Deal! - Turco Inglés Diccionario

Deal!

Significados de "Deal!" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
deal! interj. harika!
deal! expr. çok iyi!
deal! exclam. anlaştık!

Significados de "Deal!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
deal n. anlaşma
deal n. oyun kağıtlarını dağıtma
deal v. (bir sorunla) ilgilenmek
deal v. iş yapmak
deal v. dağıtmak
deal v. davranmak
deal v. ilgilenmek
General
no big deal n. önemsiz şey
deal n. kağıt dağıtma
deal n. daha da fazla olma
deal n. iskambil kağıtlarını dağıtma
a great deal of money n. çok para
deal n. muamele
big deal n. büyük mesele
good deal n. iyi el
deal n. mukavele
good deal n. birçok
deal n. tacir
deal n. yöntem
deal n. tüccar
deal n. miktar
deal n. davranış
great deal n. çok şey
big deal n. büyük iş
big deal n. çok önemli
deal n. çam tahtası
fair deal n. dürüst pazarlık
square deal n. dürüst pazarlık
square deal n. insaflı davranış
someone with a great deal of experience n. feleğin çemberinden geçmiş
a big deal n. büyük marifet
deal n. alışveriş
deal n. çam kalas
deal n.
deal at arm's length with someone n. bir işlemin tarafların birbirleriyle ilişkisi yokmuş gibi yürütülmesi
deal n. hisse
deal n. pay
unfair deal n. haksız muamele
unfair deal n. kazık (yeme)
unfair deal n. üçkağıt
same deal as before n. önceki anlaşmanın aynısı
last minute deal n. son dakika anlaşması
deal n. çam kerestesi
negotiated deal n. müzakere edilerek varılan anlaşma
two-for-one deal n. bir alana bir bedava
binding deal n. bağlayıcı anlaşma
attempt to deal n. anlaşma girişimi
new deal n. yeniden değerlendirme
deal n. çok sayıda olan şey
deal n. büyük ölçü
deal n. büyük oran
deal n. büyük miktar
great deal n. büyük miktar
great deal n. çok sayı
package deal n. teklif veya aday kabulünün bir diğerinin kabulüne dayandırılması
package deal n. anlaşma paketi ile sağlanan hizmet ve ürünler
four-deal bridge n. dört el oynanan bir briç çeşidi
deal n. tedavi
deal n. uyuşturucu satışı
deal n. (oyun) kağıt dağıtma
make a great deal of noise v. patırtı etmek
deal v. uyuşturucu işi yapmak
make a deal v. uzlaşmak
close the deal v. anlaşmaya varmak
deal with v. müşterisi olmak
give to deal v. indirmek
give someone a raw deal v. birine haksızlık etmek
make a deal v. anlaşma yapmak
deal v. vermek
make a deal v. anlaşma sağlamak
deal somebody a blow v. oturtmak
deal a blow to v. darbe indirmek
deal with v. hakkından gelmek
deal with v. halletmek
deal with v. ile alışveriş etmek
deal with something v. hakkında olmak
do a deal v. anlaşma sağlamak
do a deal v. anlaşmaya bağlamak
make a deal v. anlaşma gerçekleştirmek
deal v. dağıtmak (iskambil kağıtlarını)
deal something out v. paylaştırmak
deal with v. baş etmek
deal in v. ticareti yapmak
deal in something v. ticareti yapmak
deal v. meşgul olmak
make a deal v. kontrat yapmak
do a deal v. anlaşma gerçekleştirmek
deal with the matter v. konuyla ilgilenmek
deal with v. üstesinden gelmek
deal with something v. ilgili olmak
deal out v. dağıtmak
deal v. ele almak
deal v. değinmek
deal v. yerleştirmek
deal in something v. alıp satmak
make a deal v. anlaşmaya bağlamak
deal v. kağıt dağıtmak
deal v. oyun kağıdı dağıtmak
deal a blow v. geçirmek
strike a deal v. anlaşma yapmak
deal v. vurmak
deal with v. ile ilgilenmek
deal with v. uğraşmak
deal with v. gerekeni yapıp üstesinden gelmek
deal with the problem from many aspects v. konuyu çeşitli açılardan ele almak
pull a fast deal v. hileli iş yapmak
deal somebody a blow v. yumruk atmak
deal a blow at somebody v. yumruk atmak
attract a great deal of attention v. yoğun ilgi görmek
deal with a (subject/matter) entirely v. bütün olarak ele almak
make a big deal out of something v. problem haline getirmek
turn it into a big deal v. problem haline getirmek
make a big deal out of something v. sorun haline getirmek
turn it into a big deal v. sorun haline getirmek
deal in small wares v. tuhafiyecilik yapmak
deal with a customer v. bir müşteriyle ilgilenmek
deal with a customer v. müşteriyle ilgilenmek
make a deal with v. ile anlaşmak
deal big blow v. büyük darbe vurmak
deal death blow v. büyük darbe vurmak
deal major blow v. büyük darbe vurmak
deal major blow v. ağır darbe indirmek
deal great blow v. ağır darbe indirmek
deal big blow v. ağır darbe indirmek
deal v. alışveriş etmek
deal in v. alıp satmak
deal with v. alışveriş yapmak
deal with v. iş yapmak
deal with v. ticaret yapmak
deal v. paylaştırmak
deal with someone personally v. özel olarak ilgilenmek
deal with someone privately v. özel olarak ilgilenmek
deal with v. -i idare etmek
deal with v. -e değinmek
deal v. bölmek
deal v. hakkından gelmek
deal at arm's length with somebody v. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal at arm's length with someone v. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal in goods v. sağlam addedilmek
make a deal with v. karşılıklı anlaşmaya varmak
attract a great deal of attention v. çok dikkat çekmek
deal v. pazarlık etmek
deal v. ticaret yapmak
deal v. satmak
close a deal v. işi bitirmek
close a deal v. anlaşmaya varmak
reach a deal v. anlaşmaya varmak
deal in v. meşgul olmak
deal in options v. primli işler yapmak
deal with v. hesap görmek