Touch - Türkisch Englisch Wörterbuch

Touch

Bedeutungen von dem Begriff "Touch" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 147 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
touch v. ellemek
touch v. dokunmak
touch v. değmek
touch v. temas etmek
General
touch n. zerre
touch n. dokunum
touch n. yaklaşım
touch n. (birine) özgü davranış tarzı
touch n. detay
touch n. duyarlılık
touch n. para sızdırma
touch n. çeşni
touch n. değme
touch n. incelik
touch n. temas
touch n. dokunuş
touch n. rötuş
touch n. yakalamaca
touch n. elim sende oyunu
touch n. hafifçe vurma
touch n. yetenek
touch n. yolunacak kaz
touch n. az bir derece/miktar
touch n. hafif vuruş
touch n. iletişim
touch n. koku
touch n. fırça darbesi
touch n. işaret
touch n. ayrıntı
touch n. ilmek
touch n. üslup
touch n. iz
touch n. deneme
touch n. dokunma
touch n. dokunma duyusu
touch n. elleme
touch n. elden geçirme
touch n. az miktar
touch n. ima
touch n. ödünç alma
touch n. araklama
touch n. üçkağıtçılık mağduru
touch n. dolandırıcılık kurbanı
touch n. test
touch n. deneme
touch n. zayıflık
touch n. güçsüzlük
touch n. kusur
touch n. geçici duygu
touch n. kıl payı
touch n. el değme
touch n. elden geçirme
touch v. ile meşgul olmak
touch v. yemek içmek
touch v. duygulandırmak
touch v. boy ölçüşmek
touch v. etkilemek
touch v. düzeltmek
touch v. değdirmek
touch v. ile ilgilenmek
touch v. elle karıştırmak
touch v. yetmek
touch v. teğet geçmek
touch v. temas etmek
touch v. yaklaşmak
touch v. bahsetmek
touch v. erişmek
touch v. el sürmek
touch v. bitişik olmak
touch v. ilgilendirmek
touch v. para sızdırmak
touch v. elleşmek
touch v. kıyaslanmak
touch v. kavuşmak
touch v. istifade etmek
touch v. incitmek
touch v. eline su dökmek
touch v. kullanmak (içki/sigara/uyuşturucu)
touch v. kırmak
touch v. ilişmek
touch v. yemek
touch v. hafifçe vurmak
touch v. elle temas etmek
touch v. dokunmak
touch v. değmek
touch v. elini sürmek
touch v. yan yana olmak
touch v. zarar görmek
touch v. hasar görmek
touch v. renk vermek
touch v. selam işareti olarak (şapkaya, perçeme) parmakları dokundurmak
touch v. elde etmek
touch v. dolandırmak
touch v. cebinden (bir şey) çalmak
touch v. (ilacı, kremi) nazikçe uygulamak
touch v. şöyle bir değinmek
touch v. idrak etmek
touch v. utandırmak
touch v. ufak rötuşlar yapmak
touch v. ilgili olmak
touch v. ilişkili olmak
touch v. kıyısında olmak
touch v. sınırında olmak
touch v. iz bırakmak
touch v. izlenim bırakmak
touch v. belirmek
touch adj. dokunmatik
Colloquial
touch v. kadar iyi olmak
Politics
touch v. kraliyet onayını belirtmek için hükümdar asasını dokundurmak
Technical
touch n. metalin kalitesini gösteren damga
touch n. alaşımdaki tahmini altın miktarı
touch n. dokunma
touch v. (test edilmiş metali) damgalamak
touch v. dokunmak
touch v. değmek
Computer
touch expr. dokun
Marine
touch v. (gemi) kısaca uğramak
touch v. (rüzgara) olabildiğince yakın yelken açmak
touch v. (yelken) rüzgara yakın durmak
Medical
touch n. dokunma duyusu
touch n. parmak veya el yardımıyla yoklanarak muayene
touch n. tactus
touch n. tuşe
touch v. (sıraca hastalığı olan birine) tedavi maksadıyla dokunmak
Biology
touch n. dokunum
Sport
touch n. eskrimde puan getiren vuruş
touch n. ragbide temas çizgileri dışındaki alan
Football
touch n. topa müdahale etme
touch n. topa dokunma
touch n. taç
Music
touch n. klavyeli çalgılarda parmakları kullanma yöntemi
touch n. tuş
touch n. tuşe
touch v. (şarkı) çalmak
Painting
touch n. çalış
touch n. dokunuş
Archaic
touch n. altın ile gümüş eşyalara basılan resmi ayar damgası
touch n. anlaşma
touch n. mukavele
touch n. kalitesini test etmek üzere altın veya gümüşü mihenk taşına sürtme
touch n. (ut veya piyano gibi) bir enstrümanı parmaklarla çalma
touch v. (enstrümanın) teline basmak
touch v. (melodiyi) çalarak ya da söyleyerek icra etmek
Slang
touch n. aldatarak borç isteme
touch n. aldatarak borç istenen kimse
touch n. aldatarak istenen borç
touch v. borç vermeye ikna etmek

Bedeutungen, die der Begriff "Touch" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
the sense of touch n. lamise
sense of touch n. dokunum
master touch n. usta eli
touch of the sun n. güneşe fazla maruz kalmaktan kaynaklanan hastalık ve halsizlik hissi
master touch n. yerinde söz
common touch n. sempatiklik
touch sensation n. dokunma duyusu
light touch n. hafif dokunma
final touch n. son rötuş
midas touch n. midas dokunuşu
touch of the sun n. güneş çarpması
sense of touch n. dokunma duyusu
touch-type n. on parmak daktilo yazma
touch-me-not n. kınaçiçeği
touch-type n. tuşlara bakmadan yazma
one touch control n. tek tuş kontrol
one touch control n. tek dokunma ile kontrol
a touch of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
close touch n. yakından temas
close touch n. yakın temas
touch tone phone n. tuşlu telefon
touch tone dialling n. tuşlu arama
finishing touch n. son rötuşlar
touch phone n. dokunmatik telefon
death touch n. ölüm dokunuşu
staying in touch n. bağlantıda kalma
touch-up n. rötuş
touch-up n. yenileme
touch-up n. canlandırma
touch-up n. düzeltme
gentle touch n. yumuşak dokunuş
gentle touch n. hafifçe dokunuş
touch of my tongue n. dilimin dokunuşu
first touch n. ilk karşılaşma
personal touch n. insanlara özel hissettirecek ek hizmetler
personal touch n. kişisel dokunuş
touch-up n. ipucu
touch-up n. rötuşlama
touch [obsolete] n. mihenk taşı
touch-up n. renovasyon
touch-up n. yenileme
touch-up n. kamçı vuruşu
touch-box n. içinde kibrit yakmaya yarayan kav olan kutu
touch reader n. braille okuyabilen kör kimse
touch-me-not n. burnu havada kimse
midas touch n. zorlanmadan büyük kazançlar elde etme becerisi
midas touch n. içinde bulunduğu her alanı çok başarılı kılma yeteneği
first touch n. ilk dokunuş
finishing touch n. küçük değişiklik
finishing touch n. son dokunuş
finishing touch n. ufak ekleme
finishing touch n. son değişiklik
finishing touch n. son ekleme
finishing touch n. son süsleme
touch of madness n. delilik dokunuşu
be out of touch with v. habersiz olmak
touch something up v. sadece gereken yerlere boya vurarak bir şeyin görünümünü düzeltmek
touch something up v. bir şeyi boyayla rötuş etmek
touch down v. inmek
get in touch with v. irtibat kurmak
touch off v. neden olmak
touch something off v. bir şeyi başlatmak
put to the touch v. denemek
touch in v. hafif dokunuşlarla çizmek (bir resimdeki detayı)
touch somebody up v. ellemek
touch somebody on the raw v. bamteline basmak
touch base with v. biriyle görüşmek
touch something up v. bir şeyi rötuş etmek
not to touch a hair of someone's head v. kılına dokunmamak
get in touch with v. temasa geçmek
be out of touch v. dünyada olup bitenlerden haberi olmamak
be out of touch with v. ile temasta bulunmamak
touch briefly v. kısaca değinmek
not to touch v. ağzına sürmemek (yiyecek vb)
touch on v. değinmek
touch for v. istemek (birinden belirli bir miktar para)
touch bottom v. en alt düzeye inmek (fiyat)
touch up v. canlandırmak
get in touch with v. ilişki kurmak
let touch v. dokundurmak
get in touch with v. temas etmek
keep touch with v. ile ilişkiyi sürdürmek
keep in touch v. temas halinde bulunmak
touch something off v. bir şeye sebep olmak
get in touch v. temasa geçmek
touch on v. konuya değinmek
be in touch with v. temasta bulunmak
not to touch v. el sürmemek
give a magic touch v. renk katmak
get into touch v. görüşmek
touch upon v. değinmek
touch up v. rötuş yapmak
keep in touch v. iletişim halinde bulunmak
make touch v. dokundurmak
touch somebody deeply v. içine işlemek
get in touch v. bağlantıda olmak
get in touch v. temasta olmak
touch somebody on the raw v. can damarına basmak
touch bottom v. en kötü aşamaya gelmek
touch up v. yenilemek
touch one's heart with sorrow v. içine işlemek
be out of touch with v. iletişim içinde olmamak
touch bottom v. ayaklarını suyun dibine değdirmek
touch off v. patlatmak
touch on v. bahsetmek
give a magic touch v. renk getirmek
touch base with v. konuşmak
stay in touch with v. iletişim halinde bulunmak
touch off v. çıkarmak
touch at v. uğramak (gemi bir yere)
get in touch with v. bağlantı kurmak
touch down v. yere inmek
perceive by touch v. dokunarak anlamak
be in touch with v. ile ilişkiyi koparmamak
keep in touch with v. ile teması sürdürmek
be in touch with v. ile teması sürdürmek
be in touch with v. bağlantıyı koparmamak
keep in touch with v. bağlantıyı koparmamak
keep in touch v. görüşmek
keep in touch with v. ile ilişkiyi koparmamak
keep in touch v. iletişimi koparmamak
touch base v. konuşmak
get in touch with v. ile temasa geçmek
get in touch with v. bağlantıya geçmek
touch base v. görüşmek
touch somebody on the raw v. yarasına parmak basmak
keep in touch v. ilişkiyi kesmemek
touch a sore spot v. hassas bir konuya temas etmek
touch a sore spot v. bamteline basmak
keep in touch v. irtibat halinde olmak
be in touch with v. irtibat halinde olmak
not touch v. el sürmemek
touch up v. onarmak
touch up v. son onarımını yapmak
give a novel touch to v. renk katmak
give a novel touch to v. renk vermek
lose touch with life v. dünyadan geçmek
lose touch with life v. dünyadan el çekmek
keep in touch v. irtibatta olmak
be tinged with a touch of blue v. maviye çalmak
touch a sore spot v. bam teline basmak
touch a sore point v. bam teline basmak
touch on the raw v. can evinden vurmak
touch on v. -e dokunmak
touch upon v. -e değinmek
touch upon v. -e dokunmak
touch on v. -e değinmek
touch on v. -e temas etmek
not touch something with a ten-foot pole v. karışmak istememek (bir olaya vb)
get in touch (with) v. bağlantı kurmak