durak - Turco Inglés Diccionario

durak

Significados de "durak" en diccionario inglés turco : 45 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
durak stop n.
Alice fell asleep on the subway and missed her stop.
Alice metroda uyuyakaldı ve durağını kaçırdı.

More Sentences
General
durak bus stop n.
The bus driver didn't stop at any bus stops, but continued until he arrived in Boston with a police escort.
Otobüs şoförü hiçbir durakta durmadı, polis eskortuyla Boston'a varana kadar yoluna devam etti.

More Sentences
durak station n.
The next station is Brussels and the last station is Copenhagen.
Bir sonraki durak Brüksel, son durak ise Kopenhag.

More Sentences
durak stand n.
The bus stand is right around the corner.
Otobüs durağı hemen köşeyi dönünce.

More Sentences
durak stall [obsolete] n.
Tim came out of the right stall.
Tim doğru duraktan çıktı.

More Sentences
durak rank n.
You can get a taxi from the rank around the corner.
Köşedeki duraktan bir taksi çağırabilirsiniz.

More Sentences
Technical
durak station n.
The next station is Brussels and the last station is Copenhagen.
Bir sonraki durak Brüksel, son durak ise Kopenhag.

More Sentences
Automotive
durak stop n.
Alice fell asleep on the subway and missed her stop.
Alice metroda uyuyakaldı ve durağını kaçırdı.

More Sentences
Linguistics
durak stop n.
Alice fell asleep on the subway and missed her stop.
Alice metroda uyuyakaldı ve durağını kaçırdı.

More Sentences
General
durak caesura n.
durak full point n.
durak depot n.
durak stopping place n.
durak break n.
durak pause n.
durak halt n.
durak rest n.
durak full-stop n.
durak lay-by n.
durak cesura n.
durak blind n.
durak stagehouse n.
durak stance n.
durak standage [uk] n.
durak destination n.
durak stound [dialect] [uk] n.
durak stepping-stone n.
Idioms
durak a port of call n.
Computer
durak hop n.
Linguistics
durak break n.
durak pause n.
durak hold n.
durak juncture n.
durak junction n.
durak plosive n.
Music
durak birdseye n.
durak grand pause n.
durak cyclops eye n.
durak caesura n.
durak hold n.
durak rest n.
durak pause n.
durak fermata n.
durak silence n.
Archaic
durak stell n.

Significados de "durak" con otros términos en diccionario inglés turco: 113 resultado(s)

Turco Inglés
General
ihtiyari durak request stop n.
bir taşıtın yolcu veya potansiyel bir yolcunun isteği üzerine durduğu durak request stop n.
son durak last stop n.
teknik durak technical stop n.
otoyol kenarlarındaki acil durak yerleri hard shoulder n.
son durak terminus n.
son durak terminal n.
dur durak bilmeden konuşma blue streak n.
ara durak way station n.
akıllı durak smart stop n.
(ingiliz borulu orgunda) durak principal n.
dur durak bilmeden çalışmak plug away v.
dur durak bilmemek know no limit v.
dur durak bilmemek know no boundaries v.
dur durak tanımamak know no limit v.
dur durak tanımamak know no boundaries v.
dur durak bilmeyen unslackened adj.
durak ile ilgili caesural adj.
dur durak bilmez never-failing adj.
dur durak bilmeyen stopless adj.
dur durak bilmeden without ceasing adv.
dur durak bilmeden spareless adv.
ara durak stopover N.
Phrasals
dur durak bilmeden çalışmak peg away at v.
üzerinde dur durak bilmeden çalışmak peg away at something v.
üzerinde dur durak bilmeden çalışmak plug away at something v.
dur durak bilmeden çalışmak peg away v.
Phrases
durak durak hop-by-hop expr.
Colloquial
son durak the end n.
dur durak bilmeden/durmadan (konuşmak, bağırmak, gülmek) (one's) head off expr.
Idioms
dur durak bilmeden akıp giden/geçen zaman the marching time n.
zamanın dur durak bilmeden ilerleyişi the march of time n.
dur durak bilmeden çalışmak burn the candle at both ends v.
dur durak bilmeden çalışmak hold the rope at both ends v.
dur durak bilmeden çalışmak keep one's nose to the grindstone v.
dur durak bilmeden çalışmak keep one's shoulder to the wheel v.
dur durak bilmemek stop at nothing v.
dur durak bilmeden çalışmak put one's nose to the grindstone v.
dur durak bilmemek not let the grass grow beneath (one's) feet v.
dur durak bilmeden çalışmak have one's nose to the grindstone v.
dur durak bilmeden çalışmak burn one's candle at both ends v.
dur durak bilmeden çalışmak keep nose to the grindstone v.
dur durak bilmeden çalışmak keep your nose to the grindstone v.
dur durak bilmeden çalışmak put nose to the grindstone v.
dur durak bilmeden konuşmak shoot one's mouth off v.
dur durak bilmeden around/round the clock adv.
dur durak bilmeden on end expr.
dur durak bilmeden round the clock expr.
dur durak bilmeden around the clock expr.
dur durak bilmeden konuşmakta in (full) spate [uk] expr.
Speaking
bütün gün bana dur durak yok I am on my legs all day expr.
bana dur durak yok I am on my legs all day expr.
Trade/Economic
tek durak bankacılık one stop banking n.
tek durak noktası one stop shop n.
tek durak noktası one-stop-shop n.
Tourism
yolcu almak veya indirmek amacıyla yapılmayan planlı durak technical stop n.
Computer
durak günlüğü station log n.
dikey durak karakteri vertical tabulation character n.
yatay durak karakteri horizontal tabulation character n.
sonraki durak next hop n.
Automotive
isteğe bağlı durak request stop n.
Transportation
(otobüs yolculuğunda) ücretli kısmın bittiği durak fare stage n.
Traffic
(otobüs yolculuğunda) ücretli kısmın bittiği durak fare-stage n.
Railway
durak (metroya ait) station n.
Aeronautic
bir uçuşun programlı iki ardışık durak noktası arasındaki yolculuğu için kullanılan resmi iata terim leg n.
Marine
durak tüpü decompression bottles n.
durak tankı decompression bottle n.
bir geminin güzergahı üzerinde bulunan durak noktası port of call n.
durak istasyonu decompression habitat n.
Breeding
serbest durak free-stall n.
bağlı durak tie-stall n.
Literature
üçüncü yarım uyaktan sonra meydana gelen durak trithemimeral caesura n.
dizeleri hece ve durak bakımından denk olmayan (şiir) unmetrical adj.
(durak) üçüncü ayağın ortasında penthemimeral adj.
Linguistics
alçalan durak double cross juncture n.
tam durak full stop n.
yunancada sessiz durak ünsüzleri aspirata n.
yunancada sessiz durak ünsüzleri rough stop n.
ötümlü durak sesi voiced stop n.
yumuşak durak medial n.
üflemesiz durak media n.
üflemesiz durak soft mute n.
yunanca'daki ötümlü durak sesleri olan β, ƍ ve γ'dan biri soft mute n.
ötümlü üflemesiz durak media n.
ötümlü üflemesiz durak medial n.
yunanca'daki ötümlü durak sesleri olan β, ƍ ve γ'dan biri media n.
yumuşak durak media n.
ötümlü üflemesiz durak soft mute n.
üflemesiz durak medial n.
yumuşak durak soft mute n.
yunanca'daki ötümlü durak sesleri olan β, ƍ ve γ'dan biri medial n.
Religious
misyonerlik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği durak station n.
Music
yarım durak (iki ses arasında) demitone n.
durak noktası organ point n.
durak işareti hold n.
(es veya nota için) porte üzerindeki durak noktası fermata n.
otuz saniyelik bir nota zamanına karşılık gelen müzikal durak thirty-second rest n.
orgda 4, 8 veya 16 perdeli durak tolkaan n.
orgda 4, 8 veya 16 perdeli durak dolcan n.
orgda bir oktav artı oktavın beşte birine denk gelen durak twelfth n.
orgda bir perdelik durak twenty-second n.
ötümsüz durak sesi voiceless stop n.
durak notası corona n.
borulu orgda tiz sesli bir durak fife n.
(borulu orgda) temel durak düğmesi foundation n.
(borulu orgda) çoklu durak düğmesi furniture n.
durak ile ilgili cesural adj.
Theatre
durak zamanı halt n.
durak zamanı pause n.
turneye çıkan tiyatro ekibinin oyun sergilediği durak stand n.
Archaic
müzikte durak numbers n.
Slang
yılmadan/dur durak demeden çalışan ball-busting adj.
(romantik anlamda) son durak (someone) is endgame expr.