterbuch

slick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

slick — Definition

Bedeutung:
kaygan, kurnaz
Aussprache (IPA):
(AmE /slɪk/ – BrE /slɪk/)
Wortart:
Sıfat: slick
Synonyme:
smooth, crafty
Antonyme:
clumsy

Bedeutungen von dem Begriff "slick" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 76 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
slick n. kuşe kağıtlı dergi
Amelia is very fond of reading slicks.
Amelia kuşe kağıtlı dergileri okumaya bayılıyor.

More Sentences
slick v. düzleştirmek
Hugo spends a lot of time slicking down his hair every day.
Hugo saçlarını düzleştirmek için her gün çok zaman harcıyor.

More Sentences
slick adj. kaygan
The roads were too slick to speed with the motorbike.
Yollar motosikletle hız yapılamayacak kadar kaygandı.

More Sentences
slick adj. düzgün
Slick, dresses nice, makes very good money killing people.
Düzgün, güzel giyimli, insanları öldürerek iyi para kazanıyor.

More Sentences
slick adj. kurnaz
His slick ways of persuading people got him a big promotion.
İnsanları ikna etmek için kullandığı kurnaz yöntemler sayesinde iyi bir terfi aldı.

More Sentences
slick adj. içi kof
Don't swallow that slick propaganda.
O içi kof propagandayı yutma.

More Sentences
slick adj. usta işi (şey)
The slick Hollywood movie broke all records.
Usta işi Hollywood filmi tüm rekorları kırdı.

More Sentences
slick adj. kıvrak
He got round the right winger using some slick footwork.
Sağ kanat oyuncusunun etrafından kıvrak bir ayak hareketiyle dolaştı.

More Sentences
slick adj. çekici
He was such a slick young man.
Çok çekici bir genç adamdı.

More Sentences
Technical
slick adj. düzgün
Slick, dresses nice, makes very good money killing people.
Düzgün, güzel giyimli, insanları öldürerek iyi para kazanıyor.

More Sentences
Automotive
slick n. su üzerindeki yağ tabakası
The captain noticed the slick on the sea surface.
Kaptan deniz yüzeyindeki yağ tabakasını fark etti.

More Sentences
General
slick n. kaliteli dergi
slick n. kurnaz işletmeci
slick n. çakal esnaf
slick n. az dişli veya dişsiz lastik
slick v. düzlemek
slick v. düzeltmek
slick v. rafine etmek
slick v. düzeltmek
slick v. düzgünleştirmek
slick v. gizlemek
slick v. önemsiz göstermek
slick v. örtbas etmeye çalışmak
slick v. çeki düzen vermek
slick v. şık hale getirmek
slick v. şık hale gelmek
slick v. kendine çeki düzen vermek
slick v. kaymak
slick v. zekice kandırmak
slick v. kurnazca yenmek
slick adj. pürüzsüz
slick adj. gürbüz
slick adj. usta
slick adj. tam
slick adj. cerbezeli
slick adj. kayağan
slick adj. hilekar
slick adj. düz
slick adj. becerikli
slick adj. sıhhatli
slick adj. uyduruk
slick adj. bayağı
slick adj. özgün olmayan
slick adj. dandik
slick adj. kuşe kağıda basılı dergi standartlarına uyan
slick adj. kuşe kağıda basılı dergi standartlarına ait veya ilişkin
slick adj. (dergi) kuşe kağıda basılı
slick adv. akıllıca
slick adv. zekice
slick adv. sorunsuzca
slick adv. düzgünce
Colloquial
slick adj. hünerli
Technical
slick n. kalın uçlu ahşap keskisi
slick n. spatula benzeri alet
slick n. yüzey düzeltme aleti
Automotive
slick n. kaygan yüzey
slick n. slik
slick n. usta sürücü
slick n. slick lastik
slick n. dişsiz lastik
slick n. dişsiz lastik
slick n. yarış lastiği
slick n. düz lastik
Gastronomy
slick n. iç harç sıvama spatulası
slick n. kalıp kumu düzgünleştiren kaşık
Marine Biology
slick n. parlama
Breeding
slick n. sahipsiz buzağı
slick n. damgalanmamış dana
slick adj. (çiftlik hayvanı) damgasız
slick adj. (çiftlik hayvanı) sahipsiz
Tobacco
slick n. kaygan tütün
Geography
slick n. oklahoma eyaletinde yerleşim yeri
Slang
slick n. silahsız askeri yük helikopteri
slick adj. harika
slick adj. mükemmel
slick adj. muhteşem

Bedeutungen, die der Begriff "slick" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 55 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
oil slick n. deniz vb üzerinde yüzen yağ tabakası
slick magazine n. kuşe kağıda basılı dergi
slick-paper adj. (dergi) kuşe kağıda basılı
slick-paper adj. kuşe kağıda basılı dergi standartlarına ait veya ilişkin
slick-paper adj. kuşe kağıda basılı dergi standartlarına uyan
super-slick adj. iyi sunulmuş
super-slick adj. iyi icra edilmiş
super-slick adj. iyi yürütülmüş
slick in the eye adv. tam gözüne
Phrasals
slick something up v. bir şeyi düzeltmek/düzene koymak
slick something down v. (saçını vb) düzleştirmek
slick back v. saçı inek yalamış gibi arkaya taramak
slick back v. saçı arkaya doğru dümdüz tarayıp jöleyle vs. sabitlemek
slick up v. düzenlemek
slick up v. havaya dikmek
slick up v. dik dik yapmak
slick up v. etkileyici/şık hale getirmek
slick up v. diken diken yapmak
slick down v. düzleştirmek
slick down v. yatıştırmak
Idioms
slick incline n. riskli durum
slick incline n. kaygan zemin
(as) slick as a whistle adv. bir çırpıda
as slick as a whistle expr. şimşek gibi
as slick as a whistle expr. son sürat
as slick as a whistle expr. jet gibi
as slick as a whistle expr. çok seri
as slick as a whistle expr. çok hızlı
slick as a whistle expr. çok hızlı
slick as a whistle expr. çok seri
Technical
oil slick n. deniz üzerinde yüzen petrol tabakası
Automotive
semi-slick tire n. yarı slik lastik
Marine
oil slick n. deniz yüzeyine yayılan petrol tabakası
Mining
oil slick n. petrol sızıntısı
Agriculture
slick spots n. alıştırma lekeler
Geography
slick [dialect] n. güney apalaş dağlarında ağaçsız bölge
Sport
slick tire n. Formula 1'de kuru pistlerde kullanılan yüzeyi tamamen pürüzsüz olan lastik
slick tyre n. Formula 1'de kuru pistlerde kullanılan yüzeyi tamamen pürüzsüz olan lastik
Slang
slick chick n. işini bilen kadın
slick-chick n. afet (kadın)
slick-chick n. hoş kadın
slick-chick n. havalı kadın
slick-chick n. fıstık (kadın)
slick chick n. açıkgöz, tuttuğunu koparan kadın
slick chick n. cin gibi kadın
slick-chick n. taş gibi kadın
slick-chick n. çekici kadın
slick-chick n. alımlı kadın
slick chick n. kendinden emin kadın
(as) slick as snot adj. çok kaygan
Modern Slang
ain't slick adj. beceriksiz
ain't slick adj. bir boku beceremeyen
ain't slick adj. kurnazlık yapamayan
ain't slick adj. eline yüzüne bulaştıran
ain't slick adj. sıçıp batıran