cross - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

cross

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "cross" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 90 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
cross v. karşıya geçmek
cross n. çarmıh
cross n. haç
cross n. çarpı
cross adj. çapraz
General
cross v. öbür tarafına geçmek
cross v. kesişmek
cross v. geçirmek
cross v. geçişmek
cross v. kesiştirmek
cross v. çaprazlaştırmak
cross v. üst üste atmak
cross v. bozmak
cross v. çakışmak
cross v. geçmek
cross v. kavuşturmak (kolları)
cross v. darılmak
cross v. melez ırk üretmek
cross v. karşılaşmak
cross v. atlatmak
cross v. geçmek (karşıdan karşıya)
cross v. melezlemek
cross v. (karşıya) geçmek
cross v. karşıdan karşıya geçmek
cross v. engellemek
cross v. haç işareti yapmak
cross v. üstüne çizgi çizmek
cross v. çapraz çizgiler çizmek
cross v. çizgi çizmek
cross v. çizmek
cross v. -e karşı gelmek
cross v. kızmak
cross n. istavroz parça
cross n. keder
cross n. melez
cross n. salip
cross n. istavroz
cross n. elem
cross n. put
cross n. musibet
cross n. çapraz işareti
cross n. dert
cross n. çarpı işareti
cross n. artı işareti
cross n. çile
cross n. cefa
cross n. gam
cross n. mukabil
cross n. hile
cross n. ıstavroz
cross n. kırma
cross n. geminin veya uçağın rotasına aykırı esen (rüzgar)
cross adj. titiz
cross adj. karşıt
cross adj. dargın
cross adj. hilekar
cross adj. aksi
cross adj. kızgın
cross adj. ters
cross adj. küskün
cross adj. gücenik
cross adj. öfkeli
cross adj. çaprazlama
cross adj. aykırı
cross adj. zıt
cross adj. kesişen
cross adj. küs
cross adj. huysuzlanmış
cross adj. düzenbaz
cross adj. hırçın
cross adj. huysuz
Trade/Economic
cross aşmak
Technical
cross karşıt
cross istavroz parçası
cross melanj
cross karşıdan karşıya geçmek
cross çaprazlamak
cross çapraz
cross ikili müstakil devre iletkenleri arasındaki bir elektrik kontağı
cross maden giriş katı
Computer
cross çapraz kesişme
Aeronautic
cross düz uçuş
cross uçak ve uçuş koşulları için en uygun sürat ve yükseklikteki uçuş
Medical
cross çapraz direnç
Astronomy
cross güneyhaçı (takımyıldızı)
Places
cross wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
cross irlanda'da yerleşim yeri
Sport
cross kros
Football
cross orta
Music
cross çaprazlama yapmak

Bedeutungen, die der Begriff "cross" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
be cross v. küsmek
cross-examine v. çaprazlama sorgulamak
get/be cross (with somebody) v. küsmek
General
(someone's path) cross with someone else v. yolları kesişmek
(someone's path) cross with someone else v. yolu kesişmek
(something) to never cross (one's) mind v. aklının ucundan geçmemek
be at cross-purposes v. farklı amaçlara hizmet etmek
be at cross-purposes v. farklı amaçlarda olmak
be at cross-purposes v. yanlış anlamak
be cross v. darılmak
be cross v. kızmak
be cross v. sinirlenmek
be cross v. küsmek
be cross v. asabı bozulmak
be cross examined v. çapraz sorguya çekilmek
be cross examined v. çapraz sorguya alınmak
be cross with v. dargın olmak
be cross with one's luck v. bahtına küsmek
be cross with somebody v. kızmak
be cross with somebody v. küsmek
be cross with somebody about something v. kızmak
be cross-examined v. sorgulanmak
be slightly cross-eyed v. gözü kaymak
become cross v. titizlenmek
criss-cross the bosphorus v. boğazı/iki yönlü/gidiş geliş/karşılıklı geçmek
cross diagonally v. çapraz geçmek
cross each other v. karşılaşmak
cross into v. -e girmek
cross into v. -e geçmek
cross legs v. ayak ayak üstüne atmak
cross of v. silmek
cross of v. üstünü çizmek
cross off v. adını listeden çıkarmak
cross off v. üstünü çizip çıkarmak
cross off v. listeden silmek
cross one's arms v. kollarını kavuşturmak
cross one's fingers v. şans dilemek
cross one's legs v. bağdaş kurmak
cross one's legs v. ayak ayak üstüne atmak
cross one's legs v. bacaklarını uzatmak
cross one's legs v. ayaklarını uzatmak
cross one's legs v. bacak bacak üstüne atmak
cross one's mind v. aklından geçmek
cross one's mind v. aklına gelmek
cross one's mind v. hatırına gelmek
cross one's t's v. özen göstermek
cross oneself v. istavroz çıkarmak
cross oneself v. haç çıkarmak
cross out v. üstünü çizmek
cross out v. karalamak
cross out v. çizdirmek
cross out v. çizmek
cross out v. listeden silmek
cross out v. silmek
cross out v. üstünü çizerek iptal etmek
cross over v. üzerinden geçirmek
cross over v. üstünden geçirmek
cross over v. üstünden geçmek
cross over v. karşıya geçmek
cross over v. üzerinden geçmek
cross over v. karşıdan karşıya geçmek
cross somebody's hand v. rüşvet vermek
cross somebody's path v. yolunu kesmek
cross somebody's path v. işini bozmak
cross someone's path v. yolları kesişmek
cross someone's path v. yolu kesişmek
cross something off v. karalamak
cross something out v. karalamak
cross state lines v. eyalet sınırlarını aşmak
cross swords v. ağız dalaşına girmek
cross swords with v. ile kavga etmek
cross swords with v. ağız kavgası etmek
cross swords with v. biriyle atışmak
cross swords with v. ile çekişmek
cross the ball into the penalty area v. ceza sahasına orta yapmak
cross the border v. yurt dışına çıkış yapmak
cross the border v. sınırı geçmek
cross the border illegally v. yasadışı yollardan sınırı geçmek
cross the border illegally v. yasadışı yollarla sınırdan geçmek
cross the bridge v. köprüden geçmek
cross the bridge v. köprüyü geçmek
cross the frontier v. sınırı geçmek
cross the limits v. sınırları aşmak
cross the line v. fazla ileri gitmek
cross the line v. sınırı aşmak
cross the line v. çizgiyi geçmek
cross the mountains v. dağları aşmak
cross the ocean v. okyanusu aşmak
cross the respect line v. saygı sınırını aşmak
cross the river v. nehrin karşısına geçmek
cross the road v. yolun karşısına geçmek
cross the rubicon v. dönülmeyecek bir karar vermek
cross the sea v. deniz aşmak
cross the sea v. denizi aşmak
cross the styx v. ölmek
cross under v. altından geçmek
cross under v. altından geçirmek
cross with somebody v. kızmak
cross with somebody about something v. kızmak
cross your legs v. bacak bacak üstüne atmak
cross-dress v. karşı cinsin giydiği elbiseleri giymek
cross-examine v. sıkıştırmak
cross-examine v. sorguya çekmek
cross-examine someone v. birisini çapraz sorguya çekmek
cross-examine someone v. birisini çapraz sorgulamak
cross-fertilise v. dışarıdan etkilemek
cross-fertilise v. çaprazlama döllemek
cross-fertilize v. dışarıdan etkilemek
cross-fertilize v. çaprazlama döllemek
cross-question v. sorgulamak
double cross v. aldatmak
double-cross v. dolandırmak
double-cross v. kazıklamak
double-cross v. kazık atmak
double-cross v. ihanet etmek
double-cross v. sırtından vurmak
double-cross v. aldatmak
double-cross v. ikiyüzlülük etmek
double-cross v. kancıklık etmek
feel cross with v. dargın hissetmek
get/be cross (with somebody) v. birine küsmek
go through a cross-examination v. sorgulanmak
go through a cross-examination v. sorgudan geçmek
look cross v. sinirli bakmak
look cross-eyed v. şaşı bakmak
look cross-eyed at v. yan gözle bakmak
make a cross-border operation v. sınır ötesi operasyon yapmak
perform a cross-border operation v. sınır ötesi operasyon yapmak
put a cross v. çarpı koymak
serve at cross purposes v. farklı amaçlara hizmet etmek
serve at cross purposes v. aynı amaca hizmet etmemek
sit cross-legged v. bağdaş kurmak
sit cross-legged v. bağdaş kurarak oturmak
sit cross-legged v. bağdaş kurarak oturmak
sit in a cross-legged position v. bağdaş kurarak oturmak
wait for a permission to cross the border v. sınırdan geçmek için izin beklemek
calvary cross n. kalvari haçı
criss-cross diagonals n. çift çapraz diyagonaller
crooked cross n. gamalı haç
cross action n. mukabil dava
cross border n. sınır ötesi
cross boundary communication n. sınır ötesi iletişim
cross boundary communication n. sınır ötesi haberleşme
cross breeding n. melezleme
cross breeding n. birbirinden farklı iki hayvan türünü çiftleştirme
cross breeding n. melez ırk yetiştirme
cross correlation n. çaprazilinti
cross covariance n. çaprazdeğişinti
cross current n. çapraz akım
cross examination n. çapraz sınama
cross examination n. sorguya çekme
cross eye n. şaşılık
cross fire n. yaylım ateşi
cross foreign exchange rate n. çapraz döviz kuru
cross haul n. halatla yükleme (kamyonla vb)
cross haul n. halatla yükleme
cross level n. tekerlek eğriliği
cross participation n. karşılıklı katılım
cross ply n. çapraz kat
cross purposes n. çelişen amaçlar
cross purposes n. aykırılık
cross reference n. dipnot
cross reference n. gönderme
cross reference n. çapraz ilgi
cross reference n. çapraz-başvuru
cross rhyme n. çapraz kafiye
cross scheduling n. çapraz programlama
cross section n. transeksiyon
cross section n. enine kesit
cross section n. kesit
cross section n. enkesit
cross sectional data n. enlemesine veri
cross site scripting n. siteler arası betik çalıştırma
cross site scripting n. siteler ötesi betik çalıştırma
cross slide n. çapraz kızak
cross spar n. uçurtmalarda ortaya dik olarak gelen çıta
cross stitch chart n. kanaviçe şema
cross stitch patterns n. kanaviçe örnekleri
cross street n. enine yol
cross street n. çapraz yanyol
cross talk n. tartışma
cross talk n. cızırtı
cross vault n. haç tonoz
cross word n. çapraz bulmaca
cross word n. bulmaca
cross-arm n. çapraz kol
cross-ball n. orta
cross-bench n. parlementoda bağımsızların oturacak yerleri
cross-country n. kros kayağı
cross-country n. kayak krosu
cross-country n. kros
cross-country n. kır koşusu
cross-country race n. kır koşusu
cross-country running n. kros koşusu
cross-country skiing n. kros kayağı
cross-country skiing n. kır kayağı
cross-country skiing n. kayak krosu
cross-country tyre n. arazi lastiği
cross-cousin marriage n. akraba evliliği
cross-cultural awareness n. kültürler arası farkındalık
cross-cultural communication n. kültürler arası iletişim
cross-cultural communication n. kültürlerarası iletişim
cross-cultural studies n. kültürlerarası çalışmalar
cross-docking n. çapraz yükleme
cross-dominance n. her iki elini de kullanma
cross-dominance n. çapraz baskınlık
cross-examination n. sorgu
cross-examine n. çapraz sorgu
cross-eye n. göz kayması
cross-grid n. çapraz ızgara
cross-guard n. balçak
cross-language information retrival n. dillerarası bilgi geri alma
cross-purposes n. yanlış anlama
cross-purposes n. aykırılık
cross-purposes n. zıtlık
cross-reference n. gönderme
cross-reference n. kitapta gönderme
cross-reference n. iç gönderme
cross-roads n. kavşak
cross-roads n. dörtyolağzı
cross-section n. arakesit
cross-section n. profil
cross-section n. ortalama
cross-section study n. yatay inceleme
cross-sectional paper n. milimetrik kağıt
cyclo cross n. bisiklet krosu
descent from the cross n. isa'nın çarmıhtan indirilmesi
double cross n. aldatma
hot cross bun n. çörek
inverted cross n. ters haç
latin cross n. haç
maltase cross n. malta haçı
multi-discipline and cross sectors n. çok disiplinli ve etkileşimli sektörler
papal cross n. papalık haçı
patriarchal cross n. patrik haçı
red cross n. kızılhaç
red cross n. kızıl haç
red cross blood center n. kızılhaç kan merkezi
red cross doctor n. kızılhaç doktoru
stations of the cross n. çarmıh durakları
tau cross n. tau haçı
tau cross n. haç
the cross n. put
the cross n. haç hristiyanlığın simgesi
the cross n. haç
the red cross n. kızılhaç
the sign of the cross n. haç işareti
true cross n. hz. isa'nın gerildiği çarmıhın kalıntıları olduğuna inanılan parçalara verilen ad
victoria cross n. kahramanlık nişanı
as cross as two sticks adj. huysuz
as cross as two sticks adj. siniri tepesinde
criss-cross adj. çapraz çizgili
cross bred adj. melez
cross breed adj. melez
cross country adj. ülkeyi boydan boya geçen
cross domain adj. etki alanları arası
cross eyed adj. şaşı
cross legged adj. bacak bacak üstüne atmış
cross linguistic adj. farklı dillere ait
cross sectional adj. kesitsel
cross shaped adj. haçsı
cross shaped adj. haç biçimli
cross shaped adj. haç biçimi
cross with adj. kavgalı
cross-continental adj. kıtalar arası
cross-continental adj. kıta aşırı
cross-continental adj. kıtalararası
cross-country adj. bir uçtan öbür uca
cross-country adj. araziden geçen
cross-country adj. yoldan geçmeyen
cross-country adj. ülkeyi baştan başa kateden
cross-cultural adj. kültürler arası
cross-dressing adj. karşı cinsin giydiği kıyafetleri giyen
cross-examined adj. çapraz sorgulamaya tabi tutulmuş
cross-examined adj. çapraz sorgulanmış
cross-eyed adj. şaşkaloz
cross-eyed adj. şaşı
cross-governmental adj. hükümetlerarası
cross-grained adj. huysuz
cross-grained adj. ters
cross-grained adj. aksi
cross-legged adj. bağdaş kurmuş
cross-listed adj. çapraz listenen
cross-looking adj. sinirli sinirli bakan
cross-matched adj. çapraz karşılaştırılmış
cross-matched adj. çapraz karşılaştırma
cross-national adj. iki veya daha fazla millete dair
cross-national adj. iki veya daha fazla millet ile ilgili
cross-referenced adj. çapraz referanslandırılmış
cross-referenced adj. çapraz referansla ilişkilendirilen
cross-shaped adj. haç şeklinde
shaped like cross adj. haç şeklinde
sitting cross-legged adj. bağdaş
under the cross adj. çaprazın altında
at cross purposes adv. birbirinin maksadına aykırı
cross-legged adv. bağdaş kurarak
in cross direction adv. dikine yönde
in cross direction adv. çaprazına
on the cross adv. ters
on the cross adv. verev
on the cross adv. çaprazlama
a cross from the left/right soldan orta
Phrasals
cross from some place to some place bir yerden bir yere geçmek
cross over into some place (sınırdan vb geçerek) bir yere girmek
cross over into some place (sınırı/köprüyü/nehri vb geçerek) bir yerden bir yere geçmek /gitmek
cross someone up birisine sorun yaratmak
cross someone up birisinin tekerine çomak sokmak
cross someone up birisinin planlarını altüst etmek
cross someone up birisini engellemek
Proverb
cross the stream where it is shallowest kolayına bakmak
cross the stream where it is shallowest işleri mümkün olan en kolay yoldan yapmak
Colloquial
cross my heart vallahi billahi doğru söylüyorum
cross my heart valla billa doğru söylüyorum
cross my heart yemin ederim doğru söylüyorum
cross one's heart and hope to die yemin etmek
cross one's heart and hope to die vallahi billahi demek
cross someone's path rastgelmek
cross someone's path kaza ile rastlaşmak
cross that bridge when you come to it o işi de/onu da zamanı gelince hallederiz
cross the line çizgiyi aşmak
Idioms
a cross somebody has to bear kabullenilmesi gereken sorun
a cross somebody has to bear yerine getirilmesi gereken sorumluluk/zor durum
a cross somebody has to bear katlanılması gereken durum
a cross somebody has to bear katlanılması gereken külfet
a cross somebody has to carry katlanılması gereken durum
a cross somebody has to carry yerine getirilmesi gereken sorumluluk/zor durum
a cross somebody has to carry kabullenilmesi gereken sorun
a cross somebody has to carry katlanılması gereken külfet
a cross to bear katlanılması gereken durum
a cross to bear kabullenilmesi gereken sorun
a cross to bear katlanılması gereken külfet
a cross to carry kabullenilmesi gereken sorun
a cross to carry katlanılması gereken durum
a cross to carry katlanılması gereken külfet
as cross as a bear aşırı ters/huysuz
as cross as a bear aşırı huysuz
as cross as a bear aşırı somurtkan
as cross as a bear with a sore head aşırı somurtkan
as cross as a bear with a sore head aşırı ters/huysuz
as cross as a bear with a sore head aşırı huysuz
as cross as two sticks küplere binmiş
at cross purposes kör dövüşü
be at cross-purposes zıt kutuplarda olmak
be at cross-purposes birbirlerini yanlış anlayıp ters düşmek
be at cross-purposes ayrı telden çalmak
be at cross-purposes birbirini yanlış anlamak
be caught in the cross-fire iki ateş arasında kalmak
be cross with somebody about something kızmak
be in the cross hairs eleştiri oklarının hedefinde olmak
bear one's cross külfete katlanmak
bear one's cross bağrına taş basmak
bear one's cross zorluklara göğüs germek
bear one's cross zorluklarla mücadele etmek
carry one's cross bağrına taş basmak
carry one's cross zorluklara göğüs germek
carry one's cross külfete katlanmak
carry one's cross zorluklarla mücadele etmek
criss-cross applesauce bağdaş kurmak
cross a bridge before one comes to it (bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek
cross a bridge before one comes to it bir şeyin olacağından endişe etmek
cross a hurdle engel aşmak
cross a hurdle üstesinden gelmek
cross a hurdle zorluk aşmak
cross as a bear aşırı huysuz
cross as a bear aşırı ters/huysuz
cross as a bear aşırı somurtkan
cross as a bear with a sore head aşırı huysuz
cross as a bear with a sore head aşırı ters/huysuz
cross as a bear with a sore head aşırı somurtkan
cross fingers birisine şans dilemek
cross my heart (and hope to die) yemin ederim ki
cross my heart (and hope to die) ekmek mushaf çarpsın ki
cross my heart (and hope to die) allah canımı alsın ki
cross my heart (and hope to die) allah belamı versin ki
cross one's fingers for someone birisine şans dilemek
cross one's mind aklından geçmek
cross one's mind aklına gelmek
cross oneself istavroz çıkartmak
cross oneself haç çıkartmak
cross out kalem çekmek
cross paths with somebody yolları kesişmek
cross paths with somebody rastlaşmak
cross paths with someone birisiyle rastlaşmak
cross somebody's path birisinin yoluna çıkmak
cross somebody's path birisiyle rastlaşmak
cross someone's mind birinin aklından geçmek
cross someone's palm with silver avucuna para saymak
cross someone's palm with silver (aldığı hizmetin) karşılığını ödemek
cross swords with someone biriyle bozuşmak
cross swords with someone biriyle hasım olmak
cross that bridge before one comes to it bir şeyin olacağından endişe etmek
cross that bridge before one comes to it (bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek
cross the line haddini aşmak
cross the rubicon geri dönülmeyecek bir şey yapmak
cross the 't's and dot the 'i's noktası virgülüne kadar yapmak
cross the 't's and dot the 'i's kılı kırk yarmak
cross-patch huysuz kimse
cross-patch ters adam
don't cross the bridge before you get there dereyi görmeden paçayı sıvama.
don't cross the bridge 'til you come to it dereyi görmeden paçaları sıvama
dot the i's and cross the t's en küçük ayrıntıya dikkat etmek
dot the i's and cross the t's kılı kırk yarmak
get caught in the cross-fire iki ateş arasında kalmak
in the cross hairs eleştiri oklarının hedefinde
in the cross hairs (görüşlerinden dolayı) topun ağzında
let's cross that bridge when we come to it olmamış bir şey için endişelenmeyelim
look at someone cross-eyed birisine yan gözle bakmak
nail someone to a cross birisini azarlamak
nail someone to a cross birisini azarlayarak yerin dibine sokmak
nail someone to a cross birisini ağır biçimde cezalandırmak
never cross a bridge until you come to it dereyi görmeden paçaları sıvama
talk at cross-purposes zıt kutuplarda olmak
talk at cross-purposes birbirlerini yanlış anlayıp ters düşmek
talk at cross-purposes ayrı telden çalmak
talk at cross-purposes birbirini yanlış anlamak
the way of the cross zorlu ve zahmetli iş
Speaking
are you cross with me? küs müsün bana?
are you cross with me? küs müyüz?
cross my heart vallahi
cross your fingers for me bana şans dile
cross your fingers for me benim için dua et
dot your i's and cross your t's çok dikkatli ol
dot your i's and cross your t's işin doğru yapıldığından emin ol
i am cross küstüm sana
i am cross küsüm sana
i am cross sana küstüm
i am cross with you sana küstüm
i am cross with you küstüm sana
i am cross with you küstüm
you're not cross are you? küsmedin değil mi?
Slang
as cross as a frog in a sock çok gürültü yapan kimse
as cross as a frog in a sock yaygaracı
cross bar hilton hapishane
Trade/Economic
arbitrage through cross rate çapraz kur farklılıklarından doğan arbitraj
broken cross rates bozuk çapraz kurlar
capital adjustments due to cross-ownership karşılıklı iştirak sermaye düzeltmesi
coefficient of cross elasticity çapraz elastikiyet katsayısı
cross a cheque çizgili çek düzenlemek
cross audit karşıt inceleme
cross border shopping yurt dışı alışveriş
cross border shopping sınır aşırı alışveriş
cross border sourcing sınır ötesi tedarik
cross check çizgili çek
cross collateralisation çapraz teminatlandırma
cross collateralization çapraz teminatlandırma
cross currency risk çapraz kur riski
cross disciplinary türdeş alanlı
cross docking çapraz sevkiyat
cross elasticity çapraz elastikiyet
cross elasticity çapraz esneklik
cross elasticity coefficient çapraz elastikiyet katsayısı
cross elasticity of demand talebin çapraz esnekliği
cross entry mukabil giriş
cross entry ters kayıt
cross entry muvazene kaydı
cross exchange çapraz kur
cross exchange rates çapraz döviz kuru
cross exchange rates çapraz kur
cross foreign exchange rates çapraz döviz kurları
cross guarantee çapraz teminat
cross interest gayrisafi faiz
cross markets çapraz pazarlar
cross merchandising çapraz satış/ticaret
cross picketing çapraz grev sözcülüğü
cross picketing grev sırasında rakip iki sendika arasında patlak veren müdahale krizi
cross price elasticity of demand talebin çapraz fiyat esnekliği
cross purchase tek kuvvetçe satın alma
cross rate çapraz kur
cross rate, çapraz kur
cross rates of exchange çapraz döviz kurları
cross section study enine kesit incelemesi
cross section study kesit çalışması
cross section study yatay inceleme
cross section study enine kesit çalışması
cross selling çapraz satış
cross selling çapraz satış
cross trade çapraz işlem
cross trade çapraz işlem
cross trades düzme işlemler
cross trades bir broker’ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemler
cross trades düzmece işlemler
cross trades piyasada yapay bir faaliyet yaratmak amacıyla yapılan düzmece işlemler
cross-border investment yabancı yatırım
cross-border mergers sınır ötesi birleşmeler
cross-border transactions sınır ötesi işlemler
cross-border transfer sınır ötesi transfer
cross-company şirketlerarası
cross-functional görevler arası
cross-functional design team işlevler arası tasarım ekibi
cross-functional involvement süreçler arası katılım
cross-industry adoption sektörler arası benimseme
cross-industry expertise sektörler arası uzmanlık
cross-promote çapraz tanıtım/promosyon yapmak
cross-promotion çapraz promosyon
cross-reference eşleme
cross-sales çapraz satış
cross-sectional study enine kesit çalışması
cross-sectoral sektörler arası
cross-sell çapraz satış
cross-subsidies çapraz sübvansiyonlar