fry - Türkçe İngilizce Sözlük

fry

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fry — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kızartmak, yavru balık
Okunuş (IPA):
(AmE /fraɪ/ – BrE /fraɪ/)
Terim Türü:
Fiil: fry (fries – fried – frying); İsim: fry (plural invariant)
Yağ veya yüksek ısıyla pişirmeyi anlatan fiil kullanımının yanı sıra balıkların erken gelişim evresini ifade eden isim anlamını da taşır; bağlama göre mutfak ya da biyoloji alanına yerleşir. Eski İngilizce frēogan ile ilişkilendirilen kökeni, ısıya maruz bırakma fikrini hem eylem hem ad düzeyinde birleştirir.
Eş Anlamlılar:
sauté (contextual)
Zıt Anlamlılar:
boil, raw

"fry" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fry f. kızartmak
Would you like fried or baked potatoes?
Kızartılmış mı yoksa fırında patates mi istersiniz?

More Sentences
fry f. yağda kızartmak
Genel
fry i. yavru balık
Look! A school of fry is swimming under the bridge.
Baksana! Köprünün altında bir yavru balık sürüsü yüzüyor.

More Sentences
fry i. kızartma
Calvin ordered a large fry with hot sauce.
Calvin acı soslu büyük bir kızartma sipariş etti.

More Sentences
fry f. elektrikli sandalyede idam etmek
The state fried the serial killer.
Devlet seri katili elektrikli sandalyede idam etti.

More Sentences
fry i. kızartılmış yiyecek
fry i. solda sıfır
fry i. önemsiz şey
fry i. çoluk çocuk
fry i. yiyeceklerin kızartılarak yendiği piknik benzeri toplantı
fry i. heyecan
fry i. önemsiz tip
fry i. telaş
fry i. eleman
fry i. bireyler
fry i. herif
fry i. gençler
fry i. kişi
fry i. çocuklar
fry i. güruh
fry f. kavurmak
fry f. kızarmak
fry f. (beyni, sinirleri) tahrip etmek
fry f. kimyasal olarak zarar vermek
fry f. aşırı ısınmak
Konuşma Dili
fry f. çok ısınmak
Teknik
fry i. balık larvası
Mutfak
fry i. sakatat kızartması
fry i. patates kızartmaları
fry f. kızarmak
fry f. tavada kızarmak
fry f. tavada kızartmak
fry f. tava yapmak
Deniz Biyolojisi
fry i. yeni doğmuş veya yumurtadan yeni çıkmış yavru balık
fry i. yavru tatlısu somonu
fry i. ufak boyutlu erişkin balık
fry i. sürü halinde yüzen ufak balıklar
Zooloji
fry i. yavru kurbağa
fry i. kuş yavrusu
fry i. yavru sürüngen
fry i. yavru istiridye
Eski Kullanım
fry i. sürü
fry i. kalabalık
Argo
fry f. (devreyi) yakmak

"fry" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
fry fishing i. yavru balık avcılığı
fish fry i. kızarmış balık
fish fry i. yavru balık
wild fry i. yabani yavru balık
fry-pan i. tava
fry-up i. ingiliz usulü kahvaltı
fish fry i. taze balık yakalanıp pişirilen piknik
fry [obsolete] i. insan yavrusu
fry [obsolete] i. çoluk çocuk
have other fish to fry f. başka bir işi olmak
fry potato f. patates kızartmak
fry meat f. et kızartmak
french-fry f. yağda kızartmak
french-fry f. bol yağda kızartmak
french-fry f. fritözde pişirmek
fry something up f. bir şey kızartmak
fry the onions until pink in colour f. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
fry the onions until pink in colour f. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
flash-fry f. tavaya koyup yüksek ateşte hızlıca kızartmak
Öbek Fiiller
fry up f. kızartmak
fry up f. yağda kızartmak
fry up f. kızartarak hazırlamak
fry up f. kızartıvermek
İfadeler
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kavurun
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kızartın
Konuşma Dili
home fry i. kanka
home fry i. dost
fry [uk] i. kızartarak yemek hazırlama
fry the fat out of f. şiddet uygulayarak parasını almak
fry the fat out of f. zorla parasını elinden almak
fry the fat out of f. parasını gasp etmek
fry the fat out of f. döve döve parasını almak
fry the fat out of f. parasını söke söke almak
fry the fat out of f. parasını şantajla/zorbalıkla almak
home fry ünl. arkadaş
go fry an egg! expr. defol git!
go fry an egg! expr. git başımdan!
Deyim
small fry i. önemsiz kimseler
small fry i. çocuklar
small fry i. ufaklıklar
the small fry i. önemsiz kişi
the small fry i. değersiz
the small fry i. çer çöp
the small fry i. çocuk
the small fry i. çocuk çoluk
the small fry i. çocuk sürüsü
the small fry i. ufaklık
the small fry i. velet
language that would fry bacon i. kaba söz
language that would fry bacon i. kavgada bile söylenmeyecek söz
language that would fry bacon i. ağza alınmayacak söz/küfür
small fry i. yavru/küçük balık
better fish to fry i. başka/daha önemli iş/işler
better fish to fry i. yapacak/uğraşacak başka/daha önemli iş/işler
better fish to fry i. başka/daha önemli işlerle (meşgul olma)
vocal fry i. boğuk ses
vocal fry i. boğuk sesle konuşma
vocal fry i. pes sesle konuşma
vocal fry i. düşük ses perdesinden konuşma
fry sauce i. ketçap ve mayonezi karıştırarak yapılan patates kızartması sosu
vocal fry i. iç gıcıklayıcı bir sesle konuşma
vocal fry i. derinden gelen bir sesle konuşma
fry sauce i. kızartma sosu
bigger fish to fry i. yapacak daha ilginç şeyler
bigger fish to fry i. ilgilenmesi gereken daha önemli meseleler/bir mesele
bigger fish to fry i. yapacak daha önemli işler
bigger fish to fry i. yapacak daha önemli bir iş
fish to fry i. ilgilenecek konu/mesele
fish to fry i. yapacak iş
other fish to fry i. yapacak daha önemli bir iş
other fish to fry i. ilgilenecek daha önemli bir konu
other fish to fry i. yapacak daha ilginç şeyler
other fish to fry i. yapacak daha iyi bir iş
other fish to fry i. yapacak başka işler
other fish to fry i. yapacak daha önemli işler
language that would fry bacon i. kaba dil
language that could fry bacon i. saygısız bir dil
language that could fry bacon i. kaba söz
language that could fry bacon i. kaba dil
language that would fry bacon i. saldırgan dil
language that could fry bacon i. kavgada bile söylenmeyecek söz
language that could fry bacon i. saldırgan dil
language that could fry bacon i. ağza alınmayacak söz/küfür
language that would fry bacon i. terbiyesiz dil
language that would fry bacon i. kaba söz
language that would fry bacon i. kavgada bile söylenmeyecek söz
language that would fry bacon i. ağza alınmayacak söz/küfür
language that would fry bacon i. saygısız bir dil
language that could fry bacon i. terbiyesiz dil
have other fish to fry f. yapacak daha iyi kazançlı bir işi olmak
have other fish to fry f. aklında başka bir şey olmak
have other fish to fry f. daha önemli bir işi olmak
have other fish to fry f. yapacak başka işleri olmak
have more important fish to fry f. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have more important fish to fry f. yapacak başka işleri olmak
have bigger fish to fry f. yapacak daha önemli işleri olmak
have bigger fish to fry f. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have bigger fish to fry f. yapacak başka işleri olmak
have other fish to fry f. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have more important fish to fry f. yapacak daha önemli işleri olmak
have other fish to fry f. yapacak daha önemli işleri olmak
have other fish to fry f. yapacak daha önemli bir işi olmak
have more important fish to fry f. yapacak daha önemli bir işi olmak
have bigger fish to fry f. yapacak daha önemli bir işi olmak
have better/bigger/other fish to fry f. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have better/bigger/other fish to fry f. yapacak daha iyi bir işi olmak
have better/bigger/other fish to fry f. yapacak başka işleri olmak
have better/bigger/other fish to fry f. ilgilenecek daha önemli bir konusu olmak
have better/bigger/other fish to fry f. yapacak daha önemli işleri olmak
have better/bigger/other fish to fry f. yapacak daha önemli bir işi olmak
have better fish to fry f. ilgilenecek daha önemli bir konusu olmak
have better fish to fry f. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have better fish to fry f. yapacak daha önemli işleri olmak
have better fish to fry f. yapacak başka işleri olmak
have better fish to fry f. yapacak daha önemli bir işi olmak
have better fish to fry f. yapacak daha iyi bir işi olmak
the small fry expr. gençler
Konuşma
fry the onions until pink in colour expr. soğanları pembeleşinceye kadar kızartın
fry the onions until pink in colour expr. soğanları pembeleşinceye kadar kavurun
fry with oil expr. yağ ile birlikte kavurun
Ticaret/Ekonomi
small fry i. ufak tefek masraf
small fry i. önemsiz masraf
Teknik
fry's reagent i. fry ayıracı
Mutfak
leftover fry oil i. artan kızartma yağı
tofu stir-fry i. az yağ ile yüksek ateşte kızartılmış tofu
stir fry i. az yağ ile yüksek ateşte karıştırarak pişirme
lamb's fry i. (avustralya ve yeni zelanda'da) kuzu ciğerinden yapılan yemek
lamb's fry i. (ingiltere'de) kuzu billuru
pig's fry i. kızartılmış domuz iç organları
fish fry i. balıklı akşam yemeği
fish fry i. ana malzemesi kızarmış balık olan yemek
french-fry i. bol yağda kızartılmış ince patates dilimi
french fry i. bol yağda kızartılmış ince patates dilimi
fry bread i. genellikle açık ateşte pişirilen bir ekmek çeşidi
fry bread i. soda ekmeği
fry bread i. jambonlu mısır ekmeği
stir-fry i. yüksek ateşte pişmiş yemek
fry-up [uk] i. kızartma yemeği
fry [uk] [ireland] i. karışık kızartma
fry pan i. kızartma tavası
fry bread i. (kızılderililerde) kızgın yağda kızartılmış ekmek
fry [us] i. bir porsiyon kızarmış et
fry cook i. kızarmış yemeklerde usta aşçı
fry pan i. ayaklı tava
fry [us] i. kızartmalık et
fry-up [uk] i. kızartma tabağı
fry [us] i. … kızartması
shallow fry f. az yağda kızartmak