looses - Turco Inglés Diccionario

looses

looses — Definition

Significado:
gevşek, serbest
Pronunciación (IPA):
(AmE /luːs/ – BrE /luːs/)
Categoría gramatical:
Sıfat/Fiil: loose (looses – loosed – loosing)
Sinónimo:
slack, free
Antónimos:
tight, strict

Significados de "looses" en diccionario turco inglés : 103 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
loose adj. gevşek
He tied the donkey with a loose knot.
Eşeği gevşek bir düğümle bağladı.

More Sentences
loose adj. bol
She wore loose clothes to hide her baby bump.
Hamilelikte büyüyen karnını gizlemek için bol kıyafetler giyiyordu.

More Sentences
loose adj. oynak
General
loose v. salmak
She went outside to loose the dog.
Köpeği salmak için dışarı çıktı.

More Sentences
loose v. (olumsuz duygular) yaratmak
His speech loosed discomfort among the community.
Konuşması topluluk arasında rahatsızlık yarattı.

More Sentences
loose v. (kurşun) sıkmak
He loosed his last bullet at the bottle.
Son kurşunu da şişeye sıktı.

More Sentences
loose adj. sallanan (diş)
Tim pulled out his loose tooth.
Tim sallanan dişini çekti.

More Sentences
loose adj. serbest
The contract was rather loose.
Sözleşme oldukça serbessti.

More Sentences
loose adj. dağınık
The south was controlled by a loose alliance of different tribes.
Güney bölgesi farklı kabilelerden oluşan dağınık bir ittifak tarafından kontrol ediliyordu.

More Sentences
loose adj. gevşemiş
This screw is loose.
Bu vida gevşemiş.

More Sentences
loose adj. hafifmeşrep
Actually she is a loose woman.
Aslında o hafifmeşrep bir kadın.

More Sentences
loose adj. bol
She wore loose clothes to hide her baby bump.
Hamilelikte büyüyen karnını gizlemek için bol kıyafetler giyiyordu.

More Sentences
loose adj. açık
I like to wear my hair loose.
Saçlarımı açık bırakmayı severim.

More Sentences
loose adj. başıboş
That dog is too dangerous to be left loose.
O köpek, başıboş bırakılamayacak kadar tehlikeli.

More Sentences
loose adj. gevşek
He tied the donkey with a loose knot.
Eşeği gevşek bir düğümle bağladı.

More Sentences
loose adj. serbest
The contract was rather loose.
Sözleşme oldukça serbessti.

More Sentences
loose adj. gevşek
He tied the donkey with a loose knot.
Eşeği gevşek bir düğümle bağladı.

More Sentences
loose adj. (hapishaneden) kaçmış
The prisoner broke loose from the high-security prison.
Mahkum yüksek güvenlikli hapishaneden kaçmış.

More Sentences
loose adj. üstünkörü
This is only a loose translation of the article.
Bu, makalenin yalnızca üstünkörü bir tercümesi.

More Sentences
loose adj. (top) boşta
Nick reached the loose ball and scored.
Nick boşta kalan topa uzandı ve golü attı.

More Sentences
loose adj. nesebi geniş
He was marginalized because of his loose morals.
Ahlaken nesebi geniş oluşu yüzünden dışlanıyordu.

More Sentences
loose adj. gelişigüzel
Lately, there has been loose talk in the office about a merger.
Son zamanlarda ofiste birleşme konusunda gelişigüzel konuşmalar oluyor.

More Sentences
loose adv. üstünkörü
This is only a loose translation of the article.
Bu, makalenin yalnızca üstünkörü bir tercümesi.

More Sentences
Technical
loose adj. gevşek
He tied the donkey with a loose knot.
Eşeği gevşek bir düğümle bağladı.

More Sentences
loose adj. sulu
Consuming figs in excess could cause loose stools.
Fazla incir tüketmek sulu dışkıya sebep olabilir.

More Sentences
Automotive
loose adj. gevşek
He tied the donkey with a loose knot.
Eşeği gevşek bir düğümle bağladı.

More Sentences
Medical
loose adj. ishal olmuş (bağırsak)
Food poisoning often causes loose bowels.
Gıda zehirlenmesi genellikle ishal olmuş bağırsaklara yol açar.

More Sentences
General
loose n. ishal
loose n. intizamsızlık
loose n. kararsızlık
loose n. kaçak durumunda olma
loose v. gevşetmek
loose v. kurtulmak
loose v. ateşlemek
loose v. açmak
loose v. atmak
loose v. salıvermek
loose v. serbest bırakmak
loose v. ateş etmek
loose v. çözmek
loose v. kaçmak
loose adj. şüpheli
loose adj. yarım yamalak
loose adj. sıkıca bağlanmamış
loose adj. sıkı olmayan
loose adj. malın gözü
loose adj. ahlaksız
loose adj. bağsız
loose adj. bağlı olmayan
loose adj. aslından uzak (yorum)
loose adj. kilit ve anahtar altında saklanmayan
loose adj. dökümlü (giysi)
loose adj. çuval gibi
loose adj. müphem
loose adj. ahlakı düşük
loose adj. yumuşak (öksürük)
loose adj. malın gözü (kadın)
loose adj. bağlanmamış (saç)
loose adj. çözük
loose adj. hafif
loose adj. az sıkışık
loose adj. eklenmemiş
loose adj. takılmamış
loose adj. iliştirilmemiş
loose adj. basılmamış (mühür)
loose adj. yumuşak
loose adj. kontrol dışı
loose adj. bol (giysi)
loose adv. gevşek olarak
loose adv. kabaca
Trade/Economic
loose adj. tahsis edilmemiş (fon, nakit para)
loose adj. kilit altında olmayan (fon, nakit para)
loose adj. el altında veya kolayca bulunan (fon, nakit para)
Technical
loose adj. az sıkışık
loose adj. geniş boşluklu
loose adj. geniş açıklıkları bulunan
loose adj. katı olmayan
Computer
loose adj. seyrek
Dyeing
loose adj. yıkamayla solan (boya)
loose adj. rengi atan (boyanmış eşya)
Automotive
loose v. arkadan kaymak
Marine
loose v. bağını çözmek
loose v. bağlı olan parçalarını çözmek
loose v. demir almak
loose v. denize açılmak
loose v. yelken açmak
loose adj. laçka
Medical
loose adj. kolayca boşalan (bağırsak)
loose adj. balgamlı (öksürük)
Chemistry
loose adj. birleşmemiş (kimyasal element)
loose adj. birleştirilmemiş (kimyasal element)
Geology
loose n. yumuşak kayaç
loose n. gevşek kayaç
loose n. kolayca yumuşatılabilen kayaç
loose n. kolayca gevşetilebilen kayaç
Sport
loose n. (ragbide) serbet top
loose n. (okçulukta) oku atma
loose n. (ragbide) açık hücum oyunu
loose v. (okçulukta) atış yapmak
loose adj. oyun sırasında hiçbir takımın hakimiyetinde olmayan (top)
loose adj. oyuncu kontrolü dışında (top)
loose adj. takım oyuncuları oldukça geniş aralıklarla konumlanmış olan
loose interj. (okçulukta) atış!

Significados de "looses" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
loose ends n. sonuçlandırılmamış işler
loose bowels n. ishal
loose coupling n. gevşek bağlaşım
loose end n. yarım kalmış iş
loose living n. ahlak kurallarına aykırı olarak yaşama
loose trousers n. bol pantolon
loose ends n. yarım kalmış işler
loose woman n. hafifmeşrep kadın
loose pulley n. avara kasnak
loose knot n. gevşek budak
loose change n. madeni paralar
loose robe n. entari
loose ground n. gevşek toprak
loose ground n. gevşek zemin
loose fitting n. gevşek bağlantı
loose cash n. bozuk para
loose leaves n. dikişsiz sayfalar
loose ties n. gevşek ilişkiler
loose-leaf page n. föy volan
loose-leaf file n. klasör
loose-unsuitable-inadequate behaviour n. hafif meşreplik
loose cannon n. delifişek
loose cannon on deck n. delişmen
loose cannon on deck n. delifişek
loose cannon n. delişmen
loose cannon n. serseri mayın
loose cannon on deck n. serseri mayın
loose cannon on deck n. sorumsuz ve pervasız
loose cannon n. sorumsuz ve pervasız
loose tooth n. sallanan diş
loose box n. (bina içi) ahır
loose end n. bitirilmemiş iş
loose end n. yarım bırakılmış iş
loose side n. gevşek taraf
loose cover n. kanepe kılıfı
loose cover n. koltuk kılıfı
loose leaves n. kopmuş yapraklar
loose stone n. oynak taş
loose term n. anlamı belirlenmemiş sözcük
loose term n. belirli bir anlamı olmayan terim
loose term n. farklı sözcüklerle farklı anlamlar kazanan terim
loose talk n. boşboğazlık
loose talk n. söylenti
loose milk n. açık süt
loose retelling n. bir hikayenin hayali detaylarla yeniden aktarımı
loose tea n. yaprak çay/ demleme çay
a screw loose n. arıza
a screw loose n. bozuk şey
loose clothing n. dökümlü giyim
loose end n. asılı duran parça
loose [obsolete] n. serbestlik durumu
loose [obsolete] n. ahlaki baskıdan kurtulma
loose end n. serbest parça
loose liver n. uçarı hayat yaşayan kimse
loose [obsolete] n. meselenin sonucu
loose end n. kullanılmayan bölüm
loose [obsolete] n. ahlaki sınırlamaları terk etme
loose [obsolete] n. netice
loose liver n. ahlaksız yaşayan kimse
fast and loose n. bir tür üçkağıt oyunu
let loose v. çözüp koyvermek
loose countenance v. heyecanlanmak
get loose v. çözülmek
break loose v. kendini kurtarmak
have a screw loose v. bir tahtası eksik olmak
work loose v. gevşemek
be at loose ends v. işi gücü olmamak
have a screw loose v. aklından zoru olmak
cast loose v. çözmek
get loose v. açılmak
work something loose v. bir şeyi yavaş yavaş gevşetmek
let loose v. yumuşamak
play fast and loose with v. hafife almak
get loose v. kaçmak
cut somebody loose v. kelepçelerini çözmek
break loose v. boşanmak
set loose v. salıvermek
cut loose from v. ipleri koparmak
break loose v. kendini kurtarıp kaçmak
turn loose v. serbest bırakmak
loose one's senses v. aklını kaçırmak
loose off v. atmak
loose one's marbles v. aklını kaçırmak
make loose v. gevşetmek
loose one's patience v. dinden imandan çıkmak
set loose v. serbest bırakmak
break loose v. kurtulmak
loose one's senses v. çıldırmak
play fast and loose with v. çarpıtmak
be at a loose end v. boşta olmak
cut loose v. ilişkiyi kesmek
go on the loose v. çapkınlık yapmak
be on the loose v. dağıtmak
loose out v. boşa harcamak
get loose v. gevşemek
cut loose from v. yakasını kurtarmak (denetim/baskı vb'nden)
come loose v. çözülmek
cut loose from v. ayrılmak (bir yerden/gruptan)
let loose v. serbest bırakmak
come loose v. gevşemek
cut loose v. vazgeçmek
loose hair v. saçlarını açmak
cut somebody loose v. çözmek
cast loose v. ayırmak
turn loose v. salıvermek
play fast and loose with v. aldatmak
cut loose from v. yakasını sıyırmak (denetim/baskı vb'nden)
let loose v. salıvermek
loose off v. ateş etmek
work loose v. çözülmek
be at loose ends v. serbest olmak
work loose v. açılmak
loose one's footing v. ayağı kaymak
cut loose v. açmak
come loose v. açılmak
twist loose v. kanırtmak
play fast and loose with v. oynamak
break loose v. kopmak (kıyamet)
loose off at v. parlamak
loose off v. ateşlemek
cut loose v. çözmek
cut loose v. aşka gelmek
cut loose from v. yakasını kurtarmak
cut loose from v. ayrılmak (bir yerden)
cut loose v. sökmek
cut loose v. cıvıtmak
cut loose v. kendini tutmamak
cut loose v. baskıdan kurtarmak
cut loose v. bağlarını koparmak
cut loose from v. yakasını sıyırmak
cut loose v. gayrete gelmek
cut loose v. ayrılmak
cut loose v. kurtlarını dökmek
for all hell break loose v. kıyamet kopmak
come loose v. yerinden oynamak
get loose v. yerinden oynamak
pry something loose v. kanırtmak
be on the loose v. kayıplara karışmak
loose hair v. saç açmak
wear one's hair loose v. saçlarını açmak
loose one's seat v. yerinden olmak
be loose v. bol gelmek
loose one's senses v. kafayı çizmek
loose one's senses v. balatayı sıyırmak
loose one's senses v. kafayı yemek
become loose v. sallanmak
become loose v. gevşemek
become loose v. çözülmek
get loose v. sallanmak
break loose from v. -den kopup sallanmak