mattered - Turco Inglés Diccionario

mattered

mattered — Definition

Significado:
madde, mesele, önemli olmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈmætər/ – BrE /ˈmætə/)
Categoría gramatical:
İsim: matter (matters); Fiil: matter (matters – mattered – mattering)
Sinónimo:
substance, issue
Antónimos:
triviality

Significados de "mattered" en diccionario turco inglés : 82 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
matter n. madde
Water is an example of a liquid matter.
Su, sıvı maddeye bir örnektir.

More Sentences
matter n. konu
It will involve matters that have to do with the EU's regional and environmental policy.
AB'nin bölgesel ve çevre politikasıyla ilgili konuları içerecektir.

More Sentences
matter n. mesele
We need to discuss this critical matter.
Bu kritik meseleyi tartışmamız gerekiyor.

More Sentences
matter v. önemli olmak
What mattered was at last to get a foot in the door, which can then be opened a bit wider by the next blast of wind.
Önemli olan nihayet kapıdan içeri bir adım atabilmekti; bu kapı bir sonraki rüzgarla biraz daha açılabilir.

More Sentences
matter n. cisim
General
matter n.
This makes matters impossible for new movements and parties, and difficult for others.
Bu da yeni hareketler ve partiler için işleri imkânsız hale getirirken diğerleri için zorlaştırıyor.

More Sentences
matter n. önem
What does it matter who is speaking?
Kimin konuştuğunun ne önemi var?

More Sentences
matter n. şey
It's no laughing matter.
Bu gülünecek bir şey değil.

More Sentences
matter n. husus
I believe it would be desirable to discuss some of the matters relating to the reform of the Council in detail.
Konsey reformuna ilişkin bazı hususların ayrıntılı olarak ele alınmasının faydalı olacağına inanıyorum.

More Sentences
matter n. durum
This is accepted as a matter of course in our own countries.
Bu durum kendi ülkelerimizde de doğal olarak kabul edilmektedir.

More Sentences
matter n. dava
The issue of the recognition of judgments in criminal matters is highly sensitive, and raises delicate issues.
Ceza davalarında kararların tanınması konusu son derece hassas bir konudur ve hassas meseleleri gündeme getirmektedir.

More Sentences
matter n. sorun
We must also have joint travel advice because there certainly is something the matter.
Ortak seyahat tavsiyelerinde de bulunmalıyız çünkü kesinlikle bir sorun var.

More Sentences
matter n. mesele
We need to discuss this critical matter.
Bu kritik meseleyi tartışmamız gerekiyor.

More Sentences
matter n. dert
What's the matter with you?
Derdin ne senin?

More Sentences
matter n. mevzu
This is serious matter.
Bu ciddî bir mevzu.

More Sentences
matter v. fark etmek
It does not matter whether it is ICES, or the STECF or any of the regional bodies such as NAFO.
Bunun ICES, STECF ya da NAFO gibi bölgesel kuruluşlardan herhangi biri olması fark etmez.

More Sentences
matter v. önem taşımak
It is of the absolute essence that this matter be looked into and raised for discussion.
Bu konunun incelenmesi ve tartışmaya açılması mutlak önem taşımaktadır.

More Sentences
matter v. önemi olmak
This might well not matter to us in Parliament if our influence and supervisory powers were enhanced accordingly.
Etki ve denetim yetkilerimiz bu doğrultuda arttırılmış olsaydı, Parlamento'da bunun bizim için bir önemi olmayabilirdi.

More Sentences
matter v. sorun olmak
Will it matter if I don't come?
Gelmezsem sorun olur mu?

More Sentences
Technical
matter n. mesele
We need to discuss this critical matter.
Bu kritik meseleyi tartışmamız gerekiyor.

More Sentences
matter n. sorun
We must also have joint travel advice because there certainly is something the matter.
Ortak seyahat tavsiyelerinde de bulunmalıyız çünkü kesinlikle bir sorun var.

More Sentences
General
matter n. öz
matter n. fark
matter n. irin
matter n. müsvedde
matter n. vesile
matter n. cevher
matter n. cerahat
matter n. ufunet
matter n. iltihap
matter n. özdek
matter n. aksilik
matter n. içerik
matter n. vücuttan atılan madde
matter n. evrak
matter n. basılı madde
matter n. taslak
matter n. canlı bir organizmadan dışarı atılmış veya atılan dışkı, idrar gibi madde
matter n. süpürasyonla dışarı atılan madde
matter n. iltihap
matter n. cerahat
matter n. bir taraftan manevi vasıflardan ve diğer taraftan biçimlenmiş cisimlerden ayrışan fiziksel madde
matter n. aşağı yukarı belirli olan miktar, sayı, pay veya yer
matter n. yazılı veya basılı olan şey
matter n. basılacak şey
matter n. baskıda kullanılan matbaa harfi, linotip gibi araç gereç
matter n. başlıklardan, çizimlerden, notlardan veya ilanlardan farklı olarak kullanılan metin özelliği
matter n. posta ile gönderilen veya gönderilecek olan materyal
matter n. posta
matter n. hasır ören kimse
matter n. gravürcülerin bir gravür tabanının yüzeyini pürüzlü hale getirmek veya çıplak bakır üzerinde baskı sonrası noktalı desene benzer bir etki yaratmak için kullandığı kaba bir baskı kalıbı
matter v. iltihaplanmak
matter v. farketmek
Colloquial
matter n. akıl
matter n. zihin
matter n. idrak
Law
matter n. kanıtlanması gereken iddia
matter n. mahkeme tarafından dikkate alınacak beyan veya iddialar
Technical
matter n. cisim
Anatomy
matter n. beyin ve omurilikte bulunan, sinir hücresi gövdeleri, dendritler ve miyelinsiz aksonlar içeren grimsi bir doku
Logic
matter n. form karşılaştırması yapılırken kullanılan kıyas önermeleri
matter n. kıyasın terimleri
matter n. form ve madde
matter n. belirtilen gerçek
Literature
matter n. bir kültürün veya edebiyatın özünü yansıttığı düşünülen, halk destanlarında yer alan kahramanlık hikayelerinin ve efsanelerin tümü
Religious
matter n. (hristiyan bilimde) fiziksel duyularla algılanan nesnelerin maddenin gerçekliğini yansıttığı yanılsaması
Philosophy
matter n. gerçekliğin belirsiz nesnesi
matter n. evrenin tümüyle veya neredeyse pasif olan elementi
matter n. (iyonyalı doğa filozoflarına göre) başlangıçtan beri var olan maddenin özel bir çeşidi
matter n. (iyonyalı doğa filozoflarına göre) dört elementten biri veya daha çoğu
matter n. (anaksimandros'a göre) aperion veya sonsuzluk
matter n. (atomculukta) atomların toplamı
matter n. (plato'ya göre) sınırsız, şekilsiz, hissedilemez, nispeten var olmayan fakat şekillendirilebilir şey
matter n. (aristoteles'e göre) her şeyin soyutlanmış olarak var olduğu tamamen şekilsiz dayanak
matter n. (aristoteles'e göre) gerçekliği meydana getiren eylemleri şekillendiren potansiyel töz
matter n. (aristoteles'e göre) değişimin ve gelişimin öznesi
matter n. (aristoteles'e göre) sadece kısmi olarak ram olunan şekil verici element sebebiyle dayanma ve şekillenme gücüne sahip, kavrayışlı dişil ilke
matter n. (plotinus'a göre) yüce olanın sonuncu, güçsüz, nispeten niteliksiz ve belirsiz tabanı ve değersiz ürünü
matter n. (descartes'a göre) iki bağıl tözden biri
matter n. (kant'a göre) sezilebilir madde, duyumsal içerik veya deneyimin dağıtıcısı
matter n. ancak ihtimalin hakikatle olan ilişkisi ölçüsünde biçimle bağdaşan şey
Archaic
matter n. belirli bir kimseye ait mesele

Significados de "mattered" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
white matter n. akmadde
a matter for the courts n. mahkemelik
matter of time n. zaman meselesi
a matter of priority n. öncelik durumu
gray matter n. akıl
purulent matter n. cerahat
purulent matter n. iltihap
matter of fact n. vaka
small matter n. önemsiz durum
matter of course n. işin doğal gidişine
faecal matter n. atık
a matter of 5 cents n. 5 kuruş meselesi
a matter of two dollars n. iki dolar meselesi
purulent matter n. irin
a matter of concern n. kaygılanacak bir şey
inflammable matter n. yanıcı madde
matter of fact n. olgu
a matter of life an death n. ölüm kalım meselesi
the essence of the matter n. işin aslı
matter for n. neden
matter of honour n. onur meselesi
reading matter n. okunacak şey
a matter of opinion n. herkesin değişik düşündüğü bir konu
faecal matter n. pislik
grey matter n. beyin
a matter of life and death n. ölüm kalım meselesi
a matter of life and death n. can pazarı
grey matter n. gri madde
the last word on the matter n. konu hakkında son ve kesin söz
printed matter n. matbu madde
conservation of matter n. maddenin sakınımı
matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
pictorial matter n. resimsel tarz
a matter of 5 cents n. 5 kuruş bir şey
grey matter n. akıl
matter of course n. tabii bir şey
matter in dispute n. dava konusu
unsettled matter n. halledilmemiş sorun
textual matter n. basılacak metin
a matter of life and death n. hayat memat meselesi
printed matter n. basma
matter of course n. olağan iş
a matter of indifference n. ilgilenmeye değmeyen sorun
a matter of life or death n. çok önemli
faecal matter n. dışkı
grey matter n. zeka
a matter of life and death n. çok önemli
gray matter n. beyin
the hidden side of a matter n. perde arkası
white matter n. ak madde
gray matter n. zeka
printed matter n. basılı malzeme
subject matter n. ana fikir
subject matter n. konu
subject matter n. mevzu
subject matter n. dava konusu
matter in dispute n. ihtilaf konusu
a matter of time n. zaman meselesi
vital point of a matter n. bam teli
a matter of chance n. şans işi
a matter of pride n. gurur meselesi
personal matter n. kişisel mesele
personal matter n. şahsi mesele
personal matter n. özel mesele
the most delicate part (of a matter) n. püf nokta
the key part (of a matter) n. püf nokta
essence of the matter n. konunun özü
mind over matter n. sorunların üstesinden gelmek için iradesini kullanma
mind over matter n. irade gücünü kullanarak güçlükleri kontrol edebilme
weighty matter n. ağır konu
important matter n. önemli mesele
weighty matter n. önemli konu
foreign matter n. yabancı madde
matter of time n. zaman mefhumu
printed matter n. matbu evrak
matter for pride n. gurur meselesi
essence of the matter n. mevzunun mahiyeti
dark matter n. karanlık madde
private matter n. özel iş
faecal matter n. kaka
fecal matter n. kaka
fecal matter n. dışkı
current matter n. güncel olay
matter of negotiation n. pazarlık konusu
a matter of debate n. tartışma konusu
a matter of urgency n. bir aciliyet meselesi
delicate matter n. nazik konu
delicate matter n. hassas konu
delicacy of the matter n. konunun hassasiyeti
subject matter expert n. konu uzmanı
to the matter in hand n. eldeki konu
to the matter in hand n. ele alınan konu
serious matter n. ciddi mesele
matter of interpretation n. yorumlama meselesi
complicated matter n. karışık iş
internal matter n. iç mesele
a private matter n. özel bir mesele
foreign matter (mixed to a product) n. çepel
matter of trust n. güven meselesi
joking matter n. şaka konusu
joking matter n. alay konusu
important matter n. önemli husus
this matter n. bu husus
financial matter n. maddi konu
ordinary matter n. sıradan madde
urgent matter n. acil konu
matter of urgency n. acil konu
tiny piece of matter n. maddenin çok küçük parçası
matter of principle n. prensip meselesi
subject matter expert n. branş/dal uzmanı
matter of survival n. hayatta kalma meselesi
end matter n. arka kısım
end matter n. arka bölüm
back matter n. arka bölüm
end matter n. kitabın ana bölümünden sonra gelen kısım
back matter n. arka kısım
back matter n. kitabın ana bölümünden sonra gelen kısım
tabular matter n. tablo haline getirilmiş bilgi
textual matter n. yazılı materyal
the little matter n. (ironik olarak) içinden çıkılması zor sorun
subject matter expert n. konusunda uzman kişi
matter in bar n. nihai savunma
matter [obsolete] n. yaratılışın ilk ürünü
matter [obsolete] n. saçmalık veya mizahtan ayrışan mantıklı veya ağırbaşlı bulgu
matter [obsolete] n. evrenden önce var olduğuna inanılan düzensiz ve biçimsiz madde
matter-of-course n. olayların akışı içerisinde meydana gelmesi mantıklı görülen veya doğal karşılanan şey
matter [obsolete] n. ilk yaratılan şey
pictorial matter n. metni süslemek veya açıklamak için kullanılan çizimler
printed matter n. basılı materyal
printed matter n. uluslararası posta sınıflandırması
gray matter n. gri madde
degenerate matter n. dejenere madde
subject-matter n. ana konu
pass over (a matter) lightly v. espriye vurmak
pass over (a matter) with humour v. espriye vurmak
settle a matter amicably v. tatlıya bağlamak
be of no small matter v. az buz olmamak
pass over (a matter) with a joke v. espriye vurmak
pass over (a matter) lightly v. şakaya vurmak
be unable to settle a matter v. işin içinden çıkamamak
deal with the matter v. konuyla ilgilenmek
try to explain away a matter v. ağız yapmak
shed light on (a matter) v. açıklığa kavuşturmak
throw light on (a matter) v. açıklığa kavuşturmak
have a finger in a matter v. eli olmak
be a matter of indifference v. vız gelmek
clarify a matter v. aydınlığa kavuşturmak
not matter a whit v. vız gelmek
consider (a matter) from a different angle v. farklı açıdan ele almak