embrace - Türkçe İngilizce Sözlük

embrace

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

embrace — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kucaklamak, sarılmak, benimsemek, kabul etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪmˈbreɪs/ – BrE /ɪmˈbreɪs/)
Terim Türü:
Fiil: embrace (embraces – embraced – embracing)
Fiziksel olarak sarılıp kucaklamayı; mecazi olarak da bir fikri, değişimi veya yaklaşımı isteyerek benimsemeyi anlatan fiildir. Latince amplecti (“kucaklamak, çevrelemek”) kökünden Fransızca üzerinden İngilizceye geçmiştir; modern dilde embrace, hem yakınlık hem de stratejik kabulleniş anlamını aynı sıcaklıkla taşıyan çift kanallı bir fiildir.
Eş Anlamlılar:
hug, adopt
Zıt Anlamlılar:
reject, shun

"embrace" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 50 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
embrace f. kucaklamak
She embraced her son and didn't let go.
Oğlunu kucaklayıp sımsıkı sardı.

More Sentences
Genel
embrace i. benimseme
The call to make a cultural U-turn and embrace a culture of responsibility seems to me a very fundamental one.
Kültürel bir U dönüşü yapma ve sorumluluk kültürünü benimseme çağrısı bana çok temel bir çağrı gibi görünüyor.

More Sentences
embrace i. kucaklama
We are facing a war against terrorism that all freedom-loving people must embrace.
Teröre karşı özgürlüğü seven herkesin kucaklaması gereken bir savaşla karşı karşıyayız.

More Sentences
embrace i. kucak
He stood still, locked in his mother's embrace.
Kıpırdamadan öylece durdu, annesinin kucağına kenetlenmişti.

More Sentences
embrace f. kapsamak
Our study embraces a large sample size.
Çalışmamız büyük bir örneklem hacmini kapsamaktadır.

More Sentences
embrace f. benimsemek
It embraces the profoundly militaristic NATO route, tied to United States imperialism.
Birleşik Devletler emperyalizmine bağlı, son derece militarist NATO rotasını benimsemektedir.

More Sentences
embrace f. kucaklaşmak
The two men embrace, then they sit at the table opposite one another.
İki adam kucaklaşır, sonra masada karşılıklı otururlar.

More Sentences
embrace f. sarılmak
We embraced each other before we parted.
Ayrılmadan önce birbirimize sarıldık.

More Sentences
embrace f. kabullenmek
We should embrace that.
Bunu kabullenmeliyiz.

More Sentences
embrace f. hayatına katmak
Lately, she embraced Yoga and meditation.
Son zamanlarda Yoga ve meditasyonu hayatına kattı.

More Sentences
embrace i. kucaklaşma
embrace i. şümul
embrace i. sarılma
embrace i. aguş
embrace f. kuşatmak
embrace f. sarmaş dolaş olmak
embrace f. sevmek
embrace f. koçmak
embrace f. girmek (bir dine)
embrace f. sarmak
embrace f. almak
embrace f. memnuniyetle kabul etmek
embrace f. boynuna sarılmak
embrace f. içine almak
embrace f. kabul etmek (bir dini)
embrace f. ele geçirmek
embrace f. yakalamak
embrace f. kabul etmek
embrace f. bağrına basmak
embrace f. kabul etmek (bir teklifi)
embrace f. içermek
embrace f. bir dini kabul etmek
embrace f. bir dine girmek
embrace f. ihata etmek
embrace f. ele almak
embrace f. sahiplenmek
embrace f. kucak açmak
embrace f. yararlanmak
embrace f. faydalanmak
embrace f. kavramak (anlamak)
embrace f. tamamen anlamak
embrace f. çevrelemek
embrace f. sarmak
embrace f. kuşatmak
embrace f. çembere almak
Hukuk
embrace f. meşru olmayan yollardan jüriyi etkilemeye çalışmak
embrace f. jüriye rüşvet vermek
embrace f. rüşvetle yargıyı etkilemeye çalışmak
Osmanlıca
embrace f. şümulüne almak
Eski Kullanım
embrace f. şamil olmak

"embrace" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
embrace reflex i. moro refleksi
be locked in a close embrace f. sarmaş dolaş olmak
embrace one another f. kucaklaşmak
embrace a career f. bir mesleği seçmek
embrace a philosophy f. felsefe edinmek
re-embrace f. yeniden kucaklamak
re-embrace f. yeniden sarmak
re-embrace f. yeniden içermek
re-embrace f. yeniden kabul etmek
re-embrace f. yeniden içine almak
re-embrace f. yeniden ele almak
in a close embrace zf. sarmaş dolaş
Konuşma Dili
eee (embrace, extend, and extinguish) expr. al, büyüt, rakipsiz ol
eee (embrace, extend, and extinguish) expr. al, geliştir, en iyisi ol
embrace, extend, and extinguish expr. al, geliştir, en iyisi ol
embrace, extend, and extinguish expr. al, büyüt, rakipsiz ol
Deyim
embrace an opinion f. aklı yatmak
Psikoloji
embrace reflex i. kucaklama refleksi
Star Wars
embrace of pain chamber i. acının kucağı odası