Deal - Turco Inglés Diccionario

Deal

Significados de "Deal" en diccionario turco inglés : 69 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
deal n. anlaşma
deal n. oyun kağıtlarını dağıtma
deal v. dağıtmak
deal v. iş yapmak
deal v. davranmak
deal v. (bir sorunla) ilgilenmek
deal v. ilgilenmek
General
deal n. tüccar
deal n. davranış
deal n. miktar
deal n. tacir
deal n. çam tahtası
deal n. iskambil kağıtlarını dağıtma
deal n. yöntem
deal n. kağıt dağıtma
deal n. muamele
deal n. daha da fazla olma
deal n. mukavele
deal n.
deal n. çam kalas
deal n. alışveriş
deal n. hisse
deal n. pay
deal n. çam kerestesi
deal n. çok sayıda olan şey
deal n. büyük miktar
deal n. büyük ölçü
deal n. büyük oran
deal n. tedavi
deal n. (oyun) kağıt dağıtma
deal n. uyuşturucu satışı
deal v. dağıtmak (iskambil kağıtlarını)
deal v. vermek
deal v. oyun kağıdı dağıtmak
deal v. yerleştirmek
deal v. ele almak
deal v. değinmek
deal v. meşgul olmak
deal v. uyuşturucu işi yapmak
deal v. vurmak
deal v. kağıt dağıtmak
deal v. paylaştırmak
deal v. alışveriş etmek
deal v. bölmek
deal v. hakkından gelmek
deal v. ticaret yapmak
deal v. satmak
deal v. uğraşmak
deal v. kağıtları dağıtmak
deal v. pazarlık etmek
deal v. anlaşmak
Irregular Verb
deal v. dealt - dealt
Colloquial
deal expr. nefis bir olay!
deal expr. tamam
Trade/Economic
deal n. alışveriş
deal n. dağıtım
deal n. fiyat (belirli bir ürün sınıfı için özel uygulanan)
deal n.
deal n. pazarlık
deal n. ticaret
deal v. iş yapmak
deal v. iştigal etmek
deal v. ticaret yapmak
Politics
deal n. anlaşma
deal n. sözleşme
Computer
deal expr. dağıt
Geography
deal n. new jersey eyaletinde yerleşim yeri
deal n. ingiltere'de yerleşim yeri
Basketball
deal n. hücum sahasında oyuncuların pas yapması

Significados de "Deal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a great deal of money n. çok para
big deal n. büyük mesele
big deal n. büyük iş
big deal n. çok önemli
good deal n. birçok
great deal n. çok şey
good deal n. iyi el
no big deal n. önemsiz şey
square deal n. dürüst pazarlık
fair deal n. dürüst pazarlık
square deal n. insaflı davranış
someone with a great deal of experience n. feleğin çemberinden geçmiş
a big deal n. büyük marifet
deal at arm's length with someone n. bir işlemin tarafların birbirleriyle ilişkisi yokmuş gibi yürütülmesi
unfair deal n. haksız muamele
unfair deal n. kazık (yeme)
unfair deal n. üçkağıt
same deal as before n. önceki anlaşmanın aynısı
last minute deal n. son dakika anlaşması
negotiated deal n. müzakere edilerek varılan anlaşma
two-for-one deal n. bir alana bir bedava
binding deal n. bağlayıcı anlaşma
attempt to deal n. anlaşma girişimi
new deal n. yeniden değerlendirme
great deal n. çok sayı
great deal n. büyük miktar
package deal n. teklif veya aday kabulünün bir diğerinin kabulüne dayandırılması
package deal n. anlaşma paketi ile sağlanan hizmet ve ürünler
four-deal bridge n. dört el oynanan bir briç çeşidi
deal something out v. paylaştırmak
make a deal v. anlaşma sağlamak
do a deal v. anlaşmaya bağlamak
make a deal v. uzlaşmak
deal out v. dağıtmak
strike a deal v. anlaşma yapmak
give someone a raw deal v. birine haksızlık etmek
deal with v. hakkından gelmek
deal somebody a blow v. oturtmak
deal in v. ticareti yapmak
make a deal v. anlaşma yapmak
deal with something v. ilgili olmak
deal with v. üstesinden gelmek
deal a blow to v. darbe indirmek
do a deal v. anlaşma sağlamak
make a deal v. anlaşmaya bağlamak
deal with v. baş etmek
deal with something v. hakkında olmak
make a deal v. anlaşma gerçekleştirmek
close the deal v. anlaşmaya varmak
deal in something v. ticareti yapmak
deal with the matter v. konuyla ilgilenmek
make a deal v. kontrat yapmak
do a deal v. anlaşma gerçekleştirmek
deal with v. ile alışveriş etmek
deal with v. müşterisi olmak
make a great deal of noise v. patırtı etmek
deal in something v. alıp satmak
deal with v. halletmek
deal a blow v. geçirmek
give to deal v. indirmek
deal with v. uğraşmak
deal with v. gerekeni yapıp üstesinden gelmek
deal with v. ile ilgilenmek
deal with the problem from many aspects v. konuyu çeşitli açılardan ele almak
pull a fast deal v. hileli iş yapmak
deal somebody a blow v. yumruk atmak
deal a blow at somebody v. yumruk atmak
attract a great deal of attention v. yoğun ilgi görmek
deal with a (subject/matter) entirely v. bütün olarak ele almak
make a big deal out of something v. problem haline getirmek
make a big deal out of something v. sorun haline getirmek
turn it into a big deal v. sorun haline getirmek
turn it into a big deal v. problem haline getirmek
deal in small wares v. tuhafiyecilik yapmak
deal with a customer v. müşteriyle ilgilenmek
deal with a customer v. bir müşteriyle ilgilenmek
make a deal with v. ile anlaşmak
deal death blow v. büyük darbe vurmak
deal major blow v. büyük darbe vurmak
deal big blow v. büyük darbe vurmak
deal major blow v. ağır darbe indirmek
deal great blow v. ağır darbe indirmek
deal big blow v. ağır darbe indirmek
deal with v. alışveriş yapmak
deal in v. alıp satmak
deal with v. ticaret yapmak
deal with v. iş yapmak
deal with someone personally v. özel olarak ilgilenmek
deal with someone privately v. özel olarak ilgilenmek
deal with v. -e değinmek
deal with v. -i idare etmek
deal at arm's length with someone v. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal at arm's length with somebody v. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal in goods v. sağlam addedilmek
make a deal with v. karşılıklı anlaşmaya varmak
attract a great deal of attention v. çok dikkat çekmek
close a deal v. işi bitirmek
close a deal v. anlaşmaya varmak
reach a deal v. anlaşmaya varmak
deal in v. meşgul olmak
deal in options v. primli işler yapmak
deal with v. hesap görmek
deal by v. muamele etmek
deal in commodities v. mal ticareti yapmak
deal with the crisis in his own way v. krizle kendi yöntemiyle başa çıkmak
deal with the crisis in his own way v. krizle kendi yöntemiyle baş etmek
make some sort of deal to get it back v. geri almak için bir çeşit anlaşma yapmak
receive a great deal of attention v. büyük ilgi görmek
extend the deal v. kontratı uzatmak
extend the deal v. sözleşmeyi uzatmak
deal with what happens v. ne olursa olsun gerekeni yapıp hakkından gelmek
deal with what happens v. olanla başa çıkmak
have a deal v. anlaşmak
try to get a deal on something v. ucuza kapatmaya çalışmak
deal with v. muhatap olmak
ask for a deal v. fiyatta indirim istemek
settle on a deal v. bir anlaşmaya varmak
deal with something v. biri şeyin hakkından, üstesinden gelmek
deal in futures v. malların gelecekteki değeri hakkında spekülasyon yapmak
deal with a problem v. bir problemle uğraşmak
a great deal of adj. pek çok
a great deal of adj. epey
a good deal of adj. epey
great deal of adj. çok miktarda
a good deal of adj. birçok
deal-prone adj. anlaşma eğilimli
a good deal adv. pek çok
a great deal adv. pek çok
a good deal adv. bir hayli
a great deal adv. çok
a good deal adv. birçok
a great deal adv. bir hayli
a good deal adv. çok
a deal too much adv. fazlaca
a good deal adv. hayli
a great deal adv. hayli
big deal! interj. hıh
Phrasals
deal by v. davranmak
deal in v. uygulamak
deal someone into something v. birini bir şeye dahil olmak
deal someone out of something v. kart oyunlarında kart dağıtırken birini es geçmek
deal someone into something v. birini bir işe, projeye katmak
deal someone in v. birini bir şeye dahil olmak
deal someone out of something v. birini bir şeyden çıkarmak
deal (one) into (something) v. (birini bir işe, projeye) katmak
deal someone in v. birini bir işe, projeye katmak
deal someone in v. kart oyunlarında birine kağıt dağıtmak
deal someone out v. kart oyunlarında kart dağıtırken birini es geçmek
deal someone out v. birini bir şeyden çıkarmak
deal (one) in v. (birini) bir işe, projeye katmak