konu - Turco Inglés Diccionario

konu

Significados de "konu" en diccionario inglés turco : 42 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
konu topic n.
The topic of the conference was climate change.
Konferansın konusu iklim değişikliğiydi.

More Sentences
konu issue n.
Therefore, the number of issues decided by a qualified majority will increase.
Dolayısıyla nitelikli çoğunlukla karar verilen konuların sayısı artacaktır.

More Sentences
konu subject n.
We wrangle about this over and over again, and I respect the different opinions that are held on the subject.
Bu konuda tekrar tekrar tartışıyoruz ve bu konudaki farklı görüşlere saygı duyuyorum.

More Sentences
konu matter n.
We should leave the matter of increasing the market share of biofuels for a later appraisal.
Biyoyakıtların pazar payının arttırılması konusunu daha sonraki bir değerlendirmeye bırakmalıyız.

More Sentences
General
konu thing n.
You know how sensitive we are to these things.
Bu konularda ne kadar hassas olduğumuzu biliyorsunuz.

More Sentences
konu score n.
We seem to be very much in agreement on this score.
Bu konuda büyük ölçüde hemfikir görünüyoruz.

More Sentences
konu theme n.
To conclude this theme, I should like to open a short parenthesis.
Bu konuyu sonuçlandırmak için kısa bir parantez açmak istiyorum.

More Sentences
konu point n.
My final point is, once again, the development of human resources.
Son olarak bir kez daha insan kaynaklarının geliştirilmesi konusuna değinmek istiyorum.

More Sentences
konu affair n.
However, Europe did obtain a victory in the environment and social affairs.
Ancak Avrupa çevre ve sosyal konularda bir zafer elde etti.

More Sentences
konu business n.
Unlike in the USA, we want to prevent so-called trivial patents being awarded, for example on business matters.
ABD'nin aksine, örneğin ticari konularda önemsiz patentlerin verilmesini önlemek istiyoruz.

More Sentences
konu topic n.
The topic of the conference was climate change.
Konferansın konusu iklim değişikliğiydi.

More Sentences
konu subject matter n.
In this instance, though, the subject matter has to be seen in a more nuanced light.
Ancak bu örnekte konunun daha nüanslı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.

More Sentences
konu subject n.
We wrangle about this over and over again, and I respect the different opinions that are held on the subject.
Bu konuda tekrar tekrar tartışıyoruz ve bu konudaki farklı görüşlere saygı duyuyorum.

More Sentences
konu case n.
It is a case of better late than never as far as the Commission is concerned.
Komisyon söz konusu olduğunda, geç olması hiç olmamasından daha iyidir.

More Sentences
konu object n.
His case is the object of my written question to the Commission tabled last March.
Bu durum, geçen Mart ayında Komisyona verdiğim yazılı soru önergesinin konusunu oluşturmaktadır.

More Sentences
konu question n.
There is also another amendment which details my wish to pose the question of funding.
Finansman konusunu gündeme getirme isteğimi detaylandıran bir başka değişiklik önergesi daha var.

More Sentences
konu scope n.
And we have also agreed that there should be no scope for cheating, so there can be no electronic cut-off devices.
Ayrıca hile yapılamayacağı konusunda da mutabık kaldık, bu nedenle elektronik kesme cihazları kullanılamaz.

More Sentences
konu text n.
This text is all Greek to me!
Bu konuya tamamen Fransız'ım!

More Sentences
konu thesis n.
The main thesis of the presentation was the ways of decreasing carbon emissions.
Sunumun ana konusu karbon emisyonlarını azaltmanın yollarıydı.

More Sentences
konu bone n.
In her solid report, Baroness Nicholson makes no bones about this.
Barones Nicholson hazırladığı somut raporda bu konuya hiç değinmiyor.

More Sentences
konu item n.
This is a fashionable item more or less everywhere in the Member States.
Bu, Üye Devletlerde aşağı yukarı her yerde moda olan bir konudur.

More Sentences
Trade/Economic
konu text n.
This text is all Greek to me!
Bu konuya tamamen Fransız'ım!

More Sentences
konu issue n.
Therefore, the number of issues decided by a qualified majority will increase.
Dolayısıyla nitelikli çoğunlukla karar verilen konuların sayısı artacaktır.

More Sentences
Law
konu question n.
There is also another amendment which details my wish to pose the question of funding.
Finansman konusunu gündeme getirme isteğimi detaylandıran bir başka değişiklik önergesi daha var.

More Sentences
Politics
konu area n.
The Council again had a full debate on these areas at its October meeting.
Konsey, Ekim toplantısında bu konular üzerinde tekrar kapsamlı bir tartışma yapmıştır.

More Sentences
Technical
konu subject n.
We wrangle about this over and over again, and I respect the different opinions that are held on the subject.
Bu konuda tekrar tekrar tartışıyoruz ve bu konudaki farklı görüşlere saygı duyuyorum.

More Sentences
konu scope n.
And we have also agreed that there should be no scope for cheating, so there can be no electronic cut-off devices.
Ayrıca hile yapılamayacağı konusunda da mutabık kaldık, bu nedenle elektronik kesme cihazları kullanılamaz.

More Sentences
Computer
konu thread n.
This indicates that the list of threads has been split over two or more pages.
Bu, konu listesinin iki veya daha fazla sayfaya bölündüğünü gösterir.

More Sentences
General
konu heading n.
konu argument n.
konu purview n.
konu head n.
konu shebang n.
konu res n.
konu thrid n.
konu gambit n.
konu commonplace [obsolete] n.
Law
konu subject-matter n.
konu postulate n.
Computer
konu re abrev.
Archaic
konu article n.
Slang
konu steez n.

Significados de "konu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
konu ile ilgili relevant adj.
konu dışı irrelevant adj.
konu ile alakalı relevant adj.
General
belirsiz konu moot point n.
konu dışılık irrelevancy n.
ilgiyi başka yöne çekmek için öne sürülen konu red herring n.
temel çalışma (bir konu vb) background study n.
herkesin değişik düşündüğü bir konu a matter of opinion n.
konu cümlesi topic sentence n.
konu komşu kith and kin n.
konu dışılık digressiveness n.
konu başlıkları subject headings n.
ana konu main subject n.
bir konu hakkında yapılan bilimsel çalışma research work n.
makalede işlenen konu subject discussed in the article n.
konu dışı irrelevance n.
bir konu üzerinde saplantılı kimse monomaniac n.
konu etme entreating n.
kısa konu short subject n.
konu dışına çıkma excursus n.
konu olan şey subject n.
dış salgı bezleri tarafından salgılanan salgıları konu alan bilim dalı exocrinology n.
önemsiz konu quiddity n.
kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu blind spot n.
bir konu hakkındaki resmi rapor white paper n.
konu hakkında son ve kesin söz the last word on the matter n.
nazik konu critical issue n.
konu komşu the neighbours n.
tamamıyla farklı bir konu a horse of another color n.
konu kataloglaması subject cataloging n.
dönüp dolaşıp gelinen konu hobbyhorse n.
konu dışı söz digression n.
konu başlığı head n.
sıkıntı yaratan konu a bone to pick n.
konu başlığı title n.
konu mankenleri wall flowers n.
konu mankeni wall flower n.
güncel konu current issue n.
asıl konu primary concern n.
ana konu main topic n.
sosyal konu social issue n.
ağır konu weighty matter n.
önemli konu weighty matter n.
bir insanın hakkında güçlü duygulara sahip olduğu ve konuşmaya bayıldığı konu hobby-horse n.
gözde konu hobby-horse n.
favori konu hobby-horse n.
konu dışı olma irrelevance n.
önemli konu meat n.
konu komşu neighbourhood n.
hayvanları konu alan kısa öykü parable n.
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu nonissue n.
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu dead letter n.
konuşulacak konu talking point n.
derin konu deep subject n.
hassas konu delicate subject n.
konu bilgisi topic knowledge n.
konu alanı subject area n.
konu bölümü subject area n.
açık konu open subject n.
nazik konu delicate matter n.
hassas konu delicate matter n.
hassas konu touchy subject n.
hassas konu delicate issue n.
üzerinde durulması gereken birkaç konu a few points worth stressing n.
konu uzmanı subject matter expert n.
karanlık konu dark topic n.
(bir konu hakkında) özür dileme/üzgün olma apologetic about n.
alfabetik liste ve konu indeksi alphabetical list and subject index n.
eldeki konu to the matter in hand n.
ele alınan konu to the matter in hand n.
tartışmaya açık konu debatable issue n.
sıkıcı konu dull subject n.
sıkıcı konu boring subject n.
konu dışı etki extraneous influence n.
işlenen konu argument n.
büyük ses getiren konu cause celebre n.
konu komşu neighborhood n.
belirli bir konu ya da dalda uzmanlık bilgisi expertise n.
amaç ve konu purpose and subject n.
bir konu hakkında görüşüne başvurulan consultee n.
geniş konu broad subject n.
aynı konu üzerinde düşünüp durma rumination n.
bir konu için ilk yapılan ya da ilk söylenen şey first mentioned n.
alt konu subtopic n.
maddi konu financial matter n.
ana konu major issue n.
acil konu urgent matter n.
acil konu matter of urgency n.
bilimle ilgili konu science-related subject n.
acil çözüm veya ilgi bekleyen bir konu burning issue n.
geniş konu yelpazesi wide range of subjects n.
ana konu action n.
belirli konu specific topic n.
özel konu specific topic n.
esas konu action n.
asıl konu action n.
tartışmalı konu controversial topic n.
yumuşak giriş (konu, ders) gentle introduction n.
çetrefilli konu cat's cradle n.
konu dışı ve yersiz olma tangent n.
temcit pilavı gibi ısıtılıp durulan konu rehash n.
önemsiz konu nonsubject n.
konuşulmaması gereken konu nonsubject n.
ilgi çekici olmayan konu nonsubject n.
tabu olan konu nonsubject n.
çok az önem taşıyan konu nonsubject n.
ihtilaflı konu question n.
konu dışı olma extraneity n.
konu ile ilgisi olmama extraneity n.
sıradan bir kişiye genel ilgi alanına giren bir konu hakkında fikrinin sorulduğu bir mülakat vox pop n.
bir konu üzerinde etraflıca çalışan kimse wonk n.
gizli problemlerle karşılaşılan konu minefield n.
bir konu hakkında ilk kez yayın yapan kimse broacher n.
(gazeteci) bir konu hakkında konuşmak için büyük paralar alma buckraking n.
kişinin yaşamını veya aktivitelerini konu alan film home movie n.
tartışmalı bir konu hakkında bir internet forumunda devam eden bir diyalog holy war n.
bilindik konu home ground n.
ele alınan konu mutton n.
az bilinen konu bypath n.
ikincil konu bye n.
müzakereye açık konu deliberative [obsolete] n.
güçlü duygusal tepkilere neden olan konu gut issue n.
favori konu hobby n.
ana konu ide n.
(bir konu ile ilişkili) görsel iconography n.
çözülmemiş konu open question n.
karar verilmemiş konu open question n.
sigortaya konu olan duruma yönelik risk faktörü risk n.
yuvarlak masa söyleşisinde tartışılan konu roundtable n.
alakasız konu impertinence n.
ilgisiz konu impertinence n.
alakasız konu impertinency n.
ilgisiz konu impertinency n.
önem arz eden konu importance [obsolete] n.
ana konu compass n.
birkaç karakterin bir konu üzerinde tartışıyor veya akıl yürütüyor gibi gösterildiği yazılı kompozisyon dialogue n.
konu dışı söz discursion n.
kapatılmış konu closed book n.
geniş bir konu yelpazesini anlama kapasitesi comprehensiveness n.
soyut yasalar yerine somut olguları konu edinen doğa bilimi concrete science n.
çözümlenmemiş konu doubt n.
(kitaptaki) konu dizini index rerum n.
konu dışı olma irrelavancy n.
konu dışılık irrelavance n.
kapatılmak istenen konu crow to pull n.
kapatılmak istenen konu crow to pick n.
sıradışı konu curiosity [obsolete] n.
tarihi bir olayı konu alan açık hava oyunu pageant n.
genel hatlarıyla incelenen konu panoramic view n.
konu düzlemi plane n.