between - Turkish English Dictionary
History

between

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "between" in Turkish English Dictionary : 17 result(s)

English Turkish
Common Usage
between adv. arasında
between adv. arasına
General
between adv. ortada
between adv. araya
between adv. ortasında
between adv. arasına
between adv. arada
between adv. arasında
between prep. aralarında
between conj. ila
Phrases
between hepsinin birlikte
between beraber
between beraberce
between birlikte
Computer
between bu arada
between tarih aralığı
Places
between georgia eyaletinde yerleşim yeri

Meanings of "between" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
General
stand between v. aracılık yapmak
discriminate between v. ayrım yapmak
read between the lines v. kapalı anlamını keşfetmek
smooth things over between v. barıştırmak
cause a rift between v. aralarını açmak
take the bit between one's teeth v. gemi azıya almak
be few and far between v. nadir rastlanmak
stand between v. korumak
come between friends v. arkadaşların arasına girmek
seesaw between two opinions v. iki arada bir derede kalmak
ply between v. işlemek
come between v. araya girmek
shuttle back and forth between two countries   v. iki ülke arasında mekik dokumak  
draw a parallel between v. karşılaştırmak
be torn between two choices v. iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek
be a close friendship between v. arasından su sızmamak
go between v. araya girmek
come between v. aralarına girmek
come between two friends v. iki arkadaşın arasına girmek
be in between v. aralığında olmak
ply between v. gidip gelmek
ply between v. (arasında) düzenli seferler yapmak
sandwich between v. iki şeyin arasına sıkıştırmak
vary between v. arasında değişmek
draw a parallel between v. benzetmek
read between the lines v. bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek
stir up trouble between people v. müzevirlik etmek
be caught between two fires v. iki ateş arasında kalmak
be few and far between v. çok seyrek olmak
take the bit between one's teeth v. söz dinlememek
differentiate between v. fark gözetmek
buy something between themselves v. bir şeyi ortaklaşa satın almak
alternate between v. arasında gidip gelmek (iki durum)
stand between v. arabuluculuk yapmak
destroy the friendship between v. aralarını bozmak
cause a fit between v. araya nifak sokmak
cause a fit between v. nifak sokmak
be caught (between) v. sıkışmak
be irresolute (between different opinions) v. kararsız kalmak
be undecided (between different opinions) v. karar kılamamak
be irresolute (between different opinions) v. karar kılamamak
be undecided (between different opinions) v. kararsız kalmak
remain in between v. arasında kalmak
be between a rock and a hard place v. iki arada kalmak
be between a rock and a hard place v. iki arada bir derede kalmak
be torn between v. iki arada kalmak
be torn between v. iki arada bir derede kalmak
choose between v. ikisinden birini seçmek
range between v. aralığında seyretmek
differentiate (between) v. ayrım gözetmek
differentiate (between) v. fark gözetmek
go between v. arasında gidip gelmek
shuttle between v. arasında gidip gelmek
establish a correlation between v. irtibatlandırmak
act as a go-between v. köprü olmak
intervene between v. araya girmek
distinguish between v. bölmek
distinguish between v. ayırmak
fluctuate between something and something else v. arasında dalgalanmak
forge a link between v. arasında bağ kurmak
establish connection between v. bağlantı sağlamak
protect/pursue the balance between v. arasındaki dengeyi gözetmek
divide between v. paylaştırmak
divide between v. bölüştürmek
be halfway between v. iki noktanın tam ortasında olmak
be torn between two choices v. iki seçenek arasında kalmak
balance between v. denge kurmak
balance between v. dengeyi kurmak
support between bearings v. yataklamak
gap between rich and poor n. zengin ile fakir arasındaki uçurum
sexual relations between individuals who are closely related n. ensest
meantime between failures n. arızalar arası ortalama zaman
mean time between failure n. arıza arası ortalama zaman
between the lines n. satır araları
the period between n. zaman periyodu
transfer between customs n. gümrükler arasında transfer
go-between n. aracı
conflict-disagreement-dispute between generations n. nesiller arası ihtilaf
go-between n. çöpçatan
go-between n. arabulucu
gap between n. aradaki fark
distinction between n. aradaki fark
clash between the police and the demonstrators n. polis ile göstericiler arasında yaşanan arbede
clash between the police and the demonstrators n. polis ile göstericiler arasında yaşanan çatışma
time between dog and wolf n. köpek ve kurt arasındaki zaman
the linkage between observation and reality n. gözlem ve gerçeklik arasındaki bağ
trancastions between related parties n. ilişkili kişiler arasındaki işlemler
trancastions between related parties n. ilgili taraflar arasındaki işlemler
go-between n. elçi
differences between male and female brains n. kadın beyni ile erkek beyni arasındaki farklar
(the difference between...) getting bigger n. makasın gittikçe açılması
meantime between failures n. arızalar arası ortalama süre
apportioned between adj. arasında bölüştürülmüş
divided between adj. arasında paylaştırılmış
divided between adj. -arasında bölünmüş
in-between adj. orta
in-between adj. aracı
stretching between adj. arasında uzanan
in between adv. arada
in between adv. aralıkta
far between adv. nadiren
between now and tomorrow adv. yarına kadar
between whiles adv. bazen
between parentheses adv. parantez içinde
between whiles adv. arada sırada
between the lights adv. tan vakti ile şafak zamanlarında
far between adv. seyrek
between two team adv. iki takım arasında
by and between adv. tarafından aralarında
by and between adv. tarafından ve aralarında
between these dates adv. bu tarih aralığında
between 1999 and 2003 adv. 1999-2003 arasında
between 1999 and 2003 adv. 1999-2003 arası
between the hours of adv. saatleri arasında
between four in the afternoon and midnight adv. öğleden sonra dört ile gece yarısı arasında
in between prep. arasında
between and prep. ile arasında
from between prep. arasından
varying between prep. arasında değişen
betwixt and between prep. ne bu ne o
in between prep. aralarında
ranging between prep. arasında değişen
in between prep. aradan
between the dates prep. tarihleri arasında
from between prep. arkasından
in between prep. ikisi arasında
between the years of prep. seneleri arasında
between the years of prep. yılları arasında
relationship between prep. arasındaki ilişki
betwixt and between prep. ne o ne bu
betwixt and between prep. ikisinin ortası
between the dates of prep. bu tarih aralığında
between the range of prep. aralığında
btw (between) prep. arasında
Phrasals
get between v. arasına yetişmek
arbitrate between v. aralarını bulmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (biriyle diğerinin) aralarını bulmak
arbitrate between v. uzlaştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. uzlaştırmak
arbitrate between v. barıştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. barıştırmak
arbitrate between v. (iki veya daha çok tarafı) uzlaştırmak
arbitrate between v. (iki veya daha çok tarafı) barıştırmak
arbitrate between v. (iki veya daha çok taraf arasındaki) anlaşmazlığı gidermek/çözmek
arbitrate between v. (iki veya daha çok taraf arasındaki) sorunu gidermek/çözmek
arbitrate between v. (iki veya daha çok taraf arasında) anlaşma sağlamak/ara buluculuk yapmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki tarafı) uzlaştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki tarafı) barıştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasındaki) anlaşmazlığı gidermek/çözmek
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasındaki) sorunu gidermek/çözmek
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasında) anlaşma sağlamak/ara buluculuk yapmak
drive between v. bir yerden başka bir yere arabayla gitmek
fall between (two things) v. (bir şeyle başka bir şey/iki şey) arasına düşmek
fall between (two things) v. (bir şeylerin) arasına girmek
fall between (something and something else) v. (bir şeyle başka bir şey/iki şey) arasına düşmek
fall between (something and something else) v. (bir şeylerin) arasına girmek
get between v. (bir kişi veya şeyle başka bir kişi veya şey/iki kişi veya şey) arasına girmek/sızmak
get between v. (bir kişi veya şeyi başka bir kişi veya şeyden/iki kişi veya şeyi birbirinden) ayırmak/uzaklaştırmak
get between (someone or something and someone or something else) v. (bir kişi veya şeyle başka bir kişi veya şey/iki kişi veya şey) arasına girmek/sızmak
get between (someone or something and someone or something else) v. (bir kişi veya şeyi başka bir kişi veya şeyden/iki kişi veya şeyi birbirinden) ayırmak/uzaklaştırmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasında havada/asılı kalmak
hover between (something) and (something else) v. üzerinde uçmak/tur atmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasında kararsız olmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) kararsız kalmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) bocalamak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) tereddüt etmek
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) tereddütte kalmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) duraksamak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikte kalmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikli olmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikilemde kalmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) gidip gelmek
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) karar verememek
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki kararı havada/askıda bırakmak
hover between (something) and (something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki karar havada/askıda kalmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasında havada/asılı kalmak
hover between something (and something else) v. üzerinde uçmak/tur atmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasında kararsız olmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) kararsız kalmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) bocalamak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) tereddüt etmek
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) tereddütte kalmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) duraksamak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikte kalmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikli olmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) ikilemde kalmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) gidip gelmek
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) karar verememek
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki kararı havada/askıda bırakmak
hover between something (and something else) v. (bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki karar havada/askıda kalmak
intersperse (something) between (something) v. (bir şeyi başka bir şeyin) arasına dağıtmak
intersperse (something) between (something) v. (bir şeyi başka bir şeyin) koymak
intersperse (something) between (something) v. (bir şeyi başka bir şeyin) serpiştirmek
intersperse (something) between (something) v. (bir şeyi başka bir şeyin) yerleştirmek
intersperse (something) between (something) v. (bir şeyi) yer yer (bir şeyle) süslemek
intersperse something between something v. (bir şeyi başka bir şeyin) arasına dağıtmak
intersperse something between something v. (bir şeyi başka bir şeyin) koymak
intersperse something between something v. (bir şeyi başka bir şeyin) serpiştirmek
intersperse something between something v. (bir şeyi başka bir şeyin) yerleştirmek
intersperse something between something v. (bir şeyi) yer yer (bir şeyle) süslemek
judge between (someone or something and someone or something else) v. iki zıt kişi veya şey arasında karar vermek
judge between (someone or something and someone or something else) v. iki zıt kişi veya şey arasında seçim yapmak
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) arasında yavaş yavaş yürümek
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) usulca yürümek
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) dikkatlice yürümek
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) adımlarını dikkatle atmak
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) parmaklarının ucuna basmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya şey) arasına girmek/adım atmak
step between (someone or something) v. (anlaşmazlık içindeki iki kişi veya gruba) müdahale etmek
step between (someone or something) v. araya girmek
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grup) arasındaki anlaşmazlığa karışmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grubun) arasını yapmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grubu) uzlaştırmak/barıştırmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grup) arasında ara buluculuk yapmak
step between (someone or something and someone or something else) v. (iki kişi veya şey) arasına girmek/adım atmak
tear between v. arasında kararsız bırakmak
tear between v. arasında ikircikli bırakmak
tear between v. arasında tereddütte bırakmak
tear between v. ikilemde bırakmak
tear between v. iki arada bir derede bırakmak
tear between v. iki arada bırakmak
tear between v. ikiye bölmek
go-between çöpçatan
go-between arabulucu
go-between aracı
decide between two arasında bir seçim yapmak
discern between ayırt etmek
decide between two arasında bir karar vermek
divvy something up between two (iki kişi) arasında bölmek/paylaştırmak
mediate between (iki kişi arasında) arabuluculuk yapmak
migrate between bir yerden başka bir yere göç edip durmak
oscillate between someone and someone iki seçenek arasında kararsız kalmak
oscillate between someone and someone iki şey arasında kalmak (karar verememek)
interpose someone between people (birini/birilerinin) arasına sokmak
commute between (ev ile iş) (iki şehir/yer vb) arasında gidip gelmek
run between arasından gidip gelmek/koşturmak
split something between (something and something else) (iki kişi) arasında bölüştürmek
split something between (someone and someone else) (iki kişi) arasında bölüştürmek
stand between arasında durmak
vacillate between ...arasında kararsız kalmak
waver between someone and someone else iki kişi arasında kararsız kalmak
Phrases
in between times adv. aradaki zamanlarda
in between times adv. aradaki sürelerde
in between times adv. geri kalan zamanlarda
in between times adv. geri kalan sürelerde
in between times adv. aradaki zamanda
in between times adv. geri kalan sürede
in between times adv. kalan zamanında
in between times adv. (diğer şeylerin) arasında kalan vaktinde
in between times adv. bu süre içerisinde ayrıca/bir de
somewhere between adv. arasında bir şey/rakam
somewhere between adv. bir şeyle başka bir şey arasında
somewhere between adv. arasında bir yerlerde
caught between the devil and the deep blue sea expr. aşağı tükürsen bıyık yukarı tükürsen sakal
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki arada bir derede
little love lost between (two people) expr. (iki kişi) arasında sevginin zerresi bile kalmama/olmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirinden nefret etme/hoşlanmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirini sevmeme
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman olma
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman gibi olma
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman kesilme
there is no daylight between (two things) expr. birbirine geçmiş olma
there is no daylight between (two things) expr. birbirine çok yakın olma
there is no daylight between (two things) expr. birbiriyle iç içe olma
there is no daylight between (two things) expr. birbiriyle yakından ilgili/ilişkili olma
there is no daylight between (two things) expr. birbirini yakından etkileme
there is no daylight between (two things) expr. etkileri birbirine yansıma
there's little to choose between (two people or things) expr. arasında çok az fark olma
there's little to choose between (two people or things) expr. neredeyse hiç fark olmama
there's little to choose between (two people or things) expr. neredeyse aynı/eşit olma
there's little to choose between (two people or things) expr. birbirine denk olma
there's not much to choose between (two people or things) expr. arasında çok az fark olma
there's not much to choose between (two people or things) expr. neredeyse hiç fark olmama
there's not much to choose between (two people or things) expr. neredeyse aynı/eşit olma
there's not much to choose between (two people or things) expr. birbirine denk olma
what's (something) between friends? expr. aramızda (paranın/birkaç kuruşun) lafı mı olur/ne önemi var
what's (something) between friends? expr. aramızda (paranın, birkaç kuruşun) lafı olmaz/hiç önemi yok
what's a few bucks between friends? expr. aramızda üç beş kuruşun lafı mı olur?
few and far between çok nadir
few and far between nadir
few and far between seyrek olarak
between the hammer and the anvil çok zor durumda
between the hammer and the anvil çok müşkül bir durumda
between each other kendi aralarında
in between arada aradan
between the hammer and the anvil iki ateş arasında
few and far between tek tük
few and far between seyrek
between the two countries iki ülke arasında
there is no difference between them aralarında fark yoktur
between now and then o zamana/tarihe kadar
between us kendi aramızda
between us aramızda
between you aranızda
I really need a day between saturday and sunday cumartesi ve pazar arasında bir güne daha ihtiyacım var gerçekten
I really need a day between saturday and sunday cumartesi ve pazar'ın arasında bir gün daha olmasına ihtiyacım var
between the specified dates belirtilen tarihler arasında
between the dates specified belirtilen tarihler arasında
there's no comparison between aralarında kıyaslama yapılamaz/olamaz!
Proverb
a hedge between keeps friendship green çok yakın arkadaşlıklarda bile arada mesafe olmalı
there's a fine line between genius and insanity dahilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır
Colloquial
read between the lines kapalı anlamı bulmak
read between the lines satır aralarını okumak
read between the lines saklı anlamı bulmak
read between the lines denilmek isteneni anlamak
read between the lines altındaki anlamı çıkarmak
between ourselves yalnıza biz bilelim
between ourselves ikimizin arasında
between ourselves aramızda kalsın
between ourselves gizli kalsın
between ourselves kimse duymasın
between the two of us ikimiz arasında
insert (something) between (something and something else) arasına yerleştirmek/koymak
between her/his morning and afternoon classes sabah ve öğleden sonraki dersleri arasında
in the interim between her/his morning and afternoon classes sabah ve öğleden sonraki dersleri arasında
something happen between them aralarında bir şey olmak
keep this between us aramızda kalsın ama
hostility between two persons iki kişi arasındaki düşmanlık
hostility between two friends iki arkadaş arasındaki düşmanlık
think a number between one and ten 1 ile 10 arasında bir sayı seç
think a number between one and ten 1 ile 10 arasında bir sayı tut
think a number between one and ten 1'den 10'a kadar bir sayı seç
pick a number between one and ten 1 ile 10 arasında bir sayı tut
pick a number between one and ten 1 ile 10 arasında bir sayı seç
pick a number between one and ten 1'den 10'a kadar bir sayı seç
Idioms
go between the bark and the tree v. (özellikle aile meselelerine) burnunu sokmak
go between the bark and the tree v. (özellikle aile meselelerine) müdahale etmek
go between the bark and the tree v. (özellikle aile meselelerine) karışmak
go between the bark and the tree v. etle tırnak arasına girmek (girilmez)
go between the moon and the milkman v. gece vakti (pılıyı pırtıyı toplayıp) kaçmak/sıvışmak
keep it between the ditches v. arabayı dikkatli sürmek
keep it between the ditches v. (araba sürerken) yoldan çıkmamak
keep it between the ditches v. (araba sürerken) yolda (yol çizgileri içerisinde) kalmak
keep it between the ditches v. şeridinden çıkmamak
keep it between the ditches v. direksiyona hakim olmak
keep it between the ditches v. kendine dikkat etmek
keep it between the ditches v. akıllı uslu olmak/davranmak
keep it between the ditches v. yoldan çıkmamak
keep it between the ditches v. uslu çocuk olmak
keep it between the ditches v. yaramazlık yapmamak
keep it between the ditches v. beladan uzak durmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında çok ince bir çizgide olmak/yürümek
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge kurmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge oluşturmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge sağlamak
tread a thin line between (something) v. (iki şey) arasında çok ince bir çizgide olmak/yürümek
tread a thin line between (something) v. (iki şey) arasında denge kurmak
tread a thin line between (something) v. (iki şey) arasında denge oluşturmak
tread a thin line between (something) v. (iki şey) arasında denge sağlamak
between the sheets adj. yatakta
between the sheets adj. yatak odasında
between the sheets adj. cinsel ilişkide
between hawk and buzzard adv. iki ateş arasında
between hawk and buzzard adv. kendini iki ateş arasında bulmuş
between hawk and buzzard adv. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
between hawk and buzzard adv. iki arada bir derede
between hawk and buzzard adv. iki zıt şey arasında
between hay and grass adv. karman çorman/karmakarışık
between hay and grass adv. her şey birbirine karışma/girme
between hay and grass adv. sapla samanı ayıramama
between the jigs and the reels adv. çapraşık işler içinde/arasında/nedeniyle
between the jigs and the reels adv. içinden çıkılması zor/güç bir durum/hal nedeniyle
between the jigs and the reels adv. her şey düğüm olduğu/birbirine girdiği için
between the jigs and the reels adv. tam bir kaos içinde/nedeniyle
between the jigs and the reels adv. (işler) çığırından çıktığı için
between the pipes adv. kalede
between the pipes adv. kale direkleri arasında
between the pipes adv. kaledeyken
between the sheets adv. yatağa girme
between the sheets adv. yatakta olma
between the sheets adv. uyuma
between the sticks adv. kalede
between the sticks adv. kale direkleri arasında
between the sticks adv. kaledeyken
between wind and water adv. tehlikeye açık/riskli bir yerde/durumda
between wind and water adv. tehlikede
between wind and water adv. bıçak sırtında
between wind and water adv. uçurum kenarında
between wind and water adv. batma noktasında
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki ateş arasında
caught between the devil and the deep blue sea adv. kendini iki ateş arasında bulmuş
caught between the devil and the deep blue sea adv. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki arada bir derede kalma
a choice between of two evils expr. kötünün iyisi
a choice between of two evils expr. iki ucu boklu değnek
a choice between of two evils expr. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
with his tail between his legs süt dökmüş kedi gibi
between scylla and charybdis aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık
between you and me and the bedpost laf aramızda
between you and me and the gatepost söz aramızda
drive a wedge between somebody aralarını açmak (kişilerin)
drive a wedge between somebody aralarını bozmak
drive a wedge between somebody arasını bozmak
drive a wedge between somebody ipleri germek
between the devil and the deep sea iki arada bir derede
fall between two stools iki cami arasında beynamaz kalmak
fall between two stools iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek
between scylla and charybdis iki ateş arasında
there is no love lost between them birbirlerinden hiç hoşlanmazlar
between a rock and a hard place iki arada bir derede
with one's tail between one's legs süklüm püklüm
few and far between tek tük
have one's tail between one's legs kuyruğunu kısmak
fall between two stools önündeki iki fırsatı da değerlendiremeyip başarısız olmak
read between the lines satır aralarını okumak
take the bit between one's teeth gemi azıya almak
there is no love lost between them birbirlerini hiç sevmezler
strike a balance between ortasını bulmak
between you and me and the wall laf aramızda
between you and me and the bed post aramızda
between you and me and the wall kimseler duymasın ama
between you and me and the gatepost yalnız ikimizin arasında
between you and me and the gatepost kimseler duymasın ama
between you and me and the bed post laf aramızda
between you and me and the wall yalnız ikimizin arasında
between you and me and the bed post yalnız ikimizin arasında
between you and me and the wall aramızda
between you and me and the bed post kimseler duymasın ama
between you and me and the gatepost laf aramızda
between you and me and the gatepost aramızda
between two fires iki ucu boklu değnek
between two fires aşağı tükürsen sakal yukarı tükürürsen bıyık
between two fires iki ateş arasında
a choice between good and evil iyi ile kötü arasında bir seçim
between the devil and the deep blue sea iki ucu boklu değnek
between the devil and the deep blue sea aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
few and far between az
get the bit between one's teeth kendini toparlamak
take the bit between one's teeth zincirlerinden kurtulmak
have the bit between one's teeth zincirlerinden kurtulmak
few and far between arada sırada
few and far between ara sıra
get the bit between one's teeth zincirlerinden kurtulmak
few and far between bazı bazı
take the bit between one's teeth kendini toparlamak
few and far between arada bir
few and far between seyrek
few and far between çok ender
have the bit between one's teeth kendini toparlamak
few and far between nadir
read between the lines gizli anlamı çıkarmak
read between the lines altında yatan anlamı anlamak
read between the lines ima edileni anlamak
read between the lines denmek isteneni anlamak
read between the lines altındaki anlamı çıkarmak
read between the lines söylenmek isteneni anlamak
be between a rock and a hard place iki arada bir derede kalmak
be torn (between a and b) iki arada kalmak
be torn (between a and b) ikilemde kalmak
be between a rock and a hard place ikilemde kalmak
be torn (between a and b) iki arada bir derede kalmak
be between a rock and a hard place iki arada kalmak
get the bit between one's teeth canını dişine takmak
take the bit between one's teeth canını dişine takmak
one's tail between one's legs kuyruğu bacaklarının arasında
one's tail between one's legs kuyruğunu bacaklarının arasına almak
(there) be bad blood between aralarında husumet olmak
have bad blood between aralarında husumet olmak
fall between the cracks ihmal edilmek
fall between the cracks yabana atılmak
fall between two stools ihmal edilmek
fall between two stools unutulup gitmek
fall between two stools yabana atılmak
fall between the cracks unutulup gitmek
between jobs işsiz
between projects işsiz
between life and death yaşamla ölüm arasında
hit someone right between the eyes birini şaşırtmak
hit someone between the eyes iki gözünün ortasına vurmak
hit someone between the eyes birini şaşırtmak
hit someone right between the eyes iki gözünün ortasına vurmak
fall between two stools iki işi birden yapmaya çalışırken hiçbirini başaramamak
be caught between two stools önündeki iki fırsatı da değerlendiremeyip başarısız olmak
be caught between two stools iki işi birden yapmaya çalışırken hiçbirini başaramamak
slip between the cracks unutulmaya yüz tutmak
slip between the cracks unutulup gitmek
slip between the cracks ihmal edilmek
put some distance between someone and oneself birisiyle arasına mesafe koymak
draw a line between iki şeyi ayırmak
draw a line between iki şey arasına çizgi çizmek
have nothing between the ears akılsız
have nothing between one's ears akılsız
have nothing between one's ears aptal
have nothing between the ears aptal
between a rock and a hard place kırk katır kırk satır
walk a fine line between something ince bir çizgi üzerinde yürümek
walk a thin line between something ince bir çizgi üzerinde yürümek
walk a fine line between something iki tarafı da dengede tutmak
walk a thin line between something iki tarafı da dengede tutmak
drive a wedge between aralarını açmak
hover between life and death yaşam ile ölüm arasında gidip gelmek
between you and me and the lamppost laf aramızda
with your tail tucked between your legs kuyruğunu bacaklarının arasına alarak
with one's tail tucked between one's legs kuyruğunu bacaklarının arasına alarak
between the devil and the deep blue sea iki arada bir derede
alternate in between thinking düşünceleri arasında gidip gelmek
with one's tail between one's legs kuyruğunu kıstırarak
tell the difference between ayırt etmek