Outside - Türkçe İngilizce Sözlük

Outside

"Outside" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 79 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
outside s. dışarıdaki
outside zf. dıştan
outside zf. dışarı
outside zf. dışarısı
outside zf. dışarıya
Genel
outside i. dış görünüş
outside i. en fazla miktar
outside i. dış taraf
outside i. dış
outside i. dış (taraf)
outside i. dış kısım
outside i. sınır ötesi bölge
outside i. kurumun dışındaki dünya
outside i. alaska
outside i. en fazla miktar
outside i. dışta olan bir şey
outside i. (yazı, çizim) kağıdın alt ve üst bölümleri
outside i. (yol, kaldırım) yola en yakın kısım
outside i. kanada'nın kuzeydeki yerleşilmiş bölgeleri
outside s. harici
outside s. dış kaynaklı
outside s. en fazla
outside s. en çok
outside s. en yüksek
outside s. azami
outside s. uzak
outside s. açık havada olan
outside s. dıştan gelen
outside s. eğrinin dış tarafına ait veya ilgili
outside s. bir eğrinin dış tarafına doğru olan
outside s. dönüşün dış tarafına ait veya ilgili
outside s. bir dönüşün dış tarafına doğru olan
outside s. düzenli işe ait olmayan
outside s. düzenli görevlerden olmayan
outside s. ders dışında yapılan
outside s. zar zor mümkün olan
outside s. mümkün görünmeyen
outside s. dış tarafa erişim sağlayan
outside s. refüje yakın konumlanmış
outside s. dışarıda çalışan
outside zf. açık havada
outside zf. haricen
outside zf. dışarıda
outside zf. dışarıdan
outside zf. dışarı
outside zf. uzaktaki yerde
outside zf. uzak yere doğru
outside zf. öteye
outside zf. sınırların dışına
outside zf. civarında
outside zf. yakınında
outside zf. dışına
outside zf. dışında
outside zf. dışındaki
outside zf. ötesinde
outside ed. hariç
outside ed. ötesine
outside ed. dışına
outside ed. dışında
outside ed. -in dışında
outside ed. sınırlarının ötesinde
outside ed. dışına
outside ed. dışında
outside ed. yakınında
outside ed. civarında
Teknik
outside i. taraf
outside s. dış
outside s. dışarıdan
Bilgisayar
outside i. dışta
Geometri
outside i. eğrinin dışbükey tarafı
Spor
outside i. (eskrimde) kılıcın sol tarafı
outside i. (beyzbolda) koşucunun puan almak için dokunmak zorunda olduğu köşenin vurucudan uzaktaki kısmı
outside i. (ragbide) forvet harici oyuncu
outside i. sağ açık oyuncu
outside i. sol açık oyuncu
Basketbol
outside i. saha dışı
Beysbol
outside s. puan almak için dokunulması gereken köşenin vurucudan uzaktaki tarafından geçen
Argo
outside zf. hapiste olmadan
outside zf. hapis dışında

"Outside" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
outside of ed. dışında
Genel
outside right i. sağaçık
the outside i. hariç
outside left i. solaçık
outside corner i. dış köşe
outside air i. dış hava
outside toilet i. evin dışındaki tuvalet
outside toilet i. evin dışında olan tuvalet
outside toilet i. dış tuvalet
outside collaboration i. harici işbirliği
outside broadcast truck i. canlı yayın arabası
outside reading i. dış kaynaklardan okuma
outside forces i. dış güçler
outside supplier i. dış tedarikçi
outside lap i. buhar deliği kordonu
outside lap i. emme aralığı kordonu
outside door i. dış kapı
outside door i. binaya giriş ve çıkış kapısı
outside [australia] i. orta avustralya
order food from outside f. dışarıdan yemek söylemek
cut oneself off from outside world f. dış dünyayla ilişkisini kesmek
cut off from the outside world f. dış dünyayla ilişkisini kesmek
order food from outside f. dışarıdan yemek
marry outside the country f. ülke dışında evlenmek
live outside the country f. ülke dışında yaşamak
lie outside the scope of something f. kapsamı dışında olmak
be opened from the outside f. dışarıdan açılmak
come from outside f. dışarıdan gelmek
spend time outside f. dışarıda vakit geçirmek
set foot outside f. dışarıya adımını atmak
stand outside (of) (something) f. dışında durmak
go outside f. dışarı çıkmak
play outside f. dışarıda oynamak
outside the scope s. kapsam dışı
born outside marriage s. evlilik dışı doğmuş
outside marriage s. evlilik dışı
outside [australia] s. orta avustralya'da bulunan
outside [uk] s. radyo dışında yapılan
outside [uk] s. televizyon stüdyosu dışında yapılan
at the outside zf. taş çatlasa
at the very outside zf. olsa olsa
at the outside zf. azami
outside the agenda zf. gündem dışı
from the outside zf. dışarıdan
at the (very) outside zf. en fazla
outside of zf. dışarı
at the outside zf. en çok
at the very outside zf. taş çatlasa
without outside help zf. dışarıdan yardım almadan
at the outside zf. olsa olsa
inside and outside zf. dahili ve harici
inside and outside zf. içerde ve dışarda
outside and within zf. içerde ve dışarda
outside and within zf. dahili ve harici
outside the law zf. yasa dışı
outside of ed. haricinde
on the outside of ed. dışında
Öbek Fiiller
look outside f. dışarıya bakmak
step outside f. dışarı çıkmak
rush outside f. dışarıya kaçmak/akın etmek
fall outside f. gücünü/yetkisini aşmak
fall outside f. dışında kalmak/dışına düşmek
stand outside f. dışında durmak
İfadeler
inside and outside turkey expr. yurtiçinde ve yurtdışında
when looking from outside expr. dışarıdan bakınca
don't be put off by the outside appearance expr. dış görünüşe aldanma
outside your comfort zone expr. güvende hissedilen bölge dışı
Atasözü
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at yiğidin yoldaşıdır
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at binmek huzur verir/sakinleştirir
Konuşma Dili
outside chance i. çok küçük bir ihtimal
outside chance i. çok az bir ihtimal
outside chance i. çok uzak bir ihtimal
the outside i. dış
the outside i. dışarı
outside [dated] [uk] i. at arabasının dışına binen yolcu
at the outside expr. en fazla
at the outside expr. azami
at the outside expr. taş çatlasa
at the very outside expr. taş çatlasa
at the outside expr. taş çatlasın
at the very outside expr. taş çatlasın
at the outside expr. maksimum
at the very outside expr. en fazla
at the very outside expr. olsa olsa
at the very outside expr. maksimum
at the outside expr. olsa olsa
people outside of work expr. işin haricindeki insanlar
terrible things are happening outside expr. dışarıda korkunç şeyler oluyor
baby it’s cold outside expr. frank loesser'ın aynı adı taşıyan şarkısına göndermeyle havanın soğuk olduğunu belirtmekte kullanılan tabir
bico (baby, it's cold outside) expr. frank loesser'ın aynı adı taşıyan şarkısına göndermeyle havanın soğuk olduğunu belirtmekte kullanılan tabir
baby, it's cold outside expr. hava buz gibi dışarıda
baby, it's cold outside expr. dışarısı buz gibi
outside your ken [old-fashioned] expr. kabiliyetini/zekanı aşan
outside your ken [old-fashioned] expr. bilginin/anlayışının dışında
outside your ken [old-fashioned] expr. aklının ermeyeceği/almayacağı
take it outside expr. dışarı çıkın
take it outside expr. dışarı çık
(you) wanna step outside? expr. çıkışta/dışarıda buluşalım (kavga için)
(you) want to step outside? expr. dışarıda bekle/bekliyorum (kavga için)
(you) want to step outside? expr. (kavga/tartışma amacıyla) dışarı çıkalım istersen?
(you) want to step outside? expr. çıkışta/dışarıda buluşalım (kavga için)
(you) wanna step outside? expr. çıkışa/dışarı gel
(you) wanna step outside? expr. dışarıda bekle/bekliyorum (kavga için)
(you) wanna step outside? expr. (kavga/tartışma amacıyla) dışarı çıkalım istersen?
(you) want to step outside? expr. çıkışa/dışarı gel
Deyim
think outside the box f. geniş bir perspektiften bakmak
think outside the box f. alışılmışın dışına çıkmak
think outside the box f. kalıpların dışında düşünmek
fall outside something f. bir şeyin dışında kalmak/dışına düşmek
fall outside something f. gücünü/yetkisini aşmak
color outside the lines f. sınırların dışına çıkmak
color outside the lines f. kurallara riayet etmemek
color outside the lines f. kuralların dışına çıkmak
color outside the lines f. kural tanımamak
color outside the lines f. uçarı davranmak
color outside the lines f. alışılmışın dışında davranmak
color outside the lines f. sınırları zorlamak
get outside of f. mideye indirmek
get outside (of) (something) f. adamakıllı yemek/içmek
get outside (of) (something) f. gönlünce yemek/içmek
get outside of f. bir şey yemek/içmek
get outside (of) (something) f. (bir şeyi) iştahla yemek/içmek
detached from the (outside) world s. dış dünyayla alakası olmayan
detached from the (outside) world s. dış dünyadan kopmuş
detached from the (outside) world s. dış dünyayla ilgisi olmayan
detached from the (outside) world s. dış dünyayla bağı kesilmiş
outside of the box zf. bilinen kalıpların dışında
outside of the box zf. geleneksel olmayan bir şekilde
outside of the box zf. orijinal bir şekilde
outside of the box zf. yaratıcı bir şekilde
outside one’s keen expr. aklına sığmaz
outside one’s keen expr. akılalmaz
baby, it's cold outside expr. dışarısı çok soğuk
baby, it's cold outside expr. hava çok soğuk
baby, it's cold outside expr. dışarıda ayaz var
baby, it's cold outside expr. hava buz gibi
on the outside chance expr. umut dünyası işte, ya olursa
on the outside chance expr. zor ihtimal ama yine de şansını denemek
on the outside chance expr. çok küçük bir ihtimal de olsa ... ümidiyle
on the outside chance expr. olur a (olumlu sonuçlanma) beklentisiyle
on the outside chance expr. (olumlu sonuçlanma) ihtimaline karşı
on the outside chance expr. uzak ihtimal de olsa ya (olumlu sonuçlanma) umuduyla
on the outside chance expr. olur a ... beklentisiyle
on the outside chance expr. bir ihtimal (bir şeyi yapabilirse) diye
on the outside chance expr. umut dünyası işte, ya (olumlu sonuçlanırsa)
on the outside chance expr. çok küçük bir ihtimal de olsa (olumlu sonuçlanacağı) ümidiyle
on the outside chance expr. uzak ihtimal de olsa ya ... umuduyla
on the outside chance expr. olur da (olumlu sonuçlanacağını) umut ederek
on the outside chance expr. olur da ... umut ederek
on the outside chance expr. ... ihtimaline karşı