edge - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

edge

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "edge" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 42 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
edge n. eşik (kıyamet/sorun vb)
edge n. köşe
edge n.
edge n. kenar
General
edge v. sokulmak
edge v. keskinletmek
edge v. yan yan gitmek
edge v. kenar yapmak
edge v. kenarına bordür yapmak
edge v. keskinleştirmek
edge v. yaklaşmak
edge v. kenar geçirmek
edge v. sinirlendirmek
edge v. yavaş yavaş ilerletmek
edge v. yanaşmak
edge v. iğrendirmek
edge v. kenarlarını belirginleştirmek
edge v. yan yan ilerlemek
edge v. bir tarafa doğru yavaş yavaş gitmek
edge n. keskinlik
edge n. sırt
edge n. ağız
edge n. üstünlük
edge n. kıyı
edge n. şiddet
edge n. kesit
edge n. keskin kenar
edge n. sınır
edge n. kıran
edge n. hudut
edge n. kenar
edge n. ayrıt
edge n. avantaj
Technical
edge
edge bilemek
edge bıçak ağzı
edge köşe
edge pervaz
Computer
edge kenar çizgili
edge ayrıt
Textile
edge kenar
Math
edge ayrıt

Bedeutungen, die der Begriff "edge" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
edge out v. çekilmek
take the edge off v. azaltmak (öfke vb'ni)
edge away v. yan yan gitmek
be set on edge v. kamaşmak (diş)
set on edge v. kamaştırmak
have an edge on v. bir gömlek üstün olmak
have an edge v. mesafeyi korumak (samimiyet bakımından)
take the edge off v. kaçırmak (keyfi)
edge out v. bırakmak
set someone's teeth on edge v. birini sinirlendirmek
take the edge off one's desires v. nefsini köreltmek
be on the razor's edge v. ölümle kalım arasında olmak
give an edge to v. bilemek
have one's nerves on edge v. asabileşmek
have an edge v. mesafeli olmak (birisiyle)
edge in v. sokulmak
set someone's teeth on edge v. birinin sinirlerini bozmak
edge on v. harekete geçirmek
give an edge to v. açmak (iştahı)
give an edge to v. artırmak (keyif/öfke vb)
perch on the edge of something v. ilişmek
take the edge off v. kapamak (iştahı)
edge on v. dürtmek
live on the razor's edge v. ölümle kalım arasında olmak
be on the razor's edge v. iki ateş arasında kalmak
edge off v. yan yan gitmek
take the edge off v. körletmek
live on the razor's edge v. iki ateş arasında kalmak
sit on the edge of something v. eğreti oturmak
edge on v. zorlamak
be on edge v. sinirleri gergin olmak
have the edge on v. avantajlı olmak
have the edge on somebody v. üstün olmak
get the edge on v. avantajı ele geçirmek
have the edge on v. avantaj sağlamak
have the edge on v. avantajı ele geçirmek
get the edge on v. avantaj sağlamak
get the edge on v. avantaj elde etmek
have the edge on v. avantaj elde etmek
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
be on the edge of a cliff v. uçurumun kenarında olmak
be on edge v. sinirli olmak
cutting edge v. zayıflatmak
give an edge to one's appetite v. iştahını açmak
bring someone to the edge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
be on the edge of v. eşiğine gelmek (yıkımın vb)
have an edge over somebody v. birine karşı avantaj sağlamak
live on the edge v. uçlarda yaşamak
live on the edge v. hayatı uçlarda yaşamak
hone the edge of v. bir şeyin ağzını bilemek
hone the edge of v. bir şeyin ucunu bilemek
trailing edge n. uçurtmanın arka kısmı
cutting edge n. ağız
wire edge n. kılağı
trailing edge n. arka kenar
cutting edge n. bıçak ağzı
leading edge n. önde gelen kenar
keen edge n. ağız
cutting edge technology n. son teknoloji
edge matching n. kenar uyumu
edge effect n. kıyı etkisi
deckle edge n. kağıdın tırtıklı kenarı
leading edge technologies n. son teknolojiler
edge burning n. etek yangını
edge sequence n. ayrıt dizisi
embroidery on the edge of a garment n. oya
knife edge n. bıçak ağzı
sharp edge n. keskin ağız
leading edge spar n. uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıta
lateral edge n. yanal kenar
straight edge n. keskin kenar
straight edge n. düzgün kenar
edge trimmer n. ot biçme makinesi
edge city n. kenar şehir
edge city n. kıyı şehir
thin edge of the wedge n. tehlikeli bir gelişmenin başlangıcı
thin edge of the wedge n. zararlı bir gelişmenin başlangıcı
edge city n. şehir dışındaki yoğun yapılaşma
bottom edge n. alt kenar
cutting edge n. kesici yüz
cutting edge n. kesici kenar
eased edge n. yuvarlatılmış kenar
curved edge n. yuvarlatılmış kenar
edge beam n. kenar enine kirişi
feather edge n. sivri uç
bleeding-edge technology n. prototip teknoloji
bleeding-edge technology n. yeni teknoloji
bleeding-edge technology n. deneysel teknoloji
leading edge n. ön tarafa gelen kenar
cutting-edge technology n. gelişmiş teknoloji
knife-edge n. bıçak ağzı
leading-edge technology n. gelişmiş teknoloji
leading-edge spar n. uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıtası
cutting-edge technology n. son teknoloji
cutting-edge technology n. üstün teknoloji
leading-edge technology n. ileri teknoloji
edge length n. kenar uzunluğu
inner edge n. iç kenar
taxiway edge lights n. taksirut yanı ışıkları
cutting-edge high technology n. ileri teknoloji
cutting edge n. keskin kenar
knife edge n. bıçak sırtı (terazi)
saw edge bread knife n. testere ağızlı ekmek bıçağı
saw edge bread knife n. testereli ekmek bıçağı
sharp edge n. kesici uç
straight edge n. bir kişinin hayatı boyunca alkol, sigara ve uyuşturucudan uzak yaşamayı seçmesi
right hand edge n. sağ köşe
edge of street n. sokak kenarı
on edge adj. aşırı hassas
on edge adj. sinirli
laid edge to edge adj. boydan boya serilmiş
bleeding edge adj. yeni {teknoloji vb}
on edge adj. sabırsız
on edge adj. gergin
on edge adj. endişeli
straight edge adj. düz kenarlı
cutting-edge adj. en ileri (teknoloji vb)
hard-edge adj. keskin hatlı
leading-edge adj. çığır açan
cutting-edge adj. modern
leading-edge adj. modern
broad-edge adj. geniş kenarlı
cutting-edge adj. en son
at the edge of the abyss adv. uçurumun kenarında
on the edge of extinction adv. nesli tükenmek üzere
on a knife-edge adv. gergin
Phrasals
edge away (yoldaki birisinden) yavaş yavaş uzaklaşmak
edge by (someone or something) yanından dikkatlice geçmek
edge out kıl payı geçmek
edge out kıl payıyla geçmek/yenmek
edge out burun farkıyla geçmek/yenmek
Proverb
thin edge of the wedge sıçan geçer yol olur
Colloquial
be on edge aksi olmak
be on edge hassas olmak
be on edge meraklı olmak
be on edge sinirli olmak
be on edge endişeli olmak
on a knife-edge bıçak sırtında
cutting edge en çağdaş
cutting edge en yeni
cutting edge en muasır
Idioms
have the edge over avantajlı olmak
have the edge over somebody üstün olmak
over the edge deli
over the edge keçileri kaçırmış
give the rough edge of one's tongue kalayı basmak
edge someone out kenara itmek
set someone's teeth on edge birinin sinirine dokunmak
on the knife-edge bıçak sırtında
on a knife-edge diken üstünde
on a knife-edge bıçak sırtında
be on the edge of a volcano topun ağzında olmak
have the edge over birine karşı avantajlı durumda olmak
have the edge over daha iyi durumda olmak
have the edge over birinden daha şanslı olmak
take the edge off hafifletmek
take the edge off etkisini azaltmak
take the edge off yumuşatmak
edge in sokulmak
take the edge off şiddetini azaltmak
edge up yanaşmak
edge up sokulmak
edge out kıl payı farkla yenmek
edge in yanaşmak
on edge on sinirleri gerilmiş durumda
on edge on sinirli durumda
on edge on öfkeli ve endişeli durumda
get the edge over avantaj kazanmak
get the edge over üstünlük kazanmak
get the rough edge of someone's tongue sert bir dille eleştirilmek
have the rough edge of someone's tongue şiddetle kınamak
have the edge over avantaj kazanmak
have the rough edge of someone's tongue azarlanmak
give the rough edge of one's tongue şiddetle kınamak
get the rough edge of someone's tongue azarlanmak
have the edge over üstünlük kazanmak
give rough edge of one's tongue şiddetle kınamak
give the rough edge of one's tongue hatasından dolayı azarlamak
have the rough edge of someone's tongue sert bir dille eleştirilmek
have an edge over üstünlük sağlamak
have an edge over avantaj kazanmak
get the rough edge of someone's tongue şiddetle kınamak
have the edge over üstünlük sağlamak
give the rough edge of one's tongue sivri dilli olmak
get an edge over üstünlük sağlamak
get an edge over üstünlük kazanmak
give rough edge of one's tongue sert bir dille eleştirmek
get the edge over üstünlük sağlamak
have an edge over üstünlük kazanmak
give the rough edge of one's tongue sert bir dille eleştirmek
give rough edge of one's tongue sivri dilli olmak
get an edge over avantaj kazanmak
give rough edge of one's tongue hatasından dolayı azarlamak
be on a knife-edge bıçak sırtında olmak
set someone's teeth on edge kızdırmak
set someone's teeth on edge kafasını attırmak
set someone's teeth on edge kafasını bozmak
be on a knife edge süngünün ucunda olmak
be on a knife edge diken üstünde olmak
be on a knife edge bıçağın ucunda olmak
be on a knife edge pamuk ipliğine bağlı olmak
push the edge of the envelope sınırları zorlamak
keep somebody on the edge of their seat hop oturup hop kaldırmak
keep somebody on the edge of their chair hop oturup hop kaldırmak
one's nerves be on edge sinirleri laçka olmak
set one's teeth on the edge tüylerini diken diken etmek
set one's teeth on the edge içini ürpertmek
set one's teeth on the edge aşırı derecede rahatsız etmek
drive somebody over the edge çılgınlığa sürüklenmek
push somebody over the edge çılgınlığa sürüklenmek
drive someone to the edge çıldırtmak
drive someone to the edge çıldırma noktasına getirmek
on the bleeding edge (teknolojinin) en ileri noktasında
on the leading edge ileri teknoloji
on the bleeding edge ileri teknoloji
on the leading edge (teknolojinin) en ileri noktasında
at the cutting edge en son teknolojiyle hazırlanmış
on the cutting edge en modern
on the cutting edge en ileri
on the cutting edge en son teknolojiyle hazırlanmış
at the cutting edge en ileri
at the cutting edge en modern
on the cutting edge of something en yeni ve ileri aşama veya safhada
at the cutting edge of something en yeni ve ileri aşama veya safhada
on the cutting edge of something bilimsel/teknolojik gelişme ve ilerlemenin en önünde/en uç noktasında
at the cutting edge of something bilimsel/teknolojik gelişme ve ilerlemenin en önünde/en uç noktasında
drive to the edge çıldırma noktasına getirmek
over the edge kontrolden çıkmış
take the edge off köreltmek
drive somebody over the edge çıldırma noktasına getirmek
push somebody over the edge çıldırma noktasına getirmek
lose one's edge yeteneğini/becerisini yitirmek
on the bleeding edge en ileri
on the leading edge en ileri
over the edge aşırı
lose one's edge özelliğini yitirmek/kaybetmek
on the leading edge en son teknolojiyle hazırlanmış
on the bleeding edge en modern
push somebody over the edge çileden çıkarmak
push somebody over the edge çıldırtmak
push somebody over the edge delirtmek
drive somebody over the edge delirtmek
drive somebody over the edge çileden çıkarmak
drive somebody over the edge çıldırtmak
on the leading edge en modern
on the bleeding edge en son teknolojiyle hazırlanmış
be on the ragged edge bitmek tükenmek
be on the ragged edge yorgun düşmek
be on the ragged edge endişe/kaygı içinde olmak
edge someone out of something birine usul usul işten el çektirmek
edge someone out of something istifaya zorlamak
edge one's way around kimseyi rahatsız etmeden etrafını dolaşmak
keep somebody on the edge of their chair hop oturtup hop kaldırmak
keep somebody on the edge of their seat hop oturtup hop kaldırmak
live on the edge tehlikeli yaşamak
teeter on the edge of -e ramak kalmak
teeter on the edge of kötü bir sonuca yakın olmak
on the edge diken üstünde
on the edge diken üzerinde
sit on the edge of one's seat hop oturup hop kalkmak
gain an edge over üstünlük kazanmak
winning edge avantaj
be on the edge of your seat heyecandan yerinde duramamak
Speaking
everybody's on edge right now herkes gergin şu an
Trade/Economic
competitive edge rekabet üstünlüğü
competitive edge avantaj
competitive edge rekabet avantajı
edge tool maker bıçakçı
edge tool industry bıçak endüstrisi
cutting-edge technology ileri teknoloji
Politics
edge act edge kanunu
Tourism
shore edge line kıyı kenar çizgisi
Technical
edge notched card açısal kenar kesimli kart
edge action kenar etkisi
top edge üst kenar
card leading edge kart ön kenarı
rear edge of the frame şasi çerçevesi arka kenarı
edge joint kenar bağlantısı
edge column kenar kolonu
edge steel kenar çeliği
leading edge of the apron cradle apron kafesinin dönüş kenarı
edge joint kenar derzi
leading edge of a pulse darbenin ön kenarı
card leading edge kart giriş kenarı
calking edge çekiçle düzeltişmiş saç uçları
edge stiffening kenar takviyesi
compressed edge basınç tarafı
edge profile kenar profili
upper edge of the frame şasi çerçevesi üst kenarı
edge iron kenar demiri
trailing edge stock firar kenar çıtası
edge protection strip kenar koruma şeridi
top edge üst yan
document reference edge belge referans kenarı
edge protection kenar farolu
card leading edge kart girişi kenarı
leading edge radiator ön kenar soğutucusu
edge protection kenar koruması
edge joint en birleştirme
diagonal helix edge oluklu
edge distance kenar mesafesi
edge tool kenar aleti
edge saver kenar koruyucusu
edge stresses kenar gerilmeleri
edge of overturning devrilme kenarı
edge punched card kenar delgili kart
trailing edge pervane kenarı
on edge kılıcına
edge effect yan etki
knife edge file bıçak ağızlı eğe
band edge bant kenarı
edge effect kenar etkisi
diagonal helix edge yivli
trailing edge kuyruk kenarı
leading edge flap ön kenar flapı
edge thickening kenar takviyesi
trailing edge of a pulse darbenin art kenarı
edge reinforcement kenar takviyesi
leading edge hücüm kenarı
facing edge ön yüz kenarı
leading edge tank ön kıyı yakıt tankı
trailing edge bitiş kenarı
cutting edge kesici uç
straight edge for dial gauge komparotör cetvel
edge plate kenar plakası
compression edge basınç tarafı
edge tone ince bir hava akımının bir köşeye çarpması sonrasında meydana gelen ses
cutting edge kesici kenar
edge protection moulding kenar koruma çıtası
trailing edge thickness taşıyıcı kenar kuvveti
ratio of slab edge lengts plağın kenarları arasındaki oran
stroke edge strok kenarı
edge beam kenar kiriş
trailing edge arka kenarı
edge load kenar yükü
absorption edge soğurum kıyısı
absorption edge absorpsiyon kenarı
band edge kuşak kıyısı
bevelled edge pahlı kenar
lateral edge yanal kenar
edge weld kenar kaynağı
edge mill kollergang
edge image ayrıt imgesi
edge mill şili değirmeni
edge trimmer kenar kesme makinesi
edge field ayrıt alanı
edge fracture kenar kırılması
edge plane köşe rendesi
edge preparation ağız hazırlama
edge linking ayrıt bağlama
edge detection ayrıt sezimi
edge intensity ayrıt yeğinliği
edge plane kenar rendesi
edge plate kenar koruyucusu
edge operator aynı işleci
edge discontinuity ayrıt süreksizliği
edge tool keskin ağızlı alet
end plate of upper edge üst kenar örtme plakası
end plate of lower edge alt kenar örtme plakası
working edge esas kenar
free edge serbest kenar
edge-plate kilit başlığı
edge-to-edge uç uca
edge-to-edge kenar kenara
cutting edge bıçak-kepçe ağzı
sharp-edge keskin uç
straight-edge gauge ince şablon
base edge tabla kenarı
bolt on cutting edge civata bağlantılı ağız bıçağı
leading edge hücum kenarı
leading edge ön kenar
edge tool ucu keskin keski
feather edge kolay bükülen çok ince sivri uç
edge trimming kenar kesme
edge thickness kenar kalınlığı
edge current endüksiyon akımı
multiservice wan edge switches çokluservis wan uç anahtarları
passport 6400 multiservice edge switch passport 6400 çokluservis uç anahtarı
ragged edge düzensiz ayrıt
trailing edge firar kenarı
knife-edge support bıçak sırtı mesnet
knife-edge loading kılıcına yükleme
knife-edge support dikine lama mesnet
lower edge alt kenar
wire edge kılağı
thickened edge type section kalınlaştırılmış uçlu profil
upper edge üst kenar
igniting from edge kenardan tutuşturma
edge numbering kenar numaralandırılması
ragged edge düzensiz kenar
round edge yuvarlak kenarlı
cutting edge set uç kesme takımı
smoothed edge hafif pahlanmış kenar
pneumatic edge wiper jets havalı kenar silici püskürteçler
sharp edge işlenmemiş kenar
seamed edge iki yüzü perdahlanmış kenar
polished edge ince taşlanmış kenar
strip edge şerit kenarı
edge runner şili değirmeni
razor edge ustura ağzı
ionization edge iyonlaşma kenarı
built-up edge talaş yapışması
bevel edge şivli kenar
absorption edge soğurum kenarı
flat edge trimmer yassı kenar kırpıcı
full round edge tam yuvarlak kenar
red edge sıcak kenar
knife edge pivot bıçak sırtı döngülü
bulb edge boncuk kenar
end skew on edge genişliğine konik tuğla
shear edge kesme kenarı
curled edge dalgalı kenar
feather edge çapaklı kenar
rounded edge yuvarlatılmış kenar
flat edge düz kenar
edge rolls kenarlama merdaneleri
sharp edge keskin kenar
edge lining kenar astarlama
smoothed edge kenarı kırılmış
edge retention kenar koruma
edge finishing kenar bitirme işlemi
edge trimming kenar kırpma
edge dislocation kenar dislokasyonu
polished edge parlatılmış kenar
edge cracks kenar çatlakları
edge strain lines kenar gerinim çizgileri
edge-defined film-fed growth kenarı belirlenmiş film beslemeli büyüme
edge roll speed kenar tutucu hızı
arristed edge kenarları iki yüzden perdahlanmış düz cam
edge trailing technique kenar izleme yöntemi
edge retention kenar tutma
edge rolls kenar ezme merdaneleri
edge preparation kenar hazırlama
edge strength kenar dayancı
edge rolls kenar tutucu makara
edge holder kenar tutucu
edge zones kenar bölgeleri
edge effects kenar etkileri
edge mill kenar frezesi
edge trimmer kenar kırpıcı
crystal edge kristal kenarı
edge filter sınır üstü süzgeci
edge polishing kenar parlatma
edge clamps kenar kıskaçları
edge roll machine kenar tutucu
edge beam kenar kirişi
edge roll barrel kenar tutucu mil kafası
edge shrinkage kenar çekintisi
edge thickness ağız kenar kalınlığı
feather-end-on-edge enine kama tuğlası
rough edge pürüzlü kenar
fire finished edge alevle parlatılmış kenar
straight edge mastar
nontapered edge düz kenarlı
trimmed edge kırpılmış kenar
edge strain enlemesine gerinim
cutting edge kesici ağız
cut edge kesik kenar
chipped edge kırık kenar
list edge damlama kenarı
tear propagation on edge flows kenar kıvrımlardan yırtığın ilerlemesi
corner and edge defects köşe ve kenar kusurları
k-absorption edge k-soğurma kenarı
edge method kenar metodu
edge finishing kenar işlemesi
pressure sensitive edge basınca duyarlı kenar
edge rounding kenar yuvarlatma
lawn edge trimmer kenar çim makası
determination of edge crush resistance after laboratory flutting laboratuvarda oluklanmadan sonra dikey ezilme dayanımının belirlenmesi
visual and edge faults görsel ve kenar hataları
edge protectors kenar koruyucuları
edge-socket connector uç soketli bağlayıcı
edge-socket connector with 2.54 mm contact spacing 2.54 mm kontak aralıklı uç soketli bağlayıcı
joint edge birleşme kenarı
inlet edge giriş kenarı
edge camber kenar kavisi
blade trailing edge kanat çıkış kenarı
blade inlet edge kanat giriş kenarı
blade leading edge kanat giriş kenarı
blade outlet edge kanat çıkış kenarı
blade edge kanat kenarı
walk-behind lawn edge trimmer arkasından yürünen kenar düzeltme makinesi
side cutting edge angle yan kesici ağız açısı
parallel edge paralel kenar
front edge ön uç
square edge keskin kenar
mono-edge tek kenarlı
single-edge tek kenarlı
cliff edge effect uçurum kenarı etkisi
bank edge bank kenarı (su kütlesinde)
edge chipping kenar çentiklenmesi (tanecik kopması)
Computer
short edge kısa kenar
right edge sağ kenara
right edge sağ köşe
beveled edge eğik kesimli kenar
edge detection ayrıt sezimi
edge newsletter kenar çizgili bülten
edge linking ayrıt bağlama