familiar - Türkçe İngilizce Sözlük

familiar

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"familiar" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 53 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
familiar s. aşina
The pattern is familiar from cooperation on issues of legal policy.
Bu yol, hukuk politikasına ilişkin konulardaki işbirliğinden aşinadır.

More Sentences
familiar s. tanıdık
Here we are dealing with familiar topics, of which there are, in essence, four, all of them closely interconnected.
Burada, özünde dört tane olan ve hepsi birbiriyle yakından bağlantılı olan tanıdık konularla uğraşıyoruz.

More Sentences
Genel
familiar s. tanıdık
Here we are dealing with familiar topics, of which there are, in essence, four, all of them closely interconnected.
Burada, özünde dört tane olan ve hepsi birbiriyle yakından bağlantılı olan tanıdık konularla uğraşıyoruz.

More Sentences
familiar s. bildik
Who is not yet familiar with the scandal surrounding Mike Trace?
Mike Trace ile ilgili skandalı henüz bilmeyen var mı?

More Sentences
familiar s. bilen
I'm not really familiar with your work.
İşinizi pek bilmiyorum.

More Sentences
familiar s. bilinen
We can continue in familiar fashion and prepare a fundamental reform with the next Intergovernmental Conference.
Bilinen şekilde devam edebilir ve bir sonraki Hükümetlerarası Konferans ile köklü bir reform hazırlayabiliriz.

More Sentences
familiar s. bilindik
That is a familiar argument in this House.
Bu, bu Meclis'te bilindik bir argüman.

More Sentences
Teknik
familiar s. bilinen
We can continue in familiar fashion and prepare a fundamental reform with the next Intergovernmental Conference.
Bilinen şekilde devam edebilir ve bir sonraki Hükümetlerarası Konferans ile köklü bir reform hazırlayabiliriz.

More Sentences
Genel
familiar i. samimi arkadaş
familiar i. arkadaş
familiar i. iyi arkadaş
familiar i. yakın dost
familiar i. hizmetçi
familiar i. büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş)
familiar i. bir şeye alışkın kimse
familiar i. mekan müdavimi
familiar s. yakın
familiar s. alışılmış
familiar s. içlidışlı
familiar s. arsız
familiar s. alışık
familiar s. senlibenli
familiar s. sulu
familiar s. iyi tanınan
familiar s. teklifsiz
familiar s. dostça
familiar s. içten
familiar s. laubali
familiar s. mahrem
familiar s. yaygın
familiar s. samimi
familiar s. senli benli
familiar s. iyi bilinen
familiar s. olağan
familiar s. alışıldık
familiar s. evcil
familiar s. evcilleştirilmiş
familiar s. uysallaştırılmış
familiar s. uysal
familiar s. ehil
familiar s. bilgi sahibi
familiar s. bir şeyle bilinen
familiar s. cinsel anlamda yakın
familiar s. aile için
familiar s. aileler için tasarlanan
familiar s. aileye uygun
familiar s. aileler arasında yaygın
Teknik
familiar s. tanınan
Dini
familiar i. (roma katolik kilisesi) piskoposun veya papanın evine bağlı olan ve destek karşılığı hizmet sunan kimse
familiar i. (roma katolik kilisesi) engizisyon görevlisi
Eski Kullanım
familiar s. aileye ait
familiar s. aile ile ilgili
familiar s. ailevi

"familiar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 112 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
familiar spirit i. bir insanın içinde olan cin ruhu
a familiar address to an older man i. amca
being too familiar i. sululuk
a familiar face i. tanıdık bir yüz
familiar face i. tanıdık yüz
familiar firm i. tanıdık firma
familiar company i. tanıdık şirket
familiar firm i. tanıdık şirket
familiar company i. tanıdık firma
familiar landscape i. tanıdık manzara
familiar landscape i. bildik manzara
familiar occurrence i. bilindik/tanıdık olay veya oluşum
familiar spirit i. cadılara büyü yapmalarında yardım eden doğaüstü varlık
familiar spirit i. yardımcı ruh
familiar sight i. tanıdık görüntü
familiar territory i. bilinen bölge
try to become familiar with f. alışmaya çalışmak
be on familiar ground f. bildiği bir konuyla ilgilenmek
be too familiar f. yüz göz olmak
try to become familiar f. alışmaya çalışmak
be on familiar terms with somebody f. samimi olmak
be familiar with someone f. tanıdık gelmek
be on familiar terms with somebody f. teklifsiz olmak
become familiar f. tanımaya başlamak
be on familiar terms with f. senlibenli olmak
be on familiar ground f. bildiği bir yerde bulunmak
be familiar to f. aşina olmak
be on familiar ground f. bildiği bir bölgede bulunmak
become familiar f. tanıdık hale gelmek
be familiar with f. anlamak
make familiar f. yakınlaştırmak
sound familiar f. yabancı gelmemek
be familiar f. aşina olmak
be too familiar with somebody f. laubali olmak
get familiar f. öğrenmek
be on familiar terms f. içlidışlı olmak
be too familiar f. laubali olmak
look familiar f. yabancı gelmemek
look around for a familiar face f. tanıdık bir yüz aramak
become familiar with f. aşina olmak
become familiar with f. -in usulünü öğrenmek
be familiar with f. -i iyi bilmek
become familiar with f. -i kavramak
become familiar with f. -i anlamak
look familiar f. tanıdık gelmek
sound familiar f. tanıdık gelmek
smell familiar f. tanıdık gelmek
be familiar with sewing and embroidery f. dikiş nakıştan anlıyor olmak
be familiar with sewing and embroidery f. dikiş nakıştan anlamak
sound familiar f. kulağa tanıdık gelmek
sound familiar f. kulak aşinalığı olmak
seem familiar f. göz aşinalığı olmak
be familiar with f. tanıdık olmak
too familiar s. küstah
familiar with s. aşina
familiar (with somebody) s. teklifsiz
familiar to s. aşina
too familiar s. laubali
long-familiar s. tanınmış
long-familiar s. ünlü
familiar [obsolete] s. kibar
familiar [obsolete] s. girişken
familiar [obsolete] s. nazik
familiar [obsolete] s. hoş
familiar [obsolete] s. sosyal
familiar [obsolete] s. hatırşinas
familiar [obsolete] s. tatlı
fam (familiar) kısalt. benzer
İfadeler
all-too-familiar expr. pek bilindik
Konuşma Dili
look familiar f. tanıdık gelmek
in a familiar way s. hamile
in a familiar way s. bebek bekleyen
familiar with (someone or something) s. (birine/bir şeye) aşina
all too familiar expr. çok tanıdık
Deyim
sound familiar f. bir yerden tanıdık gelmek
sound familiar f. tanıdık gelmek
have a familiar ring (to it) f. bir yerden tanıdık gelmek
have a familiar ring (to it) f. tanıdık gelmek
have a familiar ring f. tanıdık gelmek
have a familiar ring to it f. tanıdık gelmek
be on familiar terms with something f. -e aşina olmak
have a familiar ring (about/to it) f. bir yerden tanıdık gelmek
have a familiar ring (about/to it) f. kulağa tanıdık/aşina gelmek
have a familiar ring (about/to it) f. tanıdık gelmek
Konuşma
you look familiar expr. yüzünüz yabancı gelmedi
you look so familiar to me expr. bana çok tanıdık geliyorsun
it sounds familiar expr. tanıdık geliyor
is the name familiar to you at all? expr. bu isim sana tanıdık geldi mi?
does this song sound familiar? expr. bu şarkı tanıdık geliyor mu?
you look familiar expr. sen tanıdık geliyorsun bana
you look very familiar expr. çok tanıdık geliyorsun
you seem familiar expr. tanıdık geliyorsun
you look very familiar expr. çok tanıdık geliyorsunuz
you look familiar expr. tanıdık geliyorsunuz
you look familiar expr. tanıdık geliyorsun
you seem familiar expr. tanıdık geliyorsunuz
are you familiar with them? expr. onlara aşina mısın?
as you become familiar with expr. tanıdıkça
does that sound familiar? expr. bu size tanıdık geliyor mu?
you look familiar to me expr. seni gözüm bir yerden ısırıyor
you look familiar expr. gözüm bir yerden ısırıyor seni
you look familiar expr. bana tanıdık geliyorsun
you look familiar to me expr. bana tanıdık geliyorsun
you look familiar to me expr. seni tanıyor gibiyim
you look familiar expr. seni gözüm bir yerden ısırıyor
you look familiar to me expr. gözüm bir yerden ısırıyor seni
you look familiar expr. seni tanıyor gibiyim
does it look familiar? expr. tanıdık geliyor mu?
Psikoloji
familiar spirit i. (medyum tarafından kehanet için uyandırılan) ölü kimsenin ruhu
Dilbilim
familiar form i. gündelik biçim
familiar form i. içtenlikli biçim
Star Wars
sith familiar i. sith hizmetçisi