false - Türkçe İngilizce Sözlük

false

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"false" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
false s. düzmece
His story turned out to be false.
Onun hikayesinin düzmece olduğu ortaya çıktı.

More Sentences
false s. takma
Old Mr. Gibson was our mailman with the false teeth.
Yaşlı Bay Gibson takma dişli postacımızdı.

More Sentences
false s. sahte
For those unfortunate investors, even real euros are false money.
Bu talihsiz yatırımcılar için gerçek avrolar bile sahte paradır.

More Sentences
false s. yanlış
None of us should entertain any false notions.
Hiçbirimiz yanlış bir düşünceye kapılmamalıyız.

More Sentences
false s. hatalı
In many circumstances in life, false encouragement can be very costly to another person.
Hayattaki pek çok durumda, hatalı cesaretlendirme öteki kişi için çok pahalıya mal olabilir.

More Sentences
Genel
false s. yalan
The girls spread many false rumors and lies about Mary.
Kızlar Mary hakkında birçok uydurma söylenti ve yalan yaydılar.

More Sentences
false s. asılsız
Linda made false claims of pregnancy to force Dan to marry her.
Linda, Dan'i kendisiyle evlenmeye zorlamak için asılsız hamilelik iddialarında bulunmuştur.

More Sentences
false s. yalancı
You may experience mild and false contractions called Braxton Hicks.
Braxton Hicks adı verilen hafif ve yalancı kasılmalar yaşayabilirsiniz.

More Sentences
false s. numaradan
false s. taklit
false s. vefasız
false s. suni
false s. hileli
false s. yapmacık
false s. hain
false s. hakikatsiz
false s. yalandan yapılan
false s. iki yüzlü
false s. uydurma
false s. göstermelik
false s. haksız
false zf. yalandan
false zf. yalancıktan
false zf. yanlış olarak
Medya
false s. asparagas
Müzik
false i. falso
Osmanlıca
false s. kalp

"false" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
without a false note s. falsosuz
Genel
false imprisonment i. haksız tutukluluk
false teeth i. takma diş
false pride i. boş gurur
false oath i. yalan yere yemin
false consensus bias i. asılsız mutabakat yanlılığı
method of false position i. yanılma yöntemi
false pelvis i. büyük pelvis
false pretences i. sahtekarlık
false step i. falso
false teeth i. takma dişler
false locust i. aksalkım
false name i. takma isim
false testimony i. yalancı şahitlik
false imprisonment i. haksız tutuklama
false pretenses i. sahtekarlık
false note i. falso
false face i. maske
false hair i. takma saç
false drop i. hatalı bilgi
false step i. yanlış davranış
false belief i. yanlış inanç
false drop i. sahte bilgi
false decoration i. yaldız
false positive reaction i. yalancı pozitif reaksiyon
false consciousness i. yanlış bilinç
false prophet i. sahte peygamber
false wall i. yalancı duvar
false statement i. yalan beyan
false declaration i. yanlış beyan
false declaration i. sahte beyan
false pretence i. yanlış beyan
false oath i. yalan yemin
false premise i. yanlış öncül
false pretence i. sahte beyan
false pretense i. sahte iddia
false pretense i. sahte beyan
false pretence i. sahte iddia
false hope i. boş beklenti
false promise of marriage i. evlenme vaadiyle kandırma
false eyelashes i. takma kirpik
false origin i. itibari başlangıç
false step i. yanlış adım
false step i. hata
false agenda i. suni gündem
false agenda i. yapay gündem
false note i. hatalı görünen bir durum
false note i. yanlış nota
false sense of success i. aldatıcı/yanıltıcı başarı duygusu
false tears i. sahte gözyaşları
false tears i. sahte gözyaşı
a false impression i. yanlış bir izlenim
false impression i. yanlış izlenim
false passport i. sahte pasaport
false assumption i. yanlış varsayım
false assumption i. hatalı varsayım
false bottom i. gizli bölme
false beard i. takma sakal
true-false questions i. doğru yanlış tipi sorular
false legend i. sahte efsane
false nose i. takma burun
false premise i. hatalı öncül
false friend i. yanlış arkadaş
false friend i. vefasız arkadaş
false friend i. çeldirici ifade
false use i. hatalı kullanım
false nails i. protez tırnak
false nails i. takma tırnak
false god i. sahte tanrı
false witness i. yalancı şahit
false use i. yanlış kullanım
false messiah i. sahte mesih
false facts i. doğru bilinen yanlışlar
false lash i. takma kirpik
false notion i. yanlış düşünce
false notion i. yanılgı
false notion i. yanılsama
false modesty i. yalandan alçakgönüllülük
false modesty i. gereksiz alçakgönüllülük
false modesty i. gereksiz tevazu
false modesty i. sahte tevazu
false modesty i. sahte mütevazılık
false modesty i. anlamsız mütevazılık
false modesty i. anlamsız tevazu
false dilemma i. sahte ikilem
false key i. yanlış anahtar
false pretences i. sahtelik
false key i. maymuncuk
false key i. hatalı anahtar
false position i. bireyin prensip ve çıkarları dışında davranmak zorunda kalması
false pretences i. yapmacık tavırlar
false position i. ters durum
false key i. saplama
false token i. sahte beyan
false token i. sahte sembol
false-heartedness i. hıyanet
false token i. yanlış sembol
false token i. sahte iz
false-heartedness i. kalleşlik
false token i. sahte ifade
false-heartedness i. sadakatsizlik
false token i. (dolandırma amaçlı) sahte işaret
false-heartedness i. vefasızlık
false friend i. sözde denkteş
false friend i. sahte-dost
false friend i. yalancı eş değer
false friend i. sahte karşılık
play somebody false f. ihanet etmek
play a false note f. falso yapmak
sail under false colors f. olduğundan başka türlü görünmek
play smb false f. ihanet etmek
nourish false hopes f. gerçekleşemeyecek umutlar beslemek
turn up false f. fos çıkmak
make false f. hata yapmak
play someone false f. birine oyun oynamak
play somebody false f. aldatmak
play false f. ihanet etmek
turn up false f. foslamak
play someone false f. birini aldatmak
play false f. hilekarlık etmek
lull someone into a false sense of security f. birine sahte bir güven duygusu vermek
give false testimony f. yalancı şahitlik etmek
false pretence f. kendini olduğundan farklı göstermek
false pretence f. kendini farklı göstermek
make a false statement f. yalan beyanda bulunmak
declare a false emergency f. yanlış alarm vermek
make false statements f. yalan beyanlarda bulunmak
shed false tears f. sahte gözyaşı dökmek
cause a false labor f. yalancı sancılara sebep olmak
have the false pretention of something f. zannına kapılmak
bear false witness against someone f. yalancı şahitlik etmek
false-hearted s. hain
false-hearted s. sadakatsiz
true or false s. doğru veya yanlış
totally false s. tamamen yanlış
without a false note s. falsosuz
false-faced s. riyakar
false-heart s. sadakatsiz
false-faced s. ikiyüzlü
false-heart s. hain
false-faced s. münafık
false-heart s. vefasız
in a false position zf. sahte bir vaziyette
under false colors zf. sahte bir kimlikle
İfadeler
on false pretences zf. kimliği/pozisyonu hakkında yalan söyleyerek
by false pretences zf. kimliği/pozisyonu hakkında yalan söyleyerek
under false pretences zf. oyunla
on false pretences zf. oyunla
by false pretences zf. yalan dolanla
under false pretences zf. yalan dolanla