Bolt - Türkçe İngilizce Sözlük

Bolt

"Bolt" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 104 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bolt i. cıvata
bolt i. sürgü
bolt f. sürgülemek
Genel
bolt i. kısa ok
bolt i. kilit dili
bolt i. bulon
bolt i. fırlama
bolt i. çekilmek partiden
bolt i. başlı cıvata
bolt i. yıldırım
bolt i. kaçınma
bolt i. kaçış
bolt i. kol demiri
bolt i. sürme
bolt i. ani olay
bolt i. beklenmedik olay
bolt i. bir anda ileriye atılma
bolt i. ani ve istemsiz hareket
bolt i. refleks
bolt i. (hasır, saman) demet
bolt i. çok miktarda fışkıran şey
bolt i. bir siyasi partiyi, adayı veya platformu desteklemeyi reddetme
bolt f. fırlamak
bolt f. sıvışmak
bolt f. tıkınmak
bolt f. tüymek
bolt f. elemek
bolt f. kaçmak
bolt f. çiğnemeden yutmak
bolt f. süzmek
bolt f. fırlayıp kaçmak
bolt f. sürmelemek
bolt f. cıvatalamak
bolt f. fırlatmak
bolt f. düşünmeden söylemek
bolt f. ağzından kaçırmak
bolt f. yerinden çıkarmak
bolt f. açığa çıkarmak
bolt f. (kapıyı kapatarak) dışarıda bırakmak
bolt f. desteklemeyi reddetmek
bolt f. (siyasi partiyi, adayı) bırakmak
bolt f. iyiyle kötüyü ayırmak
bolt f. yakından incelemek
bolt f. ayırmak
bolt f. sınıflandırmak
bolt f. rafine etmek
bolt f. saflaştırmak
bolt f. sürgülemek (kapı)
bolt f. tıkınmak
bolt f. mideye indirmek
bolt f. aniden veya gergin bir şekilde hareket etmek
bolt f. başlamak
bolt zf. doğrudan
Konuşma Dili
bolt f. (içecek) yuvarlamak
Hukuk
bolt f. (dava) özel olarak, pratik amaçlı tartışmak
Teknik
bolt i. bulon
bolt i. civata
bolt i. cıvata
bolt i. çubuk
bolt i. ispanyolet demiri
bolt i. kapı sürmesi
bolt i. kapak
bolt i. kilit dili
bolt i. kol demiri
bolt i. mandal
bolt i. saplaç
bolt i. sürme
bolt i. sürgü (kapı kilidinde kullanılır)
bolt i. sürgü
bolt i. duvar kağıdı rulosu
bolt i. (genellikle kumaş için) bir uzunluk ölçüsü
bolt f. cıvatalamak
Tekstil
bolt i. top
bolt i. dokunmuş malzeme rulosu
bolt f. (kumaş ) kol demirine sermek
bolt f. (kumaş ) kol demirine sarmak
Ağaç İşleri
bolt i. kesilecek bir kereste bloğu
bolt i. bir kütüğün kısa ve yuvarlak bir bölümü
bolt i. testere ile kesilmemiş bir uçla birleştirilen tahta demeti
bolt f. (kereste) çubuk halinde kesmek
Otomotiv
bolt i. cıvata
bolt f. cıvatalamak
Havacılık
bolt f. civatalamak
Denizcilik
bolt i. kanvasın standart denizde kullanım ölçümü
bolt i. 39 yarda
Mutfak
bolt i. un eleme makinesi
Botanik
bolt i. düğünçiçeği
bolt i. altıntop çiçeği
bolt f. zamanından önce çiçeklenmek
bolt f. zamanından önce tohumlanmak
bolt f. yaprak kümesinden çiçekli sap geliştirmek
Tarım
bolt f. tohuma kalkmak
Askeri
bolt i. mekanizma
Silah/Atıcılık
bolt i. sürgü
bolt i. tüfek mekanizması
bolt i. ok
Matbaa
bolt i. kağıdın katlanmış kenarı
bolt i. (kitapta) imzanın üst, ön ve alt kenarındaki katlanmış, kesilmemiş kağıt
Eski Kullanım
bolt f. defetmek
bolt f. (ok) atmak
bolt zf. sert bir şekilde
bolt zf. sıkı bir şekilde
bolt zf. katı bir şekilde
bolt zf. aniden

"Bolt" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lock bolt i. kilit dili
eye bolt i. mapa
stud bolt i. saplama
bolt of lightning i. yıldırım
king bolt i. ana sürgü
machine bolt i. makine cıvatası
lock bolt i. kilit sürgüsü
stay bolt i. setskur
cotter bolt i. kamalı cıvata
a bolt from the blue i. hiç beklenmedik bir haber
a bolt from the blue i. hiç umulmayan bir iş
a bolt from the blue i. hiç beklenmedik bir olay
a bolt out of the blue i. hiç beklenmedik bir olay
a bolt out of the blue i. hiç umulmayan bir olay
a bolt out of the blue i. hiç beklenmedik bir iş
a bolt out of the blue i. hiç beklenmedik bir haber
a bolt out of the blue i. hiç umulmayan bir haber
a bolt from the blue i. hiç beklenmedik bir iş
a bolt from the blue i. hiç umulmayan bir olay
a bolt out of the blue i. hiç umulmayan bir iş
a bolt from the blue i. hiç umulmayan bir haber
panic exit device bolt i. tehlike çıkış kapısı açma kolu
barb bolt i. sakallı bulon
door locking bolt i. damaklı çubuk
u-bolt i. u harfi biçiminde iki ucu yivli cıvata
push bolt i. sürgü
safety bolt i. emniyet kilidi
bolt hole i. sığınak
bolt hole i. kaçış yeri
bolt hole i. farenin vb kaçtığı delik
latch bolt i. kapı dili
bolt-hole [uk] i. sığınma yeri
bolt-hole [uk] i. kaçış yeri
bolt-hole [uk] i. hayvan kaçış deliği
bolt-hole i. hayvan kaçış deliği
standing bolt i. saplama vida
standing bolt i. saplama cıvata
make a bolt for f. fırlayıp bir yere doğru koşmak
bolt down f. atıştırmak
make a bolt for it f. kaçmak
make a bolt for it f. tüymek
screw the bolt f. civata sıkmak
loosen the bolt f. cıvata gevşetmek
bolt [obsolete] f. yıldırım gibi aniden düşmek
bolt [obsolete] f. zincirlemek
bolt [obsolete] f. prangaya vurmak
bolt upright s. dimdik
bolt-on s. takviye edici
bolt-on s. ek
Öbek Fiiller
bolt down f. içki içmek
bolt down f. içki yuvarlamak
bolt down f. kadeh yuvarlamak
bolt down f. bir şeyi cıvatalarla yerine sabitlemek
bolt down f. sürgülemek
bolt down f. (bir yere) tutturmak
bolt down f. (bir yere) sabitlemek
bolt something down f. (bir yere) tutturmak
bolt something down f. sürgülemek
bolt something down f. sıkıca bağlamak
bolt something down f. (bir yere) sabitlemek
bolt down f. sıkıca bağlamak
bolt (from) f. aniden hareket etmek
bolt out f. bir anda gitmek
bolt (from) f. aniden zıplamak
bolt out f. aceleyle çıkmak
bolt (out) f. aniden hareket etmek
bolt (out) f. aniden zıplamak
Konuşma Dili
a bolt from the blue i. tepeden inme
a bolt from the blue i. umulmadık şey
a bolt from the blue i. hiç beklenmedik şey
bolt bucket i. külüstür
bolt-on i. silikon (memeler)
bolt bucket i. teneke yığını
bolt bucket i. eski araba ya da herhangi bir makine
bolt bucket i. hurda
bolt bucket i. taka
bolt bucket i. hurda yığını
bolt bucket i. külüstür
shoot one's bolt f. son bir çaba sarf etmek
shoot one's bolt f. son hamleyi yapmak
make a bolt for f. kaçmak
shoot one's bolt f. son atağı yapmak
shoot one's bolt f. elinden gelen son çabayı göstermek
make a bolt for f. fırlamak
make a bolt for f. tabanları yağlamak
shoot one's bolt f. son kurşunu atmak
make a bolt for f. tüymek
make a bolt f. kaçmak
make a bolt f. kirişi kırmak
make a bolt f. tüymek
like a bolt from the blue f. lappadak
have shot your bolt f. bitmek
have shot your bolt f. yapabileceği bir şey kalmamak
have shot your bolt f. tüm kozlarını oynamak
have shot your bolt f. tükenmek
a bolt from the blue expr. sürpriz
like a bolt from the blue expr. pat diye
like a bolt from the blue expr. bir anda
like a bolt from the blue expr. birdenbire
like a bolt from the blue expr. birden
bolt ya rocket expr. yürü git
bolt ya rocket expr. bas git
bolt ya rocket expr. beni rahat bırak
Deyim
bolt from the blue i. ani sürpriz
a bolt out of the blue i. şok eden/bir anda meydana gelen gelişme
a bolt from the blue i. şok eden/bir anda meydana gelen gelişme
bolt from the blue i. beklenmedik sürpiz
bolt from the blue i. açık gökyüzündeki yıldırım
shoot one's bolt f. elinden geleni yapmak
sit bolt upright f. dimdik oturmak
bolt out of some place f. sıvışmak
make a bolt for someone f. birisine doğru koşmak
bolt out of some place f. hızla kaçmak
bolt to the bran f. iyice incelemek
bolt to the bran f. önemli bir şeyi keşfetmek için incelemek
bolt upright f. dikleşmek
bolt upright f. birden dikleşmek
make a bolt for (someone or something) f. (birine/bir şeye) doğru fırlamak
make a bolt for it/something f. bir şeye doğru fırlamak
make a bolt for it/something f. hızlıca kaçmak/tüymek
make a bolt for it/something f. bir şeye hızla koşmak
make a bolt for it/something f. hızla bir şeye gitmek
make a bolt for (someone or something) f. (birine/bir şeye) koşmak
make a bolt for (someone or something) f. hızla (birine/bir şeye) gitmek
make a bolt for it/something f. fırlayıp bir şeye doğru koşmak
make a bolt for (someone or something) f. fırlayıp (birine/bir şeye) doğru koşmak
shoot your bolt [uk] f. elinden geleni yapmak
shoot bolt f. son atağı yapmak
shoot bolt f. son hamleyi yapmak
shoot your bolt [uk] f. son atağı yapmak
shoot bolt f. son kurşunu atmak
shoot bolt f. elinden gelen son çabayı göstermek
shoot your bolt [uk] f. elinden gelen son çabayı göstermek
shoot bolt f. son bir çaba sarf etmek
shoot your bolt [uk] f. son kurşunu atmak
shoot bolt f. elinden geleni yapmak
like a bolt from the blue zf. hayret uyandırırcasına
like a bolt from the blue zf. pat diye
like a bolt from the blue zf. umulmadık/beklenmedik bir biçimde
like a bolt from the blue zf. hazırlıksız
like a bolt from the blue zf. şaşkınlık verircesine
bolt from the blue expr. tepeden inme
bolt from the blue expr. labbadak
bolt upright expr. dimdik
bolt upright expr. kendinden emin biçimde dimdik
like a bolt out of the blue expr. apansız
like a bolt out of the blue expr. aniden
like a bolt from the blue expr. aniden
like a bolt from the blue expr. apansız
like a bolt from the blue expr. bir anda