around - Turco Inglés Diccionario

around

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

around — Definition

Significado:
etrafında, yaklaşık, oralarda
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈraʊnd/ – BrE /əˈraʊnd/)
Categoría gramatical:
Edat / Zarf

Significados de "around" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
around adv. çevrede
From which I conclude that our security around the entrance is far from guaranteed.
Buradan, giriş çevresindeki güvenliğimizin garanti altında olmadığı sonucuna varıyorum.

More Sentences
around adv. sularında
Wake me around seven o'clock.
Beni saat yedi sularında uyandır.

More Sentences
around adv. etrafta
Luckily, there was no one around to hear us.
Neyse ki etrafta bizi duyacak kimse yoktu.

More Sentences
around adv. etrafına
There are lots of nudity and very explicit profile pictures scattered around the site.
Sitenin etrafına dağılmış çok sayıda çıplaklık ve çok açık profil resimleri var.

More Sentences
around adv. çevresinde
People's health is inseparably linked to the environment around them.
İnsanların sağlığı, çevrelerindeki ortamla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

More Sentences
around adv. etrafında
Our organization was built around her ideals.
Örgütümüz onun idealleri etrafında kurulmuştu.

More Sentences
around adv. aşağı yukarı
around adv. çevresine
General
around adv. bu civarda
I'm hoping to find an ATM around here.
Bu civarda bir ATM bulmayı umuyorum.

More Sentences
around adv. yaklaşık
She earns around 150,000 pounds annually.
Yılda yaklaşık 150.000 pound kazanıyor.

More Sentences
around adv. çevrede
From which I conclude that our security around the entrance is far from guaranteed.
Buradan, giriş çevresindeki güvenliğimizin garanti altında olmadığı sonucuna varıyorum.

More Sentences
around adv. görünürlerde
Nobody's around.
Görünürde hiç kimse yok.

More Sentences
around adv. doğru
Natalie walked around to the driver's seat and closed the door.
Natalie sürücü koltuğuna doğru yürüdü ve kapıyı kapattı.

More Sentences
around adv. etrafta
Luckily, there was no one around to hear us.
Neyse ki etrafta bizi duyacak kimse yoktu.

More Sentences
around adv. orada burada
We have several shops around the city.
Şehirde orada burada birkaç dükkanımız var.

More Sentences
around adv. ortalıkta
Tom acted as the boss whenever the boss wasn't around.
Patron ortalıkta yokken Tom patron gibi davranıyordu.

More Sentences
around adv. çevresinde
People's health is inseparably linked to the environment around them.
İnsanların sağlığı, çevrelerindeki ortamla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

More Sentences
around adv. etrafına
There are lots of nudity and very explicit profile pictures scattered around the site.
Sitenin etrafına dağılmış çok sayıda çıplaklık ve çok açık profil resimleri var.

More Sentences
around adv. civarı
Tens of thousands of big mature cod are being caught around the Faroes and Iceland where they have no CFP.
OBP'nin olmadığı Faroe Adaları ve İzlanda civarında on binlerce büyük ve olgun morina balığı yakalanmaktadır.

More Sentences
around adv. dönünce
There's a drug store just around the corner.
Hemen köşeyi dönünce bir eczane var.

More Sentences
around adv. arkaya
He turned around to shush the woman behind him.
Peşindeki kadını susturmak için arkasını döndü.

More Sentences
around adv. var olan
He is the best tattoo artist around.
Var olan en iyi dövme sanatçısı.

More Sentences
around adv. öylece
Hurry up! I can't wait around for you all day.
Acele et! Bütün gün öylece seni bekleyemem.

More Sentences
around adv. aşmak için
There must be a way around this problem.
Bu sorunu aşmak için bir yol olmalı.

More Sentences
around adv. arasında
Party appetizers were passed around to the guests.
Parti atıştırmalıkları konuklar arasında dağıtıldı.

More Sentences
around adv. çevresi
Our new pool is 40 meters around.
Yeni havuzumuzun çevresi 40 metre.

More Sentences
around prep. gibi
It simply passes around as it chooses.
Düpedüz istediği gibi dolaşmaktadır.

More Sentences
around prep. sularında
Wake me around seven o'clock.
Beni saat yedi sularında uyandır.

More Sentences
around prep. civarında
The price is expected to be around $ 180.
Fiyatının ise 180 dolar civarında olması bekleniyor.

More Sentences
around prep. çevresinde
People's health is inseparably linked to the environment around them.
İnsanların sağlığı, çevrelerindeki ortamla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

More Sentences
Colloquial
around adv. her yere
He follows us all around the house whenever we’re at home on the weekend.
Hafta sonu evde olduğumuzda bizi evin her yerinde takip ediyor.

More Sentences
around adv. her yerde
He radiates happiness around wherever he goes.
Gittiği her yerde etrafa mutluluk saçar.

More Sentences
Technical
around adv. çevresinde
People's health is inseparably linked to the environment around them.
İnsanların sağlığı, çevrelerindeki ortamla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

More Sentences
around prep. etrafında
The surgeons gathered around the patient.
Cerrahlar hastanın etrafında toplanmıştı.

More Sentences
General
around adv. aşağı yukarı
around adv. meydanda
around adv. oraya buraya
around adv. bu dolaylarda
around adv. civarda
around adv. geriye
around adv. çerçevesinde
around adv. çevre uzunluğu
around adv. oralarda
around prep. çevresine
around prep. dolaylarında

Significados de "around" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
walk around v. dolaşmak
idle around v. oyalanmak
mess around v. oyalanmak
look around v. bakınmak
look around v. etrafa bakmak
General
aubergine wrapped around pieces of meat and roasted n. patlıcan kebabı
run around n. dolama
ring put around a stove pipe n. boru bileziği
the world around n. ortalık
run around n. atlatma
stick around n. yakınında bekle
turn-around n. etrafında dönme
going around n. dolaşma
the people around someone n. etrafındaki insanlar
run around n. oyalama
rotation of the earth around its own axis n. dünyanın kendi etrafında dönmesi
the rotation of the earth around the sun n. dünyanın güneş etrafındaki dönüşü
rotation of the earth around its own axis n. dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi
zip around wallet n. boydan boya fermuarlı cüzdan
run-around n. dolama
around the world race n. dünya'nın etrafını tekne ile kat etme yarışı
people around you n. çevrendeki insanlar
turn-around n. tersine çevirme
turn-around n. geri dönüş
turn-around n. etrafında dönüş
ring-around-a-rosy n. çocukların çember oluşturup dans ettikleri ve işaret gelince hep birlikte çömeldikleri bir oyun
ring-around-the-rosy n. çocukların çember oluşturup dans ettikleri ve işaret gelince hep birlikte çömeldikleri bir oyun
sleeping around n. önüne gelenle düşüp kalkma
get around v. bir yol bulup kurtulmak (birinden)
turn around v. altüst etmek
hedge around v. kısıtlamak
drop around v. uğramak
stand around idly v. avara durmak
get around to v. zaman ayırmak
go around v. çok kişiye bulaşmak (hastalık)
be wrapped around v. dolanmak
scout around v. arayıp taramak
fumble around v. el yordamıyla aramak
loaf around v. aylaklık etmek
fool around v. zaman harcamak
throw one's weight around v. zart zurt etmek
monkey around v. oyalanmak
fool around v. tembellik etmek
look around v. bakışmak
horse around v. sürtmek
push around v. itip kakmak
parade around v. dolaşmak
entwine something around v. bir şeyi başka bir şeye dolamak
ask around v. birilerine sormak
revolve around v. döndürmek (etrafında)
careen around the corner v. motorlu araç yan yatarak köşeyi dönmek
stick around for v. bir şey için kalmak
bum around v. aylaklık etmek
beat around the bush v. bin dereden su getirmek
hedge around v. sınırlamak
bat around v. dolaşmak
get around to v. vakit ayırıp bir şeyi yapmak
come around v. dediğine gelmek
travel around v. etrafında dolaşmak
get around v. bir yol bulup atlatmak (birini)
wheel around v. dönüvermek
poke around in v. bir yerde bir şeyi aramak veya merakını gidermek için etrafı karıştırmak
have shadows around one's eyes v. gözleri mor halkalarla çevrili olmak
lurk around v. gizli gizli dolaşmak
twine around v. çevrelemek
get around v. kurtulmak (birinden)
fool around v. dalgasına bakmak
walk around v. gezdirmek
fool around v. oyalanmak
scamper around v. koşuşturmak
revolve around v. etrafında dönmek
wrap around v. sarmak
come around v. canlanmak
come around v. iyileşmek (hastalık vb)
wander around idly v. avare dolaşmak
look around v. bakmak
fool around v. at koşturmak
hang around v. sallanmak
arse around v. aylaklık etmek
monkey around v. dalga geçmek
entwine itself around v. bir şeyin etrafına dolanmak
gather around the same table v. aynı masanın çevresinde toplanmak
whip around v. çabucak gitmek
stroll around v. gezmek
beat around the bush v. lafı gevelemek
walk around v. dolaştırmak
mess around with v. uğraşmak
gad around v. aylaklık etmek
rake around for something v. arayıp taramak
drive around v. gezinti yapmak
laze around v. tembellik etmek
go around with somebody v. peşinde dolaşmak
go around v. herkese yetmek
hang around v. gezinmek
hover around somebody v. fır dönmek
lark around v. takılmak
go around v. gezinmek
nose around v. koku almak
cut around v. etrafını kesmek
get around v. yayılmak (haber)
knock around v. gezmek
play around v. vakit geçirmek
show around v. gezdirmek
boss around v. patronluk taslamak
go around v. ele almak
cut around v. çevresinden kesmek
hover around v. etrafında dört dönmek
bum around v. aylak aylak dolaşmak
wheel around v. dönmek
play around v. oynamak
pry around v. etrafı gözetlemek
horse around v. aylak aylak dolaşmak
come around v. hastalığı atlatmak
roll around v. yuvarlanmak
screw around v. boş boş dolaşmak
look around v. etrafı kolaçan etmek
turn around one's business v. düzlüğe çıkmak
beat around the bush v. dolaylı konuşmak
knock around v. çıkmak
stick around v. ayrılmamak
wheel around v. etrafında döndürmek
drop around v. ziyaret etmek
hem around v. sarmak
nose around v. koklamak
monkey around with v. ile oynamak
ask around v. çevresine sormak
browse around v. gezmek
bat around v. tartışmak
cast around v. çare aramak
feel around for v. bulmaya çalışmak
slope around v. aylak aylak dolaşmak
hang around v. aylak aylak dolaşmak
fool around v. aylak aylak dolaşmak
monkey around with v. uğraşmak
cast around v. araştırmak
flounder around v. çabalamak
jump around v. hoplayıp zıplamak
fiddle around v. oyalanmak
revolve around v. ile ilgili olmak
horse around v. gürültü yaparak oynamak
stick around v. takılmak
wander around v. başıboş dolaşmak
gad around v. başıboş dolaşmak
hang around v. beklemek
rake around v. taramak
boss someone around v. birine karşı amirane davranmak
stick around v. bir yerden ayrılmamak
turn around v. vazgeçmek
drive around v. araba ile gezmek
mess around v. dalgasına bakmak