across - Turco Inglés Diccionario

across

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

across — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈkrɔːs/ – BrE /əˈkrɒs/)
Categoría gramatical:
Edat / Zarf

Significados de "across" en diccionario turco inglés : 34 resultado(s)

Inglés Turco
General
across adv. karşıya
Tom walked across the pedestrian crossing.
Tom yaya geçidinden karşıya geçti.

More Sentences
across adv. karşı tarafta
Then I looked across the room and there by another heater stood Tom Moto is his shorts.
Sonra odanın karşı tarafına baktım ve orada başka bir ısıtıcının yanında Tom Moto'nun şortu duruyordu.

More Sentences
across adv. karşıda
The ferry started to move and we were across in half an hour.
Feribot hareket etmeye başladı ve yarım saat içinde karşıdaydık.

More Sentences
across adv. karşısına
Somebody had put a bed across the bathroom door and so she could not get in.
Birisi banyo kapısının karşısına bir yatak koymuştu ve bu yüzden içeri giremedi.

More Sentences
across prep. boyunca
Every year, thousands of people drive across the continent on holiday.
Her yıl binlerce insan tatil için kıta boyunca araba kullanıyor.

More Sentences
across prep. genişliğinde
The hole is about five feet across.
Delik, yaklaşık beş fit genişliğinde.

More Sentences
across prep. karşısında
Do you see the red car there across the street?
Sokağın karşısındaki kırmızı arabayı görüyor musun?

More Sentences
across prep. üzerinde
I ran my fingers across the stone.
Parmaklarımı taşın üzerinde gezdirdim.

More Sentences
across prep. üstünden
A routed VPN connection across the Internet logically operates as a dedicated WAN link.
İnternet üzerinden yönlendirilmiş bir VPN bağlantısı mantıksal olarak özel bir WAN bağlantısı olarak çalışır.

More Sentences
across prep. karşıdan karşıya
Tom swam across the bay.
Tom körfezi karşıdan karşıya yüzdü.

More Sentences
across prep. çaprazında
There's a convenience store diagonally across the street.
Caddenin çaprazında bir bakkal var.

More Sentences
across prep. öbür tarafında
Tom looked out across the water.
Tom suyun öbür tarafına baktı.

More Sentences
Trade/Economic
across n. karşıdan karşıya
Tom swam across the bay.
Tom körfezi karşıdan karşıya yüzdü.

More Sentences
across adv. karşıda
The ferry started to move and we were across in half an hour.
Feribot hareket etmeye başladı ve yarım saat içinde karşıdaydık.

More Sentences
General
across adv. (deniz/okyanus) aşırı
across adv. karşı karşıya
across prep. içinden
across prep. öbür yanında
across prep. bir yandan bir yana
across prep. üstünde
across prep. bir tarafından öbür tarafına
across prep. çaprazlama
across prep. yakasında
across prep. ortasından
across prep. bir yanından öteki yanına
across prep. çapraz
across prep. bir ucundan bir ucuna
across prep. bir yandan öte yana
Trade/Economic
across adj. çapraz
across adj. çaprazlama
Technical
across adv. bir kenardan diğerine
across adv. bir yanından öteki yanına
Computer
across adv. çapraz
across adv. yatay

Significados de "across" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
run across v. rastlamak
come across v. karşılaşmak
get across v. karşıya geçirmek
get across v. karşıya geçmek
get across v. karşıdan karşıya geçmek
General
neighbor across n. karşı komşu
neighbor across n. karşıdaki komşu
the road across the mountain n. dağın karşısındaki yol
the school across the road n. yolun karşısındaki okul
read-across n. iki farklı şeyin bağlantısı veya ilişkisi
run across v. rast gelmek
put across v. götürmek
spring across v. sıçrayarak aşmak (bir engeli)
whip across v. şiddetle esmek (rüzgar)
spring across v. bir sıçrayışta (bir şeyin) üstünden geçmek
get across v. anlatmak
get across v. açıklamak
go across v. boydan boya geçmek
put across v. kabul ettirmek
stumble across v. rastgele bulmak
come across v. rast gelmek
happen across v. tesadüf etmek
run across v. tesadüf etmek
put across v. kandırmak
whip across v. çabucak gitmek
get the message across to somebody v. mesaj vermek
run across v. karşılaşmak
run across v. rastlamak
come across v. karşı karşıya gelmek
put something across v. anlatmak
drop across v. karşılaşmak
put oneself across v. meramını anlatmak
cut across v. ötesine geçmek
skim across v. üstünde seke seke gitmek (taş suyun)
stumble across v. rastlamak
cut across all boundaries v. sınır tanımamak
get across v. kızdırmak
look across v. belirli bir yöne bakmak
come across v. denk gelmek
put across v. taşımak
come across v. karşılaşmak
whip across v. bir koşu gitmek
come across v. rastlamak
slash across v. kuvvetle vurmak (yağmur)
stumble across v. tesadüfen bulmak
come across v. tesadüf etmek
happen across v. rastlamak
run across v. tesadüfen karşılaşmak
come across with v. ödemek
look across to sea v. denizi görmek (ev vb)
put across v. yutturmak
run across v. koşarak geçmek
put across v. iletmek
put across v. kabul ettirmek (fikrini)
put across v. başarı ile tamamlamak
put across v. etkili bir şekilde anlatmak
put across v. açıklamak
put across v. anlatmak
put across v. anlaşılmasını sağlamak
come across v. iyi etki yapmak
come across v. etkileyici olmak
come across v. ile karşılaşmak
come across v. izlenim bırakmak
come across v. istenileni yapmak
cut across v. üstün olmak
cut across v. sınırlarını aşmak
cut across v. geçmek
cut across v. kestirmeden gitmek
cut across v. geniş kapsamlı olmak
cut across v. ötesine gitmek
cut across v. karşı gelmek
come across with v. vermek
get across v. beğenilmek
get across v. anlaşılmak
get across v. anlaşılmasına neden olmak
put across v. fikrin anlaşılmasını sağlamak
drive across the border v. (araçla) sınırı geçmek
drive across the border v. araçla sınır dışına çıkmak/sınırı geçmek
walk across the street v. karşıya geçmek
go across v. karşıya geçmek
slip across the border v. yurt dışına çıkış yapmak
get across v. kabul edilmek
get across v. benimsenmek
get across v. anlaşılmasını sağlamak
come across v. -e rast gelmek
come across v. -e rastlamak
run across v. -in bir kenarından öbür kenarına koşmak
get across v. zorlukla sıyrılmak
get across v. aktarmak
get across v. (bilgi vb) yaymak
get across v. açıklık kazandırmak
get across v. birbirinin karşıtı olmak
get across v. kılpayı geçmek
get across v. zıtlaşmak
run across v. -e rastlamak
run across v. ile karşılaşmak
come across v. izlenim yaratmak
come across v. tesadüfen bulmak
come across v. rastlaşmak
come across v. tesadüfen rastlamak
run across v. rastlaşmak
come across v. yolları kesişmek
prevent weapons from being illegally smuggled across the border v. silahların sınırdan yasa dışı yollarla kaçırılmasını engellemek
guide someone across v. birini karşıdan karşıya geçirmek
run across an old friend v. eski bir dosta rastlamak
go across the street v. sokağın karşısına geçmek
live across the street from each other v. aynı sokakta karşılıklı evlerde oturmak
vary across age groups v. yaş grupları arasında farklılık göstermek
drive across the bridge v. köprüden geçmek
walk across the bridge v. köprüden geçmek
go across the bridge v. köprüden geçmek
come across v. yolukmak
pass across v. karşıdan karşıya geçmek
pass across v. bir yerden diğerine geçmek
pass across v. bir yerden başka yere seyahat etmek
splash across v. her yere yaymak
across the nation adv. tüm ulus çapında
across the street adv. yolun karşısında
across the street adv. karşıdan karşıya
all across adv. genelinde
all across adv. dört bir tarafında/yanında
all across adv. çapında
across the region adv. bölge çapında
right across adv. tam karşısında
right across adv. tam karşısı
across the world adv. dünya çapında
across the world adv. tüm dünyada
across the world adv. dünya genelinde
across the nation adv. tüm ülke çapında
across the country adv. yurt çapında
across the country adv. yurt genelinde
across the nation adv. ülke genelinde
across the nation adv. ülke çapında
across the nation adv. ülkenin genelinde
across the nation adv. yurt genelinde
across the nation adv. yurt çapında
across the tracks adv. derme çatma bir bölgede
across the tracks adv. gecekondu mahallesinde
Phrasals
throw across v. (nehrin vb) karşısına atmak
come across v. rast gelmek
come across v. karşılaşmak
come across v. rastlamak
come across as v. gibi görünmek
come across as v. gibi gelmek
pop across v. geçerken uğramak
pop across v. şöyle bir uğramak
extend across v. ötesine geçmek
extend across v. boyunca uzanmak
come across with v. rastlamak
come across with v. karşılaşmak