Save - Türkisch Englisch Wörterbuch

Save

Bedeutungen von dem Begriff "Save" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 71 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
save n. kurtarma
save v. kurtarmak
save v. (para) biriktirmek
save v. biriktirmek
General
save n. sayıyı önleme
save n. (kaleci) kurtarış
save v. bağışlamak
save v. idareli harcamak
save v. kusuruna bakmamak
save v. muhafaza etmek
save v. kayda geçirmek
save v. engellemek
save v. ayırmak
save v. artırmak
save v. tasarruf etmek
save v. tutmak
save v. biriktirmek
save v. kurtarmak
save v. korumak
save v. (para) biriktirmek
save v. idareli kullanmak
save v. kazandırmak
save v. saklamak
save v. para biriktirmek
save v. gereksiz hale getirmek
save v. korumak
save v. kaçındırmak
save v. önlemek
save v. tasarruf ettirmek
save v. yakalamak
save v. yetişmek
save v. zamanında yetişmek
save prep. başka
save prep. haricinde
save prep. yalnız
save prep. hariç
save prep. ancak
save prep. dışında
save prep. gayri
save prep. -den başka
save conj. olmasaydı
save conj. fakat
save conj. haricinde
save conj. ama
save conj. yine de
save conj. şu var ki
save conj. '-mezse
save conj. '-mazsa
save conj. -mediği sürece
Trade/Economic
save v. tasarrufta bulunmak
Technical
save v. korumak
save v. kurtarmak
save v. kaydetmek
save v. saklamak
Computer
save n. kaydetme
save n. saklama
save n. kaydedilmiş dosya türü
save n. kayıt
save v. kaydetmek
save expr. kaydet
Geography
save n. sava nehri
save n. avrupa'nın güneydoğusunda bir nehir
save n. afrika'nın güneydoğusunda bir nehir
Sport
save n. top kurtarma
save n. sayıyı engelleme
save v. (top) durdurmak
save v. (top) kurtarmak
save v. (top) önünü kesmek
Baseball
save v. rakip atıcının sayı almasını önlemek
Archaic
save v. açıklamak
save v. hesap vermek

Bedeutungen, die der Begriff "Save" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
enforced save n. çalışanların tasarrufa teşvik edilmesi
save-all n. atık-önleyici
save the date n. düğüne davet etmek amacıyla gönderilen ön davetiye
power save mode n. enerji tasarrufu modu
power save mode n. güç tasarrufu modu
save-all n. şamdan
save-all [dialect] n. önlük
save-all [dialect] n. iş tulumu
save-all [dialect] n. tulum
save-all n. bir tür mumluk
save-all [dialect] n. paragöz kimse
save-all [dialect] n. cimri kimse
save-all [dialect] n. kumbara
save up v. biriktirmek
save life v. hayat kurtarmak
save one's skin v. sağ kurtulmak
save time v. zaman kazanmak
save face v. görünüşü kurtarmak
save face v. başını dik tutmak
save one's life v. canını kurtarmak
save for v. para biriktirmek
save up v. para biriktirmek
save one's face v. itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak
save one's face v. yiğitliğe leke sürmemek
save one's skin v. postu kurtarmak
save money v. para biriktirmek
save on v. idareli kullanmak
save one's skin v. başını kurtarmak
save one's skin v. paçayı kurtarmak
save on v. tasarruf etmek
save oneself v. başının çaresine bakmak
save money v. para tutmak
save time v. zamandan kazanmak
save time v. zamandan tasarruf etmek
save the changes v. değişiklikleri kaydetmek
save the world v. dünyayı kurtarmak
save somebody from death v. ölmekten kurtarmak
save somebody from death v. ölümden kurtarmak
save the house from demolition v. evi yıkımdan kurtarmak
save the building from demolition v. binayı yıkımdan kurtarmak
save one's place v. yerini tutmak
save the day v. günü kurtarmak
save someone from the wreckage v. enkaz altından kurtarmak
save someone from the wreckage v. göçük altından kurtarmak
save someone from the wreckage v. göçükten kurtarmak
save someone from the wreckage v. enkazdan kurtarmak
save someone's life v. hayatını kurtarmak
save time v. zaman kazandırmak
save the situation v. hızır gibi yetişmek
save money v. tasarruf etmek
save one’s honor v. namusunu korumak
save one’s honour v. namusunu korumak
save on v. israfından kaçınmak
save as v. yeni adla saklamak
save one's breath v. boşuna soluk tüketmemek
save one's breath v. nefesini boşuna tüketmemek
save up v. tasarruf sağlamak
save one's life v. hayatını kurtarmak
save on energy v. enerjiden tasarruf etmek
save one’s life v. hayatını kurtarmak
save something for the right occasion v. bir şeyi uygun bir zamana saklamak
save someone the trouble v. birini zahmetten kurtarmak
save the cost v. maliyeti kurtarmak
save the lives of two men v. iki adamın hayatını kurtarmak
save money up v. para biriktirmek
save everybody's lives v. herkesin hayatını kurtarmak
save the marriage v. evliliği kurtarmak
save oneself v. kendini kurtarmak
save money for something v. bir şey için para biriktirmek
save a seat on the bus v. birine otobüste yer ayırmak
save someone from the attacker v. birini saldırgandan kurtarmak
save the photographs from the fire v. fotoğrafları yanmaktan kurtarmak
save space v. (telefonda vb) yer kazanmak
save the hostages v. rehineleri kurtarmak
save a seat v. yer tutmak
save appearances v. görüntüyü kurtarmak
save someone from drowning v. birini boğulmaktan kurtarmak
save appearances v. nezih bir görüntü oluşturmak
save [obsolete] v. yaşamasına izin vermek
save [obsolete] v. öldürmemek
save [obsolete] v. (hayatını) bağışlamak
save-all adj. pinti
save-all adj. cimri
save-all adj. cebinde akrep olan
save-all adj. eli sıkı
save that adv. ancak
save for prep. hariç
save that conj. yalnız
god save us interj. tanrı bizi korusun
god save the king interj. tanrı kralı korusun
Phrasals
save up for something v. bir şey için para biriktirmek
save money toward something v. (bir şey almak/belli bir amaç/hedef için) para biriktirmek
save (an amount of) (money) on (something) v. (bir şeyden belli bir miktar) tasarruf etmek
save (money) on something v. bir şeyden (belli bir miktar) tasarruf etmek
save (an amount of) (money) on (something) v. (bir şey) için (belli bir miktar daha az para) harcamak
save (money) on something v. bir şey için (belli bir miktar daha az para) harcamak
save for (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) başka
save (something) as (something else) v. (bir bilgisayar dosyasını bir şey) olarak kaydetmek
save for (someone or something) v. (biri/bir şey) için ayırmak
save for (something) v. (bir şey) için para biriktirmek
save for (someone or something) v. (biri/bir şey) haricinde
save from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) kurtarmak/korumak
save from (something) v. (iflastan) kurtarmak/döndürmek
save for (someone or something) v. (biri/bir şey) için tutmak
save from (something) v. (başarısızlıktan) kurtarmak
save from (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) elinden almak/kurtarmak
save for (something) v. (bir şey) için kenara para koymak
save from v. -den korumak
save from v. -den kurtarmak
save down v. (bir bilgisayar dosyasını) kaydetmek/yedeklemek
save from (someone or something) v. (tehlikeli birinden/bir durumdan) kurtarmak
save toward (something) v. (bir şey) almak için para biriktirmek
save for (something) v. (bir şey) almak için para biriktirmek
save (something) as (something else) v. (bir bilgisayar dosyasını bir formatta) kaydetmek
save toward (something) v. (bir şey) için kenara para koymak
save (something) as (something else) v. (bir bilgisayar dosyasını bir isimle) kaydetmek
save toward (something) v. (bir şey) için para biriktirmek
save for (someone or something) v. (biri/bir şey) dışında
Phrases
save ground v. (yarış atı) hipodrom içinde koşmak
save ground v. (yarış atı) hipodrom içinde koşturmak
save your energy save your money expr. enerjini boşa harcama paran cebinde kalsın
god save britain expr. tanrı britanya'yı korusun
god save the queen expr. tanrı kraliçeyi korusun
save my earth expr. dünyamı kurtar
save our souls expr. ruhlarımızı kurtarın
save your reverence expr. bağışlayın
save your reverence expr. affınıza sığınırım
Proverb
save up something for a rainy day ak akçe kara gün içindir
save for a rainy day ak akçe kara gün içindir
beauty will save the world dünyayı güzellik kurtaracak
prophet is not without honor save in his own country düşmanı dışarıda aramaya gerek yoktur
a prophet is not without honor save in his own country düşmanı dışarıda aramaya gerek yoktur
a prophet is not without honor save in his own country insana ne gelirse yakınından gelir
prophet is not without honor save in his own country insana ne gelirse yakınından gelir
a prophet is not without honor save in his own country bir peygamber, kendi memleketinden, akraba çevresinden ve kendi evinden başka yerde hor görülmez
a prophet is not without honor save in his own country sakalım yok ki sözüm dinlensin
a prophet is not without honor save in his own country kimse kendi memleketinde peygamber olamaz
Colloquial
save one's bacon v. durumunu kurtarmak
save one's bacon v. canını kurtarmak
save someone's skin v. imdadına yetişmek
save someone's skin v. yardım etmek
save someone's bacon v. yardımına yetişmek
save someone's skin v. yardımına yetişmek
save someone's bacon v. imdadına yetişmek
save someone's neck v. imdadına yetişmek
save someone's neck v. yardımına yetişmek
save someone's bacon v. birinin kıçını kurtarmak
save someone's neck v. birinin kıçını kurtarmak
save someone's skin v. yardımına koşmak
save someone's bacon v. yardım etmek