birinci - Turco Inglés Diccionario

birinci

Significados de "birinci" en diccionario inglés turco : 22 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birinci first adj.
Over the years, Trump has claimed that he was "first in his class" at Wharton in 1968.
Trump yıllar boyunca 1968 yılında Wharton'da “sınıf birincisi” olduğunu iddia etmiştir.

More Sentences
General
birinci winner n.
She was the winner of the Miss Denmark contest.
Danimarka Güzeli yarışmasının birincisiydi.

More Sentences
birinci premier adj.
All the top teams of the UK are in the premier division.
İngiltere'nin en iyi takımlarının hepsi birinci ligde.

More Sentences
birinci primary adj.
Examples of direct primary care practices include Foundation Health in Colorado and Qliance in Washington.
Doğrudan birinci basamak bakım uygulamalarına örnek olarak Colorado'daki Foundation Health ve Washington'daki Qliance verilebilir.

More Sentences
birinci 1st adj.
I have been in theater since 1st grade.
Birinci sınıftan beri tiyatro işindeyim.

More Sentences
birinci primus adj.
Egypt is primus inter pares in perpetuity in the Arab League.
Mısır, Arap Birliği'nde ebediyete kadar eşitler arasında birincidir.

More Sentences
Idioms
birinci in the lead expr.
Tom is in the lead right now.
Tom şu anda birinci sırada.

More Sentences
General
birinci fundamental adj.
birinci initial adj.
birinci champion adj.
birinci prime adj.
birinci virgin adj.
birinci leading adj.
birinci headmost adj.
birinci immediate adj.
birinci primigenial adj.
birinci primigenious adj.
birinci inaugural adj.
birinci fust adj.
Idioms
birinci the first/top rung on the ladder n.
birinci in front expr.
Trade/Economic
birinci prime adj.

Significados de "birinci" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birinci sınıf ace adj.
General
birinci sınıf şey topper n.
birinci el 1st hand n.
birinci sınıf first grade n.
birinci sınıf posta first class mail n.
birinci basamak curtail step n.
birinci dünya savaşı the first world war n.
birinci yüzyıl first century n.
taşıtta birinci mevki first class n.
birinci kat first floor n.
üniversitenin birinci ve ikinci sınıf öğretim programını uygulayan iki senelik okul junior college n.
birinci sınıf mal super n.
birinci kalite world class n.
birinci omur atlas n.
birinci dereceden yakınlar immediate family n.
abd birinci kat second floor n.
ingiliz alfabesinin birinci harfi a n.
birinci dereceden akrabalar immediate family n.
birinci derecede sorumluluk first degree liability n.
birinci sınıf şey crack n.
ingiliz alfabesinin yirmi birinci harfi u n.
birinci balkon dress circle n.
birinci sınıf banka first class bank n.
birinci yarı first half n.
ingiliz alfabesinin on birinci harfi k n.
birinci sınıf banner class n.
birinci derece first degree n.
bir tür kuşdili birinci ses kelimenin sonuna getirilir ve ay eklenir pig latin n.
birinci kopya answer print n.
birinci sınıf world class n.
birinci sınıf first chop n.
birinci sınıf öğrencisi (kolej/üniversite) freshman n.
üniversite birinci sınıfa giden öğrenci freshman n.
birinci sınıf first class n.
birinci evre first level n.
birinci seviye first level n.
birinci sıra first rank n.
birinci sıra first row n.
birinci sıra rank number one n.
birinci öncelikli first priority n.
birinci derece şüpheli prime suspect n.
birinci sınıf balık restoranı first class fish restaurant n.
birinci kuşak first generation n.
birinci kat first story n.
birinci kalite first quality n.
birinci kat sıva first coat n.
birinci kat first coat n.
üniversitede birinci sınıf öğrencisi fresher n.
üniversitede birinci sınıf öğrencisi freshman n.
birinci sınıf hunky-dory n.
birinci sınıf hizmet first-class service n.
birinci derece tarihi eser first-degree historical monument n.
birinci sınıf top-drawer n.
birinci sınıf first rate n.
birinci mevki first class n.
birinci kalite prime quality n.
birinci mevki bileti first class ticket n.
birinci el first hand n.
birinci derecede kuzen first cousins n.
birinci tur first round n.
birinci raund first round n.
birinci dereceden akraba first degree relative n.
birinci dereceden akrabalık first degree of kinship n.
birinci yüzyılda icat edilmiş buhar türbini aeolipile n.
birinci derece akraba first degree relative n.
birinci kalite first class n.
birinci sınıf öğrencisi first-year pupil n.
birinci sınıf öğrencisi first grader n.
elli birinci fifty first n.
birinci derece akraba immediate family n.
birinci etap first stage n.
birinci seçenek first option n.
birinci seçenek first choice n.
türkiye birinci güzeli miss turkey n.
birinci sınıfta öğrencilere öğretilen beceriler first-grade skills n.
eşitler arasında birinci first among equals n.
birinci boğaz köprüsü first bosphorus bridge n.
birinci boğaz köprüsü bosphorus bridge n.
birinci yarışmacı first contestant n.
birinci derece akrabalar immediate relatives n.
birinci akvam first nations n.
birinci bölüm section one n.
birinci grup first group n.
birinci öncelik first priority n.
birinci ağızdan çeviri first-person interpreting n.
birinci tekil şahıs çeviri direct speech interpreting n.
birinci tekil şahıs çeviri first-person interpreting n.
birinci ağızdan çeviri direct speech interpreting n.
birinci hafta first week n.
birinci gün first day n.
birinci yılımız our first year n.
birinci senemiz our first year n.
birinci ünite first unit n.
birinci el 1st hand n.
birinci meşrutiyet first constitutional era n.
birinci gelme lead n.
birinci aday first candidate n.
birinci kısım part one n.
birinci bölüm part one n.
otuz birinci thirty-first n.
birinci sınıf araç thoroughbred n.
birinci dereceden kimse tiptopper n.
birinci sınıftan kimse tiptopper n.
serinin yirmi birinci elemanı twenty-one n.
at yarışında bahisçinin oynadığı at birinci, ikinci veya üçüncü olursa para kazandığı bahis each way n.
birinci gelme win n.
birinci dünya savaşı'nda askerlere verilen konserve et yahnisi ve sebze maconochie n.
rusya'da çar birinci petro'dan önce asil sınıfına mensup kimse boyard n.
rusya'da çar birinci petro'dan önce asil sınıfına mensup kimse boiar n.
rusya'da çar birinci petro'dan önce asil sınıfına mensup kimse boyar n.
birinci tekil şahıs zamirini sıkça kullanan kimse me n.
birinci sınıf kolombiya kahvesi medellín n.
birinci vites bottom gear [uk] n.
birinci dünya savaşı döneminde popüler olan bir dans grizzly bear n.
birinci olmamasına karşın ödül veya mansiyon alan yarışmacı runner-up n.
birinci sınıf kimse first-rater n.
birinci filo first fleet [australia] n.
birinci sınıf first water n.
(yarışta) birinci bitirme first-place finish n.
birinci sınıf araç first-class car n.
birinci kalite first water n.
birinci sıra forerank n.
birinci derece forerank n.
sırada birinci ordinance n.
rütbede birinci ordinance n.
birinci eleman primary n.
gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati prime vertical dial n.
bir yükümlülükten birinci derecede sorumlu kimse principal n.
gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati prime-vertical dial n.
eski ibrani takviminin yaklaşık olarak şubat'a denk gelen on birinci ayı sebat n.
kırk birinci öge forty-one n.
altmış birinci sıra sixty-one n.
birinci dünya ülkesi first world country n.
(üniversite) birinci sınıf fresher n.
birinci derece akraba immediate family n.
birinci derece yakın immediate family n.
birinci dereceden kuzen full cousin n.
birinci olmak be first v.
birinci gelmek be the first v.
birinci olmak top v.
birinci olmak rank first v.
birinci mevkide seyahat etmek travel first class v.
birinci olmak (yarışta) come in first v.
birinci sırayı almak take the first place v.
birinci gelmek win the first place v.
birinci gelmek be first v.
birinci gelmek come first v.
birinci mevkide gitmek go first class v.
(birinci, ikinci, onuncu vb) sırada yer almak be ranked at the v.
(birinci, ikinci, onuncu vb) sırada yer almak be ranked as the v.