| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | cry i. | feryat | ||
|
During the search and rescue, the mother's cry was heartbreaking. Arama kurtarma çalışmaları sırasında annenin feryadı yürekleri parçaladı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | cry i. | ağlama | ||
|
Her cries went on for months. Ağlamaları aylarca sürdü. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | cry i. | haykırış | ||
|
So the cry is "peace and security." Yani bu haykırış "barış ve güvenlik" içindir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | cry f. | haykırmak | ||
|
Hearing the loss of her friend, she started to cry with agony. Arkadaşının kaybını duyunca acı içinde haykırdı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | cry f. | ağlamak | ||
|
Please don't cry over this simple mistake. Bu ufacık hata için ağlama lütfen. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | cry i. | haykırma | ||
| Genel | ||||
| Genel | cry i. | bağırış | ||
|
The cries of puppies broke my heart. Yavru köpeklerin bağırışları içime dokundu. More Sentences |
||||
| Genel | cry i. | çığlık | ||
|
The cries for help of earthquake victims were heard from a distance. Depremzedelerin yardım çığlıkları uzaktan duyuldu. More Sentences |
||||
| Genel | cry i. | haykırmak | ||
|
Hearing the loss of her friend, she started to cry with agony. Arkadaşının kaybını duyunca acı içinde haykırdı. More Sentences |
||||
| Genel | cry i. | çağrı | ||
|
The politician's message on his social account was a cry for unity. Politikacının sosyal medya hesabındaki mesajı bir birleşme çağrısıydı. More Sentences |
||||
| Genel | cry f. | çığlık atmak | ||
|
Your baby will cry, laugh and scream. Bebeğiniz ağlayacak, gülecek ve çığlık atacak. More Sentences |
||||
| Genel | cry f. | bağırmak (hayvan) | ||
|
During the fire some animals were crying loudly at the national park. Yangın sırasında milli parktaki bazı hayvanlar çığlık çığlığa bağırıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | cry f. | ağlamak | ||
|
Please don't cry over this simple mistake. Bu ufacık hata için ağlama lütfen. More Sentences |
||||
| Genel | cry f. | bağırmak | ||
|
I'm tired of my kids crying. Çocuklarımın bağırmasından bıktım. More Sentences |
||||
| Genel | cry f. | yakarmak | ||
|
The patient was alone, crying for help. Hasta yalnız bir şekilde yardım diye yakarıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | cry i. | nida | ||
| Genel | cry i. | yalvarma | ||
| Genel | cry i. | slogan | ||
| Genel | cry i. | avaz | ||
| Genel | cry i. | nara | ||
| Genel | cry i. | ses (hayvana ait) | ||
| Genel | cry i. | ses | ||
| Genel | cry i. | seslenme | ||
| Genel | cry i. | haykırı | ||
| Genel | cry i. | bağırma | ||
| Genel | cry i. | seyyar satıcı bağırışı | ||
| Genel | cry i. | dedikodu | ||
| Genel | cry i. | söylenti | ||
| Genel | cry i. | genel görüş | ||
| Genel | cry i. | genel inanış | ||
| Genel | cry i. | ortak kanı | ||
| Genel | cry i. | savaş narası | ||
| Genel | cry i. | savaş çığlığı | ||
| Genel | cry f. | seslenmek | ||
| Genel | cry f. | açık artırmayla satmak | ||
| Genel | cry f. | ilan etmek | ||
| Genel | cry f. | acil çözüme ihtiyaç duymak | ||
| Genel | cry f. | ivedilikle gerektirmek | ||
| Genel | cry f. | (durum) haykırmak | ||
| Genel | cry f. | yalvarmak | ||
| Genel | cry f. | ısrar etmek | ||
| Genel | cry f. | çok istemek | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | cry i. | (av köpeği) havlayıp uyuma | ||
| Zooloji | cry i. | av köpeği sürüsü | ||
| Zooloji | cry i. | tazı sürüsü | ||
| Zooloji | cry f. | (av köpeği) kovalarken havlamak | ||
| Zooloji | cry f. | (av köpeği) avlanırken havlamak | ||
| Zooloji | cry f. | (av köpeği) avda kokuyu alınca ulumak | ||