eşit - Turco Inglés Diccionario

eşit

Significados de "eşit" en diccionario inglés turco : 58 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
eşit equal adj.
These cars are equal in size.
Bu arabaların boyutları eşit.

More Sentences
eşit even adj.
The kids divided the candy into four even amounts.
Çocuklar şekeri dört eşit miktara böldüler.

More Sentences
General
eşit equal n.
This must take place through a dialogue between equals.
Bu, eşitler arasında bir diyalog yoluyla gerçekleşmelidir.

More Sentences
eşit equal adj.
These cars are equal in size.
Bu arabaların boyutları eşit.

More Sentences
eşit same adj.
All of the designers are paid the same wage in our company.
Şirketimizde tüm tasarımcılara eşit ödeme yapılır.

More Sentences
eşit equal to adj.
Violence against women often stems from this very discrimination, though women are not seen as equal to men.
Kadınlar erkeklerle eşit görülmese de kadınlara yönelik şiddet genellikle bu ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır.

More Sentences
eşit even adj.
The kids divided the candy into four even amounts.
Çocuklar şekeri dört eşit miktara böldüler.

More Sentences
eşit equivalent adj.
They are treated in an equivalent manner to Member States.
Üye Devletlerle eşit muamele görmektedirler.

More Sentences
eşit level adj.
So this proposal is the best way to achieve price transparency and to ensure a level playing field.
Dolayısıyla bu teklif, fiyat şeffaflığını sağlamanın ve eşit bir oyun alanı oluşturmanın en iyi yoludur.

More Sentences
eşit equitable adj.
Each town has its equitable share of public funds.
Her kasabanın kamu fonlarından eşit payı vardır.

More Sentences
eşit even adv.
It was an even competition between two rival teams.
İki rakip takım arasında eşit bir rekabet vardı.

More Sentences
Trade/Economic
eşit equivalent adj.
They are treated in an equivalent manner to Member States.
Üye Devletlerle eşit muamele görmektedirler.

More Sentences
General
eşit iso n.
eşit iso- n.
eşit duplicate adj.
eşit commensurate adj.
eşit commeasurable adj.
eşit like adj.
eşit coequal adj.
eşit coordinate adj.
eşit fair adj.
eşit tantamount adj.
eşit co-ordinate adj.
eşit egal [obsolete] adj.
eşit equilibrious adj.
eşit qual [obsolete] adj.
eşit lyche adj.
eşit one adj.
eşit peregal [obsolete] adj.
eşit symmetral [obsolete] adj.
eşit even-steven adv.
eşit on a par with prep.
Phrases
eşit with honours even expr.
Colloquial
eşit good for adj.
Idioms
eşit even stephens n.
eşit even stevens n.
eşit even-steven adj.
eşit fifty-fifty expr.
eşit even steven expr.
eşit even stevens expr.
Trade/Economic
eşit balanced adj.
eşit on a par with expr.
eşit at par expr.
Law
eşit owel [obsolete] adj.
eşit isonomic adj.
Technical
eşit commensurable n.
eşit tantamount adj.
Construction
eşit neutral adj.
Math
eşit congruent n.
Biology
eşit symmetric adj.
eşit symmetrical adj.
Astronomy
eşit equant n.
Sport
eşit level-pegging adj.
eşit square adj.
Music
eşit homotonous adj.
Latin
eşit pari adj.
Slang
eşit hunk adj.
eşit hunky adj.

Significados de "eşit" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
eşit olamayan unequal adj.
eşit olarak equally adv.
General
birbirine eşit hale getirme equalizing n.
eşit muamele equal footing n.
eşit temelde adaylık candidacy on equal footing n.
eşit imi equal sign n.
eşit olma equating n.
yaklaşık beş kilometreye eşit bir uzaklık ölçüsü league n.
değerde işe eşit ücret pay equity n.
eşit tutma equating n.
ağırlıkların eşit olması equiponderance n.
eşit mesafe equidistance n.
kırk eşit parçadan biri fortieth n.
eşit aralıklı dalgalar wave train n.
eşit alanlar kanunu law of equal areas n.
eşit işareti = equal sign n.
eşit ödeme pay equity n.
eşit işe eşit ücret equal pay for equal work n.
eşit olarak bölüp dağıtma proration n.
kuvvetçe eşit olma equipollency n.
ışık saçan yüzeyin her santimetrekaresi üzerindeki bir kaloriye eşit güneş radyasyonu bölümü langley n.
eşit hak equal right n.
kuvvetçe eşit olma equipollence n.
eşit ücret equal remuneration n.
eşit adımla paripassu n.
ar, 100 metrekare'ye eşit alan ölçüsü birimi are n.
eşit muamele equal treatment n.
eşit şans fair chance n.
eşit haklar equal rights n.
eşit ekonomik fırsatlara yönelik programlar affirmative action programs n.
eşit olma being equal n.
eşit dağıtım equal distribution n.
eşit ağırlık equal weight n.
eşit vatandaşlık hakları tanıma intercitizenship n.
iki eşit parça two equal parts n.
iki eşit parça two equal pieces n.
eşit yüzölçümü equal-area n.
eşit olmayan uneven ground n.
30 akreye eşit bir arazi ölçü birimi virgate n.
orantılı eşit fedakarlık proportional equal sacrifice n.
eşit mesafeler equal distances n.
eşit şans even chance n.
eşit mesafe equal distance n.
eşit uzaklık equal distance n.
birbirine eşit hale getirme equalising n.
eşit statü equal status n.
eşit saygı equal respect n.
antik yunan'da 26 kg'a eşit bir ölçü birimi talent n.
doğum oranının ölüm oranına eşit olması sebebiyle bir ırkın zamanla yok olması race suicide n.
(bütçe vb.) bir yıl içinde eşit zaman birimlerine paylaştırma calendarization n.
(bütçe vb.) bir yıl içinde eşit zaman birimlerine paylaştırma calendarisation n.
atın ön ayaklarını yerden kaldırırarak eşit biçimde kendine toplaması ve yere değmeden ileri doğru sıçraması courbette n.
önceki ile eşit pey sürme call n.
birbirine eşit hale getirme adequation n.
dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk ölçüsü birimi cubit n.
toprakların eşit dağıtılması ilkesi agrarianism n.
eşit ve kısıtlı miktarlarda dağıtma rationing n.
(100 tanganın 1 tacikistan rublesine eşit olduğu) tacikistan'ın eski para birimi tanga n.
on üzeri beşe eşit miktar lakh n.
başka birine eşit olmayan kimse nonequal n.
doğasındaki özenli tarafı ortaya çıkararak, çocuk bakımı ve ev işlerinde eşit sorumluluk alan modern erkek new man n.
eşit şans toss-up n.
eşit ihtimal toss-up n.
her iki eli eşit derecede iyi kullanma yeteneği ambidextrianism n.
eşit taksim eden kimse apportioner n.
eşit bölüşülebilme apportionateness n.
gündüz ve gece süresinin eşit olduğu tarih fall equinox n.
gündüz ve gece süresinin eşit olduğu tarih september equinox n.
eşit olmayanlar unequal n.
kuvvetlerin eşit bir şekilde ayarlanması balancement n.
eşit şey equal n.
eşit kimse equal n.
bir yüzeyi iki eşit parçaya ayıran çember equator n.
topluluktaki farklı türlerin eşit sayıda bireyi olması equitability n.
yaklaşık beş sente eşit bir avusturya gümüş sikkesi zehner n.
tüm bireylerin eşit mükellef olduğu vergi chevage n.
10120'e eşit sayma sayısı vigintillion [uk] n.
1063'e eşit sayma sayısı vigintillion [us] n.
bombay'da bir rupinin beşte üçüne eşit eski bir para xerafin n.
bombay'da bir rupinin beşte üçüne eşit eski bir para xeraphim n.
çapı eşit tekerleklerden oluşan, çoğaltıcı vitesle arkaya bağlanan pedallarla sürülen bir bisiklet safety bicycle n.
çapı eşit tekerleklerden oluşan, çoğaltıcı vitesle arkaya bağlanan pedallarla sürülen bir bisiklet safety bike n.
(rulet ve benzeri kumar oyunlarında) oyuncuların eşit para bahsi yapabilecekleri renk black n.
1792 hektara eşit arazi ölçü birimi league n.
4,8 kilometreye eşit uzaklık birimi league n.
yaklaşık 5 metreye eşit olan bir ölçü birimi length rod n.
iki şeyin eşit oranda karışımı half-and-half n.
(isveç'te) 10 km'ye eşit uzunluk swedish mile n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan sudan para birimi millieme n.
bir gramın 1000'de 1'ine eşit olan bir ağırlık birimi milligramme [uk] n.
bir pound'un 1000'de 1'ine eşit olan mısır para birimi millieme n.
temel bir para biriminin binde birine eşit değer millieme n.
bir gramın 1000'de 1'ine eşit olan bir kütle birimi milligramme [uk] n.
sudan sterlininin 1000'de 1'ine eşit olan bir birim millim n.
adil ve eşit muamele fair shake n.
unsurların eşit şekilde yerleştirildiği hoş düzenleme harmony n.
100 ar veya 10.000 metrekareye eşit olan bir yüzey veya alan ölçüsü birimi hektare n.
bir şeyin bir milyon eşit parçasından biri millionth n.
bir derecenin altmışta birine eşit olan açısal mesafe birimi minute n.
ölçülebilir iki kümeden ilkinin ikincisini kapsadığı durumda ilk kümenin ölçümünün ikincisinden daha az veya ona eşit olması monotonicity n.
112 pounda eşit bir birim hundredweight [uk] n.
yaklaşık 109 litreye eşit olan bir güney afrika kuru hacim ölçüsü muid n.
eşit şartlarda yapılan laf yarışı give and take n.
eşit şartlarda yapılan fikir alışverişi give and take n.
eşit öneme sahip olmayan yan yana gelmiş iki ünlüden az önemli olanı glide n.
gramın onda birine eşit olan modern bir yunan ağırlık birimi obolus n.
herkesin eşit hesap ödediği çilingir sofrası gildale n.
eşit boyuttaki kare veya dikdörtgenlerden oluşan sıra grid n.
varilin sekizde birine eşit hacim birimi octave n.
on üç buçuk galona eşit hacim birimi octave n.
oylar eşit olduğunda belirleyici oyu kullanabilen kimse odd-man n.
oylar eşit olduğunda belirleyici oyu kullanan kimse odd-man n.
eşit olan milyar parçadan biri one-billionth n.
bütünün eşit iki parçasından her biri one-half n.
belirli bir açıdan diğerine neredeyse eşit olan kimse rival n.
belirli bir açıdan diğerine neredeyse eşit olan şey rival n.
belirli bir açıdan diğerine eşit olan şey rival n.
belirli bir açıdan diğerine eşit olan kimse rival n.
(eşit hukuk koşullarında oluşan) yediemin kurumunu uygulamaya koyma impressment n.
yaklaşık 3.5 litreye eşit eski bir ibrani hububat ölçü birimi omer n.
benzer işleri yapan kadın ile erkeğin eşit ücret alması gerektiğini ifade eden kavram comparable worth n.
eşit ücret comparable worth n.
eşit koşullarda başkasıyla karşılaştırılan kimse comparative n.
aynı şekle sahip eşit aralıklı desen diapering n.
(her yüzeyi eşit noktalı) domino taşı double n.
akrabalar arasında eşit miras bölüşümü sunan feodal bir arazi kullanım uygulaması parage n.
eşit skorlar equal scores n.
eşit puanlar equal scores n.
eşit güç counterpoise n.
eşit yurttaş peer n.
eşit olma coequality n.
eşit yoğunlukta olma cointension n.
eşit oranda olma cointension n.
eşit önemdeki kimse coordinate n.
elli eşit parçadan biri fiftieth n.
beş eşit parçadan biri fifth n.
elli beş eşit parçadan biri fifty-fifth n.
vasiyetname bırakmadan ölen kimsenin mülkünün oğulları ve diğer mirasçıları arasında eşit bölüşülmesi geleneği gavel n.
tüm mirasçılara eşit biçimde pay edilen araziyi kullanan kiracı gavelman [obsolete] n.
belirli bir azınlığın üyelerine diğerleriyle eşit haklar verilmesinin kutlandığı etkinlik pride n.
muaf tutulanlar haricindeki tüm hükümet programlarına eşit oranda uygulanan sabit yüzde kesintisiyle kamu harcamalarının otomatik olarak azaltılması sequestration n.
hasırları eşit genişlikte çekmeye yarayan alet shave n.
on altı eşit parçadan her biri sixteenth n.
dört eşit parçadan biri fourth n.
altmış dört eşit parçadan biri sixty-fourth n.
altı eşit parçadan biri sixth n.
altmış beş eşit parçadan biri sixty-fifth n.
altmış eşit parçadan biri sixtieth n.
eşit kalınlıkta açılıp düz şekle sokulmuş yassı kil parçalarından yapılan çömlek slab ware n.
kağıt üzerinde eşit gerilim sağlayan küçük merdane spreader n.