daha bir - Turco Inglés Diccionario
Historia

daha bir



Significados de "daha bir" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
daha bir even better adj.
daha bir much more adv.
daha bir even more adv.

Significados de "daha bir" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(daha basit bir hale) dönüştürmek reduce v.
bir daha again adv.
bir kez daha once again adv.
bir kez daha once more adv.
bir daha once more adv.
bir kere daha once more adv.
bir kere daha once again adv.
bir defa daha once again adv.
General
maddi açıdan daha iyi bir duruma girmek get ahead v.
daha iyi bir pozisyona tayin olmak be promoted v.
almak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri) pick up v.
daha önceki bir tarihten itibaren geçerli kılmak backdate v.
çöküp daha sıkışık olmak (kuru bir madde) settle v.
bir şeyi daha canlı bir hale getirmek liven something up v.
daha kolay bir çözüm varken bir şeyi zor bir şekilde yapmak do something the hard way v.
kanunu daha etkili bir hale getirmek tighten up on v.
daha kötü bir duruma sokmak exacerbate v.
bir şey yüzünden daha beter durumda olmamak be none the worse v.
kaldırmak (daha aşağı bir yerde duran birini/bir şeyi) pick up v.
bir daha incelemek review v.
bulunduğu makama bir daha aday olmamak stand down v.
daha sonra bakmak üzere bir kenara koymak keep something on the back burner v.
akşamdan kalıp da sabah bir duble daha içmek hair of the dog v.
daha aşağı fiyat teklif etmek (başka bir kimse veya firmadan) underbid v.
daha ayrıntılı bir şekilde anlatmak enlarge upon v.
birini daha aşağı bir yere koymak put someone down v.
bir sesi daha yüksek bir sesle bastırmak drown out v.
daha iyi bir duruma getirmek uplift v.
hayatını daha iyi bir yola koymak turn over a new leaf v.
daha önemli saymak (birini/bir şeyi başkasından) subordinate to v.
daha hoş bir hale getirmek sweeten v.
daha üst (bir sınıfa/lige) geçirmek promote to v.
daha güzel ve daha çekici bir hale sokmak (bir yeri) freshen up v.
bir yarışta daha avantajlı bir yere geçmeye çalışmak jockey for position v.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten v.
baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak spice a food up v.
daha kötü bir hale getirmek worsen v.
daha çekilir bir hale sokmak (zor/tatsız bir şeyi) sugarcoat v.
toplamak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri) pick up v.
bir daha gözden geçirmek review v.
maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek get ahead v.
daha başlangıçta bir şeyin önünü almak nip in the bud v.
daha başlangıçta bir şeyin önünü almak nip something in the bud v.
daha erken bir tarihe almak put forward v.
bir daha bölmek subdivide v.
daha önceki bir tarihten geçerli kılmak backdate v.
bir daha gözden geçirmek revise v.
-den çok daha iyi bir performans göstermek outdo v.
bir aşama daha kaydetmek take yet another turn v.
bir aşama daha kaydetmek take yet another twist v.
daha mühim başka bir iş yüzünden yapmamak overslaugh v.
basitten daha karmaşık bir biçime) dönüşmek evolve into v.
daha bir güzel olmak become even more beautiful v.
daha öte bir anlam taşımak mean more than (that) v.
daha öte bir anlam taşımak have meaning beyond v.
daha öte bir anlam taşımak have a further meaning v.
daha da kötü bir hale getirmek make worse v.
daha da kötü bir hale gelmek become worse v.
bir adım daha ileri gitmek go a step further v.
bir şeyi her şeyden daha çok sevmek love something more than anything v.
daha büyük bir eve taşınmak move to a bigger house v.
birisini (daha aşağıda bir bölgede olan) evine davet etmek/çağırmak ask someone down v.
daha iyi bir iş çıkartmak do a better job v.
uzun menzilli bir taşın (fil, kale, vezir) rakip taşı tehdit ettiği bir durumda, tehdit edilen taşın arkasında daha değerli bir taşın bulunduğu açmaz pozisyonu (satranç) skewer v.
(haritada/rakım olarak) daha yüksek bir yere uçmak fly up to something v.
oyunculuk işini bir kez daha gözden geçirmek give acting a second thought v.
daha iyi/ucuz bir fiyat aramak look for a better price v.
bir şans daha vermek give a second chance v.
ikinci bir şans daha vermek give a second chance v.
bir şeye ek olarak başka bir şey daha yapmak/yaptıklarını çeşitlendirmek diversify from something into something else v.
bir daha izlemek watch again v.
bir daha seyretmek watch again v.
bir şeye gerçek değerinden daha fazla ödemek pay more for something than it is really worth v.
daha güvenli bir yer bulmak find a safer place v.
iyi maaşlı bir işi bırakıp daha az stresli olan bir işi seçmek downshift v.
iyi maaşlı bir işi bırakıp daha az kazandıran ve stressiz bir işi tercih etmek downshift v.
daha ciddi bir hal almak become a more serious v.
bir şeyi daha yenisiyle değiştirmek replace something with a newer one v.
termostatı daha düşük bir ısıya ayarlamak/sabitlemek set the thermostat at a lower temperature v.
daha erken saate bir uçuş bulmak get an earlier flight v.
daha erken saate bir uçuş bulmak find an earlier flight v.
daha iyi bir gelecek oluşturmak carve out a better future v.
dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek make the world a better place v.
daha küçük (önemsiz) bir rol oynamak play a smaller role v.
Bir durumu olduğundan daha acınası göstermek catastrophize v.
bir veya daha fazla rakamı çıkartarak sayıyı kısaltmak truncate v.
daha hoş bir hale getirmek addulce [obsolete] v.
35 mm'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinesi miniature camera n.
kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz söyleyen euphemist n.
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması erotomania n.
daha aşağı bir nitelikte olma deteriority n.
saati standart zamanın bir saat ilerisine geçirerek akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanma daylight saving n.
daha uzun bir şekilde söyleme amplification n.
daha aşağı bir nitelikte olma inferiority n.
daha ayrıntılı bir şekilde söyleme amplification n.
bir misli daha as much again n.
ışık hızından daha büyük hızlarla hareket eden teorik bir tanecik tachyon n.
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması clerambault's syndrome n.
daha iyi bir duruma getirme uplift n.
bir sefer için daha yüksek ücret ödeyen iş yolcusu gibilere verilen isim premium traffic n.
daha detaylı bir şekilde söyleme amplification n.
daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet protectorate n.
bir kitapta konuyla ilgili daha geniş açıklama için oluşturulmuş ek kısım excursus n.
daha üst bir sınıfa vb geçme promotion to n.
daha üst seviyede bir güç kaynağı dolayısıyla görevini yapamayacak durumda olma shadowing n.
daha kuvvetli bir ışık altında mum ışığının görülememesi durumu shadowing n.
beklenenden daha düşük bir performans sergileme underperforming n.
daha yüksek bir mahkemeye başvuru appeal n.
oyuncuların diğer oyunculardan daha yükseğe zıplamaya çalışıtıkları bir tür çocuk oyunu leap-frog n.
bir kez olan ve bir daha tekrarlanmayan olay one-off n.
hangi seçeneğin daha iyi olduğu hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
bir kere daha encore n.
bir kişinin kendi hayatı hakkında daha önceden farkına varmadığı ya da bilinçaltına ittiği bir gerçeği öğrenmesi anagnorisis n.
bir fincan kahve daha one more cup of coffee n.
bir adım daha one more step n.
bir basamak daha one more step n.
doyurulacak bir boğaz daha another mouth to feed n.
daha önce aranmamış bir yerde petrol/maden arayan wildcatter n.
daha iyi bir açı a better angle n.
anlatılan konuyu dinleyicilerin daha iyi anlamasına yardımcı olmaya yönelik işaretlerin kullanıldığı bir teknik signposting n.
kutlama için bir neden daha one more reason to celebrate n.
yabancı bir dilin karmaşık/anlaşılmaz kullanımı (daha çekici göstermek için) flowery n.
Bakılan görüntü ortadan kalktıktan sonra görsel alanda bir süre daha izlenebilen ardışık görüntü after image n.
insan çabasıyla dünyanın daha yaşanılabilir bir yer haline getirileceğine inanan görüş meliorism n.
bir sene daha another year n.
bir yıl daha another year n.
bir sene daha one more year n.
bir yıl daha one more year n.
bir veya daha fazla kişiye seçim yapma hakkı verilmesi compromission n.
(birini ya da bir şeyi) daha az çekici hale getirme deglamorization n.
(birini ya da bir şeyi) daha az çekici hale getirme deglamorisation n.
atom bombasında patlayan malzemenin genişlemesini geciktiren, ve daha şiddetli bir patlamayı mümkün kılan bir nötron reflektörü tapmer n.
daha az önemli olan (başka bir şeye göre) subordinate adj.
bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan colonial adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalized adj.
bir tarafı diğerine göre daha ağır veya büyük olan lopsided adj.
bir daha ele geçmez irretrievable adj.
daha zayıf bir şekilde weaklier adj.
beklenenden daha düşük bir performans sergileyen underperforming adj.
bir adım daha yakın one step closer adj.
gerçek değerinden daha düşük bir fiyata satılan underpriced adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalised adj.
nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu post-truth adj.
üyeliği/bilgileri silinmiş (bilgisayarı bir daha kullanmayacak olan) deprovisioned adj.
("birkaç" veya belli bir sayının önüne) … daha another adj.
bir daha once more adv.
bir daha one more adv.
bir kez daha once more again adv.
daha ağır bir biçimde preponderantly adv.
daha kuvvetli bir şekilde superiorily adv.
daha önce (bir yazıda) above adv.
bir daha over adv.
daha kuvvetli bir sebebten a fortiori adv.
bir kat daha still more adv.
bir kez daha yet again adv.
iki bin yıldan daha fazla bir süredir for more than two thousand years adv.
bir daha second adv.
daha kuvvetli bir sebepten a fortiori adv.
daha az mücadeleci bir şekilde adversarially adv.
daha iyi bir şekilde better adv.
bir daha once again adv.
bir daha over again adv.
daha belirgin bir biçimde more specifically adv.
daha açık bir ifadeyle more clearly adv.
bir daha anew adv.
bir kez daha one more time adv.
bir kere daha one more time adv.
bir müddet daha for another while adv.
bir müddet daha a while more adv.
bir müddet daha a little more time adv.
bir müddet daha some more time adv.
daha derin bir biçimde more deeply adv.
bir daha no more adv.
daha ayrıntılı bir şekilde in more detail adv.
bir şey daha one more thing adv.
bir kere daha again adv.
bir kere daha over again adv.
daha uzun bir süre for a longer time adv.
bir daha asla never ever adv.
daha da büyük bir dereceye kadar all the more so adv.
bir defa daha one more time adv.
daha az bir dereceye kadar to a lesser degree adv.
en az bir yarım saat daha at least for another half-hour adv.
bir yarım saat daha for another half hour adv.
bir yarım saat daha for another 30 minutes adv.
daha aşağı bir nitelikte olan inferior to prep.
bir tane daha another pron.
bir (şey) daha another pron.
Phrasals
daha yüksek bir düzeyde olmak be above
daha yüksek bir rütbede olmak be above
daha yüksek bir konumda olmak be above
daha yüksek bir mevkide olmak be above
daha yüksek bir standarda sahip olmak be above
daha yüksek bir pozisyonda olmak be above
bir sesi daha yüksek bir sesle bastırmak drown something out
(kuzeyde/daha yüksek bir yerde) bir yeri ziyaret etmek drop up (some place)
bir olaydan sonra ...(ay/yıl vb) daha yaşamak stay on after something
bir olaydan sonra ...(ay/yıl vb) daha yaşamak linger on after something
daha karmaşık bir hale getirmek muck something up
daha karmaşık bir hale getirmek muck up something
bir şeyi (daha avantajlı) başka bir şekle dönüştürmek parlay something into something
(rakım olarak daha alçakta) bir yere gelmek come down to
daha ciddi bir hal almasını sağlamak precipitate into something
(bir seyircileri) başka bir (daha sonra çıkacak olan ünlü) gruba hazırlamak warm someone up
(bir derece vb daha) azalmak notch down
başkalarına bilgilerinin ya da statülerinin daha yüksek olmalarından ötürü (fikirlerine katılmasanız bile) sizinle ilgili karar almalarına ya da size bir şey yaptırmalarına müsaade etmek defer to someone
daha basit ve anlaşılır bir hale getirmek dumb down
Phrases
bir kez daha on one occasion
bir müddet daha a while longer
daha önce bir kez once before
bu ölümden çok daha beter bir kader it is a fate much worse than death
cumartesi ve pazar'ın arasında bir gün daha olmasına ihtiyacım var I really need a day between saturday and sunday
cumartesi ve pazar arasında bir güne daha ihtiyacım var gerçekten I really need a day between saturday and sunday
bir dalgadan daha büyük hiçbir duygu yoktur ki kendi formunu uzun süre sürdürebilsin no emotion, any more than a wave, can long retain its own individual form
bir on gün daha for another ten days
iltifata karşılık daha sevecen bir teşekkür etme why thank you
(bir olaydan) çok daha önce well before
Proverb
ufak bir barış büyük bir zaferden daha iyidir better a lean peace than a fat victory
kötü bir mazeretinin olması hiç olmamasından daha iyidir bad excuse is better than none
hasta veya yaşlı bir insanın daha fazla yaşayacağını ifade eden bir atasözü a creaking gate hangs longest
hasta veya yaşlı bir insanın daha fazla yaşayacağını ifade eden bir atasözü a creaking door hangs longest
yaptığın hata/yanlıştan ders alarak bir daha tekrar etmezsin a fall into a ditch makes you wiser
acı bir gerçek tatlı bir yalandan daha inciticidir the greater the truth the greater the libel
hiç kimse, aşkta geri çevrilmiş bir kadından daha tehlikeli olamaz hell hath no fury like a woman scorned
Colloquial
bir yaşıma daha girdim so pigs do fly
bir tane daha one more
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi notch above
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi a notch better
bir şeyi yapmak için (daha) iyi bir sebep all the more reason to do something
bir şeyi yapmak için (daha) iyi bir sebep all the more reason for doing something
bir bardak kahve daha another cup of coffee
daha önce bir yerde karşılaşmış mıydık? have we ever met anywhere?
bir adım daha yaklaşmak be one step closer
bir şeyi karşısındakine göre çok daha fazla yapmış olmak have [done/seen/had] more something than somebody has had hot dinners
bir daha söylesene say it again
bir tane daha doldur pour me another
bir oyun daha one more game
oraya gitmenin daha kolay bir yolu yok mu? isn't there an easier way to get there?
daha iyi bir taktik a better line
bundan daha iyi bir neden mi olur all the more reason for (doing something)
bundan daha iyi bir neden mi olur all the more reason to (do something)
daha iyi bir anne olmak make a better mother
buraya bir tane daha sedye one more stretcher over here
bir şey daha one more thing
bir çocuk daha kayboldu another child went missing
bir şey daha var one more thing
bir şey daha var and another thing
(bir önceki döneme/sezona göre) daha kötü durumda in worse spot
Idioms
iptal edilmiş bir maç veya konser vb'nin daha ileri bir tarihteki tekrarı için verilen bileti almak take a rain check on
birinden/bir şeyden bir derece daha iyi a cut above someone or something
bir gömlek daha iyi cut above
yapacak daha iyi kazançlı bir işi olmak have other fish to fry
daha iyi ve karlı bir iş bulmak be on to a good thing
daha önemli bir işi olmak have other fish to fry
daha iyi bir şey olmak be better off
bir başarı daha eklemek clock up
bir şeyi olduğundan daha üstün göstermek err on the side of
bir kez daha once and again
bir kez daha once again
daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak come down in the world
bir defa daha once again
daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmak come up in the world
gitgide daha kötü bir hal almak go from bad to worse
gitgide daha kötü bir duruma gelmek go from bad to worse
bir şeyi daha iyi duruma getirmek knock something into shape
daha iyi bir yere gelmeye çalışmak jockey for position
birşeyi bir başkasından daha iyi yapmak make rings round
birini başınızı ağrıtmasın diye daha önemli izlenimi uyandıran bir makama getirmek kick upstairs
(bir mülkü) daha iyi bir hale getirmek sweeten the pot
tesadüfen sadece bir iki defa karşılaşıp bir daha asla karşılaşmayacak iki insan gibi like ships that pass in the night
tabutuna bir çivi daha (çakmak) another nail in someone's coffin
bir darbe daha another nail in someone's coffin
bir yaşıma daha girdim! will wonders never cease!
bir yaşıma daha girdim! wonders never cease!
daha iyi bir hale getirmek whip someone or something into shape
daha önce kabul edilmedikleri bir grup veya aktivitenin parçası olmak/kabul edilmek come in from the cold
kötü bir durumdan kurtulup daha iyi bir hal almak go from drab to fab
bir yaşıma daha girdim what's the world coming to
bir darbe daha the final nail in the coffin
bir darbe daha another nail in the coffin
son bir darbe daha the final nail in the coffin
son bir darbe daha another nail in the coffin
bir başka sorun/aksilik daha! It's one thing after another!
bir başka sorun/aksilik daha! It's just one thing after another!
bir başka sorun/aksilik daha! If it's not one thing it's another!
daha önemli bir şey uğruna feda/kurban edilmek be sacrificed on the altar of something
giderek daha kötü bir hal almak go to hell in a bucket
giderek daha kötü bir hal almak go to hell in a handbasket
olan bir şeyin daha iyisini yapmak build a better mousetrap
bir şeyi yapmamak gerektiğini (birinden daha iyi) bilmek know better than to do something
daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak be in uncharted waters
(birinden) daha iyi bir muameleyi/davranışı hak etmiş olmak deserve better from someone
bir daha bakmak do a double take
aynı anda başka bir işlevi daha görmek do double duty as
rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak remain ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak keep ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak get ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak get ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak be ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak remain ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak stay ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak keep ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak be ahead of the game
rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak stay ahead of the game
bir yere uyum sağlamak için daha çok çabalamak make more of an effort to fit in somehere
bir şeyi daha üst pozisyondaki/mevkideki birine iletmek hand something up to someone
bir şey için gerekenden daha fazla uğraşmak make hard work of doing something
bir şey için gerekenden daha fazla uğraşmak make hard work of something
birinden/bir şeyden çok daha üstün olmak tower head and shoulders above
daha sert bir tavır takınmak take a tougher line
daha sert bir tavır almak take a tougher line
(bir daha) şehre gelince/geldiğimde, seni ararım I'll look you up when I'm in town
düşene bir tekme daha vurmak kick somebody when they're down
gibisini bir daha görmek istememek never want to see the likes of someone again
senin/onun gibi birisini bir daha görmek istememek never want to see the likes of someone again
(bir daha şehre) geldiğinde/uğradığında beni ara look me up when you're in town
bir şeyi olduğundan daha önemli/ciddi imiş gibi göstermek make a song and dance about something
işleri (bir şeyleri) karmaşıklaştırmak/ daha karmaşık hale getirmek make a production out of something
işleri (bir şeyleri) karmaşıklaştırmak/ daha karmaşık hale getirmek make a production of something
(bir sorunu/sıkıntıyı) daha fazla düşünmemek not give it another thought
(konuşurken/ayrılırken) bir şey daha one final word
bir adım daha atmak drop the other shoe
eskisinden daha iyi bir duruma gelmek pick up steam
bir şeyi daha güçlü/kuvvetli/gür hale getirmek/yapmak put balls on something
bir parça/porsiyon (yemek) daha second helping
yapacak daha önemli bir işi olmak have bigger fish to fry
yapacak daha önemli bir işi olmak have more important fish to fry
yapacak daha önemli bir işi olmak have other fish to fry
acısını/derdini bir kat daha artıran (söz/davranış vb) a turn of the screw
(bir şeyi) (daha) etkili/etkin kılmak put some teeth into something
bir adım daha yakın olmak have a head start on
hoş bir deneyim sonrası bir süre daha hissedilen haz afterglow
bir kişinin alışık olduğu durum ya da mekandan çok daha kötülerine katlanması slum it
bir şeyi daha şık/zarif hale getirmek class up the joint
bir yaşıma daha girdim! I'll be darned
bir yaşıma daha girdim! I'll be damned
bir durumu daha zor bir hale getirmek tighten the noose
daha çekilir bir hale sokmak candy coat
bir şeyi yapmaya daha kararlı ve güçlü bir şekilde devam etmek power on through something
bir şeyi yapmaya daha kararlı ve güçlü bir şekilde devam etmek power through something
daha en başta bir sorunla karşılaşmak fall at the first hurdle
(şaşırıp) bir daha bakmak do a double take
bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim (one) won't be (doing something) again in a hurry
bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim (one) won't (do something) again in a hurry
bir işi daha fazla yapmak get more out of
bir şeyin daha yakından tanınmasını veya anlaşılmasını sağlamak bring something home
Speaking
bir daha once more
sadece bir kere daha just one more time
sadece bir kez daha just one more time
bir yaşıma daha girdim i am much surprised
hepimiz bir sonraki yılın daha iyi bir yıl olmasını ümit edelim let's all hope next year is better
seni bir daha görmek istemiyorum I don't wanna see you anymore
seni bir daha asla görmek istemiyorum I don't wanna see you anymore
sizinle daha önce bir yerde görüştük mü/tanıştık mı? haven't I seen you somewhere before?
sizi daha önce bir yerde gördüm mü? haven't I seen you somewhere before?
bir daha düşün lütfen think again please
bir daha bunu yaptığını görmeyeyim don't let me catch you doing that again
bir daha bunu yaptığını görmeyeyim I don't want to catch you doing it again
bir şeyi söylemek yapmaktan daha kolaydır talk is cheap
bir adım daha atma don't take another step
neden bir gece daha kalmıyorsun? why don't you stay one more night?
seni biraz daha tanımam için bana bir şans ver give me a chance to get to know you a little better
bir daha kapımı çalma never darken my door again
neden daha önce bir şey söylemedin? why didn't you say something before?
onu bir daha görmek zorunda değiliz we don't ever have to see him again
burada başka bir iz daha var there's another trail here
bir daha söz verdiğinde tutmaya çalış the next time you make a promise try to keep it
bir gece daha kalmaz mıydınız? won't you stay one more night?
daha önce böyle bir şey görmemiştim i've never seen anything like this
bir daha sakın beni evimden arama don't ever call me at home again
bir daha evime yaklaşma don't come near my house again
seni bir daha göreceğimi hiç sanmıyordum i never thought i'd see you again
eğer bana bir soru daha sorarsan if you ask me one more question
benim son bir işim daha var i got one more job
bir daha olmayacak it won't happen again
bir kez daha deneyebilir miyim? can i have another go?
bir kez daha deneyebilir miyiz? can we have another go?
bir kere daha deneyebilir miyim? can i have another go?
bir kere daha deneyebilir miyiz? can we have another go?
daha yaşlı bir çift bekliyordum i was expecting an older couple
bir daha benim mekanıma böyle gelmeyin don't ever come in my spot like that
bir daha seni görürsem if i see you again
bir daha karşıma çıkarsan if i see you again
senin için daha iyi bir şeyim var i got something better for you
bunu bir daha yapmak istiyorum i want to do this one more time
bir daha ki sefere i'll take a rain check
hayatımda daha önce hiç bu kadar güzel bir şey görmemiştim i had never seen anything so beautiful in my life
bir daha seni sigara içerken yakalarsam canına okurum if i catch you smoking again i'll have your guts for garters
şurada bir yatak odası daha var there's another bedroom right there
dün gece aynı bölgede bir cinayet daha işlendi there was another shooting in the area last night
seni daha önce bir yerde gördüm mü? haven't i seen you somewhere before?
daha önce bir yerde görmüştüm i've seen it somewhere before
o daha bir çocuk she's just a child
o daha bir çocuk he is just a kid
o daha bir çocuk she is just a kid
o daha bir çocuk he is just a child
o daha bir çocuk she is just a child
bir daha yaparsam iki olsun i'll be damned if I do something again
bir daha yaparsan ne olayım i'll be damned if I do something again
hadi bir kez daha deneyelim let's try it once more
hadi bir defa daha deneyelim let's try it once more
hadi bir kere daha deneyelim let's try it once more
bundan bir daha asla söz etmeyeceğiz we will never mention this again
ona bir içki daha ver give her/him another drink
bir daha geç kalma don't be late again
benimle bir daha böyle konuşursan if you speak to me like that again
benimle asla bir daha böyle konuşma don't you ever talk to me like that
benimle bir daha asla böyle konuşma don't you ever talk to me like that
benimle sakın bir daha böyle konuşma don't you ever talk to me like that
bir daha asla never again
öğretmenlikte yılda kazandığım en yüksek kazancın daha fazlasını şimdi bir ayda kazanıyorum i make more in a month now than i did in my best year as a teacher
beni bir daha asla görmeye gelmedi she/he never visited me again
beni bir daha asla ziyaret etmedi she/he never visited me again
hadi daha sessiz bir yere gidelim let's go somewhere where it's more quiet
bunu bir daha yapma don't do it again
bunu bir daha yapma don't do that again
bunu sakın bir daha yapma don't ever do it again
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! i don't want to catch you doing it again!
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! don't let me catch you doing that again!
sizi daha önce bir yerde gördüm mü? haven't i seen you somewhere before?
bir daha benim adımı ağzına alma don't ever say my name again
bir daha mı geleceğiz dünyaya? you only live once!
daha iyi bir fikrin var mı? have you got a better idea?
daha iyi bir fikrin mi var? have you got a better idea?
daha bir şey görmedin! you ain't seen nothing yet!
(konuşurken/ayrılırken) bir şey daha one final thing
bir daha olmaz won't happen again
daha sonra bir işin var mı? are you doing anything later?
benim daha iyi bir fikrim var i have a better idea
bir daha söyleyeyim let me say it again
daha önce başıma böyle bir şey hiç gelmemişti this has never happened to me before
bana daha önce böyle bir şey hiç olmamıştı this has never happened to me before
daha önce bir iki kere karşılaşmıştık we met before once or twice
bir daha asla! never again!
daha önce böyle bir şey görmüş müydün? have you ever seen anything like this before?
bir daha düşün (derim) you've got another think coming
sakın bir daha bana elini bu şekilde kaldırma? don't ever raise your hand to me like that again?
seninle bir daha asla konuşmak istemiyorum i don't want to talk to you ever again
ve onu bir daha hiç görmedim and that's the last i saw of her
son bir şey daha one last thing
daha ileri gitmeden önce sana söylemek istediğim bir şey var before we go any further there's something that i want to tell you
bir daha olmasın do not let that happen again
bir daha olmasın don't let it happen again
bu, bir insanın kaldırabileceğinden daha ağır it's more than a man can bear
bir daha asla beraber olmayacağız we are never ever getting back together
bana bir şans daha ver give me one more chance
daha önce hiç yapmadığım bir şey something that i have never done before
oğlumuzu bir daha hiç görmedik we never saw our son again
bir çok insan daha iyi görünmek isterler most people want to look better
bir çok insan daha iyi görünmek ister most people want to look better
tek bir kelime daha etme don't say another word
bir daha olmayacak it will not happen again
bunu bir daha sakın yapma don't ever do that again
geldiği yerde bundan bir sürü daha var there will be plenty more where that came from
daha önce böyle bir şey yaşadın mı? have you ever had anything like that happen to you before?
daha iyi bir fikrin var mı? do you have a better idea?
sana bir kez daha soracağım so i'm going to ask you one more time
sana bir kere daha soracağım so i'm going to ask you one more time
bir daha denemelisin you should try again
bunu bir daha söyleyebilir misin? can you say that again?
bir daha asla çalışmak zorunda kalmayacaksın you'll never have to work again
bir daha senden bir şey yapmanı istediğimde next time i ask you to do something
bir fırt daha çek take another swig
sarhoş bir şekilde gelme bir daha buraya never come in here loaded again
sensiz bir gün daha yet another day without you
zahmet olmayacaksa sana bir bardak su daha alabilir miyim? could i trouble you for another glass of water?
beni bir daha asla aramadı she never called me again
beni bir daha asla çağırmadı she never called me again
daha iyi bir zamanda soramazdın you couldn't have asked at a better time
odanı bir daha dağınık bırakma! don't leave your room untidy again!
bir kez daha teşekkür ederim thank you once again
benimle bir daha asla konuşma never talk to me again
Slang
sözleşmeyi daha cazip hale getirmek için eklenen herhangi bir madde sweetener
sözleşmeyi daha cazip hale getirmek için eklenen herhangi bir madde kicker
çivi çiviyi söker (iç bir tane daha) hair of the dog that bit one
(şartlı tahliye kurulu) beklenenden daha uzun bir ceza vermek get hit
seni bir daha buralarda görmeyeyim you better never show your face around here
sorulan soruya ait bir bilgiyi o anda google'dan aratıp ancak daha önceden biliyormuş gibi davranan tip google smart
Trade/Economic
bir belgeye düzenlendiği tarihten daha sonraki bir tarihi atmak dating forward
bir hesabın iki veya daha fazla alt hesaba bölünmesi fanout
kredi notu iyi olmayan kişilerin birincil piyasa yerine faiz oranı diğerlerine göre daha yüksek bir imkandan ipotekli konut kredisi edinmesiyle ortaya çıkan kredi türü subprime
bir ülkenin aynı kaynak miktarını kullanarak bir maldan diğer ülkeye göre daha fazla miktarda üretim yapabilmesi absolute frequency
bir bankanın değişken faizli varlıklarının toplam varlıklara oranının onun değişken faizli borçlarının toplam borçlarına oranından daha düşük olması durumu negative funds gap
bir işte daha deneyimli ve daha eski olma seniority
bir reklamın daha ayrıntılı bilgi talep etmek vs için reklamcıya gönderilmek üzere tasarlanan kısmı coupon
davayı daha yüksek bir mahkemeye temyiz eden appellant
belli bir yenilik veya buluş dolayısıyla aynı emek miktarının kullanılmasıyla daha yüksek bir üretim elde edilmesi labor saving technological progress
daha uzun vadeli bir işleme dönüştürmek roll over
gelecekteki tüm belirsizlik durumlarında diğer bir mali varlığa göre daha düşük getiri sağlayan yatırım aracı dominated asset
daha kısa vadeli bir işleme dönüştürmek roll down
nominal değerine oranla daha düşük bir fiyatla satılan tahviller discount bond
bir yıldan daha uzun bir sürede ödenecek olanlar amounts becoming due and payable after more than one year
insanları etkileme ve onların grup amaçları doğrultusunda daha arzulu ve heyecanlı bir biçimde çaba göstermelerini sağlama sanat veya süreci leadership
kredi notu iyi olmayan kişilerin birincil piyasa yerine faiz oranı diğerlerine göre daha yüksek bir imkandan ipotekli konut kredisi edinmesiyle ortaya çıkan kredi türü sub prime
bir belgeye düzenlenme tarihinden daha ileri bir tarihi koymak postdate
sermaye işlemlerinde genellikle bir yıldan daha uzun bir süre long term
bir yabancı paranın vadeli piyasa kurunun anında teslim kurundan daha yüksek olması forward premium
bir daha gözden geçirme review
daha sonraki bir tarihi atmak afterdate
daha eski bir tarih atmak backdate