Till - Turco Inglés Diccionario

Till

Significados de "Till" en diccionario turco inglés : 39 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
till prep. -e kadar
General
till n. kasa
till n. para çekmecesi
till n. ziraat
till n. çekme
till n. çiftçilik
till n. değerli eşya çekmecesi
till n. buzul tortusu
till n. sert kil
till n. kasada saklanan para
till n. kasa
till v. sürmek
till v. toprağı sürmek
till v. tohum ekmek
till v. bakımıyla ilgilenmek
till v. büyütüp geliştirmek
till v. üzerinde araştırma yapmak
till v. üzerinde çalışmak
till v. (parayı) çekmeceye koymak
till adv. kadar
till prep. dek
till prep. değin
till prep. -e kadar
till prep. –e kadar
till N. yazar kasa
Trade/Economic
till n. kasa
till n. para çekmecesi
till n. para kasası
Technical
till n. el presinin merdanesi üzerindeki çıkıntılar arasındaki dört boşluktan biri
till n. eski el preslerinde manşonu destekleyen yatay bir parça
Gastronomy
till n. meyve veya sebze koymaya yarayan dikdörtgen sepet
Agriculture
till v. işlemek
till v. pullukla sürmek
till v. sabanla sürmek
till v. (toprağı) sürmek
Geography
till n. buzul çökelleri
till n. til
Geology
till n. buzul tortusu
till n. sert kil

Significados de "Till" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
no till n. saban veya pulluk kullanmadan ve zararlı bitkilere karşı zirai ilaç kullanılarak yapılan bir ziraat metodu
cash till n. yazar kasa
till (uk) n. yazar kasa
till receipt n. kasa fişi
till roll n. yazar kasa fişi
stay awake till morning v. sabahlamak
not to live till the morning v. sabaha çıkmamak
work till morning v. sabahlamak
stay awake till morning v. sabahı bulmak
stick to the plan till the end v. sonuna kadar plana bağlı kalmak
eat till you're full v. doyana kadar yemek
till [obsolete] v. etkilemek
till [obsolete] v. büyülemek
till [dialect] v. hazırlamak
till [obsolete] v. kendine çekmek
till [dialect] v. kurmak
till then adv. o vakte kadar
till the cows come home adv. çıkmaz ayın son çarşambasına kadar
till the end of time adv. ebediyyen
till the last adv. sonuna kadar
from morning till night adv. sabahtan akşama kadar
till the cows come home adv. çıkmaz ayın son çarşambasına
till further notice adv. yeni bir duyuruya kadar
from then till now adv. aradan
till now adv. şimdiye kadar
till then adv. o zamana kadar
till further orders adv. başka emir gelinceye kadar
till dark adv. akşama dek
till all hours adv. çok geç
till doomsday adv. kıyamete kadar
till further notice adv. yeni bir talimat verilene kadar
till all hours adv. geceden sabaha kadar
till the end adv. sonuna dek
till the late hours adv. geç saatlere kadar
up till now adv. şu ana kadar
up till now adv. şimdiye kadar
till the present day adv. bu zamana dek
till further notice adv. yeniden haber verilinceye kadar
up till today adv. bugüne kadar
from birth till death adv. doğumdan ölüme kadar
together till the end adv. birlikte sonuna dek/kadar
from dusk till dawn adv. gün batımından şafağa kadar
till [scottish] prep. ilgili
till [scottish] prep. '-e
till [scottish] prep. bir hedefe doğru
till [scottish] prep. '- e varacak şekilde
till [scottish] prep. bir amaca yönelik
till [scottish] prep. için
till [scottish] prep. '-e ait
till [scottish] prep. '-a
till [scottish] prep. -e doğru
till [dialect] conj. '-den
till [dialect] conj. olurken
till [dialect] conj. öncesinde
till [dialect] conj. esnasında
till [dialect] conj. önce
till [dialect] conj. '-e kıyasla
till [dialect] conj. '-mesi için
till [dialect] conj. '-diği vakit
Phrases
fake it till you make it expr. gerçekten öyle olana kadar...mış gibi (öyleymiş/olmuş/başarmış) gibi yap
till death do you part expr. ölüm sizi ayırana dek
till the novelty wears off expr. hevesini alana kadar
till the novelty wears off expr. modası geçene dek/kadar
till the novelty wears off expr. sıkılana kadar
till the novelty wears off expr. heyecanı bitene/kaçana/geçene dek/kadar
Proverb
you'll never know till you try expr. denemeden karar verme
you'll never know till you try expr. denemeden bilemezsin
you never know till you try expr. denemeden bilemezsin
you never know till you try expr. denemeden karar verme
never put off till tomorrow what you can do today bugünün işini yarına bırakma
call no man happy till he dies ne oldum dememeli
call no man happy till he dies ne oldum dememeli ne olacağım demeli
call no man happy till he dies bu işin yarını da var
count no man happy till he dies ne oldum dememeli ne olacağım demeli
count no man happy till he dies ne oldum dememeli
count no man happy till he dies bu işin yarını da var
you never miss the water till the well runs dry kuyu kurumadan suyun kıymeti bilinmez
you never know what you can do till you try denemeden bilemezsin
you never know what you can do till you try denemedikçe bilemezsin
you never know till you try denemeden bilemezsin
you never know till you try denemedikçe bilemezsin
never trouble trouble till trouble troubles you sorun seni üzmeden sorunu dert etme
never halloo till you are out of the woods daha paçayı kurtarmadan o kadar sevinme
don't halloo till you are out of the wood daha paçayı kurtarmadan o kadar sevinme
what's learnt in the cradle lasts till the tomb beşikte öğrenilen, mezara kadar sürer
ne'er cast a clout till may be out mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır
you never know what you've got till it's gone kaybedene kadar elindekinin gerçek değerini bilemezsin
you never know what you've got till it's gone elindekinin değerini kaybedince anlarsın
don't cross that bridge till you come to it dereyi görmeden paçaları sıvama
don't cross that bridge till you come to it ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
don't cross that bridge till you come to it zamanı gelince düşünürsün
don't cross that bridge till you come to it henüz olmamış bir şey için canını sıkma
don't cross that bridge till you come to it doğmamış çocuğa don biçme
don't cross that bridge till you come to it zamanı gelmeden endişelenme
don't cross that bridge till you come to it o zaman gelince düşünürsün
don't whistle till you are out of the woods dereyi görmeden paçayı sıvama
don't whistle till you are out of the woods eline geçmeden/almadan rahatlama
don't halloo till you are out of the woods dereyi geçmeden oh deme/attan inme
don't halloo till you are out of the woods eline geçmeden/almadan rahatlama
don't trouble trouble till trouble troubles you sorun seni üzmeden sorunu dert etme
don't whistle till you are out of the woods sonuç kesinleşmeden oldu/geçti/bitti deme
don't trouble trouble till trouble troubles you sorun ortaya çıkmadan onu tetikleyecek bir şey yapma
don't halloo till you are out of the woods dereyi görmeden paçayı sıvama
don't halloo till you are out of the woods sonuç kesinleşmeden oldu/geçti/bitti deme
don't trouble trouble till trouble troubles you bir şeyin problem olacağını düşünüyorsan durduk yere üstüne gitme/onu körükleme
don't whistle till you are out of the woods dereyi geçmeden oh deme/attan inme
don't whistle till you are out of the woods ayı görmeden bayram etme
never whistle till you are out of the woods tamamen çözülmeden problemi ortadan kalkmış sayma
never whistle till you are out of the woods bekle her şey iyice yoluna girsin
never whistle till you are out of the woods dereyi geçmeden oh deme/attan inme
never whistle till you are out of the woods ayı görmeden bayram etme
never whistle till you are out of the woods daha paçayı kurtarmadan o kadar sevinme
we never miss the water till the well runs dry kuyu kurumadan suyun kıymeti bilinmez
Colloquial
till death do us part v. ölüm bizi ayırana dek
curb your enthusiasm till next time expr. hevesini başka sefere sakla
till death do us part expr. ölüm bizi ayırana kadar
(goodbye) till later expr. şimdilik hoşça kal
(goodbye) till then expr. şimdilik hoşça kalın
(goodbye) till then expr. şimdilik hoşça kal
(goodbye) till later expr. sonra görüşürüz
(goodbye) till later expr. şimdilik hoşça kalın
don't knock it till you've try it expr. bilmediğin/denemediğin şey hakkında hüküm verme
don't knock it till you try it expr. bilmediğin/denemediğin şey hakkında hüküm verme
don't knock it till you've try it expr. denemeden önyargılı davranma
don't knock it till you've try it expr. bilmeden yargılama/karar verme
don't knock it till you try it expr. bilmeden yargılama/karar verme
don't knock it till you try it expr. denemeden önyargılı davranma
don't knock it till you try it expr. önce dene, sonra karar ver/yargıla/eleştir
don't knock it till you've try it expr. denemeden hüküm verme
don't knock it till you try it expr. denemeden hüküm verme
don't knock it till you've try it expr. önce dene, sonra karar ver/yargıla/eleştir
don't knock it till you try it expr. denemeden yargılama/karar verme
don't knock it till you've try it expr. denemeden yargılama/karar verme
if it ain't broke, fix it till it is expr. sağlam/düzgün ya, bozana kadar uğraş/uğraşırlar artık
if it ain't broke, fix it till it is expr. çalışan/sağlam şeyi iyice kurcala ki bozulsun
if it ain't broke, fix it till it is expr. fazla kurcalarsan bozarsın
iiabfitii (if it ain't broke, fix it till it is) expr. fazla kurcalarsan bozarsın
iiabfitii (if it ain't broke, fix it till it is) expr. çalışan/sağlam şeyi iyice kurcala ki bozulsun
wait till expr. -i görmelisin
wait till expr. '-i bekle
wait till expr. '-i görmen gerek
wait till expr. sen (asıl/bir de) … olunca gör
till next time exclam. sonra görüşürüz
till we meet again exclam. şimdilik güle güle
till we meet again exclam. yine görüşürüz
till we meet again exclam. görüşürüz
till next time exclam. görüşürüz
till we meet again exclam. şimdilik hoşça kal
Idioms
till kingdom come n. ilelebet
shop till you drop n. düşüp bayılana kadar alışveriş