advance - Turco Inglés Diccionario

advance

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

advance — Definition

Significado:
ilerleme, ilerletmek, avans
Pronunciación (IPA):
(AmE /ədˈvæns/ – BrE /ədˈvɑːns/)
Categoría gramatical:
İsim: advance (advances); Fiil: advance (advances – advanced – advancing)
Antónimos:
retreat, delay, hinder

Significados de "advance" en diccionario turco inglés : 101 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
advance n. ilerleme
We must focus our attention on what kind of values are to form the direction in which we shall advance.
Dikkatimizi, ilerleyeceğimiz yönü ne tür değerlerin oluşturacağına odaklamalıyız.

More Sentences
advance v. terfi ettirmek
He was advanced to the rank of general.
General rütbesine terfi etti.

More Sentences
advance v. avans vermek
The manager advanced him two weeks' wages.
Yönetici ona iki haftalık ücreti avans verdi.

More Sentences
advance v. ilerlemek
These may help you advance in your career.
Bunlar kariyerinizde ilerlemenize yardımcı olabilir.

More Sentences
advance v. geliştirmek
How are you using technology to advance your strategy?
Stratejinizi geliştirmek için teknolojiyi nasıl kullanıyorsunuz?

More Sentences
advance n. terfi
advance n. avans
advance n. ilerletme
General
advance n. gelişme
Sensors are one of the most significant technological advances of our century.
Sensörler yüzyılımızın en önemli teknolojik gelişmelerinden biridir.

More Sentences
advance n. teklif
Dan rejected Linda's sexual advances.
Dan, Linda'nın cinsel tekliflerini reddetti.

More Sentences
advance n. avantaj
Writers such as novelists and poets don't seem to benefit much from the advance of science.
Romancılar ve şairler gibi yazarlar bilimin avantajından çok fazla yararlanıyor gibi görünmüyorlar.

More Sentences
advance n. ilerleme
We must focus our attention on what kind of values are to form the direction in which we shall advance.
Dikkatimizi, ilerleyeceğimiz yönü ne tür değerlerin oluşturacağına odaklamalıyız.

More Sentences
advance n. gelişim
Interestingly, your baby’s physical advances can alter sleep patterns.
İlginç bir şekilde, bebeğinizin fiziksel gelişimi uyku düzenini değiştirebilir.

More Sentences
advance n. avans (para/ödeme)
Ask a friend or a family member, or check to see if your employer can extend an advance.
Bir arkadaşınıza veya aile üyenize sorun veya işvereninizin avans uzatıp uzatamayacağını kontrol edin.

More Sentences
advance v. yükselmek
Costa Rica advanced to the Final Round.
Kosta Rika Final Turuna yükseldi.

More Sentences
advance v. ileri sürmek
The manager advanced a proposal at the meeting.
Müdür, toplantıda bir öneri ileri sürdü.

More Sentences
advance v. yol almak
We advanced under cover of darkness.
Karanlığın örtüsü altında yol aldık.

More Sentences
advance v. ileri gelmek
This disease is a disease that is advanced from the person’s own immune system.
Bu hastalık kişinin kendi bağışıklık sisteminden ileri gelen bir hastalıktır.

More Sentences
advance v. gelişmek
Russian researcher Lev Vygotsky believed cognition advanced through social interactions and problem solving.
Rus araştırmacı Lev Vygotsky, bilişin sosyal etkileşimler ve problem çözme yoluyla geliştiğine inanıyordu.

More Sentences
advance v. ilerletmek
Any subject, even terrorism, can be exploited in order to advance the federalist cause.
Federalist davayı ilerletmek için her konu, hatta terörizm bile istismar edilebilir.

More Sentences
advance v. ilerlemek
These may help you advance in your career.
Bunlar kariyerinizde ilerlemenize yardımcı olabilir.

More Sentences
advance v. ertelemek
I'm sorry to say your appointment has been advanced to 8 am.
Üzgünüm ama sizin randevunuz sabah 8'e ertelendi.

More Sentences
advance adj. ön
The Commission has helped the rapporteur by providing an advance copy of the report before publication.
Komisyon, raporun yayınlanmadan önce bir ön kopyasını sağlayarak sözcüye yardımcı olmuştur.

More Sentences
advance adj. ileri
Advance two steps.
İki adım ileri.

More Sentences
Trade/Economic
advance n. ilerleme
We must focus our attention on what kind of values are to form the direction in which we shall advance.
Dikkatimizi, ilerleyeceğimiz yönü ne tür değerlerin oluşturacağına odaklamalıyız.

More Sentences
advance v. avans vermek
The manager advanced him two weeks' wages.
Yönetici ona iki haftalık ücreti avans verdi.

More Sentences
advance v. ilerlemek
These may help you advance in your career.
Bunlar kariyerinizde ilerlemenize yardımcı olabilir.

More Sentences
Technical
advance v. ilerlemek
These may help you advance in your career.
Bunlar kariyerinizde ilerlemenize yardımcı olabilir.

More Sentences
Computer
advance expr. ileri
Advance two steps.
İki adım ileri.

More Sentences
General
advance n. feyz
advance n. öndelik
advance n. yükselme
advance n. öncü
advance n. ileri gitme
advance n. terakki
advance n. yaklaşım
advance n. atılım
advance n. artış
advance n. peşin
advance n. ileriye gitme
advance n. tekamül
advance n. ilerleyiş
advance n. hazırlık
advance n. reklam
advance n. fiyat artışı
advance n. fiyat yükselmesi
advance n. ön/ilk haber
advance n. hücum emri
advance n. geminin katettiği yol
advance n. ilerletme
advance v. peşinat vermek
advance v. kalkınmak
advance v. ileri almak
advance v. öne almak (tarih)
advance v. ileri gitmek
advance v. ileriye almak
advance v. terakki etmek
advance v. yürütmek
advance v. genişletmek
advance v. artırmak
advance v. yürümek
advance v. yardım etmek
advance v. yollanmak
advance v. atamak
advance v. yükseltmek
advance v. terfi etmek
advance v. artmak
advance v. ileri götürmek
advance v. gelişim göstermek
advance v. gelişme kaydetmek
advance v. gelişme göstermek
advance v. sınıf atlamak
advance v. tarihi öne almak
advance v. erken bir tarihe almak
advance v. tarihi öne çekmek
advance v. teklif etmek
advance v. ortaya atmak
advance v. önceden almak/tedarik etmek
advance v. önden ödemek
advance v. avans olarak ödemek
advance v. ileriye sarmak
advance adj. ileride bulunan
advance adj. önceden yayınlanmış
advance adj. avans (olarak ödenmiş)
advance adj. ilerlemiş
Trade/Economic
advance n. avans
advance n. tahakkuktan önce yapılan ödeme
advance n. yükseliş
advance v. ikraz etmek
advance v. peşin vermek
advance v. yükseltmek
Politics
advance n. düzelme
advance n. iyileşme
Technical
advance n. benzin motorlarında buji elektrotları arasındaki kıvılcımın olması gereken zamandan önce oluşması
advance n. erken püskürtme
advance v. önde olmak
Computer
advance n. avans miktarı
advance expr. ilerle
Automotive
advance n. ateşleme zamanı
advance n. avans
Geography
advance n. missouri eyaletinde şehir

Significados de "advance" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
in advance adv. önceden
in advance adv. peşin
General
advance notification n. ön bildirim
advance payment n. peşinat
hand advance n. el avansı
advance payment n. avans
advance burn n. tedbirli yakma
cash-in advance n. peşin ödeme
advance guard n. öncü
wage advance n. ücret avansı
manual advance n. el avansı
emergency response team advance element n. acil durum müdahale ekibinin öncü kısmı
fix in advance n. önceden belirleme
advance amount n. avans miktarı
advance warning n. ön alarm
business cash advance n. nakit iş avansı
cash advance n. nakit iş avansı
advance organizer n. ön örgütleyici
advance organizer n. ön düzenleyici
technological advance n. teknolojik gelişme
advance booking n. önceden yer ayırtma
advance fee n. peşin harç
technological advance n. teknoloji hamlesi
advance reservation n. ön rezervasyon
advance booking n. rezervasyon
annuity in advance n. yıllık taksit
advance warning n. önceden uyarı
patterned advance n. belirli bir ilerleme örüntüsüne sahip seri
get an advance v. avans çekmek
advance in one's career v. kariyer basamaklarını tırmanmak
approve in advance v. peşinen kabul etmek
advance money v. avans vermek
approve in advance v. baştan kabul etmek
pay in advance v. peşin ödemek
pay in advance v. teslim almadan önce parasını ödemek
advance rapidly v. sivrilmek
pay advance v. avans ödemek
accept in advance v. baştan kabul etmek
get an advance v. avans almak
tell in advance v. peşin söylemek
pay the bill in advance v. hesabı peşin ödemek
be in advance v. önde olmak
pay in advance v. avans vermek
advance to final v. finale kalmak
advance to final v. finale çıkmak
advance to final v. finale yükselmek
make an advance payment v. peşinat yatırmak
give advance v. avans vermek
receive advance v. avans almak
give advance v. avans ödemek
pay advance v. avans vermek
get advance v. avans almak
accept in advance v. önceden kabul etmek
consent in advance v. önceden kabul etmek
thanks in advance v. şimdiden teşekkür etmek
pay in cash and in advance v. nakden ve peşinen ödemek
advance rapidly v. temeyyüz etmek
advance in the business life v. iş hayatında yükselmek
advance in the career v. iş hayatında yükselmek
advance to the next round v. bir üst tura geçmek
thank in advance v. önceden teşekkür etmek
know in advance v. önceden bilmek
know in advance v. önceden haberi olmak
advance in the career v. kariyerinde yükselmek
accept in advance v. peşinen kabul etmek
tell in advance v. peşinen söylemek
book in advance v. önceden rezervasyon yapmak
paid in advance adj. peşin
proclaimed in advance adj. önceden beyan edilmiş
in advance adv. peşin olarak
in advance adv. peşin
in advance of the delivery adv. teslimat öncesinde
in advance adv. ileride
in advance adv. işin başında
in advance adv. önce
in advance adv. ileride peşin olarak
in advance adv. önde
in advance adv. peşinen
in advance adv. önden (ödeme)
24 hours in advance adv. 24 saat öncesinden
hours in advance adv. saat önceden
well in advance adv. evvelce
well in advance adv. peşinen
well in advance adv. çok önceden
in-advance adv. avans olarak
on advance notice adv. (daha) önceden haber vererek
with advance notice adv. (daha) önceden haber vererek
on advance notice adv. (daha) önceden bildirerek
with advance notice adv. (daha) önceden bildirerek
as far in advance as possible adv. mümkün olduğunca erken/en kısa zamanda
in advance of prep. öncesinde
in advance of prep. -in önünde
in advance of prep. -den ileri
in advance prep. önünde
Phrasals
advance upon (something or some place) v. (bir yere veya amaca doğru) ilerlemek
advance on (something or some place) v. (bir yere doğru) yürümek
advance something to someone or something (against something) v. (bir şeyi) gününden önce/erken ödemek
advance upon someone or something v. (birine veya bir şeye doğru) ilerlemek/yürümek
advance to someone or something v. (birine veya bir şeye doğru) ilerlemek/yürümek
advance upon (something or some place) v. (bir yere doğru) yürümek
advance on someone or something v. (birine veya bir şeye doğru) ilerlemek/yürümek
advance toward (something or some place) v. (bir yere doğru) yürümek
advance toward (something or some place) v. (bir yere veya amaca doğru) ilerlemek
advance (something) to (one) v. (birine bir şeyi) gününden önce ödemek
advance on (something or some place) v. (bir yere veya amaca doğru) ilerlemek
advance toward someone or something v. (birine veya bir şeye doğru) ilerlemek/yürümek
advance to v. '-e kalmak
advance to v. -e yükselmek
advance upon v. -e yaklaşmak
advance to v. üst tura geçmek
advance upon v. -e doğru yaklaşmak
advance on v. -e doğru yaklaşmak
advance to v. -e çıkmak
advance on v. -e yaklaşmak
advance to v. üst tura geçmek
advance upon v. -e yaklaşmak
advance upon v. -e doğru yaklaşmak
advance on v. -e yaklaşmak
advance to v. -e çıkmak
advance to v. -e yükselmek
advance to v. '-e kalmak
advance on v. -e doğru yaklaşmak
Phrases
a day in advance adv. bir gün önceden
thanking you in advance for your attention to this matter expr. gereğini arz ederim
thanks in advance expr. şimdiden teşekkürler
thanking you in advance for your attention to this matter expr. gereğini müsaadelerinizle arz ederim
thanking you in advance for your attention to this matter expr. gereğinin yapılmasını arz ederim
thanking you in advance for your attention to this matter expr. gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim
sorry in advance expr. peşinen özür dilerim
sorry in advance expr. şimdiden özür dilerim
any advance on (something) expr. -nın üstüne var mı arttıran
any advance on (something) expr. bir gelişme olup olmadığı
in advance of (someone or something) expr. (biri/bir şey) öncesinde
in advance of (someone or something) expr. (birinden/bir şeyden) önce
in advance of (someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) ötesinde/ilerisinde
Colloquial
in advance adv. avans olarak
in advance expr. önden
any advance on...? expr. '-nın üstüne var mı/yok mu arttıran?
tia (thanks in advance) expr. şimdiden teşekkür ederim
tia (thanks in advance) expr. şimdiden teşekkürler
Idioms
advance towards v. (düşmanın vb) üzerine gitmek
advance on v. (düşmanın vb) üzerine gitmek
advance upon v. (düşmanın vb) üzerine doğru ilerlemek
advance towards v. (düşmanın vb) üzerine doğru ilerlemek
advance on v. (düşmanın vb) üzerine doğru ilerlemek
advance upon v. (düşmanın vb) üzerine gitmek
advance towards v. (düşmanın vb) üzerine yürümek
advance on v. (düşmanın vb) üzerine yürümek
advance upon v. (düşmanın vb) üzerine yürümek
be in advance of (someone or something's) time v. bulunduğu zamandan daha ileride olmak