start - Türkçe İngilizce Sözlük

start

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

start — Definition

Anlamı ve Tanımı:
başlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /stɑːrt/ – BrE /stɑːt/)
Terim Türü:
Fiil: start (starts – started – starting)
Bu fiil, bir sürecin ilk aşamasına geçmeyi ifade eder. Eski İngilizce styrtan kökünden gelir. Zamanlama ve süreç anlatımlarında temel bir eylemdir

"start" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 127 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
start i. başlangıç
The start of the match was very dull.
Maçın başlangıcı çok sıkıcıydı.

More Sentences
start i. başlama
She was looking forward to the start of her senior year.
Okuldaki son yılının başlamasını dört gözle bekliyordu.

More Sentences
start f. başlamak
The road to the suburbs starts at the next exit.
Banliyölere giden yol bir sonraki çıkıştan itibaren başlıyor.

More Sentences
start f. başlatmak
Racial hatred started a war in that country.
Irkçı nefret o ülkede bir savaş başlattı.

More Sentences
Genel
start i. kalkış
She was disqualified from the race for two false starts.
İki kez yanlış kalkış yaptığı için yarıştan diskalifiye edildi.

More Sentences
start i. irkilme
When I called her name, she turned her head with a start.
Adını söylediğimde irkilerek başını çevirdi.

More Sentences
start i. öncelik
For a start, most of the territory of Turkey is not in Europe.
Öncelikle Türkiye topraklarının büyük bir kısmı Avrupa'da değildir.

More Sentences
start i. başlangıç
The start of the match was very dull.
Maçın başlangıcı çok sıkıcıydı.

More Sentences
start i. önce başlama
The runner got the start of the others.
Koşucu yarışa diğerlerinden önce başladı.

More Sentences
start i. mesleğe başlama
The famous chef had his start in a small restaurant.
Ünlü şef, mesleğine küçük bir restoranda başlamıştı.

More Sentences
start i. iş kurma
The number of business starts plummeted 9.5% during the first half of the year.
Yeni iş kurma sayısı yılın ilk yarısında %9,5 oranında düşmüştür.

More Sentences
start i. müsabaka
The athlete wasn't successful at all in three starts.
Atlet katıldığı üç müsabakada da başarılı olamadı.

More Sentences
start i. baş
We arrived late and missed the start of the play.
Geç geldik ve oyunun başını kaçırdık.

More Sentences
start f. fırlamak
The old lady started from the bench and walked away quickly.
Yaşlı kadın banktan fırlayıp hızla uzaklaştı.

More Sentences
start f. hareket etmek
The train is ready to start.
Tren hareket etmeye hazırdır.

More Sentences
start f. koyulmak
Tom took his coat off and started working.
Tom paltosunu çıkarıp işe koyuldu.

More Sentences
start f. kurmak
Florence has always wanted to start her own business.
Florence her zaman kendi işini kurmak istemiştir.

More Sentences
start f. girmek
The baseball player started for his team along with a lot of cheers.
Beyzbol oyuncusu, tezahüratlar eşliğinde takımı için oyuna girdi.

More Sentences
start f. yola çıkmak
The group started late because of some setbacks.
Grup bazı aksilikler nedeniyle yola geç çıktı.

More Sentences
start f. çıkarmak
I don't know who started the fire, but I'm sure it wasn't Tom.
Yangını kimin çıkardığını bilmiyorum ama Tom olmadığına eminim.

More Sentences
start f. kalkmak
There are only five minutes till the train starts, and she hasn't appeared.
Trenin kalkmasına sadece beş dakika var ve o hala ortaya çıkmadı.

More Sentences
start f. çalışmak
Sami's car won't start.
Sami'nin arabası çalışmıyor.

More Sentences
start f. çalıştırmak
The bus driver got the bus started at the station.
Otobüs şoförü otobüsü istasyonda çalıştırdı.

More Sentences
Teknik
start i. başlama
She was looking forward to the start of her senior year.
Okuldaki son yılının başlamasını dört gözle bekliyordu.

More Sentences
start i. başlangıç
The start of the match was very dull.
Maçın başlangıcı çok sıkıcıydı.

More Sentences
start f. başlamak
The road to the suburbs starts at the next exit.
Banliyölere giden yol bir sonraki çıkıştan itibaren başlıyor.

More Sentences
start f. başlatmak
Racial hatred started a war in that country.
Irkçı nefret o ülkede bir savaş başlattı.

More Sentences
start f. çalıştırmak
The bus driver got the bus started at the station.
Otobüs şoförü otobüsü istasyonda çalıştırdı.

More Sentences
Otomotiv
start f. motoru çalıştırmak
Tom couldn't start the motor.
Tom motoru çalıştıramadı.

More Sentences
Spor
start i. start
These plans are Start, Advance, Business, and Enterprise.
Bu planlar Start, Advance, Business ve Enterprise'dır.

More Sentences
Genel
start i. fırlama
start i. sıçrama
start i. avantaj
start i. hareket etme
start i. hareket
start i. mühlet
start i. ürkme
start i. iptida
start i. yola çıkma
start i. başlangıç noktası
start i. başlama noktası
start i. aniden gelişen konuşma
start i. sözcüklerin aniden ağızdan çıkması
start i. ani konuşma
start i. aniden çıkan ses
start i. şaşırtıcı olay
start i. olağandışı gelişme
start i. ilginç olay
start i. tuhaf durum
start i. enteresan olay
start i. kayma
start i. yer değiştirme
start f. çalışmak (motor)
start f. desteklemek
start f. kaynaklanmak
start f. gevşemek
start f. irkilmek
start f. ürkmek
start f. yola koyulmak
start f. ürkütmek
start f. çatmak
start f. yöneltmek
start f. yol vermek
start f. gevşetmek
start f. harekete geçirmek
start f. sıçramak
start f. geri dönmek için yola çıkmak
start f. start almak
start f. start vermek
start f. aniden uyanmak
start f. (ok) aniden yaydan çıkmak
start f. (ok) birden fırlamak
start f. (kitap sayfaları) kaymak
start f. (kitap sayfaları) yerinden çıkmak
start f. sunmak
start f. ileri sürmek
start f. öne sürmek
start f. öne çıkarmak
start f. göz önüne getirmek
start f. tartışmaya açmak
start f. değerlendirmeye açmak
start f. gevşetmek
start f. yavaşlatmak
start f. işe almak
start f. bakmak
start f. büyütmek
start f. yetiştirmek
start f. ilgilenmek
start f. ilk adımı atmak
start f. ilk aşamayı gerçekleştirmek
start f. (sıvıyı) boşaltmak
start f. (sıvıyı) tahliye etmek
start f. (kutuyu) boşaltmak
Konuşma
start expr. başla
Teknik
start i. başlatma
start i. başı
start i. çalışma
start i. harekete geçme
start i. hareket verme
start i. yolverme
start i. çıkıntılı bölüm
start i. kavisli bölüm
start i. bir su değirmeninin ön ve taban bölümünde yer alan kavisli bölüm
start i. (at ile kullanılan) patoz kolu
Bilgisayar
start expr. başla
start expr. başlat
start expr. nesnesini başlat
Botanik
start i. fidan
Tarım
start i. sap
start i. kol
start i. saban sapı
Spor
start i. çıkış çizgisi
start i. çıkış
start i. depar
start i. (müsabaka) başlama
start i. başlangıç çizgisinde durma
start i. başlangıç pozisyonunda olma
start f. yarışmacı olmak
start f. başlangıç çizgisinde olmak
start f. yarışa girmek
start f. bir yarışmada yer almak
start f. yarışa sokmak
start f. yarışa yollamak
Eski Kullanım
start f. görevini ihlal etmek
start f. yolundan sapmak
start f. ayaklanmak
start f. isyan etmek

"start" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Spor
start start i.
These plans are Start, Advance, Business, and Enterprise.
Bu planlar Start, Advance, Business ve Enterprise'dır.

More Sentences
Genel
start take-off i.
Spor
start start signal i.

"start" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
start up i. başlangıç
head start i. üstünlük
martensite start temperature i. martensit başlama sıcaklığı
head start i. avans
the start i. çıkış (yarış)
solid start i. iyi başlangıç
solid start i. sağlam başlangıç
section start i. bölüm başlangıcı
lease start i. kira başlangıcı
start date i. başlangıç tarihi
start date i. başlama tarihi
opportunity to start over i. temiz bir sayfa
opportunity to start over i. yeni bir başlangıç
fresh start i. temiz bir sayfa
fresh start i. yeni bir başlangıç
year of start i. başlangıç yılı
year of start up i. başlangıç yılı
latest start date i. en son işe başlama tarihi
early start time i. erken başlama günü
kick-start i. motive eden insan
kick-start i. teşvik eden insan
jump-start i. aküsü bitmiş motorun aküsünden başka bir motorun aküsüne tel bağlayarak aracı çalıştırma
start-up i. çalıştırma
head start i. avantaj
start of season i. sezon başı
slow start i. yavaş başlangıç
jump-start i. hızlı başlangıç
jump start i. hızlı başlangıç
jump start i. hızlı başlatma
jump-start i. hızlı başlatma
late start i. geç başlangıç
early start i. erken başlangıç
start off as a waiter and end up as the owner of the restaurant i. restoranda garson olarak çalışmaya başlayıp sonunda restoranın sahibi olmak
bump start i. vurdurma
bump start i. iterek çalıştırma
start-up i. başlama
start position i. başlangıç konumu
head start i. iyi başlangıç
head start i. erken başlama
head start i. avantajlı başlangıç
running start i. güç
running start i. avantaj
running start i. istek
running start i. etkili başlangıç
flying start i. hızlı başlangıç
flying start i. iyi başlangıç
flying start i. gelecek vadeden başlangıç
flying start i. güzel başlangıç
flying start i. başta elde edilen avantaj
start-off i. (yarışmada) başla komutu
start-off i. yarışma başlangıcı
start point i. başlangıç noktası
housing start i. konut inşaatının başlangıcı
smart start i. akıllı başlatma
start preseason training f. kampa girmek
give someone a start in life f. birinin hayata atılmasını sağlamak
start on a new bottle of wine f. yeni bir şişe şaraba başlamak
start something going f. bir makineyi çalıştırmak
start from f. birdenbire ayağa sıçramak
give a start f. ürkütmek
start to work f. işe başlamak
start a fire in f. yakmak
start back f. dönmek
start spinning its cocoon f. askıya çıkmak
start war f. savaş başlatmak
start on f. ilgilenmek (hobi vb)
start the ball rolling f. işi başlatmak
start someone in business f. birinin iş hayatına atılmasına yardım etmek
start up f. sıçramak
start a quarrel f. hırgür çıkarmak
start from f. fışkırmak
start off f. başlamak
start back f. geri dönmek
start playing f. oynamaya başlamak
start off f. koyulmak
start up f. çalıştırmak
start someone in as f. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
start up f. fırlamak
start a fire in f. ateş yakmak
start work on with purpose and vigor f. atağa geçmek
start quarreling f. kavgaya tutuşmak
start out f. yolculuğa çıkmak
start burning f. yanmaya başlamak
start to f. koyulmak (bir şeyi yapmaya)
cause to start f. başlamasına neden olmak
start in f. koyulmak
start out to do something f. belirli bir amaç güderek yola çıkmak
start someone out as f. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
start a job f. iş başı yapmak
start to move f. harekete geçmek
start work f. işbaşı yapmak
start out f. yola koyulmak
start using f. kullanıma başlamak
start to one's feet f. birdenbire ayağa sıçramak
start work f. iş başı yapmak
get start f. başlamak
start the car f. arabayı çalıştırmak
start talking incessantly f. çenesi düşmek
start with fear f. ürkmek
start walking f. ayaklanmak
start from one's sleep f. uykusundan sıçrayarak uyanmak
start to talk f. dili çözülmek
give someone a start f. birini irkiltmek
start off f. yola çıkmak
start an uproar f. gürültü koparmak
start out f. koyulmak
give someone a start f. arabasının motorunu çalıştırmak
start back f. ürküp gayriihtiyari bir hareket yapmak
start work (in a workplace) f. işbaşı yapmak
start up f. şaha kalkmak
start out f. yola çıkmak
start up f. çalışmak
make a new start f. yeniden başlamak
start something going f. bir şeyi başlatmak
start from scratch f. (bir yarışta) hareket çizgisinden koşuya başlamak
start a meeting f. toplantıyı açmak
start something up f. bir şeyi başlatmak
start to talk f. dile gelmek
start up f. hareket ettirmek
marry and start a family f. aile kurmak
give a start f. başlatmak
start off f. yola koyulmak
start something up f. bir makineyi çalıştırmak
start out as f. olarak çalışmaya başlamak
start a quarrel f. hır çıkarmak
start a prosecution f. kovuşturma açmak
start a fire f. yangın çıkarmak
start in f. atılmak
start doing f. el atmak
start a baby on solid food f. bebeğe katı mama vermeye başlamak
start a business f. bir işe başlamak
start in f. başlamak
start something over f. bir şeye tekrar başlamak
start a gang f. çete kurmak
start fire f. yangın çıkarmak
start production f. üretime geçmek
start anew f. baştan almak (işi/konuyu)
start afresh f. baştan almak (işi/konuyu)
start over f. baştan almak (işi/konuyu)
start to think he's/she's something special f. ne oldum delisi olmak
start feel enjoyment f. zevkine varmak
start from the beginning f. başından başlamak
just start working f. işe yeni başlamak
start working recently f. işe yeni başlamak
start works f. çalışmalara başlamak
start studies f. çalışmalara başlamak
start a work f. çalışma başlatmak
start behaving sensibly f. akıllanmak
start a tab f. adisyon açmak
start thinking f. düşünmeye başlamak