...-bound - Türkçe İngilizce Sözlük

...-bound

"...-bound" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bound f. sıçramak
bound f. zıplamak
bound f. zıplaya zıplaya gitmek
bound s. bağlı
Genel
bound i. hoplama
bound i. geri tepme
branch bound technique i. dal sınır yöntemi
bound set i. sınır ayrımı
bound i. sıçrayış
bound i. atlayış
bound i. sıçrama
bound i. fırlama
bound i. sekme
least upper bound i. en küçük üst sınır
state bound by market and price mechanism i. piyasa ve fiyat mekanizmasına dayalı devlet
bound i. zıplama
lower bound i. alt sınır
bound book i. ciltli defter
bound i. had
bound i. sınır
bound i. hudut
bed-bound resident i. yaşlılar evinde yaşayan yatalak durumdaki kişiler
bound for i. -e giden
time-bound i. zaman kısıtlaması
weather-bound i. kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi)
bound for i. gitmek üzere
leather bound book i. deri ciltli kitap
bound i. çit
soft-bound i. ciltsiz kitap
bound to be i. mahkum
bound i. istikametinde/yönlü
custom-bound carpet i. özel sipariş halı
bound i. ötesine geçilemeyen sınır
bound i. geçiş sınırı
bound i. giriş sınırı
bound i. ayak değiştirme
bound i. ani ve yoğun heyecan
bound i. bir ayaktan diğer ayağa sekme
bound i. hamle
bound f. sektirmek
bound f. sıçramak
bound f. sınırlamak
be bound up with f. ilgili olmak
bound f. hoplamak
bound f. zıplatmak
bound f. zıplamak
bound f. fırlamak
bound f. kısıtlamak
be bound up with f. bağlı olmak
bound f. sıçratmak
bound f. kuşatmak
bound f. sınırlarını çizmek
bound f. sekmek
bound f. kalgımak
bound f. zıplaya zıplaya gitmek
bound f. sekip geri gelmek
be deeply bound up with f. derinden bağlı olmak
bound f. sınır koymak
duty-bound f. manen kendini borçlu hissetmek
be bound at the limit f. limite bağlı olmak
be bound up f. ait olmak
be bound up f. ilişkisi olmak
be bound up f. bağlı olmak
be bound up f. ilgili olmak
bound one’s wrists f. bileklerini bağlamak
be bound f. doğal/kaçınılmaz/mahkum olmak
be bound to start f. başlayacağı kesin olmak
bound f. bağımlı olmak
bound [obsolete] f. zıplatmak
bound [obsolete] f. sektirmek
bound f. çevrilmek
bound f. seke seke gitmek
bound s. bağlı
bound s. mecbur
well bound s. yolunda giden
bound s. kesin
bound by an oath s. antlı
bound s. gitmek üzere
bound s. düşkün
homeward bound s. evine dönen
homeward bound s. memleket yolunda
bound s. engellenemeyen
bound s. kayıtlı
bound s. ciltlenmiş
bound s. ciltli
east bound s. doğuya giden
homeward bound s. yurda geri gelmekte olan
bound by contract s. sözleşmeye bağlanmış
duty-bound s. görevine bağlı
duty-bound s. vazifesine müdrik
not-bound s. bağlı değil
muscle-bound s. kaslı
bound for s. yönelmiş
rule-bound s. kurallara bağlı
root-bound s. kök-salmış
root-bound s. kökleri düğümlenmiş
context-bound s. bağlam bağımlı
context-bound s. içerik bağımlı
space-bound s. uzaya doğru/uzaya
culture-bound s. kültüre bağlı
wheelchair-bound s. tekerlekli sandalyeye bağlı
bound s. zorunlu
bound up (with) s. (ile) ilişkili
bound up (with) s. (ile) ilgili
bound up (with) s. -e bağlı
bound to be s. muhakkak
bound to be s. kesin
tradition-bound s. geleneğe bağlı
tradition-bound s. geleneklere bağlı
word-bound s. akıcı konuşamayan
word-bound s. kelimelerle kısıtlı
word-bound s. akıcı olmayan
word-bound s. kelimelerle sınırlandırılmış
bound s. birine (teşekkür) borçlu
bound s. yakından bağlantılı
bound s. sargıyla sarılı
bound s. yakından ilgili
bound (by) s. …. ile yükümlü
bound s. sargıyla kaplı
bound (on) [us] s. kararlı
bound s. bağırsakları tıkalı
bound s. kararlı
homeward-bound s. eve yönelik
homeward-bound s. eve yönelmiş
honour-bound s. ahlaklı
honour-bound s. şeref sözü vermiş
muscle-bound s. aşırı gelişmiş kaslarla engellenen
muscle-bound s. esnek olmama ile karakterize olan
muscle-bound s. katı
muscle-bound s. katılık ile karakterize olan
muscle-bound s. (aşırı egzersiz yapma sonucunda) elastik olmayan aşırı gelişmiş kasları olan
gold-bound s. altınla çevrili
rock-bound s. ulaşılmaz
rock-bound s. kayalarla çevrili
rock-bound s. boyun eğmez
rock-bound s. sert
rock-bound s. erişilmez
outward-bound s. dışa bağlı
outward-bound s. (açık denizde) yola koyulmuş
outward-bound s. (açık denize) yola çıkmış
outward-bound s. dışa doğru olacak şekilde bağlı
outward-bound s. yabancı parçalara bağlı
bound by s. ile bir arada tutulan
bound by s. ile bir araya getirilen
bound by s. ile birleştirilen
bound s. sarmak
bound s. istikametinde
bound s. e giden
spell-bound s. büyülenmiş
spell-bound s. aklı başından gitmiş

"...-bound" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Irregular Verb
bound - bound bind f.
Tekstil
büzgülü self-bound dikiş gathered self-bound seam i.
self-bound dikiş self-bound seam i.
Jeoloji
strata-bound tipte strata-bound type i.