-on - Turco Inglés Diccionario

-on

Significados de "-on" en diccionario turco inglés : 10 resultado(s)

Inglés Turco
Chemistry
-on suf. keton ve karbonil grubunda oksijen içermeyen bileşikler dışındaki bileşiklerin sonuna gelen bir ek
-on suf. atomaltı parçacık anlamını veren bir son ek
-on suf. asal gaz anlamını veren bir son ek
-on suf. ayrı ve küçük birim anlamını veren bir son ek
-on suf. keton ve karbonil grubunda oksijen içermeyen bileşikler dışındaki bileşiklerin sonuna gelen bir ek
-on suf. asal gaz anlamını veren bir son ek
Biology
-on suf. nükleotid dizilimi anlamını veren bir son ek
-on suf. dna bölgesi anlamını veren bir son ek
-on suf. nükleotid dizilimi anlamını veren bir son ek
-on suf. dna bölgesi anlamını veren bir son ek

Significados de "-on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
add-on n. eklenti
non-ferrous metallic coatings on steel wire n. çelik tel üzerinde demir dışı metalik kaplamalar
put on weight v. kilo almak
put on v. giyinmek
get on v. binmek
step on the gas v. gazlamak
step on it v. gaza basmak
call on v. (sınıfta vb) çağırmak
hold on to v. tutunmak
cut down on v. kısmak
turn on v. açmak
draw on v. yararlanmak
go on v. devam etmek
rely on v. güvenmek
insist on v. ısrar etmek
put on v. giymek
get on well v. geçinmek
call the meeting on short notice v. acil toplantıya çağırmak
call the meeting on short notice v. acil toplantıyı çağırmak
go on a walk v. yürüyüşe çıkmak
step on it v. gazlamak
on track adj. yolunda
on time adv. vaktinde
on purpose adv. mahsus
on one's own adv. kendi kendine
on purpose adv. kasıtlı olarak
on purpose adv. bile bile
on purpose adv. kasten
on purpose adv. bilerek
on the contrary adv. aksine
on sale adv. satılık
on the occasion of prep. münasebetiyle
on prep. üstünde
on prep. üzerinde
on land adv. karada
General
law on criminal execution n. ceza infaz hukuku
scurf on baby's hand n. uykuluk
law on the prevention and prosecution of smuggling n. kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun
landing on the moon n. aya iniş
on business n. iş veya ticaret maksadıyla
agent on change n. borsa acentası
money doesn't grow on trees n. para kolay kazanılmıyor
call on n. uğrama
life on other planets n. başka gezegenlerdeki hayat
on a war foot n. yolcu durumunda
not on the permanent staff n. kadro dışı
political and social views on turkey n. türkiye’den siyasal ve sosyal görünüş
gear on board n. donanım
call on n. resmi çağrı
add on n. ekleme
law on the prevention and prosecution of smuggling n. kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun
swoop down on n. polis baskını
purchase on credit n. veresiye alış
outlook on n. görüş
effects of education on n. eğitimin etkileri
egging on n. dolduruş (birisini)
bureau on change n. döviz bürosu
standing on hind legs n. susta
landing on water n. su üzerine iniş
forcing to wait on cold floor n. soğuk zeminde bekletme
soldier on patrol n. karakol nöbetçisi
out on a limb n. zor ve tehlikeli bir durumda desteksiz olma
effect of inflation on n. enflasyon/enflasyon etkisi
entrenching on n. bir başkasının hakkını çiğneme
switching on n. açma
play on words n. kelime oyunu
embroidery on the edge of a garment n. oya
attack on n. saldırı
views on modernity n. yeniliklere bakış
call on n. rağbet
play on words n. cinas
dependency on foreign countries n. dış ülkelere bağımlılık
person who lives on a salary n. aylıkçı
a drag on someone n. ayak bağı
return on sales n. satış gelirleri
tariff on farm produce n. çiftlik ürünlerinde tarife
on tab n. burgulanmış
freak on a leash n. tasmalı ucube
montreux conference on the regime of the straits n. boğazların idaresi montreux konferansı
a drag on someone n. köstek
effect of taxation on n. vergilendirmenin etkisi
a book on ethics n. pendname
convention on children’s rights n. çocuk haklarına dair sözleşme
entrenching on n. tecavüz etme
holy night on which the birth of prophet mohammad is marked n. mevlid kandili
effect of inflation on accounting n. muhasebede enflasyon etkisi
income dependent on social security contributions n. sigorta primine esas kazançlar
money on deposit n. bankadaki para
money doesn't grow on trees n. para ağaçta yetişmez
agreement on what to say n. ağızbirliği
war on terrorism n. terörizmle savaş
man influence on nature n. doğaya insan etkisi
candidacy on equal footing n. eşit temelde adaylık
confinement on bread and water n. katıksız hapis
spike on a goad n. nodul
the crescent and the star on top of a minaret n. alem
counting on the fingers n. parmak hesabı
curves on surfaces n. yüzey eğrileri
production on demand n. ihtiyaç için üretim
speech on press n. basında söylev
a play on words n. kelime oyunu
hanger on n. dalkavuk
doctor on call n. nöbetçi doktor
insurance on freight n. yük sigortası
release on probation n. meşruten tahliye
call on n. kısa ziyaret
accompaniment service for people who are on deathbed n. ölüme refakat hizmetleri
tariff on medical instruments and apparatus n. tıbbi aletler ve donanımda gümrük
rock on a seashore n. kepez
outlook on n. bakış (bir konuya)
money on deposit n. mevduat
social adaptation on cultural facts n. akkültürasyon
call on n. sesleniş
trench on n. tecavüz
loss on ignition n. akkor kaybı
sale on credit n. veresiye satış
code on criminal procedures n. ceza mukameleri usül kanunu
landing on the ground n. yere iniş
drug on the market n. satılmayan mal
insurance on buildings n. bina sigortası
call on n. davet
spying on n. gözetleme
limit on the right n. sağdan limit
european convention on human rights n. avrupa insan hakları sözleşmesi
call on n. bağırış
the bench on which the corpse is washed n. teneşir
descent on n. baskın
turning on n. tahrik
a new one on me n. şaşırtıcı bir şey
looker on n. seyirci
animadversion on n. ağır eleştiri
going on n. sürdürme
sliced meat on a vertical spit n. döner kebap
call on n. hakem kararı
beer on draft n. fıçı birası
call on n. deklare
a drain on the resources n. bütçeye yük olan şey
descent on n. inip saldırma (düşmana)
views on management n. yönetim üzerine görüşler
cash on hand n. kasa bakiyesi
person putting on airs n. müstekbir
relationship on the rock n. bitmek üzere olan ilişki
workman on the night shift n. gece işçisi
law on criminal procedure n. ceza muhakemesi hukuku
convention on european social security n. avrupa sosyal güvenlik sözleşmesi
pieces of grilled meat on a stick n. çöp kebabı
the last word on the matter n. konu hakkında son ve kesin söz
general agreement on tariffs and trade n. gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması
pharmacy on duty n. nöbetçi eczane
sticking on n. yapıştırma