ön - Turco Inglés Diccionario

ön

Significados de "ön" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
on prep. üstünde
on prep. üzerinde
General
on v. yanmak
on adj. sahnede
on adj. makbul
on adj. giyilmiş
on adj. devam etmekte olan
on adj. çalışmakta
on adj. olmakta olan
on adj. yanmakta
on adj. yanık
on adj. hazır
on adj. giymiş
on adj. çakırkeyif
on adj. devrede
on adj. çalışır
on adj. açık
on adj. gözlem altında
on adj. planlı
on adj. planlanmış
on adj. kasıtlı
on adj. bir şeyi yapmaya istekli (kimse)
on adj. gösteri yapan
on adj. yayın yapan
on adj. aşırı canlı hareket eden
on adj. teatral davranan
on adj. açık kapaktan akmasına izin verilen
on adj. kapalı anahtardan akmasına izin verilen
on adj. akan
on adv. sürekli olarak
on adv. ileriye
on adv. amacıyla
on adv. durumunda
on adv. ileride
on adv. durmadan
on adv. ileriye doğru
on adv. aralıksız
on adv. konusunda
on adv. ilerde
on adv. sürekli
on adv. boyuna
on adv. ileri
on adv. üstünde (giysi için)
on adv. kenarında
on adv. hususunda
on adv. hakkında
on adv. ile ilgili
on adv. halinde
on adv. kıyısında
on adv. giymiş olarak
on adv. uyarınca
on adv. -e doğru
on adv. -e
on adv. desteklenme durumunda
on adv. temas durumunda
on adv. ileriki zamanda
on adv. farklı bir duruma doğru
on adv. faal durumda
on adv. işlem aşamasında
on adv. eylem aşamasında
on adv. faaliyet durumunda
on adv. şimdiki durumda
on adv. mevcut şartta
on adv. programlanma veya karara bağlanma durumunda
on adv. dayalı vaziyette
on adv. peş peşe
on adv. birinden diğerine
on adv. sıra ile
on adv. süreklilik içerisinde
on adv. bir şeyin farkında
on adv. haberdar vaziyette
on adv. bilgisi dahilinde
on adv. katılma arzusunda
on adv. sonradan
on adv. daha sonra
on adv. (taşıta) binmişken
on adv. aynen devam ederek
on adv. devam etmekte olan
on adv. ardından
on adv. üstüne
on adv. üzerinde
on adv. üstünde
on adv. taşıta (binerek)
on adv. açık
on adv. çalışır durumda
on adv. -de
on adv. -da
on adv. o zamanda
on adv. çalışmakta
on prep. yanında
on prep. içinde
on prep. üzerine
on prep. civarında
on prep. de
on prep. için
on prep. ile
on prep. beri
on prep. zarfında
on prep. yönünde
on prep. üstüne
on prep. üzerindeki
on prep. göre
on prep. -ince
on prep. -de
on prep. -da
on prep. olmaya yaklaşarak
on prep. başlayarak
on prep. bağ kurarak
on prep. kullanarak
on prep. meşgul olarak
on prep. yakınında
on prep. o zamanda
on prep. imtiyazıyla
on prep. kısıtlamasıyla
on prep. yoluyla
on prep. tarzında
on prep. referans olarak
on prep. sebebiyle
on prep. yüzünden
on prep. sonucu olarak
on prep. akabinde
on prep. eşiğinde
on prep. etkisinde
on prep. ile çalışan/çalışmak
on prep. -e
on prep. -e doğru
on prep. -den
on prep. tarihinde
on prep. ile ilgili
on prep. konusunda
on prep. (taşıta) binmişken
on prep. ile geçinen
on pref. üzerinde anlamını veren bir ön ek
on pref. karşı anlamını veren bir ön ek
on pref. tarafına doğru anlamını veren bir ön ek
on pref. üzerine anlamını veren bir ön ek
Colloquial
on adj. yüksek enerji ile işleyen
on adj. dayanılabilir
on adj. uygulanabilir
on adj. kabul edilebilir
on prep. mülkiyetinde
on prep. eşliğinde
on prep. ile beraber
on prep. alışkanlıkla kullanan
on prep. müptela
on prep. sürekli dırdır eden
on prep. devamlı kusur bulan
on prep. kötü etkileyerek
Media
on adv. yayında
Technical
on adj. çalışır durumda

Significados de "ön" en diccionario inglés turco : 48 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ön front n.
For the spirit, such words as front, back, right and left are not used.
Ruh için ön, arka, sağ, sol gibi kelimeler kullanılmaz.

More Sentences
ön anterior adj.
This subject isn't suitable to be spoken about in the anterior meeting.
Bu konu ön toplantıda konuşulmaya uygun bir konu değil.

More Sentences
ön preliminary adj.
I have made a few technical adjustments which are in line with the Council of Ministers' preliminary position.
Bakanlar Kurulu'nun ön pozisyonu ile uyumlu birkaç teknik düzeltme yaptım.

More Sentences
ön face n.
General
ön foreground n.
Ms Van Duyn (seated) and Dr. Thurston occupy the foreground.
Bayan Van Duyn (oturmuş) ve Dr. Thurston ön plandalar.

More Sentences
ön primary n.
Texas holds its primary election next week.
Teksas'ta gelecek hafta ön seçimler yapılacak.

More Sentences
ön fore n.
None of the girls wanted to come to the fore to take the blame.
Kızların hiçbiri öne çıkıp suçu üstlenmek istemedi.

More Sentences
ön fore adj.
That point has come to the fore in the part of the debate about safe third countries.
Bu husus, tartışmanın güvenli üçüncü dünya ülkeleriyle ilgili bölümünde ön plana çıkmıştır.

More Sentences
ön frontal adj.
The frontal lobes are part of the rational brain.
Ön loblar rasyonel beynin bir parçasıdır.

More Sentences
ön front adj.
Front seats are naturally the most expensive ones.
Ön koltuklar doğal olarak en pahalı olanlardır.

More Sentences
ön primary adj.
Not quantity, but quality must from now on, be of primary concern.
Bundan böyle nicelik değil, nitelik ön planda olmalıdır.

More Sentences
ön advance adj.
The repercussions of the schedule for advance resignation now await you.
Ön istifa programının yansımaları şimdi sizi bekliyor.

More Sentences
Technical
ön forward adj.
The forward section of the fuselage usually contains the cockpit and passenger cabin.
Gövdenin ön kısmı genellikle kokpit ve yolcu kabinini içerir.

More Sentences
ön primary adj.
Not quantity, but quality must from now on, be of primary concern.
Bundan böyle nicelik değil, nitelik ön planda olmalıdır.

More Sentences
ön preliminary adj.
I have made a few technical adjustments which are in line with the Council of Ministers' preliminary position.
Bakanlar Kurulu'nun ön pozisyonu ile uyumlu birkaç teknik düzeltme yaptım.

More Sentences
ön first adj.
First Class seats are at the front part of the aircraft.
First Class koltuklar uçağın ön kısmındadır.

More Sentences
ön front adj.
Front seats are naturally the most expensive ones.
Ön koltuklar doğal olarak en pahalı olanlardır.

More Sentences
Computer
ön initial adj.
At the end of the day, everyone has to do this sort of initial check.
Günün sonunda herkes bu tür bir ön kontrol yapmak zorundadır.

More Sentences
Construction
ön frontal adj.
The frontal lobes are part of the rational brain.
Ön loblar rasyonel beynin bir parçasıdır.

More Sentences
Anatomy
ön anterior adj.
This subject isn't suitable to be spoken about in the anterior meeting.
Bu konu ön toplantıda konuşulmaya uygun bir konu değil.

More Sentences
Psychology
ön anterior adj.
This subject isn't suitable to be spoken about in the anterior meeting.
Bu konu ön toplantıda konuşulmaya uygun bir konu değil.

More Sentences
Linguistics
ön front n.
For the spirit, such words as front, back, right and left are not used.
Ruh için ön, arka, sağ, sol gibi kelimeler kullanılmaz.

More Sentences
ön anterior adj.
This subject isn't suitable to be spoken about in the anterior meeting.
Bu konu ön toplantıda konuşulmaya uygun bir konu değil.

More Sentences
ön initial adj.
At the end of the day, everyone has to do this sort of initial check.
Günün sonunda herkes bu tür bir ön kontrol yapmak zorundadır.

More Sentences
Sport
ön front n.
For the spirit, such words as front, back, right and left are not used.
Ruh için ön, arka, sağ, sol gibi kelimeler kullanılmaz.

More Sentences
General
ön face n.
ön precursor n.
ön presence n.
ön ante n.
ön obverse n.
ön foreside n.
ön ventral adj.
ön precursory adj.
ön initiative adj.
ön pro adj.
ön prelusive adj.
ön precedential adj.
ön prelim (preliminary) adj.
ön prelim. (preliminary) adj.
ön prescientific adj.
ön palatal adj.
ön pre- pref.
ön pre pref.
Technical
ön pre- pref.
Aeronautic
ön pre- pref.
Physiology
ön protopathic adj.
Linguistics
ön proto adj.
Slang
ön prelim (preliminary) adj.