Base - Türkçe İngilizce Sözlük

Base

"Base" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
base i. üs
base i. baz
base i. temel
base i. taban
base i. alt
base i. kaide
base i. dayanak
base i. kök
base i. esas
base i. altlık
base f. dayandırmak
base s. alçak
base s. aşağılık
base s. adi
Genel
base i. altlık
base i. karargah
base i. asıl
base i. alt
base i. kök
base i. dayanak
base i. başlangıç sayısı
base i. altyapı
base i. katışık
base i. saha kenarı
base i. taban
base i. esas
base i. dip
base i. temel
base i. ana
base i. başlama sayısı
base i. ayak
base i. usul
base i. taban plakası
base i. kaide
base i. esas rakam
base i. kural
base i. etek (dağ)
base i. zemin
base i. fon
base i. taban
base i. esas/ana madde
base i. çıkış noktası
base i. makyaj bazı
base i. fondöten altına sürülen baz
base i. ölçüm veya hesaplama için referans çizgisi
base i. başlangıç noktası
base i. çıkış noktası
base i. konumlanılan ve görevlerin başladığı yer
base i. diğer parçaların üzerine monte edildiği parça
base i. aktif destekleyici bileşen
base i. arka plan
base i. mordan
base i. en büyük destekçi kitlesi
base i. hayran kitlesi
base i. merkez
base i. (beyzbol) kale
base i. alt kat
base f. bina etmek
base f. temellenmek
base f. dayanmak
base f. dayandırmak
base f. kurmak
base f. bağlamak
base f. temel atmak
base f. konumlandırmak
base f. yerleştirmek
base f. yakarak ve dumanını soluyarak saf kokain kullanmak
base f. (bir yerde) yaşamak
base s. korkak
base s. kaba
base s. kalp
base s. süfli
base s. soysuz
base s. rezil
base s. sütsüz
base s. sahte
base s. sefil
base s. ciğeri beş para etmez
base s. sütü bozuk
base s. adi
base s. aşağılık
base s. değersiz
base s. kanı bozuk
base s. değersiz
base s. kısa
base s. ufak tefek
base s. alelade
base s. özelliksiz
base s. kalın tonlu
base s. bas
base s. taban oluşturan
base s. taban görevi gören
base s. tabanda veya dipte bulunan
base s. tabana veya dibe yakın olan
base s. köleliğe ait
base s. köleliğe özgü
base s. köylünün çiftliğini derebeyinin taleplerine göre işletmesine dayalı
Ticaret/Ekonomi
base i. baz fiyat
base i. indeks sayısındaki varyasyonların ölçüldüğü yüze eşit miktar
base i. fiyatı düşmekte olan bir tahvilin ulaşabileceği alt sınır
Hukuk
base i. aşağı
base i. baz
base i. esas
base i. madun
base i. tali derecede
base i. temel
base i. örgüt merkezi
base i. şirket merkezi
base i. tedarik merkezi
base i. faaliyet merkezi
base i. parti tabanı
Siyasal
base i. el kaide terör örgütü
base i. marksizm'de yasal, sosyal ve siyasi ilişkilerin üzerinde inşa edildiği ekonomik faktörler
Sanayi
base i. doğal incilerin fiyatlandırılmasında kullanılan kalite faktörü
Teknik
base i. alt kısım
base i. baz
base i. dip
base i. esas
base i. şişe dibi
base i. taban
base i. üst tabaka
base i. (kristal) bazal pinakoid
base i. (kristal) hekzagonal bazis
base f. kullanmak
base f. referans almak
base f. temel almak
Elektrik
base i. transistörde verici ile alıcı arasındaki bölge
base i. transistörde verici ile alıcı arasındaki bölgeye yerleştirilen elektrot
Mekanik
base i. kaide
Mimarlık
base i. ayaklık
base i. bina eteği
İnşaat
base i. süpürgelik
Boyacılık
base i. boya bazı
base i. boyanın parlak pigmentler halinde emilmesini sağlayan inorganik malzeme
base i. fondöten
base i. cilt görünümü eşitlemek için sürülen kozmetik
base i. içinde boya pigmentlerinin karıştırıldığı madde
base i. renk sabitleyici madde
Otomotiv
base i. baz kat
base i. taban
Maden
base i. yuvarlak kesimli cevherin alt yüzeyi
Geometri
base i. geometrik şeklin tabanı
İstatistik
base i. temel
Kimya
base i. baz
base i. saf kokain
base i. serbest baz kokain
base i. kokain hidroklorürün alkaloid bir baz ile tepkimeye girmesi sonucu elde edilen saflaştırılmış katı kokain
base i. kokain hidroklorürün amonyak gibi alkaloid solüsyonlarla tepkimeye girip bir çözücü ile ayrıştırılması sonucu elde edilen kokain türü
base s. tabana ait
base s. tabana dair

"Base" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
acid base imbalance i. asit baz dengesizliği
three base hit i. üç adım vuruşu
base map i. temel harita
legal base i. hukuki mesnet
base line i. ana hat
base coin i. sahte para
base register i. temel yazmaç
bed base i. baza
base metal i. adi metal
base metal i. ana metal
marine recreation base i. denizle ilgili dinlenme alanları
cylinder base i. silindir tabanı
base camp i. üs
home base i. merkez
logarithm to the base two i. iki tabanına göre logaritma
reduced base moment arm i. azaltılmış taban moment kolu
pudding with a caramel base i. kazandibi
bed base i. yatak bazası
base of operations i. harekat üssü
second base i. ikinci taban
local base i. yerel taban
lower base i. alt taban
base plate i. altlık
base for living i. yaşam sınırı
knowledge base i. bilgi tabanı
home base i. üs
base of the neck i. ense kökü
disaster prevention shelter base i. afetten korunma barınak üssü
naval base i. deniz üssü
data base i. veri tabanı
base temperature i. taban ısısı
base material i. temel malzemesi
customer base i. müşteri tabanı
client base i. müşteri tabanı
acid base i. asit baz
stable base i. sağlam zemin
stable base i. sabit zemin
sturdy base i. sağlam zemin
sturdy base i. sabit zemin
air force base i. hava kuvvetleri üssü
scientific base i. bilimsel dayanak
home base i. yönetim merkezi
base period i. temel dönem
base line i. ana çizgi
base line i. esas hat
base level i. temel düzeyi
base level i. ana düzey
base pay i. taban ücret
base colour i. zemin rengi
base quantity i. temel büyüklük
base colour i. ana renk
supply base i. ikmal üssü
acid-base imbalance i. asit-baz dengesizliği
base-court i. saray avlusu
acid-base equilibrium i. asit-baz dengesi
base-court i. arka bahçe
make-up base i. makyaj bazı
faith-base i. inanç temeli
zero-base budgeting i. sıfır tabanlı bütçeleme
base level i. temel seviyesi
base case lease i. esas kira kontratı
morphine base i. baz morfin
compound base i. bileşik baz
base period i. temel süre
base point i. taban puan
american base i. amerikan üssü
base explosive i. baz patlayıcı
secret base i. gizli üs
gum base i. sakız mayası
soap base i. sabun bazı
base effect i. baz etkisi
base hospital i. askeri üs hastanesi
base metal i. anametal
base line i. kenar çizgisi
base line i. ölçü alınan çizgi
compacted granular base i. sıkıştırılmış granüler temel
small base i. küçük üs
small base i. ufak üs
base fare i. esas tarife
base fare i. esas ücret
the base of the i. ...tabanı
people at the base of the pyramid i. piramidin tabanındakiler
bed base i. somya
broad base of knowledge i. geniş bilgi tabanı
base ten blocks i. onluk taban blokları
acid-base indicator i. asit baz göstergesi
acid-base indicator i. asit baz belirteci
target base line i. bir coğrafi alanın çevresiyle ana hedefleri birleştiren çizgi
prisoner's base i. köşe kapmaca oyunu
prison base i. bir tür yakalamaca oyunu
base [obsolete] i. bas şarkıcı
base [obsolete] i. bas ses
prisoner's base i. bir tür yakalamaca oyunu
base [obsolete] i. bir tür yakalamaca oyunu
dexter base i. (armacılıkta) kalkanın sağ alt kısmında bir nokta
fan base i. hayran kitlesi
fan base i. destekçiler
fan base i. taraftarlar
fan base i. fan grubu
fan base i. hayran koleksiyonu
country-base i. bir tür yakalamaca oyunu
first base i. ilk evre
first base i. ilk basamak
first base i. ilk adım
first base i. ilk girişim
prisoners base i. bir tür yakalamaca oyunu
free-base i. saflaştırılmış toz uyuşturucu
base camping i. kendi canlanma noktasında pusma (video oyunlarında)
base upon f. dayanmak
base oneself on f. bel bağlamak
base something on f. bir şeyi bir şeye dayandırmak
touch base with f. konuşmak
base oneself on f. güvenmek
base on f. baz almak
base on f. esas kabul etmek
base upon f. dayandırmak
touch base with f. biriyle görüşmek
base on f. dayanmak
base upon f. dayamak
base on f. esas almak
touch base f. konuşmak
touch base f. görüşmek
base on f. dayandırmak
base on f. dayamak
lay the base f. temel atmak
be established on base f. temel üzerine kurulmak
set up a base f. üs kurmak
use something as base f. temel olarak kullanmak
use as a base f. baz olarak almak
use something as base f. temel almak
use something as base f. baz almak
base (something) on (another) f. dayandırmak
base upon f. temele dayandırmak
base on f. temele dayandırmak
base upon a scientific foundation f. bilimsel temele dayandırmak
base on a scientific foundation f. bilimsel temele dayandırmak
use something as base f. dayanak almak
steal a base f. kale çalmak
extract data from the data base f. veritabanından veri çekmek
free-base f. (kokaini) tortusunu ısıtılmış çözücü yardımıyla ayırarak saflaştırmak
free-base f. (saflaştırılmış katı kokaini) tüttürerek içmek
wide base s. geniş tabanlı
off base s. yoldan çıkmış
off base s. yanılmış
off base s. yanlış yolda
base [obsolete] s. kısa boylu
off-base s. düzgün bir şekilde anlaşılmamış
off-base s. hatalı (kimse)
off-base s. görüşü yanlış (kimse)
off-base s. düzgün bir şekilde yürütülmemiş