mark - Turco Inglés Diccionario

mark

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

mark — Definition

Significado:
işaret, iz, işaretlemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /mɑːrk/ – BrE /mɑːk/)
Categoría gramatical:
İsim/Fiil: mark (marks – marked – marking)
Sinónimo:
sign, indicate
Antónimos:
erase, conceal

Significados de "mark" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
mark n. iz
On the cat's back was a heart-shaped yellow mark.
Kedinin sırtında kalp şeklinde sarı bir iz vardı.

More Sentences
mark n. işaret
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice.
Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır.

More Sentences
mark v. işaretlemek
The pages you need to sign are marked.
İmzalamanız gereken sayfalar işaretlenmiştir.

More Sentences
General
mark n. leke
She noticed several marks on her skirt.
Eteğindeki birkaç lekeyi fark etti.

More Sentences
mark n. puan
One mark will be given to the applicants for each correct answer.
Adaylara her doğru cevap için bir puan verilecektir.

More Sentences
mark n. not
In this respect the EU has passed a practical test with good marks.
Bu açıdan AB pratik bir sınavı iyi notlarla geçmiştir.

More Sentences
mark n. hedef
I can tell the Ministers of Agriculture that they are way off the mark.
Tarım Bakanlarına hedeften çok uzakta olduklarını söyleyebilirim.

More Sentences
mark n. belirti
I saw the mark of sadness that had remained on her face.
Onun yüzünde kalan üzüntü belirtisini gördüm.

More Sentences
mark n. (okulda) not
I can't believe she received better marks than me.
Benden daha iyi not aldığına inanamıyorum.

More Sentences
mark n. marka
The PRO12 logo device is a protected mark.
PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır.

More Sentences
mark n. hedef
I can tell the Ministers of Agriculture that they are way off the mark.
Tarım Bakanlarına hedeften çok uzakta olduklarını söyleyebilirim.

More Sentences
mark v. çizmek
They mark out the path of maritime security and safety, but the path is still a long one.
Deniz emniyeti ve güvenliğinin yolunu çiziyorlar ancak bu yol hala uzun bir yol.

More Sentences
mark v. damgasını vurmak
Recent events, marked by a number of assassinations in Côte d'Ivoire, are extremely worrying.
Fildişi Sahili'nde bir dizi suikastın damgasını vurduğu son olaylar son derece endişe vericidir.

More Sentences
mark v. yazmak
Mark was writing primarily to the Romans.
Markos öncelikle Romalılara yazıyordu.

More Sentences
mark v. not vermek
The teacher was very fair when she marked our exams.
Öğretmen, sınavlarımızda not verirken çok adildi.

More Sentences
mark v. belirtmek
We shall be marking our support in a resolution to be voted tomorrow.
Yarın oylanacak bir karar tasarısında desteğimizi belirteceğiz.

More Sentences
mark v. işaretlemek
The pages you need to sign are marked.
İmzalamanız gereken sayfalar işaretlenmiştir.

More Sentences
mark v. göstermek
Red circles on the map mark schools.
Harita üzerindeki kırmızı daireler okulları gösterir.

More Sentences
mark v. (ölüm yıldönümü vb) anmak
Colleagues, it is my sad duty today to mark the deaths of innocent people in two recent attacks.
Meslektaşlarım, bugün iki yeni saldırıda masum insanların ölümünü anmak benim için üzücü bir görev.

More Sentences
mark v. kutlamak
The company's 50th anniversary was marked with a formal ball.
Şirketin 50. yıldönümü resmi bir baloyla kutlandı.

More Sentences
mark v. notlandırmak
Our teacher is marking papers.
Öğretmenimiz kağıtları notlandırıyor.

More Sentences
mark v. (bir şeye) dikkati çekmek
Mark you, this is an article that was given its current form only after the bloodbath in Peking's Tienanmen Square .
Dikkatinizi çekerim, bu makale ancak Pekin'in Tienanmen Meydanı'ndaki kan gölünden sonra bugünkü halini almıştır.

More Sentences
Trade/Economic
mark n. işaret
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice.
Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır.

More Sentences
mark n. marka
The PRO12 logo device is a protected mark.
PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır.

More Sentences
Technical
mark n. marka
The PRO12 logo device is a protected mark.
PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır.

More Sentences
Automotive
mark n. işaret
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice.
Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır.

More Sentences
Linguistics
mark n. belirti
I saw the mark of sadness that had remained on her face.
Onun yüzünde kalan üzüntü belirtisini gördüm.

More Sentences
Sport
mark v. markaja almak
His failure to mark his opponent disappointed the coach.
Onun rakibini markaja alamayışı antrenörü hayal kırıklığına uğrattı.

More Sentences
General
mark n. nişane
mark n. şöhret
mark n. mark
mark n. nişan
mark n. kalıntı
mark n. not (derste)
mark n. damga
mark n. alamet
mark n. yara yeri
mark n. şiar
mark n. ün
mark n. yer
mark n. spor başlama çizgisi
mark n. dağ
mark n. belgi
mark n. bellik
mark n. numara
mark n. liyakat
mark n. çizik
mark n. eser
mark n. emare
mark n. norm
mark n. standart
mark n. alman markı
mark n. im
mark n. belirteç
mark n. röper
mark n. çizgi
mark n. belirtke
mark n. yara izi
mark n. gaye
mark n. (yarışta) başlangıç noktası
mark n. isabet
mark n. dikkat
mark n. sahiplik, üretim yeri veya kalite bildiren isim, logo veya herhangi bir işaret
mark n. sahiplik belirtmek için hayvanın kulağına atılan çentik veya postuna yapılan işaret
mark n. imza yerine geçen işaret (haç, çizgi)
mark n. önem
mark n. öne çıkma
mark n. fark etme
mark n. belirgin özellik
mark n. onaylanmış kalite standardı
mark n. kalıcı etki
mark n. 13 şilin ve 4 peniye eşdeğer bir ingiliz ve iskoç para birimi
mark n. avrupa ülkelerinde özellikle altın ve gümüşte kullanılan, 227 gram'a eşdeğer çeşitli ağırlık birimlerine verilen ad
mark n. gaz ocağının üzerinde bulunan sıcaklık ayarlarından biri
mark n. belirli bir modelin varyasyonlarından birini ifade etmekte kullanılan bir sözcük
mark v. damgalamak
mark v. marke etmek
mark v. dikkat etmek
mark v. puanlamak
mark v. numaralamak
mark v. hesaba katmak
mark v. damga vurmak
mark v. markalamak
mark v. mimlemek
mark v. dikkate almak
mark v. etiketlemek
mark v. imlemek
mark v. işaret koymak
mark v. not atmak
mark v. yoklama defterine işaretlemek
mark v. yoklama almak
mark v. leke bırakmak
mark v. açıklamak
mark v. fark etmek
mark v. farkına varmak
mark v. dikkat etmek
mark v. göz önüne almak
mark v. göz önünde bulundurmak
mark v. doğal izler bırakmak
mark v. farklı olmasını sağlamak
mark v. sivriltmek
mark v. ayırt edici özellik olmak
mark v. belirgin bir izlenim edinmek
mark v. sınırlarını çizmek
mark v. işaretleyerek seçmek
mark v. işaretlercesine seçmek, tayin etmek veya mahkum etmek
mark v. gözlemlemek
mark v. ayakları ilerlemeden yürürcesine hareket ettirmek
mark v. mekanik ve basmakalıp şekilde davranmak
mark v. gelişmeleri beklerken ilerlemeyi geçici olarak durdurmak
Colloquial
mark n. enayi
mark n. safdil
mark n. keriz
mark n. saf
mark n. hırsızlık veya dolandırıcılık için seçilen kurban
mark n. soyulacak/dolandırılacak kurban
mark n. soymak/dolandırmak için göze kestirilen kurban
Trade/Economic
mark n. alamet
mark n. çizgi
mark n. damga
mark n. finlandiya'nın 1999'a kadar tedavülde kalan temel para birimi
mark v. fiyat etiketi koymak
Politics
mark n. bir topluluğun özgür üyelerinin ortak malı olan toprak parçası
Industry
mark n. genellikle bir serinin parçası olan ürün veya cihazın spesifik bir modeli
Computer
mark n. im
mark expr. işaretle
mark expr. imle
Automotive
mark n. model numarası
Marine
mark n. şamandra
mark n. suyun derinliğini belirtmek için ölçüm kordonuna çeşitli aralıklarla yerleştirilmiş düğüm veya parça
Marine Biology
mark n. üreme halkası
Religious
mark n. dört incil yazarından biri
mark n. markos incili
mark n. dört incil'den ikincisi
Geography
mark n. illinois eyaletinde yerleşim yeri
Military
mark v. ayakları ilerlemeden yürürcesine hareket ettirmek
Sport
mark n. ulaşılan veya elde edilen nokta
mark n. rekor
mark n. (bowlingde) tek atışta bütün lobutların devrilmesi
mark n. (bowlingde) ikinci atışta bütün lobutların devrilmesi
mark n. (çim topu oyununda) sahada sabit duran, iki tarafından basık bir top
mark n. (bowlingde) bir kuka türü
mark n. (ragbide) kendi 22 m'lik sahasında duran bir oyuncunun rakip tarafından ileriye doğru atılan bir topu yakalaması ve "mark" diye bağırarak serbest vuruş yapmaya hak kazanması
mark n. (avustralya futbolunda) serbest vuruş hakkı verilmesi ile sonuçlanan, en az 10 m'lik bir mesafeden yapılan vuruşla gelen topu yakalama
mark n. (boksta) sporcunun diz altı şortunun belirlediği ve midesine denk gelen sınıra veya bu sınırın üstüne yumruk atma
mark v. rekor kırmak
mark v. (rakip takımın oyuncusuna karşı) defans yapmak
Slang
mark n. dolandırıcının gözüne kestirdiği kurban
mark n. keriz
mark n. kolay aldanan kimse

Significados de "mark" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
mark mark n.
mark german mark n.

Significados de "mark" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
leave a mark v. iz bırakmak
General
slash mark n. taksim işareti
high water mark n. azami kabarma göstergesi
a bad mark n. kötü not
hitting the mark n. isabet
a bad mark n. kırık not
bad mark n. zayıf
hall mark n. özellik
low water mark n. alçak su seviyesi
mark sense card n. işaret algılama kartı
quotation mark n. tırnak işareti
bad mark n. kırık
high water mark n. azami kabarma esnasında suyun ulaştığı düzeyi belirten gösterge
question mark n. soru işareti
exclamation mark (i) n. ünlem işareti (i)
black mark n. alınkarası
bench mark n. ölçüt
d mark n. alman markı
high water mark n. suyun en çok yükseldiği nokta
call mark n. kütüphanelerde bir kitabın üzerindeki ait olduğu rafı gösteren damga
punctuation mark n. noktalama işareti
deutsche mark n. alman markı
exclamation mark n. nida işareti
german mark n. mark
slash mark n. taksim
skid mark n. fren izi
bench mark n. denektaşı
skid mark n. patinaj izi
a bad mark n. zayıf not
identification mark n. marka
interrogation mark n. soru işareti
year mark n. yıllık marka
question mark n. soru imi
bench mark n. seviye işareti
sea mark n. deniz işareti
demerit mark n. uyarı
bench mark n. röper
mark sensing n. işaret algılama
bench mark n. kıstas
bench mark n. röper noktası
registered trade mark n. müseccel marka
cue mark n. geçme işareti
mark reader n. im okuyucu
check mark n. puantaj
german mark n. alman markı
finnish mark n. finlandiya markkası
diacritical mark n. vurgu imi
exam mark n. sınav notu
strawberry mark n. yüzdeki kırmızı leke
boundary mark n. sınır işareti
assay mark n. ayar damgası
black mark n. kara leke
brush mark n. fırça izi
deletion mark n. silme imi
diacritical mark n. ayırıcı işaret
diacritical mark n. harf imi
diacritical mark n. belirtici işaret
registered trade mark n. tescilli ticari marka
finger mark n. parmak izi
black-and-blue mark n. morluk
low-water mark n. bir şeyin en alçak noktası
high-water mark n. en üstün başarı düzeyi
low-water mark n. alçak su seviyesi işareti
high-water mark n. doruk
high-water mark n. suyun azami kabarma noktası
plate-mark n. özellik
plate-mark n. nitelik
post mark n. posta pulu
manufacturer's mark n. yapımcı firma işareti
quotation mark n. tırnak imi
birth mark n. doğum lekesi
bullet mark n. kurşun izi
track mark n. iğne izi
bite mark n. ısırık izi
hoof mark n. toynak izi
an identifying mark on the suspect n. şüphelinin üzerinde kimlik tespitinde yardımı dokunabilecek bir işaret (dövme/ben vb)
distinguishing mark n. ayırt edici işaret
word mark n. sözcük işareti
word mark n. kelime işareti
figurative mark n. temsili işaret
mark-up n. fiyat artışı
mark-ups n. zamlar
mark-up n. alış ve satış fiyatları arasındaki fark
pass mark n. ders geçme notu
passing mark n. ders geçme notu
speech mark n. tırnak işareti
mark I helmet n. çelik savaş miğferi
mark I helmet n. çelik savaş başlığı
teeth mark n. diş izi
letter with accent mark n. şapkalı harf
mark up n. düzeltme veya açıklama amacıyla bir kağıdın üzerine not düşme
oil mark n. yağ izi
a man of mark n. dikkat çeken, ünlü kişi
thumb mark n. başparmak izi
town mark n. şehrin adını gösteren posta damgası
length mark n. uzunluk işareti
witch's mark n. cadı damgası
hall-mark n. tanımlayıcı nişan
hall-mark n. tanımlayıcı işaret
question mark n. bilinmeyen şey
question mark n. (sporcu gibi) kondisyonu, başarısı veya yeteneği şüpheli olan kimse
question mark n. gizemli şey
question mark n. muamma
minute mark n. kronolojik, coğrafi veya matematiksel dakikaları ifade etmek için kullanılan işaret
ripple mark n. dalgalı yüzeydeki dairesel çıkıntı
plague mark n. veba izi
plague mark n. tedavi edilemeyen bir hastalığın izi
pug mark n. ayak izi
pug mark n. vahşi memeliye ait ayak izi
shilling mark n. şilin ile peniyi ayıran virgül
mark a new epoch v. çığır açmak
get a mark v. not almak
mark down v. ucuzlatmak
cause to hit the mark v. rast getirmek
mark something up v. fiyatını artırmak
mark out v. planlamak
mark time v. beklemek
overstep the mark v. çizgiyi aşmak
mark out v. ayırmak
mark an era v. çığır açmak
be up to the mark v. istenilen derecede olmak
mark down v. not etmek
mark out v. planını yapmak
give a mark v. not vermek
mark down v. fiyat düşürmek
mark down v. fiyatını indirmek
hit the mark v. isabet etmek
leave a mark v. yer etmek
mark something up v. zam yapmak
mark a man v. adam tutmak
mark off v. sınırlarını çizmek
miss the mark v. hedefi tutturamamak
mark so as not to forget v. mim koymak
make a mark v. nişan koymak
mark out v. sınırlarını çizmek
mark up v. zam yapmak
hit the mark v. rast gelmek
make one's mark v. ün kazanmak
mark somebody up v. notunu yükseltmek
miss the mark v. tahmini yanlış çıkmak
overshoot the mark v. aşırılığa kaçmak
mark up v. fiyatını yükseltmek
mark time v. yerinde saymak
hit the mark v. isabet ettirmek
mark up v. yükseltmek
mark down v. düşürmek
overstep the mark v. su koyvermek
mark somebody down v. notunu kırmak
hit the mark v. tahmini doğru olmak
overstep the mark v. çok olmak