roughs - Turco Inglés Diccionario

roughs

roughs — Definition

Significado:
pürüzlü, sert
Pronunciación (IPA):
(AmE /rʌf/ – BrE /rʌf/)
Categoría gramatical:
Sıfat: rough
Sinónimo:
coarse, harsh
Antónimos:
smooth

Significados de "roughs" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
rough adj. kaba
He sat on a rough wooden chair he made himself.
Kendi yaptığı kaba bir tahta sandalyeye oturdu.

More Sentences
rough adj. sert
Wrestling was too rough for me, so I quit.
Güreş bana fazla sert kaçtı, ben de bıraktım.

More Sentences
rough adj. kabataslak
The police asked the girl to make a rough sketch of her lost dog.
Polis kızdan kayıp köpeğinin kabataslak bir resmini çizmesini istedi.

More Sentences
rough adj. pürüzlü
You've cleaned off many of the rough surfaces.
Pürüzlü yüzeylerin çoğunu temizlediniz.

More Sentences
rough adj. kaba saba
General
rough adj. zor
This tent is supposed to withstand rough weather.
Bu çadırın zor hava koşullarına dayanıyor olması lazım.

More Sentences
rough adj. engebeli
The trail ahead looked rough.
Önümüzdeki patika engebeli görünüyordu.

More Sentences
rough adj. kulak tırmalayıcı
I went to the mechanic; the brakes sounded rough.
Tamirciye gittim; frenler kulak tırmalayıcı bir ses çıkarıyordu.

More Sentences
rough adj. dalgalı (deniz/su)
The sea was rough because of the storm.
Fırtına yüzünden deniz dalgalıydı.

More Sentences
rough adj. kabataslak
The police asked the girl to make a rough sketch of her lost dog.
Polis kızdan kayıp köpeğinin kabataslak bir resmini çizmesini istedi.

More Sentences
rough adj. bozuk (yol/kaldırım)
The bus bumped along the rough road.
Otobüs bozuk yolda sarsılarak gitti.

More Sentences
rough adj. sert
Wrestling was too rough for me, so I quit.
Güreş bana fazla sert kaçtı, ben de bıraktım.

More Sentences
rough adj. pürüzlü
You've cleaned off many of the rough surfaces.
Pürüzlü yüzeylerin çoğunu temizlediniz.

More Sentences
rough adv. kabaca
I made a rough calculation.
Kabaca bir hesap yaptım.

More Sentences
Technical
rough adj. kaba
He sat on a rough wooden chair he made himself.
Kendi yaptığı kaba bir tahta sandalyeye oturdu.

More Sentences
rough adj. pürüzlü
You've cleaned off many of the rough surfaces.
Pürüzlü yüzeylerin çoğunu temizlediniz.

More Sentences
General
rough n. sertlik
rough n. külhanbeyi
rough n. kabadayı
rough n. işlenmemiş şey
rough n. taşlık
rough n. kaba tip
rough n. zorluk
rough n. kabul edilemez nokta
rough n. tatsız husus
rough n. ciddi muamele
rough n. taslak
rough n. gelişigüzel çizim
rough n. anahat düzeni
rough v. pütür pütür yapmak
rough v. pürüzlendirmek
rough v. kötü davranmak
rough v. itip kakmak
rough v. terbiye etmek (at)
rough v. dövmek
rough v. nal kayarı takmak
rough v. taslağını yapmak
rough v. dağıtmak
rough v. karıştırmak
rough v. rahatını bozmak
rough adj. eğreti
rough adj. gürültücü
rough adj. engebeli (arazi)
rough adj. müsvedde
rough adj. yaklaşık
rough adj. kulağı rahatsız eden
rough adj. yabani
rough adj. incelikten yoksun
rough adj. yontulmamış
rough adj. arızalı
rough adj. açık saçık
rough adj. işlenmemiş
rough adj. dik (saç)
rough adj. dağlı
rough adj. görgüsüz (kimse)
rough adj. son şeklini henüz almamış
rough adj. pütür pütür
rough adj. kepekli
rough adj. fırtınalı
rough adj. hoyrat
rough adj. kulağa hoş gelmeyen
rough adj. müstehcen
rough adj. inişli yokuşlu
rough adj. haşin
rough adj. dalgalı (deniz)
rough adj. tüylü
rough adj. taslak halinde olan
rough adj. şiddetli (rüzgar)
rough adj. kötü
rough adj. fırtınalı (hava)
rough adj. rahatsız edici
rough adj. taslak
rough adj. pütürlü
rough adj. tırtıklı
rough adj. cilasız
rough adj. tırtık tırtık
rough adj. zahmetli
rough adj. takribi
rough adj. inişli çıkışlı
rough adj. sıkıntılı
rough adj. kaba biçilmiş (çimen)
rough adj. rüzgarlı
rough adj. keyifsiz
rough adj. tamamlanmamış
rough adj. grenli
rough adj. pürtüklü
rough adj. dalgalı
rough adj. konforsuz
rough adj. kötü şartlarda
rough adj. elverişsiz
rough adj. korunaksız
rough adj. barınaksız
rough adj. acı
rough adj. keskin
rough adj. adi
rough adj. dandik
rough adj. düşük kaliteli
rough adj. samimi
rough adj. cana yakın
rough adj. sıcakkanlı
rough adj. blöfçü
rough adj. (ticarette) niteliksiz
rough adj. basit ticari işlemlerde yetkinliği olan
rough adj. fiziksel güç gerektiren
rough adj. zeka gerektirmeyen
rough adv. geçici olarak
rough adv. sertçe
rough adv. aşağı yukarı
rough adv. yaklaşık olarak
rough adv. elverişsiz şekilde
rough adv. korunaksız şekilde
rough adv. barınaksız şekilde
Colloquial
rough adj. hasta
rough adj. yorgun
rough adj. bitkin
rough adj. rahatsız
Trade/Economic
rough adj. takribi
rough adj. yaklaşık
Technical
rough n. pürsek
rough n. pürüz
rough n. (madencilikte) artık
rough n. atık
rough n. kalıntı
rough n. kaba kum
rough n. iri taneli kum
rough n. (işlem sonlanmadan önce) tabaklanmış deri
rough adj. ham
rough adj. rafine edilmemiş
rough adj. pürtüklü
Printing
rough n. taslak baskı
Biology
rough adj. gelişigüzel koloniler oluşturan
rough adj. pürüzlü ve düz yüzeyli koloniler meydana getiren
Botanic
rough n. vejetatif örtü
rough n. (olumsuz dış etkiye maruz kalmamış) bitki örtüsü
rough n. çalı örtüsü
rough n. çalılık
Breeding
rough n. at nalı çivisi
Linguistics
rough adj. vurgulu
rough adj. (antik yunancada süreksiz ünsüz) ötümsüz
rough adj. soluklu
Sport
rough n. (golf) fairway'i çevreleyen, ince çimle kaplı alan
rough n. (tenis) rakette dikişlerin eğri bir hat oluşturduğu taraf
rough n. (duvar tenisi) raketin dikişli tarafı
rough n. (badminton) raketin pürüzlü tarafı
rough v. spor karşılaşmasında rakibe kasıtlı olarak gereksiz şiddet uygulamak
rough v. faul yapmak
rough v. (sporda) oyuncuyu gereksiz şiddete maruz bırakmak
British Slang
rough n. kolay lokma
rough adj. berbat
rough adj. kötü

Significados de "roughs" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
rough sketch n. ilk taslak
rough copy n. müsvedde
rough draft n. avanproje
rough copy n. eskiz
rough terrain n. engebeli arazi
rough draft n. karalama
rough sketch n. kaba taslak
paper for rough drafts n. müsveddelik
rough outline n. kaba taslak
rough draft n. müsvedde
rough diamond n. ham elmas
rough draft n. ilk taslak
rough estimate n. kaba hesap
rough usage n. hoyratça kullanma
rough drawing n. kabataslak çizim
rough surface n. pürüzlü yüzey
rough estimate n. kabaca tahmin
rough book n. müsvedde defteri
a rough time n. zor dönem
a rough time n. zor zamanlar
rough surface n. bozuk zemin
rough cast n. taslak
rough-legged buzzard n. paçalı şahin
rough-legged hawk n. paçalışahin
rough country n. engebeli arazi
rough buck n. körkasa
rough draft n. taslak
rough terrain vehicle n. çetin arazi (şartları) aracı
rough terrain vehicle n. engebeli arazi aracı
rough description/definition n. kaba tanım
rough water n. dalgalı su
rough book n. karalama defteri
rough grass n. sert/kaba çim
rough grass n. bakımsız/yabani çim
rough sleeper n. açık alanda uyuyan kimse
rough sleeper n. sokaklarda, parklarda uyuyan kimse
rough sleeper n. evsiz/barksız kimse
rough (in) n. genel çerçeve
rough (in) n. genel hat
rough (in) n. genel koşullar
rough justice n. basit muhakeme usulü
rough-scruff n. ayak takımı
rough-scruff n. döküntü
rough-scruff n. süprüntü
rough-scruff n. alt sınıf
rough rider n. yabani at binicisi
rough rider n. (az eğitimli atları süren) yetenekli binici
rough passage n. zor zaman
rough justice n. basit muhakeme uygulaması
rough-sand n. iri taneli kum
rough passage n. sınanma süreci
rough-scruff n. itibarsız kimseler
get rough v. azmak
play rough v. itişip kakışmak
cut up rough v. sinirlenmek
ride rough over v. kötü davranmak
have a rough tongue v. ağır konuşmak
get rough v. pütürlenmek
rough the wrong way v. sinirlendirmek
make rough v. kabalaştırmak
rough up v. sert davranmak
become rough v. dalgalanmak (deniz)
rough the wrong way v. tahrik etmek
rough up v. karman çorman etmek
be rough v. çalkalanmak
cut up rough v. yaygara koparmak
become rough v. kabalaşmak
rough out v. taslağını çizmek
rough the wrong way v. kızdırmak
become rough v. kabarmak
rough it v. mahrumiyet içinde yaşamak
cut up rough v. kızmak
act rough v. hoyratlık etmek
rough it v. sürünmek
rough it v. bir süre için ilkel şartlar içinde yaşamak
rough in v. taslağını çizmek
rough handle v. itip kakmak
ride rough over v. hakkını çiğnemek
have a rough time v. zor bir hayat geçirmek
rough up v. hırpalamak
cut up rough v. öfkelenmek
rough somebody up v. fena benzetmek
cut up rough v. hiddetlenmek
rough out v. kabataslak yapmak
rough cast v. kaba sıva vurmak
be rough v. hoyratlık etmek
become rough v. dalgalanmak
rough up v. tozunu attırmak
cut up rough v. kavgaya girişmek
rough in v. krokisini yapmak
rough out v. krokisini yapmak
rough it v. sefalet çekmek
rough down v. kabasını almak
rough down v. düzeltmek
go through a rough period v. zor bir evreden geçmek
go through a rough phase v. zor bir evreden geçmek
have a rough day v. kötü bir gün geçirmek
rough-hew v. kabasını almak
rough (up) v. vurmak
rough (up) v. kuvvet uygulamak
rough (up) v. tartaklamak
rough-house v. kabaca muamele göstermek
rough-house v. (şaka amaçlı) hırpalamak
rough-house v. (şaka amaçlı) kaba davranmak
sleep rough v. sokakta yatmak
rough and ready adj. işe yarar
rough and ready adj. aşağı yukarı
not rough adj. pütürsüz
not rough adj. dalgasız
rough and ready adj. pratik
slightly rough adj. çırpıntılı
very rough adj. azgın
rough-hewn adj. kabaca yapılmış
rough-hewn adj. yontulmamış
rough-and-tumble adj. alt alta üst üste
rough-hewn adj. kaba
rough-and-tumble adj. boğuşma
rough-and-tumble adj. itişip kakışma
rough-and-tumble adj. arbede
rough-and-tumble adj. itiş kakış
rough-hewn adj. tasarlanmış
rough-hewn adj. kaba yontulmuş
rough-hewn adj. taslanmış
rough-looking adj. sert görünüşlü
rough-cut adj. estetik yoksunu
rough-cut adj. kaba
rough-haired adj. ağır saçları olan
rough-and-tumble adj. gelişigüzel
rough-haired adj. kalın saçlı
rough-haired adj. gür saçlı
rough-spoken adj. (konuşma tarzı) özensiz
rough-grained adj. kalın dokulu
rough-and-tumble adj. üstünkörü
rough-spoken adj. (konuşma tarzı) kaba
rough-spoken adj. (konuşma tarzı) nezaketsiz
rough-grained adj. cilasız
rough-cut adj. zarafet yoksunu
rough-textured adj. pütürlü
rough-grained adj. iri taneli
rough-grained adj. perdahlanmamış
rough-grained adj. kalın lifli
rough-textured adj. pürüzlü
rough-and-tumble adj. eğreti
in the rough adv. kaba taslak durumda
in the rough adv. aşağı yukarı
at a rough guess adv. aşağı yukarı
in the rough adv. işlenmemiş durumda
the crossing was rough expr. gemi çok sallandı
the crossing was rough expr. gemi karşıya geçerken çok sallandı
in the rough expr. her zamanki gibi