o - Turco Inglés Diccionario

o

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "o" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Phrases
o interj. ey
O brave new world, That has such people in't.'
Ey cesur yeni dünya, içinde böyle insanlar var.

More Sentences
General
o n. sıfır
o n. o harfi şeklinde olan şey
o n. bir sıranın ya da serinin on beşinci elemanı
Phrases
o interj. birine resmi olarak hitapta bulunurken ad veya zamirden önce kullanılan ünlem
o interj. hayret veya benzeri güçlü duyguları ifade eden ünlem
Technical
o n. oksijenin simgesi
Logic
o n. negatif önerme bildiren sembol
Biology
o n. 0 kan grubu
Biochemistry
o n. sıfır kan grubunu gösteren sembol
Linguistics
o n. ingiliz alfabesinin on beşinci harfi
Music
o n. oktavın simgesi

Significados de "o" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
o he pron.
After all, he was but a normal man.
Sonuçta o sadece normal bir adamdı.

More Sentences
o she pron.
I borrowed the candlesticks from a neighbor, or I should say, she lent them to me.
Şamdanları bir komşumdan ödünç aldım, daha doğrusu o bana ödünç verdi.

More Sentences
o it pron.
It was he who gave Bill the philosophy that kept him sober.
Bill'e onu ayık tutan felsefeyi veren oydu.

More Sentences
o that pron.
I am glad to repeat here today what I said in that statement.
O açıklamada söylediklerimi bugün burada tekrarlamaktan memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
General
o that adj.
There were 30 students in that house.
O evde 30 öğrenci vardı.

More Sentences
o those adj.
Those doors are always open to us.
O kapılar bize her zaman açıktır.

More Sentences
o thon [scottish] adj.
o thon [scottish] pron.
o herself pron.
o hit [dialect] pron.

Significados de "o" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
tam o shanter n. iskoç beresi
three o'clock wind n. doğudan esen rüzgar
five o'clock shadow n. bir günlük sakal
five o'clock shadow n. kirli sakal (bir günlük)
jack-o-lantern n. bataklık yakamozu
jack-o-lantern n. içi oyulmuş ve bir tarafına insan çehresi şekli verilmiş kabaktan oyuncak fener
cat-o-nine-tails n. dokuz kamçılı kırbaç
will-o-the-wisp n. ham hayal
will-o-the-wisp n. aldatıcı
will-o-the-wisp n. ılgım
will-o-the-wisp n. gerçekleşmesi imkansız bir şey
will-o-the-wisp n. bataklıklarda gece görülen ve yakamoza benzeyen bir parıltı
will-o-the-wisp n. yanıltıcı
the train leaves at four o'clock n. tren saat dörtte kalkar
five o'clock tea n. beş çayı
chair-o-plane n. zincirli döner salıncak
cat-o-nine-tails n. dokuz kuyruklu kırbaç
port-o-potty n. seyyar tuvalet
bottle-o n. içki dükkanı
bottle-o n. içki mağazası
five o'clock tea n. 5 çayı
chair-o-planes n. dönme dolap
chair-o-planes n. dönme salıncak
jack o'lantern n. kabaktan yapılmış fener
jack-o'-lantern n. bataklık yalazı
jack-o'-lantern n. bataklık ışığı
jack o'lantern n. bataklık yalazı
jack o'lantern n. bataklık ışığı
jack-o'-lantern n. kabaktan yapılmış fener
tam-o-shanter n. tepesi geniş üstten püskülleri olan bir tür iskoç beresi
tam-o-shanter n. iskoçya'ya özgü yünlü bir bere
tam-o'-shanter n. iskoçya'ya özgü yünlü bir bere
tam-o'-shanter n. tepesi geniş üstten püskülleri olan bir tür iskoç beresi
cat o' nine tails n. dokuz kamçılı kırbaç
cat o' nine tails n. dokuz kuyruklu kırbaç
cat-o'-nine-tails n. dokuz kamçılı kırbaç
cat-o'-nine-tails n. dokuz kuyruklu kırbaç
tom o'bedlam n. akıl hastası
tom o'bedlam n. deli
trick-o-the-loop [irish] n. kemerle oynanan bir tür oyun
two o' cat n. iki kişilik bir tür top oyunu
light-o'-love n. fahişe
light-o'-love n. şıllık
light-o'-love n. metres
light-o'-love n. hafif kadın
will-o'-the-wisp n. ayartıp baştan çıkaran kimse
will-o'-the-wisp n. baştan çıkarıcı şey
will-o'-the-wisp n. güvenilmez şey
will-o'-the-wisp n. güvenilmez kimse
jack-o'-lantern n. balkabağını oyarak yapılmış korkunç/gülünç maske
jack o'lantern n. balkabağını oyarak yapılmış korkunç/gülünç maske
five o'clock shadow n. (çene ve yanakta) kirli sakal
leg-o'-mutton adj. üçgensel
leg-o'-mutton adj. koyun budu şeklinde olan
o'clock adv. saat
at four o'clock sharp adv. saat tam dörtte
o'clock adv. saate göre
at one o'clock sharp adv. saat tam 1'de
o'clock adv. saat (tam saatlerle kullanılır)
at eleven o'clock adv. saat on birde.
at 6 o'clock adv. saat altıda
at six o'clock adv. saat altıda
at three o'clock sharp adv. saat tam üçte
at three o'clock sharp adv. tam saat üçte
at 6 o'clock adv. saat 6'da
o’clock adv. göreceli konumu belirtmek için kullanılan hayali bir saate göre
o’clock adv. saat uyarınca
o'clock adv. konumu saate göre belirterek
o'er adv. bir süre boyunca
o! interj. ey
o! interj. ya
o dear interj. sürpriz, merhamet, keder, acı gibi çeşitli duyguları ifade eden ünlem
o dear interj. hay allah!
o dear interj. aman tanrım!
o'- pref. üzerinde anlamı veren ön ek
o- pref. tersi anlamı veren ön ek
o- pref. karşı anlamı veren ön ek
o- pref. -e doğru anlamı veren ön ek
o'- pref. (irlandaca kökenli soyadlarında) soyundan gelen anlamına gelen ön ek
o- pref. üzerine anlamı veren ön ek
o'- pref. -in anlamı veren ön ek
o'- pref. üstünde anlamı veren ön ek
o- pref. üzerinde anlamı veren ön ek
-o suf. niteliği olan, oluşturan veya ilişkili olan anlamı veren son ek
-o suf. bazı ünlemleri oluştururken kelime sonlarına eklenen son ek
-o'-rama suf. dikkat çekici ve olağanüstü olay anlamı veren son ek
-o- suf. kelimeleri birleştirmek için kullanılan bir ek
-o suf. küçümseme anlamı vermek için kişi veya nesne isimlerinin sonuna gelen bir ek
-o suf. isim veya sıfatların sonuna gelerek laubali bir anlam kazandıran bir ek
-o suf. isimleri kısaltırken kelimenin sonuna gelen bir ek
-o-rama suf. olağanüstü durum anlamı veren son ek
-o-rama suf. aşırı eylem anlamı veren son ek
-o-rama suf. harikulade yer anlamı veren son ek
the table is booked for nine o'clock this evening expr. masa bu akşam saat dokuz için rezerve edildi
daddy-o exclam. baba
daddy-o exclam. dostum
daddy-o exclam. adamım
Phrases
q-o-q n. birbirini izleyen çeyrek (üç ay)
at 6 o'clock expr. saat 6'da
at six o'clock expr. saat 6'da
Proverb
best-laid schemes o' mice an' men gang aft a-gley en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
Colloquial
the big (number)-o n. sıfırla biten yaş (30/40/50 vb.)
the big-o n. sıfırla biten yaş (30, 40, 50 vb.)
the big-o n. 20, 30, 40, 50 vb. olmak
the big-o n. hayatta yeni bir 10 yılın başlangıcı olan yaşlar (20, 30, 40 gibi)
the big (number)-o n. 20, 30, 40, 50 vb. olmak
the big (number)-o n. hayatta 30, 40, 50 vb. gibi dönüm noktası sayılan yaşlar
the big (number)-o n. sıfırla biten yaşlar için kullanılan bir tabir (20, 30, 40 vb. yaş)
the big (number)-o n. sıfırla biten yaş (30, 40, 50 vb.)
the big (number)-o n. sıfırla biten yaşlar için kullanılan bir tabir (20, 30, 40 gibi yaş)
the big-o n. hayatta 30, 40, 50 vb. gibi dönüm noktası sayılan yaşlar
the big (number)-o n. hayatta yeni bir 10 yılın başlangıcı olan yaşlar (20, 30, 40 gibi)
the big-o n. sıfırla biten yaşlar için kullanılan bir tabir (20, 30, 40 vb. yaş)
the big-o n. sıfırla biten yaşlar için kullanılan bir tabir (20, 30, 40 gibi yaş)
rickle o' banes [scottish] n. bir deri bir kemik
rickle o' banes [scottish] n. kemik torbası
rickle o' banes [scottish] n. kemikleri sayılan
owny-o n. kimsesizlik
owny-o n. bir başınalık
owny-o n. yalnızlık
the big -o n. sıfırla biten yaş (30/40/50)
the big -o n. hayatta 30, 40, 50 gibi dönüm noktası sayılan yaşlar
the big -o n. sıfırla biten yaşlar için kullanılan bir tabir (20, 30, 40 yaş)
six o'clock swill [australia/new zealand] n. (otel barlarının akşam altıda kapatıldığı yıllarda) ağır içicilik dönemi
like billy-o adv. aşırı
like billy-o adv. delicesine
like billy-o adv. çok fazla
like billy-o adv. deli gibi
like billy-o adv. çıldırmışçasına
like billy-o adv. bir anda
like billy-o adv. şiddetli
o' prep. of veya on edatlarının kısaltılmış hali
right-o [uk] interj. olur
right-o [uk] interj. peki
right-o [uk] interj. tamam
like one o’clock expr. saat bir gibi
like one o’clock expr. saat bir civarı
like one o’clock expr. saat bir sularında
land o' goshen! expr. aman tanrım!
same o(l)' same o(l)' expr. aynı eski hikaye
in the o-zone expr. ölmüş
in the o-zone expr. ölmek üzere
in the o-zone expr. ölümün eşiğinde
in the o-zone expr. gidici
same o' same o' expr. hep aynı şeyler
same o' same o' expr. aynı eski hikaye
same o' same o' expr. aynı tas aynı hamam
right-o [uk] exclam. evet
Idioms
hop-o`-my-thumb n. bastıbacak
hop-o`-my-thumb n. cüce