even - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

even

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "even" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 74 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
even adj. düzgün
even adj. düz
even adj. pürüzsüz
even adj. (sayı) çift
even adj. eşit
even adv. bile
even adv. hatta
General
even v. tesviye etmek
even v. eşit olarak bölüştürmek
even v. düzletmek
even v. düzeltmek
even v. düzlemek
even v. düzleştirmek
even v. eşitlemek
even v. (skora) beraberliği getirmek
even v. (skora) eşitliği getirmek
even adj. başabaş
even adj. eşit
even adj. düzenli
even adj. müstevi
even adj. engebesiz
even adj. doğru
even adj. muntazam
even adj. muvazi
even adj. müsavi
even adj. arızasız
even adj. tarafsız
even adj. üniform
even adj. dengeli
even adj. çift
even adj. fit olmuş
even adj. denk
even adj. çift (sayı)
even adj. sakin
even adj. temkinli
even adj. sabit
even adj. değişmeyen
even adj. kararlı
even adj. berabere biten
even adj. ödeşmiş
even adj. adil
even adj. soğukkanlı
even adj. çabuk öfkelenmeyen
even adj. dümdüz
even adj. eşit sayıda
even adj. eşit miktarda
even adv. tamamıyla
even adv. tam
even adv. ta
even adv. ta ki
even adv. rağmen
even adv. üstelik
even adv. dahi
even adv. de
even adv. da
even adv. hatta ve hatta
even adv. de (dahi anlamında)
even adv. hatta
even adv. -e kadar
even adv. -e dek
even adv. sonuna kadar
even adv. sonuna dek
even adv. olsa da
even adv. olsa bile
even adv. olsa dahi
even adv. tamı tamına
even adv. düzgün
even adv. düzgün biçimde
even adv. muntazam şekilde
even adv. sorunsuz
even adv. aynen
Trade/Economic
even müsavi
even düz
Archaic
even akşam

Bedeutungen, die der Begriff "even" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 473 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
even (with) adj. aynı seviyede
even so adv. yine de
General
get even with v. öcünü almak
be even v. acısını çıkarmak
get even v. acısını çıkarmak
get even with v. intikam almak
become even v. düzleşmek
even out v. eşit olarak bölüştürmek
even out v. düzleşmek
be even with v. acısını çıkarmak
get even v. hakkından gelmek
make more even v. daha düz hale getirmek
break even v. kar ve zararı eşit olmak
not to give even a smallest bit v. zırnık bile koklatmamak
get even with somebody v. acısını çıkarmak
break even v. ancak masrafını karşılamak
even out v. eşitlendirmek
even up v. denklemek
even (out/up) v. acısını çıkarmak
even up v. eşitlemek
get even v. yanına bırakmamak
get even with v. acısını çıkartmak
be get even with v. acısını çıkartmak
get even with v. acısını çıkarmak
even if it involves a risk your life v. kelleyi koltuğa almak
stand even v. düz durmak
even parity v. sürünmek
even out v. denklemek
even out v. eşitlemek
can not even imagine v. rüyasında bile görememek
get even v. intikamını almak
get even v. ödeşmek
become even more beautiful v. daha bir güzel olmak
not even say a single word v. tek kelime bile etmemek
not even notice v. farkına bile varmamak
be even v. ödeşmek
get even with v. biriyle ödeşmek
get even with v. biriyle hesaplaşmak
get even with v. acısı çıkmak
become even more important v. daha da önem kazanmak
make the score even v. beraberliği sağlamak
can not even imagine v. hayal bile edememek
odd or even n. tek mi çift mi oyunu
including even the smallest items n. iğneden ipliğe kadar
even number n. çiftsayı
even number n. çift rakam
odd or even n. tek mi çift mi
even money n. yuvarlak para
even numbers n. çift sayılar
break-even point n. ölü nokta
even-tempered n. itidal sahibi
even weeks n. çift haftalar
even chance n. eşit şans
breaking even n. ne kar ne zarar etme
even odd rationing n. herhangi bir günde nüfusun yarısına kısıtlanması şeklinde uygulanan tayınlama (trafiğe çıkışta tek/çift plaka uygulaması gibi)
odd-even rationing n. tek çift uygulaması
odd-even rationing n. herhangi bir günde nüfusun yarısına kısıtlanması şeklinde uygulanan tayınlama (trafiğe çıkışta tek/çift plaka uygulaması gibi)
odd-even rationing n. belli bir kaynağa erişimin
even odd rationing n. belli bir kaynağa erişimin
even odd rationing n. tek çift uygulaması
odd day even day n. tek gün çift gün
even tempered adj. soğukkanlı
even numbered adj. çift sayılı
full of mistakes even fabrications adj. yalan yanlış
even-tempered adj. soğukkanlı
even-textured adj. düzgün damarlı
even-handed adj. adil
even-handed adj. objektif
even-tempered adj. itidalli
even-handed adj. tarafsız
even-tempered adj. sakin
even better adj. daha bir
even better adj. daha da iyi
not imagined even in a dream adj. akla hayale gelmedik
not imagined even in a dream adj. akla hayale gelmeyecek
not imagined even in a dream adj. akla hayale gelmeyen
even (with) adj. aynı düzeyde
even now adv. öyle olduğu halde
even so adv. öyle olsa bile
even now adv. şu anda bile
even so adv. öyle olmasına rağmen
even so adv. gene
of even date adv. aynı tarihte
never even adv. hatta hiç
even so adv. yine de
even so adv. böyle olsa bile
even so adv. bütün bunlara rağmen
even then adv. bütün bunlara rağmen
even at standby state adv. bekleme durumunda bile
even at standby state adv. bekleme durumunda dahi
even though I say it myself adv. övünmek gibi olmasın ama
even after adv. -den sonra bile
even if just a tad adv. biraz da olsa
even if just a smidgen adv. biraz da olsa
even if just a drop adv. biraz da olsa
even if just a pinch adv. biraz da olsa
even if just a pinch adv. az da olsa
even if just a smidgen adv. az da olsa
even if just a tad adv. az da olsa
even if just a drop adv. az da olsa
even as adv. (tam da) dığı sırada
even more adv. daha bir
even if not adv. olmasa bile
even if not adv. olmasa dahi
even more adv. daha bile fazla
even more adv. daha da fazla
not even a second adv. bir saniye dahi
not even a second adv. bir saniye bile
not even a moment adv. bir an dahi
not even a moment adv. bir an bile
even then adv. o zaman bile
even-steven adv. eşit
even-steven adv. berabere
even better adv. daha da iyisi
even until prep. ta
even before prep. -den önce dahi
even before prep. -den önce bile
even though conj. yla beraber
even if conj. hatta
even if conj. ise de
even though conj. sa da
even if conj. eğer ki
even though conj. olmasına rağmen
even though conj. bile
even though conj. se de
even if conj. bile
even though conj. sına rağmen
even if conj. sa da
even though conj. rağmen
even though conj. sa bile
even if conj. olsa bile
even though conj. bile olsa
even though conj. öyle bile olsa
even though conj. olduğu halde
even if conj. ise bile
even though conj. -e rağmen
even though conj. -diği halde
even when conj. -de dahi
even if conj. -sa da (yapsa dahi gibi)
even though conj. -se bile
even if conj. -sa dahi (yapsa dahi gibi)
even though conj. -sa da (yapsa dahi gibi)
even though conj. -sa dahi (yapsa dahi gibi)
even as conj. iken bile
even as conj. sırasında
even as conj. iken
even though conj. velev ki
even if conj. velev ki
even as conj. ken bile
even as conj. ken dahi
but even conj. ancak hatta
even though conj. her ne kadar
even better conj. işin güzeli
even while conj. -iken dahi
not even remotely close interj. uzaktan yakından
not even close interj. uzaktan yakından
not even remotely close interj. uzaktan yakından (alakası yok)
not even close interj. uzaktan yakından (alakası yok)
Phrasals
break even başa baş gelmek
break even ne kar ne zarar etmek
break even karı zararını kapatmak
Phrases
even that is enough bu bile yeter
even that is enough o bile yeter
even a little az da olsa
even worse daha da kötüsü
even if just a hint biraz da olsa
even if just a bit biraz da olsa
even if just a dash biraz da olsa
even if just a hint az da olsa
even if just a dash az da olsa
even if just a bit az da olsa
even sometimes hatta bazen
even better hatta daha iyi
even better daha bile iyi
even if olsa bile
even so olsa dahi
even if olsa dahi
even so olsa bile
no even once bir kez bile
not even once bir defa bile
not even once bir kere bile
but even ancak bu bile
even today bugün bile
even with this bununla dahi
even with this bununla bile
even homer nods hatasız kul olmaz
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir
even more so olsa olsa (en çoğu)
you can't even imagine (it) bildiğin gibi değil
without even realizing it farkında bile olmadan
without even realizing it farkına bile varmadan
even when dogs bark, the parade goes on it ürür kervan yürür
even further bundan da öte
even further daha da ilerisi
Proverb
even a worm will turn kuzu bile kurt olur
even a worm will turn en sakin insan bile bir noktada sinirlenir
even the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
even the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
liar is not believed even when he tells the truth yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz
liar is not believed even when he tells the truth yalancının evi yanmış kimse inanmamış
even monkeys fall from tree herkes hata yapar
even a stopped/broken clock is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş
never give a sucker an even break uyandırma kerizi
never give a sucker an even break kerizi yolmak sevaptır
Colloquial
without even asking for permission izin bile istemeden
protect something that doesn't even belong to her/him kendisinin bile olmayan bir şeyi korumak
not even one little bit bir gıdım bile
not even a tiny bit zerre kadar (olumsuz)
even-keeled ifadesiz
even-keeled dengeli
even-keeled sabit
even-keeled durgun
Idioms
on an even keel adv. sabit
on an even keel yatay
even the best steed sometimes stumbles hatasız kul olmaz
even the best steed sometimes stumbles düşmez kalkmaz bir allah.
be even-steven başa baş gelmek
even so yine de
even out dağıtmak
even up eşitlik sağlamak
even up dengeyi sağlamak
even up dengelemek
even out (dilimlere) bölmek
even so buna rağmen
even up eşitlemek
even out (zaman) yaymak
even so öyle olmasına karşın
be even with ödeşmek
be even with öcünü almak
be even with yapılan kötülüğün karşılığını vermek
be even with intikamını almak
get even with öcünü almak
get even with ödeşmek
get even with yapılan kötülüğün karşılığını vermek
get even with intikamını almak
on an even keel (bir sorunun ardından) dingin
on an even keel tekdüze
on an even keel (bir sorunun ardından) durgun
on an even keel monoton
on an even keel dengeli
on an even keel her şey yolunda
on an even keel her şey normal
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak arazi
land so poor it wouldn't even raise a fuss verimsiz toprak
an even break eşit şans
give someone an even break eşit şans vermek
get an even break eşit fırsata sahip olmak
keep on an even keel soğukkanlılığını yitirmemek
on an even keel sabit
keep something on an even keel bir şeyi dengede tutmak
keep on an even keel sakin olmak
get even with somebody birisinden intikam almak
get even with somebody birisiyle ödeşmek
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak toprak/arazi
even stevens berabere
even steven berabere
even stevens eşit
even steven eşit
don't even go there hiç sorma
get even with somebody birisi ile ödeşmek
fall even further behind çok geride kalmak
Speaking
odd or even? tek mi çift mi?
even if he works miracles ağzıyla kuş tutsa
it's not even a matter of discussion söz konusu bile olamaz
you can't even imagine rüyanda bile göremezsin
wouldn't even hurt an ant karıncayı bile incitmemek
I can't even imagine hayal bile edemem
even at the best of times en iyi durumda bile
even in the best of times her şey çok iyi giderken bile
even in the best of times en uygun durumda bile
even in the best of times en iyi durumda bile
don't even worry bunu kafana taktığına değmez
i wasn't even going to come here buraya bile gelmeyecektim
you don't even want to know bilmek istemezsin bile
do you even doubt it? bundan bir kuşkun mu var?
even if it is öyle olsa bile
don't even think about getting married evliliği aklından bile geçirme
why even bother? boşuna uğraşma
don't even think about it! aklından bile geçirme!
even if it were true doğru bile olsa
don't even look like you're doing it (bir şeyi yapmayı) aklından bile geçirme!
i don't even know why i'm here niye burada olduğumu bile bilmiyorum
we don't even know where he went nereye gittiğini bile bilmiyoruz
don't even think about (doing it) aklının ucundan bile geçirme
i don't even have a cat bir kedim bile yok
even off-duty görev dışında olsa dahi
don't even look like you're doing it hiç yeltenme!
don't even go there hiç girme o konuya
don't even go there hiç o konuya girme
even if it kills me bu benim sonum olsa bile
don't get mad get even kızmayı bırak sen de aynısını yap (ödeşmek için)
even if it kills me ne pahasına olursa olsun
i can't even write two sentences iki cümle bile yazamıyorum
i don't even know you seni tanımıyorum bile
even as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
my boss didn't even warn me patronum beni uyarmadı bile
he didn't even say a single word tek kelime bile etmedi
i don't even know why you're there oraya neden gittiğini hiç anlamıyorum
don't even joke şakasını bile yapma
he didn't even mention money paranın lafını bile etmedi
he didn't even mention money para lafı etmedi
even if you choose to run from it ondan kaçmayı seçseniz bile
that makes us even bu şekilde ödeşmiş oluyoruz
it is not even seven daha saat yedi bile değil
i'm not even meant to be here zaten burada bile olmamam gerekiyor
even though it was too late çok geç olsa da
i've even thought about suicide intiharı bile düşündüm
you didn't even ask me bana sormadın bile
i don't even know what i would say ne söyleyeceğimi bile bilmiyorum
even if you forget me beni unutsan bile
don't even start hiç başlama
even us bizim bile
even us biz bile
you don't even know our names isimlerimizi bile bilmiyorsun
i don't even know where to begin nereden başlayacağımı bile bilmiyorum
you don't even know them onları tanımıyorsun bile
he hasn't even shown up yet daha ortalıkta görünmedi
we are even ödeştik
do you even doubt it? bundan bir şüphen mi var?
i don't even like her at all ondan hoşlanmıyorum bile
i can't even think anymore artık düşünemiyorum bile
they don't even know who i am benim kim olduğumu bile bilmiyorlar
what does this thing even do? ne işe yarıyor ki bu?
i don't even want to talk to you seninle konuşmak bile istemiyorum
do you even lift? (alaycı bir tavırla) sen ağırlık çalışması (vücut geliştirme) yapıyor musun ki?
you won't even think about this place anymore bu yeri düşünmeyeceksin bile
they didn't even say goodbye bir hoşça kal bile demediler
how is that even possible? bu nasıl olabilir?
before today nobody even knew he existed bugüne kadar kimse varlığını bile bilmiyordu
don't even ask it bunu sorma bile
they probably didn't even see each other sanırım birbirlerini görme şansları bile olmamış
he's never even been arrested before daha önce hiç tutuklanmadı
he's never even been arrested before daha önce hiç tutuklanmamış
I don't even know where we're going to nereye gittiğimizi bile bilmiyorum
nobody will even know it's gone hiç kimse gittiğinin farkına bile varmaz
we don't even know each other's names birbirimizin adını bile bilmiyoruz
even me ben bile
he can't even count to three üçe kadar bile sayamıyor
now we're even şimdi ödeştik
do you even hear yourself? ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
she doesn't even know i exist varlığımdan haberi bile yok
don't even get me started on hele bir de
don't even get me started on -e başlatma
even if it's late geç de olsa
even if/though it is late geç de olsa
i don't even think about it anymore artık bunu düşünmüyorum bile
even that didn’t help bu bile işe yaramadı
i don't even know your name adını bile bilmiyorum
even if we ask someone else kime sorarsak soralım
not even once bir kere bile yapmadım
why are we even getting into this? neden şimdi bu konuya giriyoruz ki?
you don't even know what love means aşkın ne demek olduğunu bilmiyorsun bile
even if that happens bu olsa bile
even if that happens bu olsa dahi
why did you even bother? zahmet ettin?
Slang
it's not even getting me high adam gibi kafa bile yapmıyor
Trade/Economic
at par break even analysis başabaş analizi
break even ne kar ne zarar etmek
break even point başabaş noktası
even lot yuvarlak meblağ
break even chart başabaş noktası grafiği
even money küsuratsız tutar
break even point başabaş nokta
even number çift sayı
even number çift rakam
even money küsuratsız para
break-even chart başa baş grafiği
break-even income başa baş geliri ev halkının gelirinin tamamını tüketmeyi planladığı dolayısıyla hiç tasarrufta bulunmayacağı harcanabilir gelir düzeyi
break-even point başa baş noktası
break-even point kara geçiş noktası
break-even chart kara geçiş diyagramı
break-even chart başa baş analizinin grafikle gösterilmesi
break-even analysis belli bir fiyat düzeyinde tüm masrafları karşılayacak en düşük satış hacminin belirlenmesi çalışmaları
break-even price başa baş fiyatı
at par break-even analysis başabaş analizi
break-even analysis başa baş analizi
short-run break-even price kısa dönem başa baş fiyatı
break even point başa baş noktası
even account düz hesap
break-even tax rate başabaş vergi oranı
break-even payment rate başabaş ödeme oranı
break-even point kara geçiş noktası
Politics
break-even analysis başabaş analizi
even in such circumstances it is your duty to save the turkish independence and republic işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır
and sadder and graver than all these circumstances, those who hold power within the country may be in error, misguided and may even be traitors bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler
even-handed approach tarafsız yaklaşım
Technical
even parity çift parite
even parity check çift parite denetimi
even parity çift denklik
even harmonic çift harmonik
even harmonic çift sayılı harmonik
even-symmetric tam simetrik
even-symmetric eşit simetrik
odd-even check tek-çift eşlik denetimi
even harmonic çift katsıklık
even interval and amount eşit aralık ve miktar
odd-even nucleus tek-çiftli çekirdek
even surface perdahlı yüzey
even parity çift eşlem
even sidedness çift yüzlülük/taraflılık
Computer
odd/even tek/çift
different odd and even pages farklı tek ve çift sayfalar
different odd and even farklı tek ve çift sayfa
even break çift kesikli
even parity çift eşlik
even function çift işlev
even header çift üstbilgi
even pages çift sayfa
even harmonic çift katsıklık harmonik
even page çift numaralı sayfa
even page çift sayfa
even pages çift numaralı sayfalar
even footer çift altbilgi
even page header çift numaralı sayfa üstbilgisi
even parity check çift eşlik denetimi
even page footer çift numaralı sayfa altbilgisi
even number çift sayı
footer even altbilgi çift
header even üstbilgi çift
in even header çift üstbilgide
in even footer çift altbilgide
even parity çift parite
even parity check çift parite denetimi
even parity çift denklik
break-even point başabaş noktası
Informatics
even parity check çift eşlik denetimi
break-even point başabaş noktası
Telecom
even parity çift eşlik
even field çift alan
even field çift satırlı imge
Electric
even harmonic çift harmonik
even harmonic çift sayılı harmonik
Textile
even sewing düz dikiş
Automotive
even fire çift sayılı ateşleme
Marine
be on an even keel v. dengede olmak (gemi)
be on an even keel v. başta ve kıçta çektiği su aynı olmak
even keel trimsiz durum
even keel trim olmaması
Psychology
odd-even reliability tek-çift güvenilirliği
Food Engineering
break even point başabaş noktası
Math
even numbers çift sayılar
even function çiftfonksiyon
even number ikil sayı
even function ikil işlev
even number çift sayı
even permutation çift permütasyon
even function çift fonksiyon
even function çift işlev
even-numbered çift sayılı
even number çiftsayı
even and odd numbers çift ve tek sayılar
odd and even numbers tek ve çift sayılar
Statistics
even space olay uzayı
even summation çiftler toplamı
Physics
even-even nucleus çift-çift çekirdek
even-odd nuclei çift-tek çekirdekler
odd-even nuclei tek-çift çekirdekler
Chemistry
even nuclei çift çekirdekler
Zoology
even-toed ungulate gevişgetiren memeli
even-toed ungulate gevişgetiren (hayvan)
Football
make the score even beraberliği getirmek
make the score even beraberliğe taşımak
make the score even skora denge getirmek
make the score even skora eşitlik getirmek
Wagering
even odds eşit şans
Printery
even-sidedness homojen taraflılık
even-sidedness düz yüzeylilik
even-sidedness kağıdın her iki tarafının homojen olması