| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lock i. | kilit | ||
|
Picking these types of locks is quite easy. Bu tür kilitleri açmak oldukça kolaydır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | lock f. | kilitlemek | ||
|
Don't forget to lock your cabinet before leaving the school. Okuldan ayrılmadan önce dolabınızı kilitlemeyi unutmayın. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lock i. | bukle | ||
|
The woman has long red long locks hanging onto her back. Kadının sırtına doğru sarkan uzun kırmızı bukleleri var. More Sentences |
||||
| Genel | lock i. | kilitlenme | ||
|
We like to lock in long-term projects. Uzun vadeli projelere kilitlenmeyi seviyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | lock i. | kanal havuzu | ||
|
The ship entered the lock. Gemi kanal havuzuna girdi. More Sentences |
||||
| Genel | lock i. | kilit | ||
|
Picking these types of locks is quite easy. Bu tür kilitleri açmak oldukça kolaydır. More Sentences |
||||
| Genel | lock i. | ön tekerlek dönme derecesi | ||
|
The wheel has 2.5 turns from lock to lock. Tekerlek, ön tekerlek dönme derecesi bakımından 2,5 tura sahiptir. More Sentences |
||||
| Genel | lock f. | kitlemek | ||
|
I went to bed after locking all the doors and windows. Tüm camları ve kapıları kitledikten sonra uyudum. More Sentences |
||||
| Genel | lock f. | hapsetmek | ||
|
James and Emma are locked into a bitter dispute. James ve Emma sert bir tartışmaya hapsolmuş durumdalar. More Sentences |
||||
| Genel | lock f. | kilitlemek | ||
|
Don't forget to lock your cabinet before leaving the school. Okuldan ayrılmadan önce dolabınızı kilitlemeyi unutmayın. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | lock i. | kilit | ||
|
Picking these types of locks is quite easy. Bu tür kilitleri açmak oldukça kolaydır. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | lock i. | perçem | ||
|
The mother brushed a lock of hair off the boy's forehead. Annesi çocuğun alnındaki bir saç perçemini fırçaladı. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | lock i. | (ragbide) yardımcı forvet | ||
|
I used to play as a lock on the school team. Eskiden okul takımında yardımcı forvet olarak oynardım. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lock i. | kilitli şey | ||
| Genel | lock i. | saç lülesi | ||
| Genel | lock i. | gemileri farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz | ||
| Genel | lock i. | lüle | ||
| Genel | lock i. | boyunduruk | ||
| Genel | lock i. | silah çakmağı | ||
| Genel | lock i. | kilitleme | ||
| Genel | lock i. | lok | ||
| Genel | lock i. | geçiş havuzu | ||
| Genel | lock i. | yükseltme havuzu | ||
| Genel | lock i. | kapalı büğet | ||
| Genel | lock i. | lok (panama kanalı gibi) | ||
| Genel | lock i. | havuz kapağı | ||
| Genel | lock i. | aşıklı mil aşığı | ||
| Genel | lock i. | kapak | ||
| Genel | lock i. | bir soyadı | ||
| Genel | lock i. | kol kitleme | ||
| Genel | lock f. | durdurmak | ||
| Genel | lock f. | kapanmak | ||
| Genel | lock f. | kilit vurmak | ||
| Genel | lock f. | gemiyi kapalı bir kanal içinden geçirmek | ||
| Genel | lock f. | kenetlenmek | ||
| Genel | lock f. | bağlamak (para) | ||
| Genel | lock f. | kapamak | ||
| Genel | lock f. | takılmak | ||
| Genel | lock f. | bağlamak | ||
| Genel | lock f. | kapatmak | ||
| Genel | lock f. | kanal havuzuna sokmak | ||
| Genel | lock f. | birbirine geçirmek | ||
| Genel | lock f. | bloke etmek | ||
| Genel | lock f. | örülmek | ||
| Genel | lock f. | birbirine geçmek | ||
| Genel | lock f. | kilitlenmek | ||
| Genel | lock f. | sıkıca ve kuvvetlice kapamak | ||
| Genel | lock f. | sarılmak | ||
| Genel | lock f. | (bilgi vb.) erişimi engellemek | ||
| Genel | lock s. | kilitlenebilir | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | lock f. | para bağlamak | ||
| Ticaret/Ekonomi | lock f. | kredi için (faiz oranını) ayarlamak | ||
| Ticaret/Ekonomi | lock f. | kredi için (faiz oranını) teminat altına almak | ||
| Ticaret/Ekonomi | lock f. | kolayca nakde çevrilemeyecek şekilde yatırım yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | lock i. | kilit ikaz lambası | ||
| Teknik | lock i. | hava hücresi | ||
| Teknik | lock i. | hava cebi | ||
| Teknik | lock i. | hava kilidi | ||
| Teknik | lock i. | metal levhanın üst üste bindirilmiş kenarlarının katlanmasıyla yapılan ek yeri | ||
| Teknik | lock i. | sahada çitin köşe panelleriyle oluşturulan üçgen alan | ||
| Teknik | lock i. | bağdadi tekniğinde çıtaların üzerine vurulan sıva | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | lock f. | (manyetik bant veya diskin) içeriğine erişimi engelleyecek şekilde çalışmasını durdurmak | ||
| Bilgisayar | lock f. | (dosyanın) değiştirilmesini önlemek | ||
| Bilgisayar | lock f. | (dosyanın) silinmesini önlemek | ||
| Bilgisayar | lock expr. | kilitle | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | lock i. | (yün, pamuk) küçük tutam | ||
| Tekstil | lock i. | (yün, pamuk) küçük öbek | ||
| Tekstil | lock i. | tek bir pamuk kozası hücresinde bulunan pamuk tiftiği | ||
| Tekstil | lock i. | pamuk kozası topu | ||
| Tekstil | lock i. | pamuk kozası hücresi | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | lock i. | direksiyon tur sayısı | ||
| Otomotiv | lock f. | kenetlenmek | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | lock i. | çitin iki panelinin birbirine takıldığı birleşme yeri | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | lock i. | su akışını kontrol etmek üzere kapıları olan bir kanal veya nehirin ayrılmış kısmı | ||
| Denizcilik | lock i. | ıskarmoz | ||
| Denizcilik | lock i. | kürek yatağı | ||
| Denizcilik | lock i. | kürek lumbarı | ||
| Denizcilik | lock f. | kanal içinde gemileri bir noktadan diğerine yükseltmek | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | lock i. | meç | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | lock i. | balık asansörü | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | lock i. | saman balyası | ||
| Tarım | lock i. | saman yığını | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | lock i. | ateşleme tertibatı | ||
| Silah/Atıcılık | lock i. | ateşli bir silahta dolgu veya şarjı patlatmak için kullanılan mekanizma | ||
| Silah/Atıcılık | lock i. | çakmak | ||
| Silah/Atıcılık | lock i. | yivsiz silahlarda ateşleme mekanizması | ||
| Spor | ||||
| Spor | lock i. | güreşte rakibin vücudunun bir kısmına kilitlenilen tutuş | ||
| Spor | lock i. | (ragbi) hücum hattının ikinci sırasını oluşturup ön hattaki forvetlere destek olan iki oyuncu | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | lock i. | faaliyet | ||
| Eski Kullanım | lock i. | ilerleme | ||
| Eski Kullanım | lock i. | uygulama | ||
| Eski Kullanım | lock i. | ritüel | ||
| Eski Kullanım | lock i. | çalıntı malları alan kimse | ||
| Eski Kullanım | lock i. | çalıntı malların konulduğu yer | ||
| Eski Kullanım | lock i. | albeni | ||
| Eski Kullanım | lock i. | çekicilik | ||
| Eski Kullanım | lock i. | cazibe | ||
| Eski Kullanım | lock i. | ayartma | ||
| Eski Kullanım | lock i. | baştan çıkarma | ||
| Engineering | ||||
| Engineering | lock i. | hidrolik sistemde borudaki sıvı akışını durduran veya yavaşlatan kabarcık | ||
| Wrestling | ||||
| Wrestling | lock i. | kavrama | ||
| Wrestling | lock i. | yakalama | ||