kriz - Turco Inglés Diccionario

kriz

Significados de "kriz" en diccionario inglés turco : 33 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kriz crisis n.
Car sales drastically dropped due to the oil crisis.
Petrol krizi nedeniyle araba satışları büyük ölçüde düştü.

More Sentences
General
kriz crisis n.
Car sales drastically dropped due to the oil crisis.
Petrol krizi nedeniyle araba satışları büyük ölçüde düştü.

More Sentences
kriz bout n.
Jimmy was really unwell at the last minute with a bad bout of flu but decided not to cancel the meeting.
Jimmy son dakikada kötü bir grip krizi geçirerek gerçekten rahatsızlandı ancak toplantıyı iptal etmemeye karar verdi.

More Sentences
kriz attack n.
I had an anxiety attack.
Anksiyete krizi geçirdim.

More Sentences
kriz fit n.
Her stories had them all in fits of laughter.
Anlattığı hikayeler herkesi gülme krizine soktu.

More Sentences
kriz emergency n.
We must get away from the annual quota lotteries and the emergency crisis resolution that takes place every single year.
Yıllık kota çekilişlerinden ve her yıl gerçekleşen acil kriz çözümünden uzaklaşmalıyız.

More Sentences
kriz breakdown n.
If she goes on like this, she'll have a nervous breakdown.
Böyle devam ederse sinir krizi geçirecek.

More Sentences
Colloquial
kriz craving n.
Mary had some weird food cravings when she was pregnant.
Mary hamileyken tuhaf yemek krizleri geçiriyordu.

More Sentences
kriz attack n.
I had an anxiety attack.
Anksiyete krizi geçirdim.

More Sentences
Trade/Economic
kriz crisis n.
Car sales drastically dropped due to the oil crisis.
Petrol krizi nedeniyle araba satışları büyük ölçüde düştü.

More Sentences
kriz depression n.
During the Depression in the 1930's, many wealthy people lost everything in the stock market crash.
1930'lardaki kriz sırasında, çok sayıda zengin insan borsanın iflasında her şeyini kaybetti.

More Sentences
Technical
kriz crisis n.
Car sales drastically dropped due to the oil crisis.
Petrol krizi nedeniyle araba satışları büyük ölçüde düştü.

More Sentences
Medical
kriz bout n.
Jimmy was really unwell at the last minute with a bad bout of flu but decided not to cancel the meeting.
Jimmy son dakikada kötü bir grip krizi geçirerek gerçekten rahatsızlandı ancak toplantıyı iptal etmemeye karar verdi.

More Sentences
kriz fit n.
Her stories had them all in fits of laughter.
Anlattığı hikayeler herkesi gülme krizine soktu.

More Sentences
General
kriz conjuncture n.
kriz acme n.
kriz dunkirk n.
kriz emergent [obsolete] n.
kriz brash [dialect] [uk] n.
kriz conjunct n.
kriz flap n.
Colloquial
kriz cadenza n.
kriz an attack n.
kriz case of n.
Idioms
kriz a case of (something) adj.
Trade/Economic
kriz bust n.
Medical
kriz seizure n.
kriz wingding n.
kriz -lepsy suf.
Psychology
kriz fantod n.
Pathology
kriz raptus n.
Slang
kriz screaming-meemies n.
kriz screaming-meamies n.

Significados de "kriz" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ekonomik kriz economic crisis n.
kriz çözme ekipleri crisis resolution teams n.
ekonomik kriz slump n.
kriz durumu tahliyesi crisis relocation n.
kriz merkezi crisis management center n.
kriz masası crisis management counter n.
ani kriz paroxysm n.
kriz yönetimi crisis management n.
kriz yöneticisi gamesman n.
ağır ekonomik kriz severe economic crisis n.
nihai kriz terminal crisis n.
kriz çıkması outbreak of crisis n.
alo kriz hattı crisis hotline n.
en çok unutulan kriz the most forgotten crisis n.
kriz masası crisis desk n.
kriz iletişimi crisis communication n.
kentsel kriz urban crisis n.
öfke veya hastalık nedeniyle ani patlama veya kriz access n.
kriz olarak görülmeyen durum noncrisis n.
ani ve şiddetli kriz tumult n.
küçük çaplı kriz brush fire n.
küçük çaplı kriz brushfire n.
iflas, kriz gibi çöküş yaşamış kimse ruin n.
şiddetli kriz combustion n.
öngörülememiş ani kriz pinch n.
daimi kriz permacrisis n.
ani ve şiddetli kriz flaw [obsolete] n.
sürekli kriz permacrisis n.
kalıcı kriz permacrisis n.
ani kriz shock n.
duygusal kriz passion n.
kriz yaratmak cause crisis v.
kriz geçirmek have a fit of hysterics v.
ağır kriz geçirmek go through a grave crisis v.
kriz atlatmak overcome the crisis v.
kriz yaşamak face crisis v.
kriz yaşamak experience a crisis v.
kriz çıkmak crisis arise v.
kriz yaşamak have crisis v.
kriz yaşamak be faced with a crisis v.
kriz ile sonuçlanmak result in crisis v.
(kriz vb) doruk noktasına çıkmak come to its climax v.
(kriz vb) doruk noktasına çıkmak reach its climax v.
mali kriz yaşamak have a financial crisis v.
kriz geçirmek have an attack v.
kriz merkezi kurmak set up a crisis center v.
(genellikle ekonomik kriz zamanlarında) ücretsiz izin vermek furlough v.
kriz içinde crisis ridden adj.
kriz güdümlü crisis driven adj.
kriz durumunda olmayan noncrucial adj.
kriz yaratıcı decisive adj.
kriz sonrası gelişen postcrisis adj.
kriz sonrası gerçekleşen postcrisis adj.
kriz öncesi dönemde gelişen precrisis adj.
kriz öncesi precritical adj.
kriz öncesi dönemde gerçekleşen precrisis adj.
kriz öncesi precrisis adj.
kriz öncesi dönemde var olan precrisis adj.
(kriz vb.) geçirmiş suffered adj.
Phrasals
vurmak (doğal afet, kriz, kaza vb) slam into something v.
Colloquial
(kriz be a (something) in the making v.
kriz geçirmek have hysterics v.
kriz döneminin bittiğini söyleyebiliriz it’s safe to say that the crisis period is over expr.
Idioms
kriz aktörü crisis actor n.
kriz aktörü crisis actor n.
kriz veya suç unsuru oluşturabilecek bir durumu kanıksama ve mağdur kişiye yardım etmeme durumu bystander apathy n.
kriz çözmek put out the fire v.
kriz çözmek put out a fire v.
kriz durumuyla başa çıkamamak can't take the heat v.
kriz geçirmek spit (out) the dummy v.
Speaking
kriz çözüldü crisis averted expr.
kriz baş gösterecek crisis will loom expr.
Trade/Economic
mali kriz financial crisis n.
ekonomik kriz sonrası hareketler aftershock n.
küçük çaplı ekonomik kriz shakeout n.
ekonomik kriz nedeniyle işletme faaliyetlerinin en düşük düzeye inmesi bust n.
ekonomik kriz depression n.
ekonomik kriz economic depression n.
kriz diplomasisi crisis diplomacy n.
ekonomik kriz economic crisis n.
iktisadi kriz economic crisis n.
kriz ekonomisi crisis economy n.
mali kriz economic disaster n.
mali kriz economic distress n.
mali kriz monetary hardship n.
ticari kriz commercial crisis n.
devresel kriz cyclical depression n.
iktisadi kriz panic n.
ekonomik kriz panic n.
küresel kriz global crisis n.
küresel mali kriz global financial crisis n.
etkin bir kriz yönetimi an effective crisis management n.
kriz ortamı crisis environment n.
mevcut kriz ortamı current crisis environment n.
global kriz global crisis n.
uluslararası kriz international crisis n.
mevcut kriz ortamı current crisis atmosphere n.
kriz sonrası post crisis n.
kriz yönetimi crisis management n.
kriz mağdurları criss victims n.
kriz mağduru criss victim n.
kriz dönemi crisis period n.
piyasanın kriz sonrasında düşüş eğiliminden kurtulamasa da az oranda bile olsa toparlanması dead-cat bounce n.
kriz ekibi crisis team n.
kriz takımı crisis team n.
reel kriz real crisis n.
yaklaşan kriz the coming crisis n.
yaklaşan kriz approaching crisis n.
gelen kriz approaching crisis n.
gelen kriz the coming crisis n.
kriz baskısı crisis pressure n.
mali kriz fiscal crisis n.
tam anlamıyla bir kriz full blown-crisis n.
tam gelişmiş kriz full blown-crisis n.
kriz karteli crisis cartel n.
kriz durumu crisis situation n.
kriz içindeki durgun ekonomi depressed economy n.
mali kriz financial crises n.
finansal kriz financial crisis n.
küçük ölçekli şokların yayılmasından kaynaklı kriz contagion n.
aniden gelişen ekonomik kriz shock n.
savaş, kriz gibi ihtiyaç durumlarında basılan ve alternatif materyallerden üretilen (para) necessity adj.
kriz anında during a time of crisis expr.
kriz anında in time of crisis expr.
kriz esnasında during the crisis expr.
kriz sırasında during the crisis expr.
kriz anında in a time of crisis expr.
kriz zamanında in time of crisis expr.
kriz zamanında during a time of crisis expr.
kriz zamanında in a time of crisis expr.
Law
anayasal kriz constitutional crisis n.
Politics
kriz önleme planı anti-crisis plan n.
diplomatik kriz diplomatic crisis n.
kriz öncesi düzeyler pre-crisis levels n.
finansal kriz financial crisis n.
küresel kriz global financial turmoil n.
küresel ekonomik kriz global economic crisis. n.
kriz merkezi crisis center n.
istikrarlı kriz stable crisis n.
ekonomik kriz economic crisis n.
kriz yönetimi crisis management n.
kriz masası crisis desk n.
kriz sonrası dünya post-crisis world n.
finansal kriz financial crisis n.
ekonomik kriz economic crisis n.
küresel kriz global crisis n.
sınır ötesi kriz yönetimi cross-border crisis management n.
barış zamanı veya kriz dönemlerinde bir millete diğer uluslarla yaptığı anlaşmalara dayanarak verilen sivil veya askeri yardım nation assistance n.
(ingiltere'de) kriz acil durum komitesi cobra (cabinet office briefing room) abrev.
Medical
akinetik kriz akinetic seizure n.