| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | search i. | araştırma | ||
|
We cannot hobble that search and yet we must also uphold the dignity of the human person. Bu araştırmayı engelleyemeyiz ama aynı zamanda insan onurunu da korumalıyız. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | search i. | arama | ||
|
They are organizing a search for the lost children. Kayıp çocuklar için bir arama çalışması düzenliyorlar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | search f. | araştırmak | ||
|
We must, however, search our own conscience. Bununla birlikte, kendi vicdanımızı araştırmalıyız. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | search f. | aramak | ||
|
All of us were searched by the guards. Hepimiz korumalar tarafından arandık. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | search i. | arayış | ||
|
Our search for an explanation was in vain. Bir açıklama arayışımız boşunaydı. More Sentences |
||||
| Genel | search i. | aratmak | ||
|
You could buy it much cheaper if you searched it on the internet. İnternetten aratsanız çok daha ucuza alabiliyordunuz. More Sentences |
||||
| Genel | search f. | karıştırmak | ||
|
The boy I saw searching through the garbage can said that he had not eaten anything for four days. Çöp kutusunu karıştırırken gördüğüm çocuk dört gündür bir şey yemediğini söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | search f. | aramak | ||
|
All of us were searched by the guards. Hepimiz korumalar tarafından arandık. More Sentences |
||||
| Genel | search f. | yoklamak | ||
|
With this, Parliament has searched its own conscience. Bununla Parlamento kendi vicdanını yoklamıştır. More Sentences |
||||
| Genel | search f. | incelemek | ||
|
The doctor carefully searched the burnt marks on the body. Doktor ceset üzerindeki yanık izlerini dikkatle inceledi. More Sentences |
||||
| Genel | search f. | aratmak | ||
|
You could buy it much cheaper if you searched it on the internet. İnternetten aratsanız çok daha ucuza alabiliyordunuz. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | search f. | aramak | ||
|
All of us were searched by the guards. Hepimiz korumalar tarafından arandık. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | search f. | araştırmak | ||
|
We must, however, search our own conscience. Bununla birlikte, kendi vicdanımızı araştırmalıyız. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | search f. | taramak | ||
|
The next morning the White Duck wandered round the pond, looking for her little ones; she called and she searched, but could find no trace of them. Ertesi sabah Beyaz Ördek, yavrularını arayarak göletin etrafında dolandı durdu; isimleriyle seslendi, aradı taradı ama onlara dair hiçbir ize rastlayamadı. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | search expr. | ara | ||
|
Search everyone who comes into this room. Bu odaya gelen herkesi ara. More Sentences |
||||
| Kimya | ||||
| Kimya | search i. | arama | ||
|
They are organizing a search for the lost children. Kayıp çocuklar için bir arama çalışması düzenliyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | search i. | yoklama | ||
| Genel | search i. | soruşturma | ||
| Genel | search i. | teftiş | ||
| Genel | search i. | muayene | ||
| Genel | search i. | bakma | ||
| Genel | search i. | arama yapan kimse | ||
| Genel | search i. | arama ekibi | ||
| Genel | search i. | araştırma menzili | ||
| Genel | search i. | nüfuz etme gücü | ||
| Genel | search f. | gözlemek | ||
| Genel | search f. | üstünü aramak | ||
| Genel | search f. | bakmak | ||
| Genel | search f. | kollamak | ||
| Genel | search f. | görünenin ardındakini keşfetmek için uzun uzun bakmak | ||
| Genel | search f. | (doğal elementler) delmek | ||
| Genel | search f. | (doğal elementler) işlemek | ||
| Genel | search f. | (doğal elementler) nüfuz etmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | search f. | etüt yapmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | search f. | bul | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | search f. | sondalamak | ||
| Medikal | search f. | cerrahi aletle incelemek | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | search f. | (top ateşini) alan üzerine yaymak | ||
| Askeri | search f. | (ateşi) otomatik silahların yüksekliğini değiştirerek alana eşit şekilde saçmak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | search i. | ince elek | ||
| Eski Kullanım | search i. | süzgeç | ||