rağmen - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

rağmen



Bedeutungen von dem Begriff "rağmen" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
rağmen despite prep.
rağmen although conj.
General
rağmen to the contrary adv.
rağmen e'en adv.
rağmen ever so adv.
rağmen even adv.
rağmen in face of prep.
rağmen in contravention of prep.
rağmen in spite of prep.
rağmen counter to prep.
rağmen in the face of prep.
rağmen despite prep.
rağmen in defiance of prep.
rağmen in contrast to prep.
rağmen notwithstanding prep.
rağmen as prep.
rağmen considering prep.
rağmen even though conj.
rağmen if conj.
rağmen though conj.
rağmen but what conj.
rağmen although conj.
rağmen albeit conj.
rağmen altho conj.
rağmen but yet conj.
Phrases
rağmen when in fact
Idioms
rağmen in the teeth of
Technical
rağmen although

Bedeutungen, die der Begriff "rağmen" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 161 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
zorluklara rağmen başarmak live through v.
zorluklara rağmen gayret etmek slug on v.
-e rağmen çok zarar görmemek be none the worse v.
zorluklara rağmen başarmak bring off v.
her şeye rağmen ümitli olmak hope against hope v.
araçta ön koltuk boş olmasına rağmen arka koltukta seyahat etmek vip v.
ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak be driving on a suspended driving licence v.
zorluklara rağmen tamamlamak see through v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all the efforts deployed by v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all medical efforts v.
tüm çabalara rağmen kurtarılamamak despite all efforts can not be saved v.
bütün engellere rağmen a slim chance n.
muhalif olmalarına rağmen birlikte çalışmak zorunda olan kişiler frenemy n.
olunan zaman veya mekandan farklı bir zamanı ve mekanı işleyen bir eser karşısında anlatılan yerde veya zamanda olunmadığının bilinmesine rağmen okurun istemli bir şekilde kendisini orada ve o anda imiş gibi hissederek eseri anlamaya çalışması the willing suspension of disbelief n.
emeklilik yaşı gelmesine rağmen çalışmaya devam eden kişi nevertiree n.
yanlış olmasına rağmen genel anlamda kabul gören şey factoid n.
(yasağa rağmen) sigara içilmesine müsaade edilen yer smokeasy n.
(yasağa rağmen) sigara içilmesine müsaade edilen yer smoke-easy n.
(yasağa rağmen) sigara içilmesine müsaade edilen yer smokeeasy n.
bütün engellere rağmen not likely to happen adj.
her şeye rağmen not likely to happen adj.
öyle olmasına rağmen even so adv.
teessürüne rağmen to one's regret adv.
her şeye rağmen regardless adv.
olmasına rağmen nevertheless adv.
her şeye rağmen for all that adv.
bütün tehlikelere rağmen at all hazards adv.
buna rağmen doch adv.
buna rağmen just the same adv.
her şeye rağmen nonetheless adv.
buna rağmen notwithstanding adv.
buna rağmen after all adv.
buna rağmen still adv.
buna rağmen nevertheless adv.
ona rağmen anyhow adv.
bütün zorluklara rağmen come hell or high water adv.
her şeye rağmen after all adv.
her şeye rağmen in spite of the low chances adv.
her şeye rağmen altogether adv.
her şeye rağmen despite everything adv.
bütün bunlara rağmen for all that adv.
bütün bunlara rağmen despite all adv.
bütün bunlara rağmen still adv.
bütün bunlara rağmen nevertheless adv.
bütün bunlara rağmen even then adv.
bütün bunlara rağmen notwithstanding adv.
bütün bunlara rağmen even so adv.
herşeye rağmen irregardless adv.
herşeye rağmen irrespective adv.
herşeye rağmen disregarding adv.
herşeye rağmen no matter adv.
herşeye rağmen disregardless adv.
herşeye rağmen regardless adv.
her şeye rağmen anyhow adv.
-e rağmen for all that adv.
-e rağmen no matter adv.
-e rağmen to the contrary adv.
-e karşı yoğun engellere rağmen despite overwhelming odds against adv.
ilerleyen yaşına rağmen despite his/her advancing age adv.
buna rağmen however adv.
benzerliğe rağmen despite similarity adv.
tüm bunlara rağmen despite all adv.
rağmen (bir gürültüye) through prep.
-e rağmen despite prep.
zorluklara rağmen in defiance of prep.
her şeye rağmen regardless of prep.
-e rağmen in contrast with prep.
-e rağmen in defiance of prep.
-e rağmen in despite of prep.
-e rağmen with prep.
-e rağmen notwithstanding prep.
-e rağmen for prep.
-e rağmen in spite of prep.
-e rağmen as prep.
kanuna rağmen in defiance of the law pron.
buna rağmen yet conj.
sına rağmen even though conj.
olmasına rağmen even though conj.
olmasına rağmen although conj.
-e rağmen though conj.
bütün bunlara rağmen howbeit conj.
-e rağmen albeit conj.
-e rağmen even though conj.
-e rağmen despite the fact that conj.
-e rağmen no matter that conj.
-e rağmen while conj.
-e rağmen if conj.
gerçeğine rağmen in spite of the fact that conj.
Phrasals
zorluklara rağmen yürümek worry through
zorluklara rağmen yürümek worry along
Phrases
bütün engellere rağmen in spite of the low chances
savaşa rağmen despite the war
aksini düşünmesine rağmen against one's better judgement
her şeye rağmen in spite of everything
uyarıya rağmen despite the warning
bütün bunlara rağmen in spite of all these things
polisin dur ihtarına rağmen despite the officer's warning to stop
ilerlemiş yaşına rağmen despite his/her advanced age
ilerleyen yaşına rağmen despite his/her advanced age
buna rağmen despite this
çok uğraşmasına rağmen try as he may
çok uğraşmasına rağmen no matter how hard he tries
istememe rağmen much as i would like to
her şeye rağmen gülümse smile whatever happens
hiç bir anlamı/değeri olmamasına rağmen such as it is
Colloquial
bütün engellere rağmen against the chances
her şeye rağmen against the chances
buna rağmen for all that
o kadar uğraşmama rağmen for the life of one
bütün bunlara rağmen in spite of all
bütün bunlara rağmen despite all
tüm çabalara rağmen despite all efforts
tüm uğraşlara rağmen despite all efforts
tüm sorunlarına rağmen for all someone's problems
her şeye rağmen (but) still and all
yaşına rağmen genç görünüyor looking young despite his age
hiçbir şeyi umursamadan herhangi bir durumda tüm zorluklara rağmen istediğini elde etmek anlamına gelen bir ifade thug life
çevredeki insanların rahatsız olmasına rağmen sürekli cep telefonu ile konuşan kişi cellfish
Idioms
ona rağmen in the teeth of
bütün engellere rağmen against the clock
-e rağmen in the teeth of
her şeye rağmen ümitli olmak hope against hope
sabah kesilmesine rağmen günün sonuna doğru yeniden uzayan sakal five o'clock shadow
buna rağmen even so
genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak have an old head on young shoulders
her şeye rağmen against all odds
tüm tuhaflıklara rağmen against all odds
tüm tuhaflıklara rağmen against all the odds
tüm olanaksızlıklara rağmen against all odds
her şeye rağmen against all the odds
bütün engellere rağmen against all the odds
bütün engellere rağmen against all odds
tüm zorluklara rağmen against all odds
tüm olanaksızlıklara rağmen against all the odds
tüm zorluklara rağmen against all the odds
bütün çabalarına rağmen for all one's trouble
tüm zahmetlerine rağmen for all one's trouble
bütün olanaksızlıklara rağmen against the odds
genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak have a wise head on young shoulders
otuz yaşında olmasına rağmen yaşlı görünmek seem over-the-hill at thirty
her şeye rağmen ümitli olmak hope against all hope
Speaking
her şeye rağmen for all that i know
hepsine rağmen for all that i know
sana yaptıklarıma rağmen after all i've done to you
anne babasının karşı çıkmasına rağmen evi terk etti she left home in the face of strong opposition from her parents
hakkımda düşündüğün şeylere rağmen despite what you think of me
yaşadığımız onca şeye rağmen after all we've been through
zengin olmasına rağmen mutsuzdu although he was rich he was unhappy
aç olmasına rağmen although she was hungry
aç olmasına rağmen although he was hungry
Slang
çok çalışmasına rağmen eline fazla para geçmeyen battler
herhangi bir hukuk eğitim almamış olmasına rağmen engin hukuk bilgisine sahip olan ve adli konularda arkadaşlarını yönlendiren mahkum jailhouse lawyer
Trade/Economic
süre dolmasına rağmen görevine devam etmek hold over
sergilediği ürünler kendisine ait olmasına rağmen başka bir perakendecinin mağazasından yer kiralayarak o perakendeci adına satış yapan perakendeci leased department
Law
kira süresinin bitmesine rağmen mülkte ikamet etmeye devam eden kiracı tenant at sufferance
yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse executor de son tort
yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse executor of his own wrong
sürenin dolmasına rağmen kiracının meskende oturmaya devam etmesi holdover tenancy
Technical
her şeye rağmen altogether
Medical
yaşlı olmasına rağmen genç görünme agerasia
Latin
istemesine rağmen istemez görünme accismus n.