put on - Turco Inglés Diccionario
Historia

put on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "put on" en diccionario turco inglés : 35 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
put on v. giyinmek
put on v. giymek
General
put on v. kilo almak
put on v. çalıştırmak
put on v. sayı yapmak
put on v. sahneye koymak (oyunu)
put on v. açmak (ışığı/radyoyu vb'ni)
put on v. artırmak
put on v. sahnelemek
put on v. almak (kilo)
put on v. eklemek
put on v. elektrik yakmak
put on v. kondurmak
put on v. oynamak (oyunu)
put on v. giymek
put on v. üzerine yüklemek
put on v. atfetmek
put on v. takınmak
put on v. abartmak
put on v. kuşanmak
put on v. katmak
put on v. sahneye koymak
put on v. çoğaltmak
put on v. takmak
put on v. numarası yapmak
Phrasals
put on şişmanlamak
put on üzerine koymak
put on giydirmek (giysi)
put on giymek
Idioms
put on numara yapmak
Trade/Economic
put on artırmak
Technical
put on takmak
put on uygulamak
Apiculture
put on kovana kat atmak
put on ballık eklemek

Significados de "put on" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
put on weight v. kilo almak
General
put on dog v. hava atmak
put the blame on v. suçu yüklemek
put someone on a diet v. birini perhize sokmak
put a bridle on v. gem vurmak
put on an act v. rol yapmak
put the blame on v. suçlamak
put a collar on v. tasma takmak
put too much stress on v. fazla yük bindirmek (bir yapıdaki eleman)
put a patch on v. yama vurmak
put on the spot v. yüzlemek
put on the stage v. sahnelemek
put something on the agenda v. gündeme almak
put down a deposit on something v. kapora vermek
put someone on the shelf v. birini emekliye ayırmak
put something on the market v. piyasaya sürmek
put a price on somebody's head v. başına ödül koymak
put somebody on salary v. aylık bağlamak
put a spell on v. büyü yapmak
put in time on v. bir iş için belirli bir zaman harcamak
put one's finger on v. hatırlamak
put a bold face on v. zor bir durum karşısında cesaret göstermek
put on airs v. havalara girmek
put on flesh v. şişmanlamak
put the blame on somebody v. suçu yüklemek
put someone on a pedestal v. birine adeta tapınmak
put too much stress on v. fazla yük olmak (bir yapıdaki eleman)
put on airs v. çalım satmak
put on airs v. büyüklük taslamak
put a ban on v. aforoz etmek
put something on v. belirli bir miktar artırmak
put a mask on v. maske takmak
put a slur on v. iftira etmek
put on side v. hava atmak
put all the cards on the table v. düşüncelerini açıkça söylemek
put pressure on v. birini sıkıştırmak
put down on v. inmek (uçak)
put on a salary v. maaş bağlamak
put on a stamp v. pullamak
put a jinx on v. uğursuzluk getirmek
put on grand airs v. azamet satmak
put something on v. numara yapmak
put the bite on somebody v. baskı yapmak
put on paper v. yazmak
put it on thick v. şişirmek
put on the market v. satışa çıkarmak
put a price on v. adını koymak
put on airs v. caka satmak
put the cards on the table v. düşüncelerini açıkça söylemek
put on the brakes v. frene basmak
put somebody on his mettle v. teşvik etmek
put finger on v. tanımak
put the cards on the table v. fikirlerini açıkça söylemek
put on airs v. kurumlanmak
put something on v. takınmak
put on airs v. hava atmak
put it on v. şişirmek
put on sale v. pazara çıkarmak
put on the market v. satışa sunmak
put on airs v. poz takınmak
put an embargo on v. ambargo koymak
put a premium on v. teşvik etmek
put on one's shoes v. ayakkabı giymek
put finger on v. anımsamak
put a slur on v. leke sürmek
not to put too fine a point on it v. tam anlamıyla ifade etmek
put the blame on v. suçu üstüne atmak
put on the line v. riske atmak
put the finger on v. ihbar etmek
put leverage on somebody v. baskı yapmak
put on the scent v. ihbar etmek
put on the right track v. rayına oturtmak
put on airs v. kurum satmak
put on make up v. makyaj yapmak
put on one's shoes v. ayağını giymek
put on an act v. hava atmak
put on one side v. sonraya bırakmak
put something on v. ileri almak
put it on v. abartmak
put the finger on v. gammazlamak
put powder on v. pudra sürmek
put a saddle on v. eyer koymak
put on the line v. tehlikeye atmak
put it on v. kazıklamak
put emphasis on v. önem vermek
put on the agenda v. gündeme almak
put the blame on somebody v. suçlamak
put on weight v. şişmanlamak
put emphasis on v. vurgulamak
put it over on v. kazıklamak
put on coquettish airs v. cilvelenmek
put on somebody v. yıkmak
put on one's clothes v. üstünü giymek
put a ban on v. yasaklamak
put on fat v. yağ bağlamak
put something on v. sahneye koymak
put someone on the shelf v. birini kızağa çekmek
put somebody on the shelf v. kızağa çekmek
put down a deposit on something v. depozito vermek
put on weight v. toplamak
put on an act v. poz yapmak
put the lid on something v. engellemek
put someone on a pedestal v. birine fazla değer vermek
put on makeup v. makyaj yapmak
put something on the market v. satışa çıkarmak
put kohl on v. rastık çekmek
put the cards on the table v. dürüst ve açık olmak
put on the market v. piyasaya çıkarmak
put on a mask v. maske takmak
put it on thick v. abartmak
put pressure on v. birine baskı yapmak
put money on v. bir konuda bahse girmek
put on airs v. hava basmak
put a jinx on v. büyü yapmak
put too much stress on v. fazlasıyla vurgulamak
put a bold face on it v. erkekliğe toz kondurmamak
put it over on v. aldatmak
put on the brake v. frene basmak
put the cards on the table v. kartları masaya sermek
put the blame on somebody v. yıkmak
put the finger on v. ele vermek
put a damper on something v. zehir etmek
put on an act v. ayak yapmak
put on an act v. caka satmak
put down a deposit on something v. depozito ödemek
put the blame on v. sorumlu tutmak
put something on v. bir şeyi giymek
put one's finger on v. anımsamak
put on a scene v. kıyameti koparmak
put on a stopper v. tıpalamak
put someone on v. birini görevlendirmek
put on the brake v. fren yapmak
put on a scene v. olay çıkarmak
put emphasis on v. üzerinde durmak
put it on v. gibi göstermek
put down on paper v. kaleme almak
put one's finger on v. üstüne basmak
put one's finger on v. üzerine basmak
put one's finger on v. en doğru olanı söylemek
put one's life on the line v. hayatını riske atmak
put one's life on the line v. hayatını riske sokmak
put some money on the side v. bir kenara para ayırmak
put some money on the side v. para ayırmak
put a diaper on v. altını değiştirmek
put on airs v. fasulye gibi kendini nimetten saymak
put on socks v. çorap giymek
put (a product) on the market v. piyasaya çıkarmak
put excessive emphasis on v. üzerinde çok durmak
put a brake on v. bir dur demek
put someone on the list v. listeye dahil etmek
put something on to boil v. kaynamaya bırakmak
put someone on the list v. listeye eklemek
put someone on the list v. listeye almak
put restrictions on one's authority v. yetkilerini kısıtlamak
put on the light v. ışığı açmak
put (someone) on a salary v. maaş bağlamak
put someone on the payroll v. maaşa bağlamak
put on earring v. küpe takmak
put something on the market v. piyasaya sokmak
be put on the spot v. zor duruma düşürülmek
be put on the spot v. zor durumda bırakılmak
put on nail varnish v. oje sürmek
put on paint v. boya sürmek
put pressure on someone v. iki ayağını bir pabuca koymak
put pressure on someone v. iki ayağını bir pabuca sokmak
put an ad on the newspaper v. gazeteye ilan vermek
put an advertisement on the newspaper v. gazeteye ilan vermek
put on ointment v. ilaç sürmek
put one's foot on the clutch v. debriyaja basmak
put on market v. piyasaya sunmak
put on market v. pazara sunmak
put on paint v. boya vurmak
put on airs v. havaya girmek
put on display v. sergilemek
put on display v. gösterime sunmak
be put on the market v. satışa sunulmak
put an interpretation on v. yorum getirmek
put one's thumbprint on (a document) (in lieu of a signature) v. parmak basmak
put it on one's tab v. hesaba yazmak
put it on one's bill v. hesaba yazmak
put out a cigarette on somebody's flesh v. üzerinde sigara söndürmek
put somebody on stand-by v. birini hazırda tutmak
put the finger on v. -i gammazlamak
put on seat belt v. emniyet kemeri takmak
put something on v. -e bir fiyat koymak
put something on v. -e bir değer biçmek
put the finger on v. -i ihbar etmek
put the finger on v. -i ele vermek
put somebody on stand-by v. ihtiyaç halinde kullanmak için hazırda tutmak
put somebody on stand-by v. yedek olarak hazırda tutmak
put on make-up v. makyaj yapmak
put on make-up v. boyanmak
put on hold (the call) v. telefonu kapatmayıp beklemek
put on lipstick v. ruj sürmek
put on the way v. yola koymak
put (something) on the right track v. hal yoluna koymak
put the seal on v. sonunda onaylamak
put pressure on someone v. birine baskı yapmak
put excessive emphasis on v. üzerinde önemle durmak
put excessive emphasis on v. önemle üzerinde durmak
put on the market v. piyasaya sunmak
put the tomatoes on the tray v. tepsiye domatesleri döşemek
put on board v. güverteye koymak
put on the map v. bir yerin tanıtımını yapmak
put on the market v. piyasaya sürmek
put particular emphasis on v. üzerinde özellikle durmak
put the phone on vibrate v. titreşime almak
put on vibrate v. titreşime almak
put on vibrate v. telefonu titreşime almak
put the phone on vibrate v. telefonu titreşime almak
put on something more comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
put an ad on a website v. web sitesine ilan bırakmak
put on perfume v. koku sıkmak
put on perfume v. parfüm sıkmak
put a saddle on a horse v. bir ata eyer/semer vurmak
put a saddle on a horse v. ata eyer/semer takmak
put on ketchup v. ketçap koymak
put on a suit v. takım elbise giymek
put on shifts v. vardiyalara ayırmak
put a rubber on v. prezervatif takmak
put it on the wall v. duvara asmak
put someone on tv v. birini televizyona çıkarmak
put a knife on one's throat v. birinin boğazına bıçak dayamak
put gasoline on someone's car v. birinin arabasına benzin koymak
be put on trial v. yargılanmak
put on a performance of a lifetime v. hayatının gösterisini/performansını sergilemek
put on a performance of a lifetime v. hayatının en iyi/güzel/muhteşem vs. gösterisini yapmak
put on par with v. eşdeğer tutmak
be put on par with v. eşdeğer tutulmak
put on weight v. toplanmak
put on the high beams v. uzunları yakmak
put on the high beams v. uzun farları yakmak
put on the high beams v. uzun farları açmak
put on some ointment v. (yaraya vb) biraz merhem sürmek
put on some ointment v. (yaraya vb) biraz krem sürmek
put on a bandage v. bandaj sarmak
put on a bandage v. bandajlamak
put on a bandage v. sargı ile salmak
put the mirror on the fireplace v. aynayı şöminenin üzerine koymak
put a man on the door v. kapıya adam koymak
put a leash on the dog v. köpeğe tasma takmak
put weight on v. kilo almak
put on school uniform v. okul kıyafetlerini giymek
put on something comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
put the phone on silent v. telefonu sessize almak
put on clothes v. giyinmek
put on probation v. gözlem altında tutmak
be/put on probation v. gözlem altında tutulmak
be/put on probation v. göz hapsinde tutulmak
put on probation v. göz hapsinde tutmak
be put on public display v. halkın/umumun teşhirine sunulmak
put a muzzle on v. ağızlık takmak(hayvan vb.'ye)
put on the internet v. internete koymak
put on her jewelry v. takılarını takmak
put the dog on a leash v. köpeğe tasma takmak/bağlamak
put a check mark on v. tik atmak
put the jersey on v. formayı giymek
put chains on the tires v. zincir takmak
put on a headset v. kulaklık takmak
put on a headphone v. kulaklık takmak
put on the team v. takıma almak
put on ointment v. merhem sürmek
put on ointment v. merhemlemek
be put on notice v. uyarılmak
be put on notice v. uyarı almak
put out an mpr on someone v. birisi için kayıp ilanı vermek
put the last touches on v. son halini vermek
put the last touches on v. son şeklini vermek
put the last touches on v. son haline getirmek
put on oinment v. krem sürmek (yaraya)
put one's head on someone's shoulder v. başını omzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder v. başını omuzuna yaslamak
put on speakerphone v. sesi hoparlöre vermek
put on top of each other v. üst üste koymak
put on a jacket v. ceket giymek
put on a play v. bir oyun sahnelemek
put someone on a drip v. serum takmak
be put on a drip v. serum takılmak
be put on a drip v. serum bağlatmak
put on hold v. beklemeye almak
put a figure on v. rakamlara dökmek
put on sunscreen v. güneş kremi sürmek
put-on n. gösteriş
put-on n. takılma
put-on n. tavır
put-on adj. sahte
Phrasals
put down on paper yazıya dökmek
put down on paper kağıda almak
put somebody on telefonda birini vermek
Phrases
not to put too fine a point on it açıkça söylemek gerekirse
not to put too fine a point on it doğrusunu söylemek gerekirse
to put a finer point on it daha net olarak ifade etmek gerekirse
to put a finer point on it daha net olarak söylemek gerekirse
to put a finer point on it daha açık ifade etmek gerekirse
Proverb
you can put lipstick on a pig, but it's still a pig eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
Colloquial
put a damper on keyfini kaçırmak
put a damper on umudunu kırmak
put the dampers on umudunu kırmak
put the dampers on keyfini kaçırmak
put the dampers on neşesini kaçırmak
put a damper on neşesini kaçırmak
put a brake on kendini frenlemek
put a brake on frene basmak
put on airs poz kesmek
put on airs havalara girmek
put on airs fiyaka yapmak
put on airs hava basmak
put on airs hava atmak
put on airs caka satmak
put on airs horozlanmak
put one's shirt on tüm parasıyla bahis oynamak
put on a white coat beyaz önlük giymek
put on the ritz havalı görünmek
put on the ritz caka satmak
put the tail back on tekrar takibe almak
put on the ritz olduğundan daha önemliymiş gibi görünmek
put on your seat belts emniyet kemerlerinizi takın
put your masks on maskelerinizi takın
put a gun on someone birine silah çekmek
put your uncle on the phone dayını telefona ver
put your mask back on maskeni geri tak
put one’s life on the line hayatını riske atmak
put one’s life on the line hayatını tehlikeye atmak
put a lid on it! sus!
put a lid on it! kapa çeneni!
put a lid on it! sızlanmayı/şikayet etmeyi bırak!
put on a few pounds birkaç kilo almak
put my wife on the phone karımı telefona ver
put your mother on the phone anneni telefona çağırsana
put your mother on the phone anneni telefona versene
put one's face on makyaj yapmak
put some english on it topa kavis vermek
put some english on it topa falso vermek
Idioms
put on one's best bib and tucker takıp takıştırmak
put on the map önemini duyurmak
put on the map dünyaya tanıtmak
put on the map yer etmesini sağlamak
put on the dog çalım satmak
put on the dog caka satmak
put on the dog yüksekten atmak
put a damper on burnundan getirmek
not to put too fine a point on it açık seçik söylemek
put on airs amirane davranmak
put on airs üstünlük taslamak
put on airs emirler yağdırmak
put someone on a pedestal birini baş tacı etmek
put something on paper kağıda dökmek
put someone on the spot birini sıkboğaz etmek
put one's skates on elini çabuk tutmak
put something on the line dobra dobra konuşmak
put on one's thinking cap kafa yormak
put a damper on something bir şeye gölge düşürmek
put on airs caka satmak
put one's cards on the table gizlisi saklısı olmamak
put on an act numara yapmak
put one's shirt on bahse girişmek
put one's finger on parmak basmak
put on airs çalım satmak
put something on ice bir şeyi rafa kaldırmak
put a bold face on korktuğu halde bozuntuya vermemek
put one over on someone oyuna getirmek
put something on back burner bir şeyi rafa kaldırmak
put a damper on gölge düşürmek
put on one's thinking cap külahını önüne koyup düşünmek
put on an act poz yapmak
put on airs racon kesmek
put on weight kilo almak
put a bold face on bozuntuya vermemek
put a good face on bozuntuya vermemek
put something on paper yazıya dökmek
put one over on (someone) (birini) gürültüye getirmek
put on ice rafa kaldırmak
put the kibosh on boşa çıkarmak
put hairs on someone's chest (içki vb.) enerji vermek
put hairs on someone's chest (içki vb.) cesaret vermek
put someone's on his honour namusuna güvenerek teslim etmek
put the frighteners on gözünü korkutmak
put the frighteners on birini korkutarak ikna etmek
put the frighteners on korkutarak bir şey yapmaya ikna etmek
put the finger on muhbirlik yapmak
put the finger on polise ihbar etmek
put the finger on suçluyu polise ispiyonlamak
put the finger on tanımlamak
put the finger on ispiyon etmek
put a damper on keyfini kaçırmak
put the dampers on keyfini kaçırmak
put a damper on neşesini kaçırmak
put the dampers on umudunu kırmak
put the dampers on neşesini kaçırmak
put a damper on umudunu kırmak
put a new face on renk katmak
put a new face on yenilik getirmek
put a new face on değişiklik yapmak
put a brave face on things pembe tablo çizmek
put on an act yapmacıklı davranmak
put a brave face on things işleri yolundaymış gibi göstermek
put on an act oynamak
put on an act rol kesmek
put one's thinking cap on bir konu üzerinde düşünmek
put one's thinking cap on bir konu üzerinde kafa patlatmak
put one's thinking cap on ciddi ciddi düşünmek
put one's head on the block kendini tehlikeye atmak
put one's head on the block kendini okkanın altına atmak
put one's head on the block okkanın altına girmek
put one's head on the block kendini riske atmak
put one's cards on the table teklifsiz olmak
put one's cards on the table açık oynamak
put the heat on baskıyı yoğunlaştırmak
put the heat on baskı yapmak
put the heat on sıkıştırmak
put the lid on bir nokta koymak
put the lid on bitirmek
put the lid on sona erdirmek
put the lid on son vermek
put the lid on noktalamak
put a price on someone's head birinin başına ödül koymak
put place someone on a pedestal el üstünde tutmak
put place someone on a pedestal baş tacı etmek
not to put too fine a point on it açıkça ve dürüstçe konuşmak
put a brave front on something cesaretle karşılamak
put a brave face on something cesaretle karşılamak
put a brave front on something göğüs germek
put a brave face on something mutluymuş gibi davranmak
put a brave front on something boyun eğmemek
put a brave front on something mutluymuş gibi davranmak
put a brave front on something üzülmemiş numarası yapmak
put a brave face on something boyun eğmemek
put a brave face on something üzülmemiş numarası yapmak
put a brave front on something yıkılmamak
put a brave face on something göğüs germek
put a brave face on something yıkılmamak
put money on parayı gömmek
put money on para gömmek
put money on parayı bağlamak
put money on para bağlamak
put the screws on güç kullanmak
put the screws on birisini sıkıştırmak
put the screws on tehdit etmek
put the screws on birini bir şeye zorlamak
put the screws on zor kullanmak
put the bite on (someone) birinden para koparmak
put back on the rails rayına oturmak
put out a contract on somebody birini öldürmek için kiralık katil tutmak
put some sweet lines on someone yağcılık ederek birini kandırmaya çalışmak
put some sweet lines on someone tatlı dil dökerek birisini ikna etmeye çalışmak
put hair on someone's chest (içki vb.) enerji vermek
put hair on someone's chest (içki vb.) cesaret vermek
put the nose-bag on bir şeyler yemek
put the feed bag on bir şeyler yemek
put a spin on çarpıtmak
put a spin on bir hikayeyi işine yarayacak şekilde değiştirmek
put someone on the spot güç durumda bırakmak
put the bite on someone para koparmaya çalışmak
put the bite on someone para sızdırmaya çalışmak
put on one's thinking cap (ciddi olarak) düşünmeye başlamak
put a guilt trip on somebody birisini yaptığı bir şeyden dolayı suçlu hissettirmek
put something on the fast track (bir süreci vb.) hızlandırmak
put on the back burner geri plana atmak
put a lid on something bir şeye son vermek
put a lid on something bu gidişe dur demek
be put on full alert teyakkuza geçirilmek
be put on red alert alarma geçirilmek
be put on red alert teyakkuza geçirilmek
be put on full alert alarma geçirilmek
put the arm on someone birisine bir şey yapmaya zorlamak
put the arm on someone birisine baskı yapmak
put the arm on birisine baskı yapmak
put the arm on birisine bir şey yapmaya zorlamak
put something back on track rayına oturtmak
put the feed bag on yemek yemek
put the nose-bag on yemek yemek
put the bite on someone birisinden para istemek
put a premium on büyük önem atfetmek
put a premium on çok değer vermek
put a premium on prim vermek
put a premium on prim tanımak
put a premium on çok önem vermek
put the brakes on bir şeye son vermek
put the brakes on someone birisini engellemek
put the brakes on bir şeyi durdurmak
put the brakes on someone birisine engel olmak
put the brakes on something bir şeyi durdurmak
put the brakes on something bir şeye son vermek
put bums on seats (bir gösteriyi) hıncahınç doldurmak
put something on the front burner ön plana almak
put a cap on something sınır koymak
put one's thinking cap on şapkasını önüne koyup düşünmek
put a cap on something sınırlamak
put one's thinking cap on düşünmeye başlamak
put a cap on something limit koymak
put something on someone's shoulders sorumluluğu/suçu başkasının omzuna yüklemek
put something on someone's shoulders sorumluluğu/suçu başkasına yüklemek
put the chill on someone biriyle ilişkisini kesmek
put the freeze on someone biriyle bağını koparmak
put the chill on someone biriyle arayı soğutmak
put the freeze on someone biriyle ilişkisini kesmek
put the freeze on someone biriyle arayı soğutmak
put the chill on someone biriyle bağını koparmak
put a dampener on something burnundan getirmek
put a dampener on something zehir etmek